Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 34. Sayfa - Kuranisiginda

Okuyucuya not: Bu eser tasavvuf ve tarikatları tanıtmaktadır; aktarılan görüşlerin bir kısmı Kitap ve Sünnet ölçüsüyle bağdaşmaz. Akîde meselelerinde Kur'an, sahih sünnet ve Selef âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır.

b- Takvâyı ilham

 

Takvâ, nefsi fenalıktan korumak demektir. Kişi, Allah’a karşı, in­san­lara karşı ve kendine karşı fe­nalık yapmamalıdır. Böyle bir davranış onu dün­yada töhmet altına girmek­ten, ahirette de cehen­nem aza­bın­dan korur. Günah­lardan ka­çınmanın ve sevap­ iş­lemenin neticesi budur. İnsan, takvaya götü­ren davranışlarının neşe­sini içinde duyar. İşte bu neşe Allah’ın ilhamıdır. Takvaya uygun davrananlarda görü­len iç hu­zuru ve kararlılık Allah’ın ilha­mıyla olu­şur.

Hadis-i şerifte konunun çok gü­zel izahı vardır. Vabısa b. Mabed di­yor ki, Hz. Muhammed sallal­lahu aleyhi ve selleme git­tim buyurdu ki; “İyi­likten ve günahtan sormak için mi geldin? “

Evet, dedim.

Bunun üzerine parmaklarını bir araya getirerek göğsüne vurdu ve üç kere şöyle dedi: “Nefsine danış, kalbine danış Va­bısa! İyilik, nefsin yatış­tığı, kalbin yatıştığı şeydir. Günah da içe dokunan ve göğüste te­reddüt do­ğuran şeydir. İsterse in­san­lar sana fetva vermiş, yaptığını uygun bul­muş ol­sunlar.[1]”

Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyur­muştur: “Seni işkillendiren şeyi bı­rak işkillendirmeyene geç. Çünkü doğru­luk iç hu­zuru verir, yalan da şüphe ve te­reddüd doğu­rur[2].”

İçe doğan her şey ilham değildir, şeytan ves­vesi de olabilir. Çünkü şeytan "İnsanlara ves­vese veren, onların içini karıştıran"[3] bir varlıktır. Şeytan Allah’tan yetki alınca şöyle de­mişti:

“İşte senin beni azgın­lığa uğ­ratmana karşılık andol­sun ki, ben de senin doğru yolunun üze­rinde oturacağım.

Sonra önle­rinden arka­ların­dan, sağ­larından solların­dan insanlara soku­lacağım. Sen de on­ların pek çoğunu artık sana şükreder bulama­yacaksın.

Allah Teâlâ bu­yurdu ki; haydi, ye­rilmiş ve ko­vulmuş ola­rak çık ora­dan. An­dol­sun ki, onlar­dan her kim sana uyacak olursa Cehennemi si­zin he­pinizle doldura­cağım.” (A’raf 7/ 16-18)

Şeytan, bu yetkiyle  elçiler de dahil her­kese so­kulur ve onları yanlış davranış­lara yönelt­meye çalışır. Allah Teâlâ şöyle buyuru­yor:

“(Ey Muhammed!) Senden önce gön­derdi­ğimiz tek  bir nebi ve elçi yoktur ki, bir şeyi ar­zuladığı zaman, şeytan onun arzu­suna ves­vese karış­tır­mış olmasın. Al­lah şey­tanın ka­rıştırdığını giderir, sonra Allah kendi âyetlerini pekiştirir. Allah bilendir, hakîmdir.” (Hacc 22/52)

İlham ile vesveseyi ayırabilmek için içimize gelen şeyi Allah’ın emir ve yasakları yönünden denet­lemek gerekir.

İşte nefs-i mül­heme[4] budur. Mü’min-kâfir, herkesin nefsi nefs-i mülhe­medir. Allah ona, isyankarlığını ve takvasını ilham eder.

MÜRİT- İsyankarlık ve takvâ dışında bir ilham olmaz mı?

BAYINDIR- Elbette olur. Allah insanın kalbine bir çok şey doğurur. Bu konu ile ilgili ayetler vahiy bölümünde geçmişti. Bu da mümin ve kafir ayırımı olmadan her insanda olur. Şairler ve buluş sahipleri buna örnek verilebilir.


 

[1]-Sünen-i Dârimî, Büyu, 2.

[2]-Tirmizî, Kı­yame 60.

[3]- Nas Suresi 114/5

[4]- Günümüz tasavvuçuları buna nefs-i mülhime di­yorlar. Mülhime, ilham eden anlamına gelir. Nefis il­ham etmez, ilham alır. Bu sebeple kendine ilham edi­len anlamına mülheme kelimesi kullanılmalıdır.