Soyu ve Doğumu - İslami Bilgiler - Alemlererahmet - 2. Sayfa
SOYU VE DOĞUMU
Abdülmuttalib en küçük ve en çok sevdiği oğlu Abdullah'a, Zühre oğulları kabilesinden Vehb kızı Âmine'yi eş olarak seçti ve onları evlendirdi. Eşlerden her biri diğerine sevinç, neşe ve saadet getirdi. Birlikte çok güzel günler geçirdiler.
Âmine'nin Hz. Muhammed'e (s.a.v.) hamile kalmış, aradan üç ay geçmişti. Bir gün Abdullah bir ticaret kervanıyla Şam'a doğru yola çıktı. Şam o gün Filistin, Ürdün, Lübnan ve Suriye'yi içine alan geniş bir bölgeydi.
Şam'dan dönüşte Abdullah amansız bir hastalığa yakalandı. Yola daha fazla devam edemeyerek Yesrib'te (Medine'de) Neccar oğulları kabilesinden olan dayılarının yanında kaldı. Aradan çok geçmeden Abdullah vefat etti ve orada defnedildi.
Abdülmuttalib,
oğlu Abdullah'ın vefat haberini duyduğunda çok üzüldü, acı çekti. Henüz
evliliklerinin üzerinden
Abdülmuttalib kendi acısını ve üzüntüsünü içine gömerek, Âmine'yi ara sıra ziyaret ediyor, onun acısını gidermeye çalışıyor ve koruyup gözetiyordu.
Nihayet
hamilelik dönemi bitmiş, doğum zamanı iyice yaklaşmıştı. Derken doğum sancıları
başladı. Doğum sancıları oldukça şiddetli ve zahmetli olmasına rağmen Âmine
kendisinde hiçbir acı ve sıkıntı hissetmiyordu. Üstelik uykularında çok
tuhaf rüyalar görüyordu. Kendisi gördüğü bu rüyalarını daha sonra anlatmıştır. Takvimler,
O gece Âmine'nin evi nurlar ve feyizlerle dolup taştı. Melekler topluluğu gruplar halinde gökyüzü ile yeryüzü arasında gidip geliyorlar, birbirlerine bu büyük haberi müjdeliyorlardı.
Hz. Muhammed (s.a.v.), annesinin karnından secde ederek indi. Göbek kordonu kesilmiş ve sünnet olmuş bir hâlde doğdu. Vakit yitirilmeden doğum müjdesi dede Abdülmuttalib'e ulaştırıldı. Abdülmuttalib bu müjdeye çok sevindi ve haberi getiren kişiye bolca hediyeler verdi. Ardından Âmine'nin evine doğru yürüdü. "Bana torunumu gösterin!" diyerek eve girdi. Uzatılan bebeği şefkat ve sevgiyle kucağına aldı. Gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Bunlar, sevinç ve üzüntü gözyaşlarıydı. Torunun doğumuyla duyduğu sevincin ve oğlu Abdullah'ın vefat acısının gözyaşlarıydı. Abdülmuttalib, torununa "Muhammed" adını koydu.
Onun doğduğu
sene "Fil Senesi" olarak hafızalarda kaldı. O seneye damgasını vuran,
Habeş Kralı Ebrehe'nin Kâbe'yi yıkma girişimi sebebiyle o yıl böyle bir isimle
anılır olmuştu. Ebrehe, Kâbe'yi yıkarak, Arapları Kâbe'ye alternatif olarak
Yemen'de yaptırdığı kendi kilisesine çekmeyi arzu ediyordu. Bu amaçla büyük bir
ordu hazırladı. Ordunun en önünde büyük bir fil vardı. Ebrehe Kâbe'ye yaklaşınca
Allah onlara gagalarında pişkin tuğladan yapılmış taşlar taşıyan ebâbil
kuşlarını gönderdi. Kuşlar ordunun kökünü kazıdı. Allah, onların amaçlarını gerçekleştirmelerine
fırsat vermedi. Allah Teâlâ zalimlerin ve azgınların tuzağından Kâbe'sini
böylece korudu.
İslami Okul Okulların En Önemlisi