Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 38. Sayfa - Kuranisiginda

Okuyucuya not: Bu eser tasavvuf ve tarikatları tanıtmaktadır; aktarılan görüşlerin bir kısmı Kitap ve Sünnet ölçüsüyle bağdaşmaz. Akîde meselelerinde Kur'an, sahih sünnet ve Selef âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır.

24 - Rabıta

 

BAYINDIR - Bir de rabıta'nız var.

ŞEYH EFENDİ- Evet doğru. Rabıta bir müridin, mürşid-i kâmilinin ru­hâniye­tiyle bera­ber, suretini kalp gözünün önüne getirerek ha­yal etmesi ve kalbiyle ondan yar­dım istemesinden ibarettir[1].

BAYINDIR- Daha iyi anlamak için soruyo­rum, mürit şeyhini yükseklerde görüyor, onun bir çok yetkiye sahip olduğunu düşünüyor, kendisini de düşük seviyede sayıyor. Sonra şeyhinin hayalini karşısına getiriyor ve ondan yardım istiyor. Bunu şeyhinin yanında yapmıyor değil mi?

ŞEYH EFENDİ- Doğru. Bak, bu işi biz uydur­madık. Muhammed Halid Hazretleri, Risale-i Halidiye’sinde şöyle buyuruyor:

Rabıtanın en üstün derecesi, iki gözün ara­sında olan hayal hazinesi ile mürşidin ruhaniyetinin yüzüne hatta iki gözünün arasına bak­maktır. Zira orası feyiz kaynağıdır. Ondan sonra mürşide karşı kendini alçaltarak, son de­rece tevazu ile yal­varmak ve onu Mevlâ ile kendi arana vesile kılmak üzere, mürşidin ruha­niyetinin hayal hazinesine gi­rip oradan kalbine ve derinliklerine yavaş yavaş indiğini düşü­nüp, senin de peşinden yavaş ya­vaş oraya aktığını ve indiğini hayal ederek, şeyhini, kendi nefsinden geçinceye kadar hayal gözünden kaybetmemektir[2].

BAYINDIR- Aman Allahım! Söyler misiniz bana, bunu  neye dayandırı­yorsunuz?

ŞEYH EFENDİ - Bunun delili vardır. Hz Ebubekr radıyal­lahu anh kaza-i hacet[3] için Efendimiz sallallahu aleyhi ve sel­lemden hali bir yer bula­madığından, bu durumu Efendimiz’e şi­ka­yet etti. Efendimiz de ona ruhsat verdi[4].

BAYINDIR - Yani  Hz. Ebubekr, tuvalette, Allah'ın elçisinin ruhâniyetiyle beraber, su­retini kalp gözünün önüne getirerek ha­yal edip kal­biyle ondan yar­dım mı istiyordu?

MÜRİT- Hayır, öyle değil. Yani Hz. Ebubekr tuvalette, ihtiyacını karşılarken bile Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemi hayal edi­yordu.

BAYINDIR- Çok sevdiği kişi­nin hayali in­sanın gözünün önün­den gitmez. Şair, sevgilisi için “Gündüz hayalimde, gece düşümde” di­yor. Bu gayet normaldir. Hz. Ebubekr, Muhammed sallal­lahu aleyhi ve sellemi çok sevdiği için tu­valette bile ak­lından çıkaramadığını ifade et­mektedir. Sizin tarif etti­ğiniz rabıtayla bunun ne ilgisi var?

Siz rabıta sırasında şeyhin ruhaniyetinin müri­din yanına geldiğini iddia ediyorsunuz. Şeyhin ru­haniyeti müridin yanına nereden geliyor ki mürit ondan yardım istesin?

ŞEYH EFENDİ- Ruhaniyetin gözüktüğünün delili var­dır. Yusuf Suresi'nde şöyle buyuruluyor:

"(Yusuf aleyhisselam kasıtsız ola­rak, elinden gelmeyerek) ona (Züleyha'ya) meyletti. Rabbisinin burhanını (delilini) görmeseydi, (o meyline göre hareket edebilirdi). (Yusuf 12/24)

Bu ayetin tefsirinde ekseri müfessir­ler, Allah dost­larının tasar­ruf ve im­dadını (gücünü ve yar­dımını) açık­lamış­lardır. Müfessir­lerden Keşşaf, doğruluktan ayrıldığı ve Mutezile Mezhebi­nin[5] görüşüyle vasıflandığı halde Yakup aleyhissela­mın ruha­niyye­tinin, şaşkın­lığından parmak­larını ısırmış olduğu halde Yusuf aleyhisselama gözüke­rek “O ka­dın­dan sakın.” dediğini açıklamış­tır[6].”

BAYINDIR- Siz herhalde Keşşâf tefsirini hiç okumadınız. Yoksa bunu asla söylemezdi­niz.

Yusuf Suresi’nin 24. âyetinde Züleyha'nın Yusuf aleyhisselam ile birleşmek için yaptıkları anlatılırken  şöyle buyuruluyor:

“Andolsun ki, kadın ona meyletti. Eğer Rabbının bürha­nını gör­me­seydi o da kadına meylede­cekti...”

