Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 35. Sayfa - Kuranisiginda

Okuyucuya not: Bu eser tasavvuf ve tarikatları tanıtmaktadır; aktarılan görüşlerin bir kısmı Kitap ve Sünnet ölçüsüyle bağdaşmaz. Akîde meselelerinde Kur'an, sahih sünnet ve Selef âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır.

23- Şefaat*

 

Şefaat, bazı müminleri bağışlaması için, ahi­rette Allah'tan istekte bulunma anlamına ge­lir.

MÜRİT - Biz burada Şeyh Efendi ile iyi ge­çini­yoruz ki, belki ahirette eteğinden tutarız, belki bize faydası dokunur.

BAYINDIR- Yani size şefaat edeceğini mi söy­lüyor­sunuz?

ŞEYH EFENDİ- Neden olmasın? Büyük Şeyh Mustafa İsmet Garibullah kuddise sirruhu hazret­leri Risale-i kudsiyye­sinde şöyle bu­yurdu: Hz. Ebu Bekr'e varıncaya ka­dar bütün silsilenden yardım iste­meyi adet et. Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme vararak ondan da yardım iste. Şeyhini şefaatçı, aracı kıl ki, seni sevinçle doldursun[1].

BAYINDIR- Şeyh şefaat yetki­sini kimden alı­yor? Allah hangi şeyhe böyle bir yetki ver­miştir?

 Her namazın arkasın­dan okuduğu­muz Ayet’el-kürs­î’de”Onun izni olmadan onun ka­tında şe­faat ede­cek olan da kim­miş?” buyu­rulmuyor mu?

Hz. Ebu Bekr'e varıncaya ka­dar bütün silsi­le­nizden yardım istemeyi adet edip Kıyamete kadar size cevap veremeyecek olan kişileri  razı etmek için boşuna uğraşacağınıza Allah'ı razı et­meye çalışsanız daha iyi olmaz mı?

MÜRİT-  Biz her şeyi Allah rızası için ya­parız. Çünkü  “Allah’ın bir rı­zası her şey­den büyüktür.” (Tevbe 9/72)

 BAYINDIR-  Allah'ın reddettiği şeyleri ya­parak onun rızası kazanılır mı? Siz ne aklınızı kullanı­yorsunuz, ne de Allah'ın gön­derdiği Kur'an'a uy­gun davranı­yorsunuz. Halbuki, Allah"..pisliği aklını kullan­mayanların üs­tüne bırakır."  (Yunus 10/100)

Şu âyetler sanki sizi an­latıyor:

“De ki, Allah’ın yakınında[2] olduğunu bildik­lerinize yalva­rın ba­ka­lım. Onların göklerde de yerde de zerre ağırlığında bir şeye hükümleri geçmez. Onların bu iki şeyde bir or­taklıkları  yok­tur. Allah’ın onlar ara­sından bir yardımcısı da bu­lunmaz.Allah’ın katında, kendisinin uy­gun gördü­ğünden başkası­nın şe­fa­ati yarar sağlamaz. Yürekle­rindeki korku giderilince “Rabbınız ne bu­yurdu?” dediler. Hakkı buyurdu diye cevap ver­di­ler. O yücedir, büyük­tür.“ (Sebe’ 34/22,23)

“Rablerinin huzurunda toplanacak­ları gün­den korkanları Kur’an ile uyar; onların Alla­h’tan başka ne bir dostları ne de şefaatçileri vardır. Belki (bu sayede) kendilerini korurlar.”(En’am 6/51)

Allah kime şefaat yetkisi verirse yalnız on­lar, Allah’ın di­lediği kimse­lere şefaat edebilirler.

“Allah onların yaptık­larını da yapa­cak­larını da bilir. Şefaata yetkili kıldıkları, onun razı ol­duğu kişilerden başka­sına şefaat edemezler. Kendileri de onun korkusundan titrerler.“ (Enbiya 21/28)

 


 

[1]- Ruhu'l-Furkan, c. II, s.86. 

[2]- Ayette  kelimesi geçmektedir. 9 numaralı dip­notta bu kelimenin akreb (en yakın) manasına zarf ol­duğu açıklanmıştı. Buna göre ayette geçen  Allah'ın dunundan ifadesi Allah'ın en yakınından  demek olur.