11.Yerilmekten Hoşlanmamanın Çaresi | Zehirli Ok - 1059. Sayfa
11.Yerilmekten Hoşlanmamanın ÇaresiDaha önce geçtiği gibi zemmi kerih görmekteki illet, medhi sevmekteki illetin zıddıdır. Bu bakımdan bunun tedavisi de ondan anlaşılır. Burada sözün özü şudur: Seni zemmeden bir kişi üç durumdan hali değildir: Ya dediğinde doğrudur ve söylediğiyle nasihat etmiştir veya dediğinde doğrudur, fakat gayesi sana eziyet vermek ve sana karşı taannüd etmektir veya yalancıdır. Eğer doğru söylüyor ve gayesi de nasihat ise, onu zemmetmen, ona kızman ve seni tenkid etti diye ondan nefret etmen uygun değildir. Aksine onun minnetini kabul etmen gerekir; zira sana ayıplarını hediye eden bir kimse tehlikeden sakınasın diye seni uyarmıştır. Bu bakımdan onunla sevinmen gerekir. Eğer kudretin varsa, o kötü sıfatı nefsinden söküp atmakla meşgul olmalısın. Onun sebebiyle üzülmen, o kişiyi hor görmen ve onu zemmetmen ise katmerli cehalettir. Bütün bunlar senin saadetinin sebepleridir. Böylece kendisinden istifade etmiş olursun. Öyleyse saadetinin talebiyle meşgul ol. Duyduğun tenkidden dolayı saadetinin sebepleri de sana göründü. O halde bir padişahın huzuruna, elbisen insan pisliğiyle pislenmiş olduğu ve sen de bilmediğin halde girmek istediğin zaman -eğer bu şekilde girersen meclisini pislikle kirlettiğinden dolayı kellenin gitmesi sözkonusu olur- biri sana 'Ey insan pisliğiyle mülevves olan! Üzerini temizle' dese, bunun sözüyle sevinmen gerekir. Çünkü onun sözüyle uyanman bir ganimettir. Kötü ahlâkların tümü ahirette helâk edicidir, insan da onları ancak düşmanın sözünden tanıyabilir. Bu bakımdan düşmanın sözünü ganimet sayman gerekir. Düşmanın taannüd göstermesine gelince, bu onun kendi dinine karşı yapmış olduğu bir cinayettir. Senin için ondan gelen bir nimettir. Bu bakımdan senin yararlandığın, onun da zarar gördüğü bir söze neden kızıyorsun? Üçüncü durum, Allah katında beri olduğun birşey ile sana iftira etmesidir. Bu bakımdan bunu da hor görmen ve onu bundan dolayı zemmetmen uygun değildir. Burada üç şeyi düşünmen gerekir. Birincisi Eğer o ayıp sende yoksa, onun benzerleri sende vardır. Allah Teâlâ'nın (lûtfuyla) gizlediği ayıpların (açıkta olan ayıplarından) daha fazladır. O halde, o adamı senin ayıplarına muttali kılmadığından ve sende olmayan bir ayıbı sana isnad etmek suretiyle defettiğinden ötürü Allah'a şükret! İkincisi Böyle yapmak, senin diğer günahlarının ve kötülüklerinin kefareti olur. Sanki o adam sende olmayan bir ayıbı sana isnad ederek kirlenmiş olduğun günahlardan seni temizlemiştir. Kim senin gıybetinde bulunursa, o kimse iyiliklerini sana hediye etmiştir. Seni öven ise, senin belini kırmıştır. Bu bakımdan neden senin belini kıranın yaptığıyla sevinip, seni Allah'a yaklaştıran, hayır ve hasenâtını sana hediye edenin yaptığıyla üzülüyorsun? Oysa Allah'a yaklaşmak istediğini iddia ediyorsun. Üçüncüsü O miskin adam, Allah'ın gözünden düşecek derecede dinine karşı suç işledi. İftira etmek suretiyle nefsini helâk etti. Allah'ın elem verici azabına müstehak oldu. Bu bakımdan Allah ona kızarken senin de kızıp onu şeytana maskara yapman iyi bir hareket olamaz. Sen 'Ey Allahım! Onu helâk et! diyorsun. Halbuki 'Ey Allahım! Onu ıslah et', 'Ey Allahım! Onun tevbesini kabul et', 'Ey Allahım! Ona rahmet et!' demen gerekirdi. Nitekim Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: Ey Allahım! Kavmimi affet! Ey Allahım! Kavmime hidayet et! Çünkü onlar bilmiyorlar.24 İbrahim b. Edhem başını kıran adama af talebinde bulundu. Kendisine 'Bu nasıl olur?' diye sorulunca dedi ki: 'Ondan dolayı mükâfata layık olduğumu anladım. Ondan ancak bana hayır isabet etti. Bu bakımdan onun benden dolayı cezalandırılmasına gönlüm razı olmaz!' 24) Daha önce geçmişti. |
İslami Okul Okulların En Önemlisi