Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 52. Sayfa - Kuranisiginda

Okuyucuya not: Bu eser tasavvuf ve tarikatları tanıtmaktadır; aktarılan görüşlerin bir kısmı Kitap ve Sünnet ölçüsüyle bağdaşmaz. Akîde meselelerinde Kur'an, sahih sünnet ve Selef âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır.

c- Her Mümin Allah'ın Elçisine Varistir

 

MÜRİT- Her mümin bunu nasıl yapar?

BAYINDIR- Her mümin, Kur'an'a göre ya­şama ve onu insanlara anlatma görevini ya­pabilir.

Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem “Alimler,  elçilerin varisleridir.” buyur­muştur[1].

MÜRİT- Herkes alim olamaz ki.

BAYINDIR- Herkes bildiği konunun alimi, bil­mediği konunun öğrencisidir. Kur'andan bir tek mese­leyi iyi bilen bir mümin o meselenin alimi olur. Onu tebliğ ederse o ölçüde Hz. Muhammed'e varis olur. Bilmediği meselelerin de öğrencisi olur. Bu durum ölene kadar sürer.

Bu hadis-i şerife dayanarak tebliğ görevini ilim adamlarına bırakıp kenara çekilmek olmaz.

MÜRİT- Şeyhler de peygamber varisi olamazlar mı?

BAYINDIR- Neden olamasınlar? Kur'an'a aykırı itikadı olmayan şeyhler de bu kapsama girebilirler.

Varis, kendine miras bırakan kişiyi temsil eder ve temsil gücüne göre mirasından pay alır. Babanın, annenin, erkek ve kız evlatların, eşin ve kardeşlerin paylarının farklı olması bun­dandır.

Elçilik ne bir miras malıdır, ne de babadan oğula geçen bir saltanattır. Hz. Muhammed'in  elçiliği kı­yamete kadar süreceği için onun, Kur'an'ı tebliğ görevi konusunda temsil edilmesine ihtiyaç vardır. İşte her mümin, Kur'an'ı tebliğdeki payına göre Hz. Muhammed'e varis olur ve o konuda onu  temsil eder. Ama asırlardır bu görev ihmal edilmiştir.

MÜRİT- Kim ihmal etmiştir? Kur'an'ın yazıl­ması, okunması, ezberlenmesi ve nesilden nesile intikali konusunda nasıl bir ihmal var­dır? Bugün Kur'an'a en büyük hizmeti o be­ğenmediğin tarikat­lar yapıyor. Onlara bağlı kurslarda her yıl binlerce hafız yetişiyor ve onun bir kaç katı insan Kur'an okumasını öğre­niyor.

BAYINDIR- Doğru, binlerce Kur'an kursundan her yıl onbinlerce kişi Kur'an öğreniyor. Bunları kü­çümsemiyorum. Bir müslüman  Kur'an'dan ne kadar çok şey bilirse değeri o ka­dar artar. Nitekim Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Uhud şehit­lerini ikişer üçer kabirlere koyarken "Bunlardan hangisi Kur'an'dan daha çok pay almıştır?"  diye so­rardı. Onlardan kime işaret ederlerse onu la­hidde ön tarafa alırdı[2].

Peki ya bizler? Biz Kur'an'dan ne ka­dar pay alıyoruz? Asıl bunun cevabını vermek gere­kir.

MÜRİT- Kursa gidenlerden bir kısmı Kur'an'dan bir kaç sure biliyor. Kimileri tamamını ezberliyor, çoğunluk da Kur'an-ı yüzünden okuyabiliyor.

BAYINDIR-  "Kur'andan payımız ne kadardır?" der­ken Kur'an'dan neleri kavradığımızı ve bu­nun ne kadarını insanlara anlattığımızı soruyorum.

MÜRİT- O konudaki ihmalimizi kabul edebi­liriz.

BAYINDIR-  Hele şükür, bir şey kabul etti­rebil­dim. Ama en önemli şeyi kabul etmiş oldunuz.

Çocuğunu Kur'an öğrenmeye gönderenler ondan, arada sırada geçmişlerinin ruhuna Yasin ve Tebareke surelerini okumasını, yılda bir kere de ölmüşleri için hatim indirmesini bekliyorlar.

Hocaların üzerinde en çok durdukları husus ise harflerin düzgün çıkarılması, Kur'an'ın yanlışsız ezberlenmesi ve tecvid kaidelerine uygun olarak okunmasıdır. Bunlar çok önem­lidir ama iş burada bırakılmaktadır. Halbuki bu işin başıdır. Ama daha işin başında nefesler kesilmektedir. Yani Kur'an, manasını kavramak  için öğrenilmemektedir.


 

[1]- Buhari, İlim 10; Ebû Davûd İlim 1; İbn-i Mâce Mukaddime 17; Ahmed b. Hanbel 5/196.

[2]- Buhârî, Cenâiz 73.