Muhtelif - 40. Sayfa - Kuranisiginda
a- Şirk
MÜRİT- Bizim yaptığımızın nesi şirk? Sen esas onu anlat.
BAYINDIR- Öyleyse iyi dinle. “İbadet” () sözlükte taat anlamına gelir. Taat () boyun eğmek demektir, daha çok “emre uymak ve izinden gitmek.” anlamında kullanılır[1]. Türkçede buna kulluk denir.
Abd () kul, yani köle anlamına gelir.
İnsanlar, güçlerinin yettiğini kendilerine köle etmeğe, güç yetiremediklerine de köle olmağa meyillidirler. Krallar halkı, kendi köleleri gibi görmek istemişler, kayıtsız şartsız boyun eğdirmeğe çalışmışlardır. Kur’an’ı Kerim’de bunun örnekleri vardır:
Firavun Adamlarını toplayıp seslendi, ve şöyle dedi: "Sizin en yüce rabbiniz benim" (Naziât 79/23-24)
Rab sahip demektir. Araplar kölenin sahibine rab derler[2]. Biz de Efendi deriz. Allah’tan başkasına köle olmayı reddedenler, Allah’tan başkasının kendi rabları ve efendileri olmasını da kabul etmezler. Dikkat ederseniz efendi kelimesi tarikatlarda sıkça kullanılır.
Krallar siyasi ve askeri güçlerini kullanarak, zenginler paralarını, kimileri de dini kullanarak insanları kendilerine kul etmektedirler. Dini kullananlar bunların en kötüsüdür. Çünkü insanlar bunlara kulluk etmeyi Allah'a kulluğun bir parçası sayarlar.
Siz Allah ile birlikte şeyhinize de köle oluyorsunuz. Rabıta sırasında şeyhinizin ruhaniyeti karşısında boyun eğiyorsunuz. Halbuki, Fatiha Suresi'nde "Yalnız sana köle oluruz" diye Allah'a söz veriyoruz.
MÜRİT- Kendine kulluk edilmesini isteyen şeyh var mı?
BAYINDIR- Önceki açıklamalar yeterli olmadı herhalde. Şeyhe tam bağlanmak, ona rabıta etmek, kalble ondan yardım istemek ve ona asla itiraz etmemek gerektiğini söylediniz. Hatta şeyhin önünde mürit, gassalın (ölü yıkayıcısının) önündeki meyyit (ölü) gibi olmalıdır, dediniz. Bu köleliğin son noktası değil midir? Bundan ileri bir kölelik düşünülebilir mi?
Allah’ın istediği, insanın yalnız kendisine köle olmasıdır.
Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kölelik edin ki, korunabilesiniz. (Bakara 2/21)
Hz. Muhammed de Allah'ın kölesidir. Kelime-i şehadet getirirken ““ Şunu kesinkes bilirim ki, Muhammed onun kölesi ve elçisidir.” deriz. Ona bundan başka bir makam vermek Hırıstiyanlara benzemek olur. Onlar Hz. İsa’ya Allah’ın oğlu demiş, onu Allah’a halef kılmış, ona ibadet etmeye ve ondan yardım dilemeye başlamışlardır. Sanki haşa! baba emekli olmuş da oğul onun yerine oturtulmuş gibidir.
Bu sebeple ibadet etmiş olmak için puta secde eder gibi şeyhe secde etmek gerekmez.
[1]- İbnü Manzûr, Lisan’ul-Arab, Beyrut 1410/1990. İtaat Tav’ () kökündendir. Tav’ boyun eğmek demektir. Zıddı kerih görmek, hoşlanmamaktır. Ayette şöyle buyurulur: “Sonra, duman halinde bulunan göğe yöneldi, ona ve yeryüzüne: "İsteyerek veya istemiyerek buyruğuma gelin" dedi. İkisi de "İsteyerek geldik" dediler.” (Fussilet 41/11)
Taat () da aynı köktendir, gene boyun eğmek anlamına gelir ve daha çok “Emre uymak ve izinden gitmek.” Anlamında kullanılır. (Rağıb el-İsfahânî, el-Müfredât, Safvân Adnan Davudî’nin tahkikiyle) Dımaşk ve Beyrut l412/l992, s.529)
[2]- Hz. Yusuf köle olarak Mısır’ın bir devlet yetkilisine satılmış, o yetkilinin karısı Züleyhâ Hz. Yusuf’a aşık olmuş ve beraber olmak istemişti. O sırada olanları anlatan ayet şöyledir:
"Evinde bulunduğu kadın onu kendine çağırdı, kapıları sıkı sıkı kapadı ve "gelsene" dedi. Yusuf: "Günah işlemekten Allah'a sığınırım, doğrusu senin kocan benim rabbimdir; bana iyi bakmıştır. Zalimler iflah olmazlar ki." dedi. (Yusuf 12/23)
İslami Okul Okulların En Önemlisi