Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 39. Sayfa - Kuranisiginda

Okuyucuya not: Bu eser tasavvuf ve tarikatları tanıtmaktadır; aktarılan görüşlerin bir kısmı Kitap ve Sünnet ölçüsüyle bağdaşmaz. Akîde meselelerinde Kur'an, sahih sünnet ve Selef âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır.

25- İbadet

 

ŞEYH EFENDİ - Biz insanlara bize ibadet edin demiyoruz ki.

BAYINDIR - Siz herhalde ibadetin ne ol­duğunu bilmiyorsunuz. Söyler misiniz bana, mürit şeyhin yanında nasıl olmalıdır?

ŞEYH EFENDİ- Bak, şimdi sana müridin adâ­bını söyleyeyim de içinde ne varsa ortaya dök.

Müridin inancı şöyle olmalıdır: "Ben ancak bağlı bulunduğum şeyhim ile hedefime ulaşa­bilirim[1]."

Haklı dahi görünse mürîdin üstadına itirazı ha­ramdır[2].

Hz. Musa ile Hızır aleyhisselam kıssasında ol­duğu gibi şeyhe itiraz çok çirkindir. İtirazcının özrü kabul edilemez. İtirazdan doğan ayrılığın ilacı yoktur. Bu itirazın zararı, mürit üzerine akan feyzin kapanmasıdır[3].

Müride lazım olan şartlardan biri de şeyhin emrettiği şeyleri tevil etmeyerek ve geciktirmeyerek yapmasıdır. Zira tevil ve geciktirme bü­yük ke­sintiye sebeptir[4].

Adabdan biri de şeyhinin sevmediği hoş­lan­madığı şeylerden kaçınıp, şeyhinin güzel ahlakına ve yumuşaklığına aldanıp da sevmediği şeyleri yapmamasıdır[5].

Şeyh müride bir şey telkin ettiğinde devamlı onunla meşgul olmalı ve kalbine hayır ve şer bir şey getirmemelidir[6].

Sadık müridin sermayesi sevgi ve bağlılık­tır. İnatlık asasını ve muhale­fet sevdasını bı­rakıp şeyhin emri al­tında sükunettir. Tarikata sevgisi ve şeyhine bağlılığı artan mürit tarikatta kalmaktan emin olur[7].

BAYINDIR- Yani kısaca mürit şeyhinin kölesi olacak. Hatta köleden de öte bir bağlılığı olacak. Çünkü köle efendisine zaman zaman baş kaldırır, baş kaldıramasa bile içinden homurdanır ama mürit hem içi ile hem de dışı ile şeyhin tam kölesi olacak. Şeyhin emri altında sessiz sadasız beklerse tari­kattan atılma kor­kusu olmayacak.

ŞEYH EFENDİ- Mürit şeyhinin terbiye­sinde ölü yıkayanın elindeki ölü gibi olmalıdır ki, şeyh, mü­ride istediği gibi hareket edebilsin[8]. Mürit tam bağlı olmazsa şeyh onu nasıl yetişti­rebilir?

BAYINDIR- Bağlılığın da bir sınırı var. Burada bütün sınırlar aşılıyor. İnsanları ken­dine köle eden bir tek peygamber yoktur. Böyle bir şey Kur'an'a temelden karşıdır. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Hiç bir insanın hakkı yoktur ki, Allah ona Kitap, doğru bilgi ve peygamberlik versin, o da tutsun halka,  "Allah'tan önce[9] bana köle olun" desin. Onun diyeceği şudur: "Kitabı öğrettiği­nize ve okuduğunuza göre katıksız olarak Rabbe köle olun". (Al-i İmrân 3/79)

Diyorsunuz ki, eğer müridin şeyhine bir iti­razı olursa bunun ilacı yoktur. Bunun için kölelik keli­mesi  de yetersiz kalır. Peki bu, şeyhe ibadet de­ğildir de ya nedir?

MÜRİT-   Bunun neresi ibadettir, Allah aş­kına!

BAYINDIR- Evet sadece ibadet yok, isti­âne (yardım isteme) de var. Her ne kadar günde kırk kere Fatiha suresini okuyup" (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden istianede bulunuruz."  deseniz bile söylenenlerde hem Allah'tan başkasına ibadet var, hem de  Allah'tan başkasından istiane.

MÜRİT- Çok ağır bir ithamda bulundunuz. Beş vakit namazını kılan, gece teheccüd na­mazına kalkan, bu kadar zikirler yapan, İslama hizmet için  müesseseler kuran bu insanları o şekilde itham edemezsiniz?

BAYINDIR-  Bu ithamları keyfimden mi yapıyorum zannediyorsunuz. Sizi Allah'ın açık ayetlerine çağırıyorum. Beni suçlayacağınıza kendinizi düzeltmeye çalışsanız daha iyi olmaz mı? Biraz dü­şünseniz sizin en büyük dostunuz olduğumu ko­laylıkla anlarsınız. Bana karşı çı­kacağınızı ve çok sert tavırlar koyacağınızı bile bile sizi düştüğünüz bu kötü durumdan kurtar­mak için elimden geleni yapmaya çalışıyorum.