Keşşaf tefsiri, âyette geçen bürhan kelime­sinin ne anlama geldiğini açıkladıktan sonra şöyle de­vam ediyor:

“.... Ayette geçen bürhan şu şe­killerde de açıklanmıştır: 

Yusuf aleyhisselam bir ses duydu, “Aman ka­dına yak­laşma!” diye, ama aldırmadı. İkinci kez duydu, demini boz­madı. Üçüncü kez duydu, be­riye çekildi ama Hz. Yakup aleyhis­selamı parmak­larını ısır­mış halde gö­rünceye kadar bir şeyden etkilenmedi... “

Keşşaf’ta bu görüş sahipleri için aynen şu ifa­deler yer al­ıyor:

“Bu ve bunun gibi şeyler hura­feci zorbala­rın tutundukları şeylerdir. Allah Teâlâ’ya ve pey­gam­berlerine iftira bunların dini olmuş­tur...[7]”

Biraz düşünülse bunun Yusuf Suresindeki başka âyetlere de aykırı olduğu görülür. Bir âyette şöyle buyuruluyor:

“(Yakup) Onlardan yüz çevirdi Vah Yu­suf’um vah!”  dedi. Üzün­tüden iki gözüne de ak düştü. Kederi içine gömülüydü.“ (Yusuf 12/84)

Bu olay, Hz. Yusuf’un, Mısır’a gelen kardeş­le­rinden Bünyamin’i, hırsızlık bahanesiyle alıkoy­masından sonra olmuştu. Eğer Bünyamin'i Hz. Yusuf'un alıkoy­du­ğunu bil­seydi Hz. Yakub, böyle üzülür müydü?

 Lütfen bunu rabıtanın delili sayıp da ken­dinizi daha da kötü duruma sokmayın.

ŞEYH EFENDİ- Ubeydullah el-Ahrâr es-Semerkandî hazretleri "Sadıklarla beraber olun." (Tevbe 9/119) âyetinin tefsirinde şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz sadıklarla beraber ol­mak, surette ve manada onlarla beraber ol­maktır." Sonra da ma­nevi beraberliği rabıta ve huzurla tefsir etmiştir ki, bu ehlince malum olan meşru bir iştir[8].

BAYINDIR- Surette ve manada sadıklarla yani dürüst kimselerle beraber olmaktan  ne anlıyor­su­nuz? Bir kimseyle beraber olmak hem onun ya­nında yer almak hem de onunla aynı duygu ve düşünceleri paylaşmak anlamına gelir. Yanında olduğunuz kişi ile aynı duygu ve düşünceleri  paylaşmıyorsanız bu tam bir beraberlik sayıl­mayacağı gibi aynı duygu ve düşünceyi pay­laştığınız kişinin ya­nında yer almazsanız gene beraber olmuş sayıl­mazsınız. Burada anlatılan odur. Bunun rabıta ile ne ilgisi var?

Bazı şeyhler müritlerine resimle­rini dağıtıyor ve rabıta yaparken ona bakmasını söylüyor­lar. Siz de bunu yapıyor musunuz?

MÜRİT- Bizde öyle bir şey yoktur. Hz. Muhammed resmi yasaklamıştır.

BAYINDIR- Eğer Hz. Muhammed yasak­lama­mış olsaydı yapar mıydınız?

MÜRİT- Belki yapardık. Çünkü resme bak­mak, şeyhi kalp gözünün önüne getirerek hayal etmek­ten kolaydır. O zaman şeyhin sureti baş gö­züyle görülmüş olur.

BAYINDIR-  Peki ya dinimizin heykeli ya­sak etmediğini farzetsek o zaman da heykelini yapar mıydınız?

MÜRİT-  Heykel yasak ama.

BAYINDIR- Yasak olmadığını farzedin.

MÜRİT- Belki o da yapılırdı. Her müridin evinde şeyhin bir heykeli bulunabi­lirdi.

BAYINDIR-  O zaman mürit, şeyhinin putu karşısına geçecek, ona rabıta yapacak ve onun ruhaniyetinden yardım isteyecekti. Ona karşı kendini alçaltarak, son derece tevazu ile yalvara­caktı. Puta tapanların yaptığı zaten bundan baş­kası değildi. Aradan heykeli kaldırıp yerine şeyhin hayalini geçirmek neyi değiştirir? Puta tapanlar da zaten taştan veya ağaçtan bir şey beklemiyor, onun temsil ettiği varlığın ruhaniyetinden yardım bekliyorlardı.

Sizin tarif ettiğiniz rabıtaya sa­dece şu âyet delil olabilir.

“İyi bil ki, saf din Allah’ın dinidir. Onun beri­sin­den[9] veliler edinenler  "Biz onlara başka  değil sa­dece bizi Allah’a tam yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz." derler. İşte Allah, onla­rın aralarında tar­tışıp dur­dukları şeyde hükmünü verecektir. Allah, yalancı ve gerçekleri örtüp du­ran kimseleri doğru yola sokmaz.” (Zümer 39/3) 

Bu âyet, Kur’an-ı Kerim’de şirki tanımlayan âyettir.

 


 

[1]- Ruhu'l-furkan, c,II, s.64.

[2]- Ruhu'l-Furkân c. II, s. 79

[3]- Tuvalet ihtiyacını gidermek.

[4]- Ruhu'l-Furkan, c,II, s.76.

[5]- Mutezile, bir kelâm mezhebidir. Vasıl b. Ata ve ta­raftarları kurmuştur. İnsanın kendi fiillerinin yaratı­cısı olduğunu, Allah'ın bu konuda kimseye karışmadı­ğını savunurlar. Bir çok konuda farklı görüşleri vardır.

[6]- Ruhu'l-Furkan, c. II, s. 65,66.

[7]- Mahmut b. Ömer ez-Zemâhşerî, el-Keşşâf, c. I, s. 467, el-Matbaat'üş-şarkiyye.

[8]- Ruhu'l-Furkan, c. II, s.66.

[9]- Ayette  kelimesi geçmektedir. Kamusta bu ke­limenin akreb (en yakın) manasına zarf olduğu ifade edil­mektedir. Beri kelimesi de bu anlama gelir.