بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحيِمِ - Ahiret - 1. Sayfa
Beşinci Baskının Takdimi
Bizleri muvaffak kılmasından dolayı Allah’a hamd ederim. Efendimiz ve bizi hidayet yoluna ileten Muhammed (as)’e, ehli beytine ve onun pınarından kana kana içen ashabına da salât ve selam olsun. Şimdi asıl konuya gelince;
Bizim elinizdeki şu, “Ahiret Günü” isimli kitabımız Allah’ın fazlı ve keremi sayesinde değerli İslam âlimleriyle, okurlarımız tarafından büyük bir beğeni ve kabul ile karşılandı. Kitabımız birkaç baskı yaptı. Görevim de, hemen çıkan her baskıyı önceden incelemem gerektiği idi. Ancak ben buna pek fırsat bulamamıştım. Dolayısıyla baskılarda hatalar olabiliyordu. Ben ancak dördüncü baskıdan sonra bu fırsatı bulabildim. Böylece hatalarını yeniden gözden geçirip bir takım iyileştirmeler de yaparak, olması gereken ilaveleri ekleyip çıkarmaları da yaparak yeniden baskıya hazırladım. Bu arada izahı gerektiren noktalar var ise, onları açıkladım. Kitabımı çok basit ve anlaşılır bir dil ile hazırladım. Amacım edebi bir kitap yazmak, anlaşılmaz ağdalı ifadelerle bir kitap ortaya koymak değildir. Eskiden olduğu gibi sonradan şerhlerle açıklanacak, haşiyelerle izah edilecek bir kitap ortaya koymak değildir.
Tek amacım vardı, yazacağım eser gönüllere seslensin, onun sesi gönüllerde yankı bıraksın, böylece imanın meyvesi olan doğru yolu göstersin.
Çünkü ahiret gününe iman, imanın temel rükünlerinden biridir. Hatta Allah’a iman’ın hemen yanında yer alan en önemli unsurdur. Çünkü Allah’a iman, ilk kaynağa imanı gerçekleştirir ki zaten bu kâinat Ondan sudur etmiştir. İşte Ahiret gününe iman etmek demek, kişiyi sonunda O varlığı bilmeye ve tanımaya götüren, onu gerçekleştiren hakikatin kendisidir.
İnsan iman meyvesini sadece ahirete iman ile devşiremez. Meğerki inancını yakin derecesine yükseltebilsin. Çünkü bu yol hidayette olanların yoladur, takva sahiplerinin yoludur. Yüce Allah şöyle buyuruyor:
“Elif. Lam. Mim. O
kitap (Kur’an); onda asla şüphe
yoktur. O, muttakiler (sakınanlar
ve arınmak
isteyenler) için bir yol göstericidir. Onlar gabya inanırlar,
namaz kılarlar,
kendilerine verdiğimiz
mallardan Allah yolunda harcarlar. Yine onlar, sana indirilene ve senden önce
indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanırlar.
İşte
onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa
erenler de ancak onlardır.”
(Bakara,
Benim bu, Ahiret Günü isimli kitabımın okurlar tarafından beğeni ve kabul görmesi, beni bu konuda, bu işin ilk rüknünü, yani imanın rükünlerinden olan Allah’a iman konusunu yazmaya yöneltti. Çünkü Ahiret gününe imanı bilmek ve öğrenmek konusu, Allah’ı bilme ve tanıma konusundan daha az önemli olan bir mesele değildir. Allah’tan dileğim bu kitabımı yazmada bana yardımcı olması ve yakın bir gelecekte onun okurlara sunulmasıdır. Çünkü insanlar bu gibi şeylere muhtaçtırlar, zira bunlar dinin aslı, esası ve özüdürler.
Benim kesin olarak bildiğim bir husus vardır ki o da, iman ile alakalı bu gibi konuların iyice anlaşılabilmesi için ikna edici bir usul ve metotla yazılmalı, çağın gereklerine de cevap vermelidir. Kalbi etkilemeli, insanın duyularını harekete geçirmelidir. Onu en yüce hedeflere, istenilen amaca ulaştırmalıdır. Ancak bu konuda eser yazacak olanlarda da bir takım şartların var olması gerekir. Gerçi benim böyle bir iddiam yok, ben bu şartları taşıyorum, demiyorum ama olması gerekene işaret ediyorum. İstenilen amacın gerçekleşebilmesi için bu şartlar mutlaka olmalıdır. Şöyle ki:
Birincisi: Yazacağı şeyler konusunda Allah için samimi ve ihlâs sahibi olmalıdır.
İkincisi: Ağır bir ifade ve üslup taşımamalı, kolay ve anlaşılır olmalıdır.
Üçüncüsü: Yazdıkları içten ve samimi olmalı, doğru olmalı ki, böylece içtenlikle ve inanarak yazdıklarını kalemi aracılığıyla aynen okuruna yansıtmalıdır.
Eğer yazdıkları içten değilse ve kendisi bundan etkilenmiyorsa, hiçbir kimsede herhangi bir duygu ve kıpırdama meydana getiremez. Çünkü iman bir zevk ve haz işidir. Nitekim şöyle denmiştir:
Eğer kişide yoksa başkasına ne verebilir ki? Nitekim imanı kaybetmiş olan biri, başkasına onu veremez.
İmanın yeri kalptir, gönüldür, akıl değildir. Dolayısıyla kalpten çıkan bir şey kalbe etki eder, ancak dilden çıkan şey ise, kulağı bile geçemez.
Allah’ım! Senden kâmil bir iman, sadık manada bir yakin, kendinse hiçbir şaibe ve leke karışmamış, amelleri yok etmeyen bir ihlâs isterim, ey Celal ve İkram sahibi Rabbim!
Bu arada değerli ilim adamı Şeyh Safvet Saka beye, kitabımda geçen hadsileri tahric etmesi ve kaynaklarını göstermesi konusundaki çabaları ve çalışması için teşekkür ederim. Allah onu, bu hayırlı çalışması nedeniyle ödüllendirsin.
Bu arada değerli okurlarımın dikkatini de bir noktaya çekmek isterim. Bu nokta kitabımın içeriğiyle ilgili olan bir husustur. Kuşkusuz inanç dediğimiz akide olayı öyle sıradan bir konu değildir. Bu açıdan mutlaka bunun sahih olan deliller ile kanıtlanması gerekir. Bu öyle kesin bir delil olmalı ki, vürudu yani gelişi kesin olacak, konuya delaleti de mutlaka kesin olacaktır. B u da ancak Kur’an-ı Kerim ile ve bir de tevatür olan sünnet ile sabit olabilir.
Bilinmelidir ki ahiret gününe iman meselesi de aynı zamanda akidenin temel esaslarından biridir. Aslında ben, Ahiret Günü adını verdiğim eserimi sonarken, öncelikle ölüm olayı ile kabirdeki hallerinden başlayarak konuyu ele aldım. Kıyamet sahnelerini, cehennem ehlini ve onların azaplandırılmalarıyla ilgili durumlarını ele aldım. Aynı şekilde cennet ehlini, onların cennetteki nimetlerini, bütün bunları Kitap ve Sünnetten delillendirerek konuyu işledim.
Gerçi konuyla alakalı bir takım zayıf hadisler ve bir takım görüşler, eserler veya rivayet olunan kıssalar da görülecektir ama ben bunları sunarken sadece bir öğüt olsun, bundan bir ders çıkarılsın diye zikrettim ve bu arada söz konusu hadisin de zayıflığına işaret ettim. Kısaca tıpkı ilim adamlarının ve hadis bilginlerinin izledikleri yol gibi bir yol izledim. Örneğin hikâye olunduğuna veya rivayet olunduğuna göre temriz ifadesini kullandım. Yoksa ben bu türden olan hadisleri, inanılması farz olan akidenin sübutu için kullanmadım.
Öyle ki bu kitap bir vaaz ve İrşad, bir öğüt ve nasihat kitabıdır, kişileri uyaran, onlara ahiret hayatını hatırlatan bir kitaptır. Bu kitap gerçekten ahiretini unutana, o hayatı hatırlatacak, katı kalplere de bir ilaç olacaktır. Allah bunun Müslümanları faydalandırsın ve aymaz olanlara da bir hatırlatmada bulunsun.
Bu kitaptan başka yoktur bir sermayem
Mağfiret sahibi Rabbim! Rahmetin umarım
Eğer edersen merhamet ki sen buna ehilsin
Yoksa bu kulcağız kimden umut var olan ey Kadir!
İlahi hatamı fazlınla bağışla, her şeyin
Ortaya serildiği günde görme kusurum
Dualarımızın sonunda Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd ederiz.
Abdulkadir Mutlakurtrahbavi
İslami Okul Okulların En Önemlisi