TAİF'TEKİ SAKÎF KABİLESİNİ ZİYARET - Alemlererahmet - 22. Sayfa
TAİF'TEKİ SAKÎF KABİLESİNİ ZİYARET
Resûlullah
(s.a.v.) Kureyş'in yola geleceğinden ve İslâm dinini kabul edeceğinden ümidini
kesmişti. Kureyş, "Âdeta aslandan ürkmüş, kaçan yaban eşekleri
gibiydi." (Müddessir (
Resûlullah
(s.a.v.) Taif şehrine gitmeyi düşündü. Belki onlar İslâm ile şereflenirlerdi. Yanına
Sakîf, Allah'a Kureyş'ten daha yakın durmuyordu. Onlar Resûlullah'ın davetine en çirkin ve iğrenç tavırla karşılık verdiler. Şehrin serseri ve ayaktakımı güruhunu ona karşı kışkırtarak taşlattılar. Resûlullah'ın (s.a.v.) mübarek kanını akıttılar. Resûlullah (s.a.v.) gölgesinde dinlenmek için bir bahçenin duvarına sığındı. Bahçenin görevlisi ona yemesi için bir salkım üzüm getirdi. Resûlullah (s.a.v.) almak için üzüme mübarek elini uzatırken "Allah'ın adıyla…" diyerek besmele çekti. Görevli (adı Addâs idi ve Hıristiyan dinine mensuptu) bu sözü duyunca çok şaşırdı.
"Ben bu ülkede hiç kimsenin bu şekilde Allah'ın adını andığını duymadım." dedi.
Resulullah (s.a.v.) ona nereli olduğunu sordu. Addâs:
"Irak'ın Ninova şehrindenim." diye cevap verdi. Bu cevap üzerine Resûlullah (s.a.v.):
"Yani salih kul Yunus bin Mettâ'nın şehrindensin." dedi.
Addâs:
"Sen Yunus bin Mettâ'yı nereden biliyorsun?" diye sordu.
Resûlullah (s.a.v.):
"O peygamberdi, ben de peygamberim." cevabını verdi.
Addâs bu cevabı alır almaz Resûlullah'ın ellerine kapandı, öpmeye başladı… Daha sonra Resûlullah (s.a.v.) Mekke'ye dönüş yolculuğuna kaldığı yerden devam etti. Mübarek gönlü, yüce kalbi, sözcüklerinden Allah'a iman, O'ndan gelen her şeye gösterilen rıza ve ümit fışkıran şu duayla coşuyordu:
"Ey Allahım!
Gücümün zayıflığını, tedbirimin azlığını, halkın nazarında zavallı ve hor görülüşümü, sana arz ve şikâyet ediyorum!
Ey merhametlilerin en merhametlisi!
Sensin, zayıf düşenlerin Rabbi!
Sensin, benim Rabbim!
Sen, beni kime; sana uzak olan ve beni gördükçe bana sert ve kaba davranan kimseye mi bırakıyorsun? Yoksa dâvamda bana üstün kılacağın düşmana mı bırakıyorsun?
Eğer sen bana gazaplı değilsen, başıma gelenlere hiç gam çekmem! Fakat senin esenlik ve rahmetin, benim için gazabından daha hoştur.
Senin benim üzerime gazabını indirmenden yahut öfkenin üzerimde yerleşmesinden senin Yüzünün (Zatının) nuruna sığınırım! O öyle bir nurdur ki, karanlıkları aydınlığa boğar, dünya ve âhiret işlerini düzene koyar.
Her şey senin rızan içindir ve bütün güç, kuvvet de sende, senin elindedir!"
İslami Okul Okulların En Önemlisi