Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 13. Sayfa - Kuranisiginda

Okuyucuya not: Bu eser tasavvuf ve tarikatları tanıtmaktadır; aktarılan görüşlerin bir kısmı Kitap ve Sünnet ölçüsüyle bağdaşmaz. Akîde meselelerinde Kur'an, sahih sünnet ve Selef âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır.

c- Ölüm Bir Uykudur

 

MÜRİT- Kabir hayatı konusunda ne diye­cek­sin?

BAYINDIR- Allah Teâlâ ölümü uykuya benze­terek şöyle buyuruyor: 

“Allah ölüm esnasında ruhları alır, ölmeyen­le­rinkini de uykuda alır. Ölümüne hükmettiğini tutar, ötekileri belli bir vakte kadar salıverir.” (Zümer 39/42)

Bu âyete göre Allah, ölüle­rin ruhunu, belli bir yerde tutmaktadır.

"Geceleyin sizi öldüren ve gündüzün ne yap­tığınızı bilen odur. Sonra belirli süre doluncaya kadar gündüzün  sizi kaldırır."  (En'am 6/60)

Kıyamet'in kelime anlamı kalkıştır. Öldükten sonraki dirilme yataktan kalkışa, Sura üflenmesi de kalk borusunun çalınmasına benzer. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Sura üflenmiştir. İşte o zaman kabirlerinden Rablerine doğru koşup giderler.

"Yazık oldu bize! Bizi yattığımız yerden kim kaldırdı? diyeceklerdir." (Yasin 36/51-52)

Kur'an'a göre ölüm bir uyku, kabir bir uyuma yeri, öldükten sonra dirilme de uykudan uyan­ma­dan başka bir şey değildir. Hadis-i şeriflerde belirti­len kabir azabı da uykuda görülen kötü rüyalar gibi olmalıdır.

Uyuyan kişi, aradan ne kadar zaman geçti­ğini anlamaz. Ölenin durumu da aynıdır. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de biri ölen, diğeri uyu­yanla ilgili iki örnek vardır.

Ashab-ı Kehf mağarada tam 309 yıl uyumuştu[1]. Bu konuda Allah Teâlâ şöyle buyuru­yor:

"Birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: "Ne kadar kaldınız?" diye sordu. "Bir gün, belki de daha az kaldık" dediler." (Kehf 18/19)

Ölümle ilgili âyet de şudur:

"Şuna da bakmaz mısın[2]? O, tavanları çök­müş, duvarları üzerlerine yıkılmış bir kente uğradı da "Allah burayı ölümünden sonra nasıl dirilte­cek?" dedi. Bunun üzerine Allah onu yüz yıl ölü bıraktı, sonra kaldırdı ve "Ne kadar kal­dın?" diye sordu, o da  "Bir gün, belki de bir günden az." dedi. Allah buyurdu ki; "Yok, tam yüz yıl kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bak­sana, bozulmamışlar bile. Bir de şu eşeğine bak. Seni insanlara bir ibret yapalım diye bunu yaptık. Kemiklere bak, on­ları nasıl birleştirecek, sonra onlara et giydirece­ğiz." Bunlar apaçık belli olunca şöyle dedi; "Ben artık anladım ki, Allah'ın gücü gerçekten her şeye yeter." (Bakara 2/259)

Yüz sene ölü kalıp dirilen de 309 sene uy­kuda kalanlar da "Bir gün veya bir günden az." kaldık­larını sanıyor.

İşte kabir hayatını anlamak isteyenler bu âyetlerden ders alabilirler.

Uyuyan kişi, vücudundan nasıl habersizse ölü de habersizdir. Uyuyan kişinin ruhu gelip tekrar aynı bedene gireceği için bedeni diri kalı­yor. Ölenin ruhu geri dönmeyeceğinden bedeni ölüyor. Ahirette yeniden yaratılan bedene gelen ruh kendini uykudan uyanmış gibi hissediyor ve  "Bizi yattığımız yerden kim kaldırdı? " (Yasin 36/51-52) di­yor. Beden toprakta çürü­müş, yeniden yaratılmış, ama o bunun farkında değil. O, uyuyup uyandı­ğını zannediyor. Aradan geçen zamanın da far­kında değil. İşte ölüm bize bir uyku kadar, kıyamet de uykudan uyanmak kadar yakındır.

Uyku, ha­yatta bir kesinti değil, süreklilik için zorunlu bir dinlen­medir. Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem kıyametteki kalkışın da dünya hayatının devamı gibi olacağını bildirmektedir:

"Her kul, ne üzere öldüyse o şekilde dirilti­lir[3]."

Veda Haccında birisi bineğinden düşmüş boynu kırılmıştı. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki, onu su ve sidr ile yıka­yın, iki parça bez içinde kefenleyin, koku sür­meyin ve başını örtmeyin. Çünkü Kıyamet günü telbiye[4] getirir durumda kaldırılacaktır[5]."

Bu hadis gerçekten düşündürücüdür. Burada o şahsın ölümünü ihramlı[6] bir hacının uyuması gibi saymıştır. İhramlı koku sürünmez, uyurken başını örtmez. Uykudan kalkınca telbiye getirir.

MÜRİT- O zaman kabrin cennet bahçele­rinden bir bahçe veya cehennem çukurlarından bir çukur olmasını nasıl izah edebiliriz?

BAYINDIR-  Kabir hayatını rüyaya benzete­biliriz. Güzel rüya gören rüyanın hiç bitmemesini ister. Sıkıntılı rüya görenler  de uyanınca  iyi ki, rü­yaymış diye şük­rederler. Doğrusunu Allah bilir.


 

[1]- Kehf suresi 18/25

[2]- Bu ayet, bir önceki ayetin başındaki "Görmedin mi?" ifadesi üzerine atfedildiği için o meale "Şuna da bakmaz mısın?" ilavesini yaptık.

[3]- Müslim, Cennet, 19, Hadis no 83-(2878).

[4]- Telbiye, hac veya umre için ihrama giren kişilerin okuduğu şu zi­kirdir: Lebbeyk Allahumme lebbeyk, leb­beyke lâ şerîke leke lebbeyk. İnne'l-hamde v'en-nimete leke v'el-mülk, lâ şeîke leke.

[5]- Buhârî, Cenâiz, 20.

[6]- İhram, hac veya umreye niyet edip telbiye getir­dikten sonra bu iba­detlerle ilgili yasakların başlaması anlamına gelir. Erkeklerin ihram sü­resince başlarını örtmeleri yasaktır.