Muhtelif - 33. Sayfa - Kuranisiginda
a- İsyankarlığı ilham
İsyankarlık, kişinin Allah’a, insanlara veya kendine karşı yanlış davranışıdır. Böyle biri, hem isyandan önce hem de sonra bir huzursuzluk duyar. Buna iç sıkıntısı veya vicdan azabı denir.
Yusuf aleyhisselamı Züleyha'dan uzaklaştıran bürhan, Allah’ın “(Nefse) isyankârlığını ilham etmesi" olmalıdır. Yusuf Suresi’nin 24. âyetinde şöyle buyuruluyor:
“Andolsun ki, kadın ona meyletti. Eğer Rabbının bürhanını görmeseydi o da kadına meyledecekti...”
Günah karşısında insan önce irkilir, sonra ya vazgeçer, ya da günaha dalar. İşte insanı irkilten, Allah Teâlâ’nın “(Nefse) isyankârlığını ilham etmesi" dir. Merhameti sonsuz olan Rabbımız günah işleyecek olana son bir ihtarda bulunarak "İsyana giriyorsun, dikkat et." demiş oluyor. İsyandan sonra da kendine bir iç sıkıntısı vererek onu tevbeye teşvik ediyor.
Bu irkilmenin müslüman olmayan insanlarda da olduğunu aşağıdaki âyetlerden anlayabiliriz. Önce âyetlerin inişine sebep olan olaya bakalım.
Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme eziyet eden Ebu Cehil, Ebu Leheb, Ebu Süfyan, Velîd b. Muğîre, Nadr b. Hars, Ümeyye b. Halef ve As b. Vail bir araya geldiler ve dediler ki, “Hac zamanında Arap heyetleri gelip bize Muhammed hakkında soru soruyorlar, her birimiz bir başka cevap veriyoruz. Birimiz deli, diğerimiz kâhin, bir başkamız da şairdir diyor. Cevapların farklı olmasından dolayı Araplar, bunların hepsinin yanlış olduğu sonucunu çıkarıyor. Gelin, Muhammed’e bir tek isim vermek üzere anlaşalım.”
Birisi dedi ki, “O şairdir.” Velid b. Muğîre dedi ki, “Ben Ubeyd b. el-Ebras ve Ümeyye b. Ebî’s-Salt’ın şiirlerini dinledim, bunun sözü onlarınkine benzemiyor.
Bir başkası dedi ki, “O kâhindir.” Velid, “Kâhin kime derler?” diye sordu. “Bazan doğru bazan da yalan söyleyen kimsedir.” dediler. Velid dedi ki, “Muhammed asla yalan söylememiştir.”
Biri de “O delidir.” dedi. Velid, “Deli kime derler?” diye sordu. “İnsanları korkutan kişiye.” dediler. Velid, “Şimdiye kadar Muhammed’le kimse korkutulmamıştır.” dedi
Sonra Velid kalktı evine gitti. Herkes, Velid b. Muğîre din değiştirdi, dedi. Ebu Cehil hemen onun yanına gitti ve dedi ki, “Senin neyin var? İşte Kureyş, sana yardım topladı. Onlar senin ihtiyaç içine düşüp dinini değiştirdiğin kanaatindeler.” Velid dedi ki, benim ona ihtiyacım yok, ama Muhammed hakkında düşündüm; o sihirbazdır, diyorum. Çünkü sihirbaz baba ile oğulun, kardeş ile kardeşin, karı ile kocanın arasını ayırır.”
Sonra ona sihirbaz lakabı takmak üzere anlaştılar. Çıkıp Mekke‘de yüksek sesle bağırdılar. Halk toplu haldeydi, dediler ki; “Muhammed gerçekten sihirbazdır.” Bu söz halk arasında yankılandı. Bu Allah'ın Elçisi sallallahu aleyhi ve selleme çok ağır geldi. Evine döndü ve üzerini elbisesiyle örttü. Bunun üzerine Müddessir suresi indi[1].
Velid b. Muğîre’nin bu kararı verirken iç sıkıntısı çektiği ve zorlandığı görülüyor. Çünkü büyük bir isyan içindeydi. Aşağıdaki âyetler bunu ortaya koyuyor.
“O bir düşündü, ölçtü biçti. Kahrolası ne biçim ölçme biçmeydi o öyle.
Vah kahrolasıca vah, ne biçim ölçme biçmeydi o öyle.
Sonra bir bakındı.
Sonra kaşlarını çattı ve surat astı.
Sonra ardına döndü ve büyüklük tasladı.
Hemen şöyle dedi: “Bu olsa olsa üstün bir sihir olabilir.
Bu olsa olsa bir insan sözü olabilir. “ (Müddessir 74/18-25)
Müslümanlığa karşı çıkan herkes içten rahatsız olur ve sıkıntıya düşer. Bu yüzden davranış bozuklukları gösterirler. “Zaman olur kâfirler, keşke müslüman olsalar, diye arzu ederler.” (Hicr 15/2)
Kafirler hep kuşku içinde olurlar. “Kurdukları binalar, kalpleri parçalanıncaya kadar, içlerinde bir kuşku olarak kalmaya devam eder. ” (Tevbe 9/110) Bu kuşku, Allah'ın onlara olan merhametindendir. Kimilerinin bu sayede akılları başlarına gelir ve girdikleri yanlış yoldan vazgeçerler.
Günahtan sonra devam eden vicdan rahatsızlığı da kişiyi pişmanlığa ve tevbeye yönelten ilhamdır. İşte Allah’ın merhametinin büyüklüğü.
İslami Okul Okulların En Önemlisi