1.Şöhret ve Nâm Salmanın Kötülenmesi | Zehirli Ok - 1048. Sayfa
1.Şöhret ve Nâm Salmanın KötülenmesiAllah Teâlâ seni ıslah eylesin. Bil ki rütbenin esası nâm ve şöhretin yayılmasıdır. Bu ise kötüdür. Aksine övülen nâm ve nişansızlıktır. Ancak dininin neşri için Allah Teâlâ tarafından şöhrete ulaştırılan ve şöhrete ulaşmak için hiçbir zorluk ve çaba harcamayan bir kimse bu hükmün dışındadır. Enes, Hz. Peygamber'in (s.a) şöyle buyurduğunu rivayet eder: insanlar tarafından dini ve dünyası hakkında parmakla gösterilmek, şer yönünden kişiye yeter de artar! Bundan ancak Allah Teâlâ'nın koruduğu bir insan müstesnadır.2 Câbir Hz. Peygamber'in (s.a) şöyle buyurduğunu rivayet eder: Allah'ın koruduğu hariç, şer yönünden kişiye dini veya dünyası hususunda parmakla gösterilmek yeter de artar bile! Allah sizin şöhretlerinize bakmaz. Ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.3 Hasan Basrî (r.a), bu hadîs için bir te'vil belirtmiştir ki zararsız bir te'vildir; zira o bu hadîsi rivayet ederken kendisine denildi ki: 'Ey Ebu Said! Gerçekten insanlar seni gördükleri zaman parmakla sana işaret ediyorlar!' Cevap olarak şöyle demiştir: 'Hadîs bunu kasdetmiyor. Hz. Peygamber (s.a) bu hadîsle, ancak dini hususunda bid'atçı, dünyası hususunda fâsık olan bir kimseyi kasdetmiştir'. Hz. Ali şöyle demiştir: 'Haşmeti bırak, fakat şöhret peşinde koşma! Anılmak için şahsını yüceltme. İşini gizle, sükût et ki selâmette kalasın. Böylece iyi insanları memnun edip fâsık ve fâcirleri kızdırmış olursun!' İbrahim b. Edhem şöyle demiştir: 'Şöhreti seven bir kimse Allah'ı tasdîk etmemiştir'. Hâlid b. Ma'dan4 halkası çoğaldığı zaman şöhret korkusundan meclisi terkederdi. Hz. Talha (r.a), beraberinde on kadar kimsenin yürüdüğünü gördüğünde 'Tamahkârlık sinekleri ve ateşe atılan çekirgelerdir bunlar!' demiştir. Selim b. Hanzele şöyle anlatıyor: Bir ara Ubeyy b. Ka'b'ın arkasından yürüyorduk. Hz.Ömer gördü ve derhal onu kamçıladı. O itiraz ederek 'Ey mü'minlerin emîri! Ne yaptığına dikkat et! (Beni niçin dövüyorsun?)' dedi. Hz. Ömer şöyle cevap verdi: 'Bu durum, tâbi olan için zillet, tâbi olunan için de fitnedir'. Hasan Basrî'den şöyle rivayet ediliyor: İbn Mes'ud birgün evinden çıktı. Halk arkasındaydı. Dönüp halka baktı ve şöyle dedi: 'Neden bana tâbi oluyorsunuz? Allah'a yemin ederim, eğer benim üzerine kapımı kilitlediğim günahlarımı bilmiş olsaydınız, sizden iki kişi dahi bana tâbi olmazdı'. Muhakkak etrafındaki ayakkabı seslerinden ahmakların kalpleri az zaman sâbit kalır! Hasan Basrî birgün dışarı çıktı. Bir grup arkasına takıldı. Onlara 'Sizin bir ihtiyacınız mı var? Eğer ihtiyacınız yoksa gelmeyin. Çünkü böyle bir durum, mü'minin kalbini alt-üst eder' dedi. Rivayet ediliyor ki, bir kişi seferde İbn Muhayriz6 ile arkadaşlık yaptı. İbn Muhayriz'den ayrılırken 'Bana nasihat et!' dedi. Bunun üzerine İbn Muhayriz 'Eğer tanınıp, tanınmamaya, başkasına gidip, başkasının da sana gelmemesine, isteyip, senden istenmemesine gücün yetiyorsa bunu yap!' dedi. Eyyûb es-Sahtiyanî sefere çıktı. Birçok kimse onu uğurladı. Dedi ki: 'Eğer kalbimin sizin bu uğurlamanızdan tiksindiğini bil-meseydim, mutlaka bu yaptığınızdan dolayı Allah'ın kahrından korkardım!' Muammer b. Râşid şöyle der: Eyyûb es-Sahtiyanî'yi entarisinin uzunluğundan dolayı kınadım. Cevap olarak dedi ki: 'Geçmiş zamanda bunun uzunluğunda şöhret vardı. Bugün ise şöhret bunun kısalığındadır'. Biri şöyle anlatıyor: Ebu Kulâbe ile beraber bulunuyordum. Onun huzuruna, sırtında kısa denilen elbise bulunan biri içeri girdi. Bunu görünce 'Şu çok konuşan eşekten sakının!' dedi. Bununla şöhretin talep edilmesine işaret ediyordu. Havşeb ağlar ve şöyle derdi: 'Benim ismim cuma kılınan mes-cide kadar vardı'. ______________________ 2) Beyhakî {zayıf bir senedle) |
İslami Okul Okulların En Önemlisi