HİCRETİN İKİNCİ SENESİ - Alemlererahmet - 32. Sayfa
HİCRETİN İKİNCİ SENESİ
Hicretin ikinci senesinin başında Resûlullah (s.a.v.) Allah'ın izni ve O'ndan bir emir olarak cihad bayrağını kaldırdı. Allah şöyle buyuruyordu:
"Kendileriyle savaşılanlara (müminlere), zulme uğramış olmaları sebebiyle, (savaş konusunda) izin verildi. Şüphe yok ki Allah, onlara yardıma mutlak surette kadirdir.
Onlar, başka değil, sırf "Rabbimiz Allah'tır"
dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah, bir
kısım insanları (kötülüklerini) diğer bir kısmı ile defedip önlemeseydi, mutlak
surette, içlerinde Allah'ın ismi bol bol anılan manastırlar,
kiliseler, havralar ve mescidler yıkılır giderdi. Allah, kendisine
(kendi dinine) yardım edenlere muhakkak surette yardım eder. Hiç şüphesiz
Allah, güçlüdür, galiptir." (Hac (
Resûlullah'ın ilk ve en büyük hedefi Kureyş'ti. Çünkü Kureyş, hem zulüm ve şirkin yatağı, hem de en büyük destekçisiydi.
Bilmelisin ki, İslâm dinine göre savaş, yakıp yıkmak, her şeyin altını üstüne getirmek hırsıyla yapılmadığı gibi başkalarına üstün gelmek, ezmek ve köleleştirmek için de yapılamaz. Kan dökme arzusunun tatmini de değildir. Savaş ancak, zulmün ortadan kaldırılması, insanlara saygınlıklarının geri verilmesi ve hakka ve hidayete giden yolların insanlara sonuna kadar açık tutulması için yapılır.
Mekke'de bulundukları dönemde Müslümanlar çok ağır eziyet ve haksızlıklara maruz kaldılar. Asla yılmayıp sabırla karşılık verdiler. Onlara işkenceler yapıldı, malları ve özgürlükleri zorla ellerinden alındı, öldürüldüler. Şimdi kendilerini savunmak ve onlardan zorla alınmış olan şeyleri geri almak hakları değil midir?!
Yapılan ilk gazve Ebvâ gazvesi oldu. Safer ayında yapılan bu gazve sonunda herhangi bir çarpışma olmadan Damra oğulları kabilesiyle anlaşma yapıldı.
Sonra Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Rebiyülevvel ayında amcasının oğlu Ubeyde bin Hâris'i altmış kişiden oluşan süvari birliğiyle gönderdi. Süvarilerin tamamı muhacirlerden oluşuyordu, içlerinde ensardan hiç kimse yoktu. Bunlar Hicaz'da Seniyyetü'l-merrü isimli yerde bir suya kadar ilerlediler. Orada Kureyşlilerden büyük ve kalabalık bir toplulukla karşılaştılar; fakat taraflar arasında herhangi bir çarpışma olmadı. Ancak aralarında hafif bir ok gösterisi yapıldı. Sa'd bin Ebû Vakkâs o gün ilk oku attı ve İslâm'da ilk ok, onun tarafından orada atılmış oldu. Ardından taraflar birbirinden ayrıldılar. Müslümanlar ihtişamlı ve heybetliydi. Müslüman oldukları hâlde o güne kadar Resûlullah'a (s.a.v.) katılamamış olan Mikdad bin Amr ile Utbe bin Gazvân, Müslümanlara kavuşabilmek umudu ile müşriklerle beraber yola çıkmışlardı. Bu vesileyle ilk fırsatta Müslüman kardeşlerinin saflarına katıldılar. Bu gerçekten büyük bir kazanımdı.
Resûlullah (s.a.v.) daha sonra amcası Hamza'yı yine
Rebiyülevvel ayının sonlarında Peygamber Efendimiz (s.a.v.) muhacirlerden oluşan iki yüz kişilik ordunun başında hareket etti. Kureyş'in ticaret kervanına saldırmayı planlıyordu. Ne var ki kervan çoktan uzaklaşmıştı.
Yine başka bir zamanda Allah Resûlü (s.a.v.) Kureyş'in ticaret
kervanlarından birini ele geçirmek mak
Görüldüğü üzere, bu seriye ve gazvelerin asıl amacı, müşriklere gözdağı vermek, gövde gösterisi yapmak ve Medine'ye yakın bölgelerdeki bazı Arap kabileleri ile dostluklar kurup anlaşmalar yapmaktı. Bütün bunlar ise, büyük bir güne, şirkin alçalıp, hakkın yücelip yükseleceği güne yani Büyük Bedir savaşına hazırlıktı.
İslami Okul Okulların En Önemlisi