Muhtelif - 34. Sayfa - Kuranisiginda
b- Takvâyı ilham
Takvâ, nefsi fenalıktan korumak demektir. Kişi, Allah’a karşı, insanlara karşı ve kendine karşı fenalık yapmamalıdır. Böyle bir davranış onu dünyada töhmet altına girmekten, ahirette de cehennem azabından korur. Günahlardan kaçınmanın ve sevap işlemenin neticesi budur. İnsan, takvaya götüren davranışlarının neşesini içinde duyar. İşte bu neşe Allah’ın ilhamıdır. Takvaya uygun davrananlarda görülen iç huzuru ve kararlılık Allah’ın ilhamıyla oluşur.
Hadis-i şerifte konunun çok güzel izahı vardır. Vabısa b. Mabed diyor ki, Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme gittim buyurdu ki; “İyilikten ve günahtan sormak için mi geldin? “
Evet, dedim.
Bunun üzerine parmaklarını bir araya getirerek göğsüne vurdu ve üç kere şöyle dedi: “Nefsine danış, kalbine danış Vabısa! İyilik, nefsin yatıştığı, kalbin yatıştığı şeydir. Günah da içe dokunan ve göğüste tereddüt doğuran şeydir. İsterse insanlar sana fetva vermiş, yaptığını uygun bulmuş olsunlar.[1]”
Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Seni işkillendiren şeyi bırak işkillendirmeyene geç. Çünkü doğruluk iç huzuru verir, yalan da şüphe ve tereddüd doğurur[2].”
İçe doğan her şey ilham değildir, şeytan vesvesi de olabilir. Çünkü şeytan "İnsanlara vesvese veren, onların içini karıştıran"[3] bir varlıktır. Şeytan Allah’tan yetki alınca şöyle demişti:
“İşte senin beni azgınlığa uğratmana karşılık andolsun ki, ben de senin doğru yolunun üzerinde oturacağım.
Sonra önlerinden arkalarından, sağlarından sollarından insanlara sokulacağım. Sen de onların pek çoğunu artık sana şükreder bulamayacaksın.
Allah Teâlâ buyurdu ki; haydi, yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun ki, onlardan her kim sana uyacak olursa Cehennemi sizin hepinizle dolduracağım.” (A’raf 7/ 16-18)
Şeytan, bu yetkiyle elçiler de dahil herkese sokulur ve onları yanlış davranışlara yöneltmeye çalışır. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
“(Ey Muhammed!) Senden önce gönderdiğimiz tek bir nebi ve elçi yoktur ki, bir şeyi arzuladığı zaman, şeytan onun arzusuna vesvese karıştırmış olmasın. Allah şeytanın karıştırdığını giderir, sonra Allah kendi âyetlerini pekiştirir. Allah bilendir, hakîmdir.” (Hacc 22/52)
İlham ile vesveseyi ayırabilmek için içimize gelen şeyi Allah’ın emir ve yasakları yönünden denetlemek gerekir.
İşte nefs-i mülheme[4] budur. Mü’min-kâfir, herkesin nefsi nefs-i mülhemedir. Allah ona, isyankarlığını ve takvasını ilham eder.
MÜRİT- İsyankarlık ve takvâ dışında bir ilham olmaz mı?
BAYINDIR- Elbette olur. Allah insanın kalbine bir çok şey doğurur. Bu konu ile ilgili ayetler vahiy bölümünde geçmişti. Bu da mümin ve kafir ayırımı olmadan her insanda olur. Şairler ve buluş sahipleri buna örnek verilebilir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi