Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 50. Sayfa - Kuranisiginda

Okuyucuya not: Bu eser tasavvuf ve tarikatları tanıtmaktadır; aktarılan görüşlerin bir kısmı Kitap ve Sünnet ölçüsüyle bağdaşmaz. Akîde meselelerinde Kur'an, sahih sünnet ve Selef âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır.

a- Mucize

 

Önemli olduğu için mucize konusunu bir başka açıdan tekrar ele alıyoruz.

BAYINDIR- Hz. Muhammed kadar önemli bir in­san yoktur. Bunun nedenini düşün­dünüz mü?

MÜRİT- Tabiî, çünkü o Allah'ın  Elçisidir.

BAYINDIR- Allah'ın Elçisi olduğu nereden bili­nebilir? Onu nasıl ispat edersiniz?

MÜRİT- Hz. Muhammed Allah'ın son elçisidir. Herkesin buna inanması gerekir.

BAYINDIR- Tamam, doğru ama insanlar Hz. Muhammed'in ger­çekten Allah'ın  elçisi olduğunu nasıl bilebilirler?

Baksanıza, itibarlı bir kişi, günün birinde kalkıp ben Amerika'nın Ankara Büyükelçisi, oldum dese Türk Devleti bunu kabul edebilir mi? Çünkü bundan sonra yetkili makamların karşısına Amerika Birleşik Devletleri adına çıktığını söyleye­cektir.

MÜRİT- Amerikan hükümetinin onu elçi olarak görevlendirdiğine dair belge getirirse olur.

BAYINDIR- İşte Hz. Muhammed de Allah'ın bana gönderdiği bir elçidir. Onun da görevlendirme belgesini bana getirmesi gerekir.

MÜRİT-  Sen o kadar değerli misin?

BAYINDIR- Bana, size ve bütün insan­lara bu değeri Allah veriyor. O şöyle buyuru­yor:

"And olsun ki Allah, inananlara büyük lutufta bulundu. Çünkü içlerinden birini elçi olarak gönderdi. O onlara Allah'ın ayetlerini okuyor, onları arıtıyor, onlara Kitap ve hikmeti öğretiyor. Halbuki onlar, önceleri apaçık sapıklık içinde idiler."  (Al-i İmran 3/164)

MÜRİT- Tamam şimdi anladım. Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin elçilik belgesi onun gösterdiği mucizelerdir.

BAYINDIR- Doğru.

MÜRİT- Mesela Hendek savaşı için hendek kazıl­ması sarısında Cabir b. Abdullah Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin şiddetli açlık çektiğini görmüştü. Hemen küçük bir hay­van kesti. Karısı bir sa' (yaklaşık üç kilo) arpa öğüttü. Sonra gelip gizlice, Resulüllah sallallahu aleyhi ve selleme, bir kaç sahabisiyle gelmesini söyledi.   Resulüllah sallallahu aleyhi ve sellem Hendek'teki herkesi kaldırdı. Bin kişi idiler. Hepsi de bu yiye­cekten yedi ve doydular. Sonunda tencere olduğu gibi et dolu olarak ve hamur da olduğu gibi pişirilmeye hazır halde arttı[1]."

BAYINDIR- Bütün  elçilerin böyle mucize­leri yani elçiliklerini ispat belgeleri olmuştur. Hz. Salih'in devesi, Hz. Musa'nın değneğinin yı­lana dönüşmesi, elini çıkarınca bembeyaz ol­ması, Hz. İsa'nın çamurdan kuş heykeli yapıp üflemesiyle gerçek bir kuş haline gelmesi, ölüleri diriltmesi, anadan doğma kör ve alaca hastalığına tutulmuş kişileri Allah'ın izniyle iyileştirmesi birer mucize, elçiliğin birer belgesidir. Bilim ve teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, insanlık ne ölçüde ilerleme gös­terirse göstersin, kayadan deve çıkarmak, değneği gerçek bir yılana çe­virmek, ölüleri diriltmek veya bir kaç kişilik yiye­cekle bin kişiyi doyurmak mümkün olmaz. Ama bunlar zamanımız insanı için bir belge olma özelliği taşımazlar.

