Muhtelif - 13. Sayfa - Kuranisiginda
c- Ölüm Bir Uykudur
MÜRİT- Kabir hayatı konusunda ne diyeceksin?
BAYINDIR- Allah Teâlâ ölümü uykuya benzeterek şöyle buyuruyor:
“Allah ölüm esnasında ruhları alır, ölmeyenlerinkini de uykuda alır. Ölümüne hükmettiğini tutar, ötekileri belli bir vakte kadar salıverir.” (Zümer 39/42)
Bu âyete göre Allah, ölülerin ruhunu, belli bir yerde tutmaktadır.
"Geceleyin sizi öldüren ve gündüzün ne yaptığınızı bilen odur. Sonra belirli süre doluncaya kadar gündüzün sizi kaldırır." (En'am 6/60)
Kıyamet'in kelime anlamı kalkıştır. Öldükten sonraki dirilme yataktan kalkışa, Sura üflenmesi de kalk borusunun çalınmasına benzer. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
"Sura üflenmiştir. İşte o zaman kabirlerinden Rablerine doğru koşup giderler.
"Yazık oldu bize! Bizi yattığımız yerden kim kaldırdı? diyeceklerdir." (Yasin 36/51-52)
Kur'an'a göre ölüm bir uyku, kabir bir uyuma yeri, öldükten sonra dirilme de uykudan uyanmadan başka bir şey değildir. Hadis-i şeriflerde belirtilen kabir azabı da uykuda görülen kötü rüyalar gibi olmalıdır.
Uyuyan kişi, aradan ne kadar zaman geçtiğini anlamaz. Ölenin durumu da aynıdır. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de biri ölen, diğeri uyuyanla ilgili iki örnek vardır.
Ashab-ı Kehf mağarada tam 309 yıl uyumuştu[1]. Bu konuda Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
"Birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: "Ne kadar kaldınız?" diye sordu. "Bir gün, belki de daha az kaldık" dediler." (Kehf 18/19)
Ölümle ilgili âyet de şudur:
"Şuna da bakmaz mısın[2]? O, tavanları çökmüş, duvarları üzerlerine yıkılmış bir kente uğradı da "Allah burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek?" dedi. Bunun üzerine Allah onu yüz yıl ölü bıraktı, sonra kaldırdı ve "Ne kadar kaldın?" diye sordu, o da "Bir gün, belki de bir günden az." dedi. Allah buyurdu ki; "Yok, tam yüz yıl kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine baksana, bozulmamışlar bile. Bir de şu eşeğine bak. Seni insanlara bir ibret yapalım diye bunu yaptık. Kemiklere bak, onları nasıl birleştirecek, sonra onlara et giydireceğiz." Bunlar apaçık belli olunca şöyle dedi; "Ben artık anladım ki, Allah'ın gücü gerçekten her şeye yeter." (Bakara 2/259)
Yüz sene ölü kalıp dirilen de 309 sene uykuda kalanlar da "Bir gün veya bir günden az." kaldıklarını sanıyor.
İşte kabir hayatını anlamak isteyenler bu âyetlerden ders alabilirler.
Uyuyan kişi, vücudundan nasıl habersizse ölü de habersizdir. Uyuyan kişinin ruhu gelip tekrar aynı bedene gireceği için bedeni diri kalıyor. Ölenin ruhu geri dönmeyeceğinden bedeni ölüyor. Ahirette yeniden yaratılan bedene gelen ruh kendini uykudan uyanmış gibi hissediyor ve "Bizi yattığımız yerden kim kaldırdı? " (Yasin 36/51-52) diyor. Beden toprakta çürümüş, yeniden yaratılmış, ama o bunun farkında değil. O, uyuyup uyandığını zannediyor. Aradan geçen zamanın da farkında değil. İşte ölüm bize bir uyku kadar, kıyamet de uykudan uyanmak kadar yakındır.
Uyku, hayatta bir kesinti değil, süreklilik için zorunlu bir dinlenmedir. Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem kıyametteki kalkışın da dünya hayatının devamı gibi olacağını bildirmektedir:
"Her kul, ne üzere öldüyse o şekilde diriltilir[3]."
Veda Haccında birisi bineğinden düşmüş boynu kırılmıştı. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki, onu su ve sidr ile yıkayın, iki parça bez içinde kefenleyin, koku sürmeyin ve başını örtmeyin. Çünkü Kıyamet günü telbiye[4] getirir durumda kaldırılacaktır[5]."
Bu hadis gerçekten düşündürücüdür. Burada o şahsın ölümünü ihramlı[6] bir hacının uyuması gibi saymıştır. İhramlı koku sürünmez, uyurken başını örtmez. Uykudan kalkınca telbiye getirir.
MÜRİT- O zaman kabrin cennet bahçelerinden bir bahçe veya cehennem çukurlarından bir çukur olmasını nasıl izah edebiliriz?
BAYINDIR- Kabir hayatını rüyaya benzetebiliriz. Güzel rüya gören rüyanın hiç bitmemesini ister. Sıkıntılı rüya görenler de uyanınca iyi ki, rüyaymış diye şükrederler. Doğrusunu Allah bilir.
[1]- Kehf suresi 18/25
[2]- Bu ayet, bir önceki ayetin başındaki "Görmedin mi?" ifadesi üzerine atfedildiği için o meale "Şuna da bakmaz mısın?" ilavesini yaptık.
[3]- Müslim, Cennet, 19, Hadis no 83-(2878).
[4]- Telbiye, hac veya umre için ihrama giren kişilerin okuduğu şu zikirdir: Lebbeyk Allahumme lebbeyk, lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk. İnne'l-hamde v'en-nimete leke v'el-mülk, lâ şeîke leke.
[5]- Buhârî, Cenâiz, 20.
[6]- İhram, hac veya umreye niyet edip telbiye getirdikten sonra bu ibadetlerle ilgili yasakların başlaması anlamına gelir. Erkeklerin ihram süresince başlarını örtmeleri yasaktır.
İslami Okul Okulların En Önemlisi