Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 40. Sayfa - Kuranisiginda

Okuyucuya not: Bu eser tasavvuf ve tarikatları tanıtmaktadır; aktarılan görüşlerin bir kısmı Kitap ve Sünnet ölçüsüyle bağdaşmaz. Akîde meselelerinde Kur'an, sahih sünnet ve Selef âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır.

a- Şirk

 

MÜRİT- Bizim yaptığımızın nesi şirk? Sen esas onu anlat.

BAYINDIR- Öyleyse iyi dinle. “İbadet” () sözlükte taat anlamına gelir.  Taat () boyun eğmek demektir, daha çok “emre uymak ve izinden gitmek.” anla­mında kullanı­lır[1]. Türkçede buna kulluk denir.

Abd () kul, yani köle anlamına gelir.

İnsanlar, güçlerinin yettiğini kendilerine köle et­meğe, güç yeti­remediklerine de köle olmağa meyil­lidirler. Krallar halkı, kendi köleleri gibi görmek istemişler, kayıtsız şart­sız boyun eğdir­meğe çalışmış­lardır. Kur’an’ı Kerim’de bunun ör­nekleri vardır:

Firavun Adamlarını toplayıp ses­lendi, ve şöyle dedi: "Sizin en yüce rabbiniz benim"  (Naziât 79/23-24)

Rab sahip demektir. Araplar kö­lenin sahi­bine rab derler[2].  Biz de Efendi deriz. Allah’tan başkasına köle olmayı reddedenler, Allah’tan başka­sının kendi rabları ve efendileri olmasını da kabul etmezler. Dikkat ederseniz efendi kelimesi tarikat­larda sıkça kullanılır.

Krallar siyasi ve askeri güçlerini kullanarak, zenginler paralarını, kimileri de dini kullanarak insanları kendilerine kul etmek­tedir­ler. Dini kullananlar bunların en kötüsüdür. Çünkü insanlar bunlara kulluk etmeyi Allah'a kulluğun bir parçası sayarlar.

Siz Allah ile birlikte şeyhinize de köle olu­yorsu­nuz. Rabıta sırasında şeyhinizin ruhani­yeti kar­şısında boyun eğiyorsunuz. Halbuki, Fatiha Suresi'nde "Yalnız sana köle oluruz"  diye Allah'a söz veriyoruz.

MÜRİT- Kendine kulluk edilmesini isteyen şeyh var mı?

BAYINDIR- Önceki açıklamalar yeterli ol­madı herhalde. Şeyhe tam bağlan­mak, ona rabıta et­mek, kalble ondan yardım istemek ve ona asla iti­raz etmemek gerektiğini söylediniz.  Hatta şeyhin önünde mürit, gassalın (ölü yı­kayıcısının) önün­deki meyyit (ölü) gibi olmalı­dır, dediniz. Bu köle­li­ğin son noktası değil midir? Bundan ileri bir kölelik düşünülebilir mi?

Allah’ın istediği, insanın yalnız kendisine köle olmasıdır.

Ey insanlar! Sizi ve sizden ön­cekileri yara­tan Rabbinize kölelik edin ki, korunabilesiniz. (Bakara 2/21)

Hz. Muhammed de Allah'ın köle­sidir. Kelime-i şehadet getirirken ““ Şunu kesinkes bilirim ki, Muhammed onun kö­lesi ve elçi­sidir.” deriz. Ona bundan başka bir makam ver­mek Hırıstiyanlara benzemek olur. Onlar Hz. İsa’ya Allah’ın oğlu demiş, onu Allah’a halef kılmış, ona ibadet etmeye ve on­dan yardım dilemeye başlamış­lardır. Sanki haşa! baba emekli ol­muş da oğul onun yerine otur­tulmuş gibidir.

Bu sebeple ibadet etmiş olmak için puta secde eder gibi şeyhe secde etmek gerekmez.


 

[1]- İbnü Manzûr, Lisan’ul-Arab, Beyrut 1410/1990. İtaat Tav’ () kökündendir. Tav’ boyun eğmek demek­tir. Zıddı kerih görmek, hoşlanmamaktır. Ayette şöyle buyurulur: “Sonra, duman halinde bulunan göğe yöneldi, ona ve yeryüzüne: "İsteyerek veya istemiyerek buyruğuma gelin" dedi. İkisi de "İsteyerek geldik" dediler.” (Fussilet 41/11)

 Taat () da aynı köktendir, gene boyun eğmek anlamına gelir ve daha çok “Emre uymak ve izinden gitmek.” Anlamında kullanılır. (Rağıb el-İsfahânî, el-Müfredât, Safvân Adnan Davudî’nin tahkikiyle) Dımaşk ve Beyrut l412/l992, s.529)

[2]- Hz. Yusuf köle olarak Mısır’ın bir devlet yetkilisine satılmış, o yetkilinin karısı Züleyhâ Hz. Yusuf’a aşık olmuş ve beraber olmak istemişti. O sırada olanları anlatan ayet şöyledir: 

"Evinde bulunduğu kadın onu kendine çağırdı, kapı­ları sıkı sıkı kapadı ve "gelsene" dedi. Yusuf: "Günah işlemek­ten Allah'a sığınırım, doğrusu senin kocan benim rabbimdir; bana iyi bakmıştır. Zalimler iflah olmazlar ki." dedi.  (Yusuf 12/23)