Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kaynak - İslami Bilgiler - Insan Ve - 1. Sayfa

Okuyucuya not: Bu eser tasavvuf ve tarikatları tanıtmaktadır; aktarılan görüşlerin bir kısmı Kitap ve Sünnet ölçüsüyle bağdaşmaz. Akîde meselelerinde Kur'an, sahih sünnet ve Selef âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır.

Kaynak: İnsan ve İnsanüstü - Süleyman Ateş, Dergah Yayınları, 2.Baskı, İst-1985,

 

  1. Süleyman Ateş Gaybı bilmek hususunda Allah’a iftira ediyor.(S.183-184)

     Bu, gaybı bilmek anlamına gelmez. Fakat gaybı bilen Allah, kendi nuruna yaklaşan; bâtıl hayallerle hakikat suretlerinin görünmesine engel olan vesvese­lerle uğraşmayan kalbe bazı gerçekleri atar. Bu, ku­lun kendi gücüyle kazandığını bilgi değil, Allah'ın lutfuyla kendisine bağışlanan bilgidir. Allah'ın gaybı-nı kimse kendi dış duyularının gücüyle bilemez. Fa­kat Allah, kendisine yaklaşan kullarını bazı gayb bil­gilerine muttali kılabilir. Nitekim yüce Allah: «O gaybı bilendir. Kendi görünmez bilgisini kimseye göstermez.

           Ancak razî olduğu elçiye gösterir...» (Cin, 72/26-27), buyurmuştur. Yüce Allah, dilediği elçisini gaybına muttali kıl­dığı gibi elçisinin hizmetinde olup ondan ışık alan ve böylece yücelen, Hakk'ın nuruna yaklaşan kimseleri de gaybınden bazı parıltılar sunar.

 

  1. Süleyman Ateş , Cüneyd’in Mürid’inin şahsında Allah’a iftira ediyor. (S.186-187)

 

       Cüneyd'in müridlerinden bir genç, içten geçen dü­şünceleri bilir ve söylerdi. Bunu haber alan Cüneyd:

—   Senin hakkında anlatılan    nedir? diye sordu.
Genç:

—   İçinden bir şey tut, dedi.

—   Tuttum.

—   Şöyle şöyle düşünüyorsun.

—   Hayır.

—   Bir daha tut.

—   Tuttum.

—   Şöyle şöyle düşünüyorsun.

—   Hayır.

—   Bir daha tut.

—   Tuttum.

—   Şöyle şöyle düşünüyorsun.

—   Hayır.

—   Çok tuhaf. Sen çok doğru bir insansın, ben ise kalbimi biliyorum.

—   Birincide de, ikincide de, üçüncüde de doğru bilmiştin. Fakat ben kalbin değişecek mi diye seni sı­namak istedim.

Ebu Said Harrâz anlatıyor: Mescid-i haram'a git­tim, üzerinde iki hırka bulunan bir fakir geldi, dileniyordu. Kendi kendime: «Böyleleri insanların sırtına yüktür» diye içimden geçirdim. Yüzüme baktı:

«— Bilin ki Allah, içlerinizden geçeni bilir, O'ndan sakının.» (Bakara 2/239), dedi. Hemen içimden istiğfar ettim. Bana şöyle seslendi:

«— O öyle Allah'tır ki kullarından tevbeyi kabul eder.» (Şura 42/25).