Muhtelif - 52. Sayfa - Kuranisiginda
c- Her Mümin Allah'ın Elçisine Varistir
MÜRİT- Her mümin bunu nasıl yapar?
BAYINDIR- Her mümin, Kur'an'a göre yaşama ve onu insanlara anlatma görevini yapabilir.
Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem “Alimler, elçilerin varisleridir.” buyurmuştur[1].
MÜRİT- Herkes alim olamaz ki.
BAYINDIR- Herkes bildiği konunun alimi, bilmediği konunun öğrencisidir. Kur'andan bir tek meseleyi iyi bilen bir mümin o meselenin alimi olur. Onu tebliğ ederse o ölçüde Hz. Muhammed'e varis olur. Bilmediği meselelerin de öğrencisi olur. Bu durum ölene kadar sürer.
Bu hadis-i şerife dayanarak tebliğ görevini ilim adamlarına bırakıp kenara çekilmek olmaz.
MÜRİT- Şeyhler de peygamber varisi olamazlar mı?
BAYINDIR- Neden olamasınlar? Kur'an'a aykırı itikadı olmayan şeyhler de bu kapsama girebilirler.
Varis, kendine miras bırakan kişiyi temsil eder ve temsil gücüne göre mirasından pay alır. Babanın, annenin, erkek ve kız evlatların, eşin ve kardeşlerin paylarının farklı olması bundandır.
Elçilik ne bir miras malıdır, ne de babadan oğula geçen bir saltanattır. Hz. Muhammed'in elçiliği kıyamete kadar süreceği için onun, Kur'an'ı tebliğ görevi konusunda temsil edilmesine ihtiyaç vardır. İşte her mümin, Kur'an'ı tebliğdeki payına göre Hz. Muhammed'e varis olur ve o konuda onu temsil eder. Ama asırlardır bu görev ihmal edilmiştir.
MÜRİT- Kim ihmal etmiştir? Kur'an'ın yazılması, okunması, ezberlenmesi ve nesilden nesile intikali konusunda nasıl bir ihmal vardır? Bugün Kur'an'a en büyük hizmeti o beğenmediğin tarikatlar yapıyor. Onlara bağlı kurslarda her yıl binlerce hafız yetişiyor ve onun bir kaç katı insan Kur'an okumasını öğreniyor.
BAYINDIR- Doğru, binlerce Kur'an kursundan her yıl onbinlerce kişi Kur'an öğreniyor. Bunları küçümsemiyorum. Bir müslüman Kur'an'dan ne kadar çok şey bilirse değeri o kadar artar. Nitekim Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Uhud şehitlerini ikişer üçer kabirlere koyarken "Bunlardan hangisi Kur'an'dan daha çok pay almıştır?" diye sorardı. Onlardan kime işaret ederlerse onu lahidde ön tarafa alırdı[2].
Peki ya bizler? Biz Kur'an'dan ne kadar pay alıyoruz? Asıl bunun cevabını vermek gerekir.
MÜRİT- Kursa gidenlerden bir kısmı Kur'an'dan bir kaç sure biliyor. Kimileri tamamını ezberliyor, çoğunluk da Kur'an-ı yüzünden okuyabiliyor.
BAYINDIR- "Kur'andan payımız ne kadardır?" derken Kur'an'dan neleri kavradığımızı ve bunun ne kadarını insanlara anlattığımızı soruyorum.
MÜRİT- O konudaki ihmalimizi kabul edebiliriz.
BAYINDIR- Hele şükür, bir şey kabul ettirebildim. Ama en önemli şeyi kabul etmiş oldunuz.
Çocuğunu Kur'an öğrenmeye gönderenler ondan, arada sırada geçmişlerinin ruhuna Yasin ve Tebareke surelerini okumasını, yılda bir kere de ölmüşleri için hatim indirmesini bekliyorlar.
Hocaların üzerinde en çok durdukları husus ise harflerin düzgün çıkarılması, Kur'an'ın yanlışsız ezberlenmesi ve tecvid kaidelerine uygun olarak okunmasıdır. Bunlar çok önemlidir ama iş burada bırakılmaktadır. Halbuki bu işin başıdır. Ama daha işin başında nefesler kesilmektedir. Yani Kur'an, manasını kavramak için öğrenilmemektedir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi