Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

' ' by ali - Page 16 of 664 - Ruya Tabirleri - Ruya Tabirleri00016

img
.
İSLÂMÎ RÜYA TABİRLERİ ANSİKLOPEDİSİ
dolayi) çeşmeler, irmaklar, pinarlar kenarinda bulur. Bütün bu rüyalar hayâlât ve
evhamdan ibarettir..
2. Evvelce vuku bulmuş veya âtiyen vuku bulacak âfâkî bir hadiseye delâlet eden
rüyalardir ki, o hadiseye bilahare, uyaniklik hâlinde ittila'husule gelir.
Acaba insan, kendisince henüz meçhul olan bir hadiseden böyle rüya vasitasiyla
nasil haberdar olabiliyor?..
Bu mesele, hakikat-i insaniye ile alâkadardir. İnsanin hakikati yalniz şu beş hassadan
ibaret değildir. Belki insan asil "nefs-i natika" denilen ulvî bir ruhtan ibarettir. Bu
ruhun, bütün server-i hâdisatin mürtesim bulunduğu âlem-i melekûta manevî bir
ittisali vardir. Ruh, uyku halinde beden ile iştigalden âzâde kalinca bu melekût
âlemine teveccüh eder, bir âyineye karşisindaki eşya mün'akis olduğu gibi ruha da
melekût alemindeki hâdisat suretlerinden bazilari müntabi olur..
Ruh böylece kendisine mün'akis olan sureti, hiss-i müştereke nakleder. Kuvve-i
mütehavvile, bu sureti ya olduğu halde birakir veya ona münasip veya zid bir şekil
verir. Binaenaleyh insan uykudan uyaninca o sureti ya olduğu gibi sarih bir halde
mütehayyilenin verdiği şekilde veya bir nevi rumuzât ve işârât halinde tahattur eder.
Ve böyle başka bir şekil alan rüyalar tâbire, neye delâlet ettiğini tahmin ve tâyine
muhtaç olur.
Bu ikinci kisim rüyalar, birer rüya-yi sahihadir. Bunlar birer idrakten ibarettir. Bu kabil
rüyalarin sihhati, birçok vukuat ile bedahet mertebesine varmiştir. Bunun vukuunu
inkâr etmek, insanin hakikatini adem-i takdirden neş'et eder...
Üç misâl:
1. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz, ashab-i kiramiyla beraber emniyetler içinde
Mescid-i Haram'a girdiğini mübarek rüyasinda görmüştü. Bu sarih ve âtiye ait bir
rüya-yi sâliha idi... Bir sene sonra umretü'l-kazâ vesilesiyle tamamen tahakkuk
etmiştir...
2. Hazret-i Yusuf (a.s.) , on bir yildizin güneş ile ayin kendisine secde ettiğini
rüyasinda görmüştü. Bu da âtiye (geleceğe) ait bir rüya-yi sâliha idi. Fakat sarih değil,
remz ve işaret hâlinde bir rüya idi. Muahheren on bir kardeşiyle beraber baba ve
anasinin kendisine karşi secde-i şükranda bulunmalari suretiyle taayyün etmişti..
3. Nebiyy-i Zîşân Efendimiz, bir gece kendi himayesinde bulunan Huzâa Kabilesi
hakkinda bir rüya görmüştü. Sabahleyin Hazret-i Aişe validemize Huzâa'nin bir
hadise karşisinda kaldiğini haber verdi. Aradan birkaç saat geçmeden Huzâa kabilesi
tarafindan bir heyet gelerek Benî Bekir kabilesinin hücumuna uğramiş olduklarini
Allah'in Resulüne arz ettiler, işte bu da, maziye ait ve çok sarîh olan bir rüya-yi sâliha
bulunmuştur.
Velhasil: Bu kabil rüyalar, Peygamber-i Zîşan hakkinda birer vahy-i ilâhîdir ki, birer
fecr-i sâdik gibi tahakkuk eder.
Sulehâyi ümmet hakkinda ise ilhâmât ve mübeşşirâttan ma'duttur. Nitekim bir hadis-i
şerifte: "Nübüvvet devresi nihayet buldu, yalniz müjdeleyici hadiseler kaldi ki, onlar