Muhtelif - 53. Sayfa - Kuranisiginda
d- Zikir
MÜRİT- Öğrencilere Arapça, fıkıh, tefsir, hadis ve kelâm gibi ilimler de okutuluyor. Bu ilimler eskiden medreselerde daha geniş okutulurdu. Bunların ana kaynağı Kur'an değil midir?
BAYINDIR- Bakın, Kur'an'ın bir adı da Zikir'dir. Ayette şöyle buyurulmuştur:
"İşte o Zikr'i biz indirdik, ne olursa olsun onu koruyacak olan da biziz." (Hicr 15/9)
Zikir, bir bilgiyi hafızaya yerleştirmeye imkân veren duruma denir. Bilginin hafızaya yerleştirilmesi ezberleme, yani hıfz, kullanıma hazır tutulması da Zikirdir. Bir şeyin insanın içine veya diline gelmesine de zikir denir[1].
Tevrat, Zebur, İncil ve elçilere verilmiş öğütlerin, emir ve yasakların ortak adı da Zikirdir[2]. Kur'an bütün elçilerin Zikir'lerini içerir. Onun korunması bütün ilahi kitapların korunması demektir. Dolayısıyle Kur'an'ı kavrayan, bütün ilahi kitapları doğru olarak kavramış olur.
MÜRİT- Bir şeyi hafızaya yerleştirmek, kalbe ve dile getirmek Zikir ise bunu her müslüman yapıyor. Her müslüman, ezberlediği Kur'an'ı, zaten hafızasında tutuyor ve gerektiğinde okuyor.
BAYINDIR- Bir şey hafızaya ya manası kavranarak yerleştirilir, ya da kavranmadan yerleştirilir. Manası kavranmadan hafızaya yerleşen şeye ve onu ifade etmeğe zikir değil, ezberleme ve ezberden okuma denir.
Zikir, bir marifeti[3], yani bir bilgiyi kullanıma hazır tutacak şekilde hafızaya yerleştirmek olduğundan burada bilgi öne çıkmaktadır. Bilgi, bilinen şeydir. Ezberlenen şey bilgi değildir. Kaldı ki, burada marifet kelimesi kullanılmıştır. Marifet, bir şeyi olduğu gibi kavramak anlamına gelir[4].
Zikir kökünden gelen tezekkür, müzâkere ve elh-i zikir kelimeleri de konunun daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır.
Tezekkür, bir şeyi hatırlamak veya başkasına hatırlatmak demektir.
" O sakınanlar varya, işte onlara şeytandan bir esinti gelince tezekkürde bulunurlar. Bakarsınız ki, gerçeği görmüşlerdir." (Araf 7/201)
Buradaki tezekkürü Allah'ın âyetlerini hatırlama ve üzerinde düşünme diye anlamak gerekir.
Müzakere, bir konuyu karşılıklı görüşmek anlamına gelir. Türkçemizde de kullanılır.
Ehl-i zikir, bir bilgiyi kafasına yerleştirmiş ve kullanıma hazır vaziyette tutan kimselere, ilim adamlarına denir. Kur'an'da şöyle buyurulur:
"Senden önce elçi olarak görevlendirdiklerimiz, kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkası değildir. Bilmiyorsanız ehl-i zikre sorun." (Enbiya 21/7)
Bu ayetteki ehl-i zikir ehl-i kitap bilginleridir.
Kur'an'ın Zikir olması, yaşamak için kafaya yerleştirilen ve kendisiyle insanlara öğüt verilen bir kitap olmasından dolayıdır. Şu âyetler bu hususu ortaya koymaktadır:
"Onlar çirkin bir iş yaptıkları veya kendilerini kötü duruma düşürdükleri zaman hemen Allah'ı zikrederler (yani Allah'ın o konudaki emrini hatırlarlar) ve günahlarının bağışlanmasını isterler." (Al-i İmran 3/135)
"Sen öğüt ver! Esasen sen sadece bir öğütçüsün.
Sen onların tepesine dikilecek değilsin." (Ğaşiye 88/21-22)
İslami Okul Okulların En Önemlisi