Muhtelif - 50. Sayfa - Kuranisiginda
a- Mucize
Önemli olduğu için mucize konusunu bir başka açıdan tekrar ele alıyoruz.
BAYINDIR- Hz. Muhammed kadar önemli bir insan yoktur. Bunun nedenini düşündünüz mü?
MÜRİT- Tabiî, çünkü o Allah'ın Elçisidir.
BAYINDIR- Allah'ın Elçisi olduğu nereden bilinebilir? Onu nasıl ispat edersiniz?
MÜRİT- Hz. Muhammed Allah'ın son elçisidir. Herkesin buna inanması gerekir.
BAYINDIR- Tamam, doğru ama insanlar Hz. Muhammed'in gerçekten Allah'ın elçisi olduğunu nasıl bilebilirler?
Baksanıza, itibarlı bir kişi, günün birinde kalkıp ben Amerika'nın Ankara Büyükelçisi, oldum dese Türk Devleti bunu kabul edebilir mi? Çünkü bundan sonra yetkili makamların karşısına Amerika Birleşik Devletleri adına çıktığını söyleyecektir.
MÜRİT- Amerikan hükümetinin onu elçi olarak görevlendirdiğine dair belge getirirse olur.
BAYINDIR- İşte Hz. Muhammed de Allah'ın bana gönderdiği bir elçidir. Onun da görevlendirme belgesini bana getirmesi gerekir.
MÜRİT- Sen o kadar değerli misin?
BAYINDIR- Bana, size ve bütün insanlara bu değeri Allah veriyor. O şöyle buyuruyor:
"And olsun ki Allah, inananlara büyük lutufta bulundu. Çünkü içlerinden birini elçi olarak gönderdi. O onlara Allah'ın ayetlerini okuyor, onları arıtıyor, onlara Kitap ve hikmeti öğretiyor. Halbuki onlar, önceleri apaçık sapıklık içinde idiler." (Al-i İmran 3/164)
MÜRİT- Tamam şimdi anladım. Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin elçilik belgesi onun gösterdiği mucizelerdir.
BAYINDIR- Doğru.
MÜRİT- Mesela Hendek savaşı için hendek kazılması sarısında Cabir b. Abdullah Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin şiddetli açlık çektiğini görmüştü. Hemen küçük bir hayvan kesti. Karısı bir sa' (yaklaşık üç kilo) arpa öğüttü. Sonra gelip gizlice, Resulüllah sallallahu aleyhi ve selleme, bir kaç sahabisiyle gelmesini söyledi. Resulüllah sallallahu aleyhi ve sellem Hendek'teki herkesi kaldırdı. Bin kişi idiler. Hepsi de bu yiyecekten yedi ve doydular. Sonunda tencere olduğu gibi et dolu olarak ve hamur da olduğu gibi pişirilmeye hazır halde arttı[1]."
BAYINDIR- Bütün elçilerin böyle mucizeleri yani elçiliklerini ispat belgeleri olmuştur. Hz. Salih'in devesi, Hz. Musa'nın değneğinin yılana dönüşmesi, elini çıkarınca bembeyaz olması, Hz. İsa'nın çamurdan kuş heykeli yapıp üflemesiyle gerçek bir kuş haline gelmesi, ölüleri diriltmesi, anadan doğma kör ve alaca hastalığına tutulmuş kişileri Allah'ın izniyle iyileştirmesi birer mucize, elçiliğin birer belgesidir. Bilim ve teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, insanlık ne ölçüde ilerleme gösterirse göstersin, kayadan deve çıkarmak, değneği gerçek bir yılana çevirmek, ölüleri diriltmek veya bir kaç kişilik yiyecekle bin kişiyi doyurmak mümkün olmaz. Ama bunlar zamanımız insanı için bir belge olma özelliği taşımazlar.
Mesela Hz. Salih aleyhisselamın kavmi, oradaki büyükçe bir kayadan[2] dişi bir deve çıkarmasını isteyince Allah Teâlâ Salih aleyhisselama şöyle buyurmuştu:
"Onların gerçek yüzünü ortaya çıkarmak için dişi deveyi gönderiyoruz. Onları izle ve sabırlı ol. Onlara bildir ki, su aralarında pay edilmiştir. Sırası gelen onun başında bulunsun." (Kamer 54/27-28)
Suyu bir gün deve, bir gün de şehir halkı içiyor, ertesi günün suyunu da o günden alıyorlardı. Devenin nöbetinde halk onun sütünü alıyordu[3].
Konuyla ilgili âyetlerden bir kısmı şöyledir:
"Semud'a da elçi olarak soydaşları Salih'i gönderdik. Dedi ki: "Ey ulusum! Allah'a kulluk edin, sizin ondan başka tanrınız yoktur. Bakın, size Rabbinizden açık bir belge geldi: İşte Allah'ın bu dişi devesi size bir mucizedir. Bırakın onu da Allah'ın toprağında otlasın; ona bir kötülük dokundurmayın, yoksa sizi can yakıcı azap çarpar.
Düşünsenize, hani sizi Allah, Ad'dan sonra onun yerine getirmişti. Sizi bu yere yerleştirdi. Buranın düzlüklerine köşkler kuruyor dağlarını oyup evler yapıyorsunuz. Evet, Allah'ın nimetlerini düşünün de taşkınlık yaparak ortalığı karıştırmayın.
Ulusunun büyüklük taslayan ileri gelenleri, zayıf görülenlere, onlardan iman edenlere dediler ki, "Siz Salih'in, gerçekten Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçi olduğunu mu biliyorsunuz?" Onlar şöyle cevap verdiler: "Doğrusu onunla gönderilen ne ise biz ona inanıyoruz"
"Büyüklük taslayanlar, "İşte biz de sizin inandığınız şeyi tanımıyoruz" dediler
Sonra o dişi devenin ayağını kesip devirdiler; Rablerinin buyruğuna baş kaldırdılar ve dediler ki; "Ey Salih, eğer sen elçilerden isen haydi, tehdit ettiğin şeyi başımıza getir de görelim."
Bu yüzden onları bir sarsıntı tuttu ve oldukları yerde diz üstü çöküverip öldüler.
Bunun üzerine Salih onlardan ayrıldı ve "Ey ulusum! And olsun ki ben size Rabbimin sözünü bildirmiş ve öğüt vermiştim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz" dedi." (Araf 7/73-79)
Hz. Salih'in devesi sağ kaldığı sürece ona karşı çıkanların başarılı olması mümkün değildi. Çünkü kayadan çıkmış bu mucize deve, onun elçiliğini belgeliyordu. Ama deve kesilince Hz. Salih, tayin belgesi yakılmış büyükelçi gibi oldu. Ya yeni bir belge getirecekti ya da oradan ayrılacaktı. Cenabı hak yeni bir mucize vermedi, Hz. Salih'i oradan ayırdı ve inanmayanları yok etti.
MÜRİT- Deve ölünce mucize olmaktan çıktı mı?
BAYINDIR- Ölmüş bir deveyi artık kim Hz. Salih'in mucizesi sayar?
İslami Okul Okulların En Önemlisi