Mesela Hz. Salih aleyhisselamın kavmi, oradaki büyükçe bir kayadan[2] dişi bir deve çıkarmasını isteyince Allah Teâlâ Salih aleyhisselama şöyle buyurmuştu:

"Onların gerçek yüzünü ortaya çıkarmak için dişi deveyi gönderiyoruz. Onları izle ve sabırlı ol. Onlara bildir ki, su aralarında pay edilmiştir. Sırası gelen onun başında bulunsun." (Kamer 54/27-28)

Suyu bir gün deve, bir gün de şehir halkı içi­yor, ertesi günün suyunu da o günden alıyor­lardı. Devenin nöbetinde halk onun sütünü alı­yordu[3].

Konuyla ilgili âyetlerden bir kısmı şöyledir:

"Semud'a da elçi olarak soydaşları Salih'i gön­derdik. Dedi ki: "Ey ulusum! Allah'a kulluk edin, si­zin ondan başka tanrınız yoktur. Bakın, size Rabbinizden açık bir belge geldi: İşte Allah'ın bu dişi devesi size bir mucizedir. Bırakın onu da Allah'ın toprağında otlasın; ona bir kötülük dokun­durmayın, yoksa sizi can ya­kıcı azap çarpar.

Düşünsenize, hani sizi Allah, Ad'dan sonra onun yerine getirmişti. Sizi bu yere yerleştirdi. Buranın düzlüklerine köşkler kuruyor dağlarını oyup evler yapıyorsunuz. Evet, Allah'ın nimet­le­rini düşünün de taşkınlık yaparak ortalığı ka­rıştır­mayın.

Ulusunun büyüklük taslayan ileri gelenleri, zayıf görülenlere, onlardan iman edenlere dedi­ler ki, "Siz Salih'in, gerçekten  Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçi olduğunu mu biliyorsunuz?" Onlar şöyle cevap verdiler: "Doğrusu onunla gönderilen ne ise  biz  ona inanıyoruz"

"Büyüklük taslayanlar, "İşte biz de sizin inan­dığınız şeyi tanımıyoruz" dediler

Sonra o dişi devenin ayağını kesip devirdi­ler; Rablerinin buyruğuna baş kaldırdılar ve dediler ki; "Ey Salih, eğer sen  elçilerden isen  haydi, tehdit ettiğin şeyi başımıza getir de gö­relim." 

Bu yüzden onları bir sarsıntı tuttu ve olduk­ları yerde diz üstü çöküverip öldüler.

Bunun üzerine Salih onlardan ayrıldı ve "Ey ulusum! And olsun ki ben size Rabbimin sö­zünü bildirmiş ve öğüt vermiştim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz" dedi."  (Araf 7/73-79)

Hz. Salih'in devesi sağ kaldığı sürece ona karşı çıkanların başarılı olması mümkün değildi. Çünkü kayadan çıkmış bu mucize deve, onun  elçiliğini belgeliyordu. Ama deve kesilince Hz. Salih, tayin belgesi yakılmış büyükelçi gibi oldu. Ya yeni bir belge getirecekti ya da oradan ayrıla­caktı. Cenabı hak yeni bir mucize vermedi, Hz. Salih'i oradan ayırdı ve inanmayanları yok etti.

MÜRİT- Deve ölünce mucize olmaktan çıktı mı?

BAYINDIR- Ölmüş bir deveyi artık kim Hz. Salih'in mucizesi sayar?


 

[1]- Buhari, Meğâzî 29.

[2]- Buranın Arapçasında   kelimesi geçiyor. Lisan'ul-Arab'da bunun tek parça büyükçe bir kaya anlamında olduğu ifade ediliyor.

[3]- Tefsîr'ut-Taberdî, c. XI- s. 561.