Muhtelif - 6. Sayfa - Kuranisiginda
4- Veli
ŞEYH EFENDİ- Biz velilerden bahsediyoruz, sıradan insanlardan değil. Herkes Allah'ın velisi, hakiki Allah dostu olamaz.
BAYINDIR- Kim Allah'ın velisidir?
ŞEYH EFENDİ- İşte anlatıyorum dinle. Veli olmanın başlangıcı kul ile Mevla arasına giren düşüncelerin, ve kulun, Allah'a olan yabancılığının ortadan kaldırılmasıdır.
Mevlanın ikramıyla Allahü Teâlâ‘nın dışında kalan herşey sâlikin[1] gözünden silinir, Allah’tan başkasını görmez hale gelirse, fenafillah yani Allahü Teâlâ’da eriyip gitme adı verilen devlet hasıl olur ve tarikat hali sona erer. Böylece seyr-i ilallah yani Mevla’ya doğru olan manevi yürüyüş tamamlanmış olur.
Bundan sonra seyr-i fillah (Allah'da yürüyüş) denilen ispat makamına girilir ve kalbe sadece Allah (Celle celâluh) yerleşir. İşte bunları kazanan kişiye “veli”, yani hakiki Allah dostu demek doğru olur.
Nefsi emmare (sürekli kötülük emreden nefis) mutmainneye dönüşür; küfründen ve inkarından vazgeçer. O Mevlasından, Mevlası da ondan razı olur. Nefsin tabiatında bulunan ibadetlere karşı olan isteksizlik hali ortadan kalkar[2].
BAYINDIR- Fenafillah'dan, seyr ilallah'dan ve seyr fillah'dan bahsediyor ve bunları önemli birer mertebe gibi gösteriyorsunuz. Bunun Kur’an’da ve Sünnette bir delili var mıdır? Asr-ı Saadette[3] böyle bir şeyden bahseden olmuş mudur?
Mevlaya doğru olan manevi yürüyüşün daha hayatta iken tamamlanmış olması ne ile açıklanabilir? Her neyse. Şimdi bunlardan bahsetmek istemiyorum. Allah fırsat verirse bunları bir başka görüşmede ele alırız.
Veli Allah dostu olduğuna göre, kendi dostunun kim olduğunu en iyi bilen Allah Teâlâdır. O, bu konuda şöyle buyuruyor:
“İyi bilin ki Allah’ın velilerine korku yoktur. Onlar üzülecek de değillerdir. Bunlar inanmış olan ve takva ehli bulunan kimselerdir.” (Yunus 10/62-63)
Demek ki, inanıp takva ehli olanlar Allah’ın velisidir.
Takva ehli olanların kimler olduğu da Bakara suresinin baş tarafında bildirilmiştir. Bu âyetlere göre “Onlar gayba inanan, namaz kılan, kendilerine verilen rızıktan yerli yerince harcayan, Hz. Muhammed'e ve ondan önceki elçilere indirilene inanan, ahireti kesinkes kabul eden kimselerdir.”(Bakara 2/2-4)
Kur’an’da veli tanımı bu iken siz niçin başka bir tanım yapıyorsunuz?
Veli, dost demektir. Karşıtı düşmandır. Bütün müminler Allah’a dost yani Allah'ın velisidir.
Kimileri şeytanı da veli edinir. “Kim Allah’ın berisinde şeytanı da veli edinirse doğrusu açık bir biçimde kaybetmiş olur.” (Nisa 4/119)
Dostluk karşılıklı olur. Mü’minler Allah’ın velisi olduğu gibi Allah da mü’minlerin velisidir. Şeytan da kendini veli bilenlerin velisidir.
“Allah mü’minlerin velisidir, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Allah’ı tanımazlık edenlerin evliyası da zorbalardır. Bunlar onları aydınlıktan karanlıklara sokarlar. Onlar cehennemlik kimselerdir. Orada devamlı kalacaklardır. “ (Bakara 2/257)
“Allah’a andolsun ki, biz senden önceki topluluklara da elçiler göndermiştik. Ama şeytan onların yaptıkları işleri kendilerine güzel göstermişti. O, bugün de onların velisidir. Onlar için acıklı bir azap vardır.” (Nahl 16/63)
“Şeytanları inanmayanların evliyası kıldık.” (Araf 7/27)
“Onlar Allah’ın berisinden şeytanları kendilerine evliya edindiler. Zannediyorlar ki, doğru yoldadırlar.” (Araf 7/30)
Müminler birbirlerinin velisidirler.
“Sakın ola mü’minler, mü’minlerin berisinden kafirleri kendilerine veli edinmesinler. Her kim böyle yapacak olursa artık Allah’tan hiç bir şey beklemesin. Ancak bunu onlardan korunmak için yapmışsa o başka.” (Al-i İmran 3/28)
Bu konuda çok âyet vardır.
Dostluğun dereceleri olur. Öyle insanlar vardır ki, Allah'a iyi bir kul olmak için elinden geleni yapar; malını, canını ve her şeyini onun yoluna koyar. Tabii ki, Allah’ın böylelerine olan dostluğu fazla olur.
“Sana vahyettiğimiz Kitap gerçeğin ta kendisidir. Kendinden öncekileri de doğrulamaktadır. Allah kullarından, kesinkes haberdardır ve onları görmektedir.
Sonra bu Kitab’ı kullarımız içinden seçtiklerimize bıraktık. Onlardan kimi kendini yanlışa sürükler, kimi orta yolu tutturur, kimi de Allah’ın izniyle hayırlarda öne geçmek için yarışır. İşte faziletin büyüğü budur.” (Fatır 35/31-32)
Bu büyük fazileti elde edenler her zaman Allah’ı kendileriyle beraber hissetmenin huzurunu ve mutluluğunu yaşarlar. Karşılaştıkları güçlükleri gözlerinde büyütmez, Allah’ın izniyle üstesinden geleceklerini bilir, Allah’a dayanarak yollarına devam ederler. Bunların sıkıntıları hep görünüştedir, içleri daralmaz.
İslami Okul Okulların En Önemlisi