MÜRİT- Bunca kâfirler var, niye onlarla mü­ca­dele etmiyorsun da, müslümanların birlik ve bera­berlik içinde olmak zorunda olduğu şu gün­lerde bize saldırıyorsun? Bu kadar iyi işler ya­pan insanları yoketmekle ne elde edeceksin?

BAYINDIR- Yeryüzünde iyi iş­lerle meşgul in­sanlar çoktur. Japonların, Amerikalıların ve Avrupalıların içinde insanlığın hayrı için gece­sini gündüzüne katıp çalışan insanların sayısı az değildir. Hırıstiyan keşişler mala, evlilik ha­yatına ve dünyalıklara karışmamak ve ömürle­rini sırf ibadetle geçirmek için  dağların ıssız tepelerinde ku­rulu manastırlara kapanırlar ama itikatlarını şirkten kurtaramadıkları, Hz. İsa'yı Allah'ın oğlu bildikleri için onları hak yolda kabul edemeyiz.

Onun için inanç çok önemlidir. Bir insanın se­vap namına yaptığı bir şey olmasa da şirk­ten uzak bir inancı olsa ve tevbe etmeden ölse Allah bu şahsın günahlarını bağışlayabilir. Çünkü o, şöyle buyurmuştur:

"Allah kendisine ortak koşulmasını bağışla­maz, bunun dışında olanı dilediği kimse için bağışlar."  (Nisa 4/48)

İşte başkasına köle olmamızı ka­bul etme­yen Allah'ın Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sel­leme emri:

"De ki: "Ey cahiller! Şimdi bana, Allah'tan baş­kasına kölelik etmemi mi emrediyorsunuz?"

Sana da, senden önceki elçilere de şu mu­hak­kak vahyedil­miştir: "Hele bir şirke düş; amelin ke­sinkes yanar ve sen kaybeden­lerden olursun."

"Hayır; yalnız Allah'a kölelik et ve şükreden­ler­den ol."

Onlar Allah'ı gereği gibi değer­lendiremediler. Oysa ki kıyamet günü, bütün yer­yüzü O'nun avucunun içinde olacaktır. Gökler O'nun sa­ğında dürülmüş olur. O, ortak koştuk­larından uzak ve yücedir."  (Zümer 39/64-67)

MÜRİT- Elimizdeki meallerde kulluk kelimesi kullanılıyor, ama sen onun yerine "kölelik" keli­me­sini kullanıyorsun. Bu yaptığın doğru mu?

BAYINDIR- Türkçede "kul" ile "köle" aynı an­lamdadır. Yunus Emre;

Tapduğ’un tapusunda kul olduk kapusunda

Yunus miskin çiğ idik piştik el­hamdulillah.

derken “köle olduk kapusunda” demek istiyor.

Kul ve kölenin Arapçası  () = abd keli­me­sidir.

Hz. Muhammed de Allah'ın abd'ıdır. Kelime-i şeha­dette ““ Şunu kesinkes bilirim ki, Muhammed onun kölesi ve elçisidir.” de­riz.

Yalnız Allah'a köle olup başka­sına köle olmamak hürriyetin doruk noktasına ulaşmak demektir.

Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ile ilgili inen şu âyeti de okumak yerinde olur.

"Az kalsın baskı ile seni, sana vahyettiğimizden ayıracaklardı ki, başkasını uydurup üstümüze atasın. Böyle yapsaydın, kuşkusuz seni dost edinirlerdi.

Eğer seni sağlamlaştırmış olma­saydık, andolsun onlara bir parça yanaşacaktın.

O zaman biz de sana, hayatın kat kat azabını ve ölümün kat kat azabını tattırırdık. Sonra bize karşı kendine bir yardımcı da bula­mazdın."  (İsra 17/73-75)

Hz. Muhammed bile tehlikeye düşecek gibi olduğuna göre kendimizi bu açıdan gözden geçirmemiz gerekmez mi?

MÜRİT- Tamam, bunları anladık. Şimdi sen yu­karıdaki ağır iddianı ispatla baka­lım.

BAYINDIR- Allah'ın bütün pey­gamberlere söylediği şu sözü hatır­layalım: "Hele bir şirke düş; amelin kesinkes yanar ve sen kaybeden­lerden olursun."  (Zümer 39/64-65)


 

[1]- KOTKU,  Tasavvufî Ahlak, c. II, s. 247, son paragraf.

[2]- KOTKU,  Tasavvufî Ahlak, c. II, s.5, 2. paragraf.

[3]- KOTKU,  Tasavvufî Ahlak, c. II, s. 246, paragraf 3.

[4]- KOTKU,  Tasavvufî Ahlak, c. II, s. 246, paragraf 5.

[5]- KOTKU,  Tasavvufî Ahlak, c. II, s. 248.

[6]- KOTKU,  Tasavvufî Ahlak, c. II, s. 248.

[7]- KOTKU,  Tasavvufî Ahlak, c. II, s. 250.

[8]- KOTKU,  Tasavvufî Ahlak, c. II, s.245, 3. paragraf.

[9]-Ayette geçen  kelimesi = önce manasına da gelir. Bu kelime ile ilgili olarak 9 numaralı dipnota bakılabilir.