İlk Müslümanlar - İslami Bilgiler - Alemlererahmet - 17. Sayfa
İLK MÜSLÜMANLAR
Ebû Bekir kendisi Muhammed'e (s.a.v.) ve yeni dine iman etmekle kalmamış, güvendiği yakın arkadaşlarını ve tanıdıklarını da el altından davet etmeye başlamıştı. Bu insanlar gizlice Resûlullah'a (s.a.v.) geliyorlar ve Allah'tan başka ilah olmadığını ve Muhammed'in Allah'ın Resûlü olduğunu kabul ederek iman ediyorlardı.
Abdurrahman bin Avf, Sa'd bin Ebû Vakkâs, Zübeyr bin Avvâm, Osman bin Affân, Mus'ab bin Umeyr ve başkaları… Köle ve hizmetçilerin oluşturduğu güçsüzler ve çaresiz kimselere gelince, onlar da yeni dinde özgürlüklerine giden yolu gördüler. Bu yüzden onlar da iman etmekte ve Muhammed'e (s.a.v.) tâbi olmakta gecikmediler.
Yeni dine iman ettikleri, efendileri ve sahipleri tarafından anlaşılınca bu zayıf insanlar en ağır işkenceyle karşı karşıya kaldılar…! Yâsir, hanımı Sümeyye, oğlu Ammâr ve yine Bilâl bin Rebâh, en ağır eziyet ve işkenceye uğrayan insanların başında geliyordu. İşkenceci ekibin başını Amr bin Hişam (Ebû Cehil), Ümeyye bin Halef çekiyordu. Fakat işkenceye uğrayanlardan bir kişi dahi dininden ve imanından geri adım atmadı! Resûlullah (s.a.v.) onların yanından geçiyor, onları işkence edilirlerken görüyor ve şöyle diyordu:
"Sabredin ey Yâsir ailesi! Mükâfatınız cennettir…!!"
Yâsir ve hanımı Sümeyye, işkencelere daha fazla dayanamayarak can verdiler. Onlar İslâm'ın ilk iki şehidiydiler. Oğulları Ammâr ise, Resûlullah'ın aleyhine olmak üzere istedikleri bazı sözleri söyleyerek ellerinden kurtuldu. Söyledikleri sebebiyle çok üzülmüş, pişman olmuştu. Gözyaşları içinde Resûlullah'a (s.a.v.) geldi. Olup bitenleri anlattığında Resûlullah (s.a.v.) ona "Kalbin nasıl?" diye sordu. Ammâr, "İmanla dopdolu!" diye cevap verdi. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) ona şöyle dedi:
"Şayet onlar o söylediğini bir daha tekrarlatmak için seni zorlarlarsa, sen de dediklerini yap!"
Bilâl bin Rebâh, bir insanın dayanabileceği en ağır işkencelere uğradı. Ellerini, ayaklarını sıkıca bağlayıp, öğle vakti kızgın güneşin altında Mekke vadisine götürüyorlardı. Burada çıplak vücudunu kırbaçlıyorlar ve sırtüstü yatırıp büyük bir kaya parçasını onun göğsünün üzerine koyuyorlardı. Nefesi kesilecek gibi oluyor ama o her şeye rağmen "Allah bir… Allah bir…" sözünü dilinden düşürmüyordu.
Bir gün Ebû Bekir oradan geçti. Yine her zamanki eziyet ve işkence sergileniyordu. Ebû Bekir, Bilâl'i satın almak için işkencecilerle pazarlığa başladı ve nihayet onu onlardan satın aldı. Ardından Bilâl'i Resûlullah'a (s.a.v.) götürdü. Resûlullah (s.a.v.) onu Allah rızası için âzad etti.
Bu, ilk Müslümanların zalim müşrikler tarafından en ağır ve dayanılmaz işkencelere uğratıldıkları bir dönemdi. Bu dönemde cihadın şekli, her tür hakaret ve işkenceye sabır ve tahammül göstermek ve direnmekti.

İslami Okul Okulların En Önemlisi