Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

MAÛNE KUYUSU SERİYESİNDEN NADÎR OĞULLARI GAZVESİNE… - Alemlererahmet - 38. Sayfa

MAÛNE KUYUSU SERİYESİNDEN NADÎR OĞULLARI GAZVESİNE…

Recî olayının üzerinden uzun zaman geçmemişti. Necid bölgesinden Âmir bin Tufeyl Resû­lul­lah'a (s.a.v.) geldi. O da öncekiler gibi İslâm dinin kabilesi içinde yer almaya başladığını söyleyerek, Necid halkına elçiler göndermesini istedi. Resûlullah (s.a.v.) kısa bir zaman önce gönderdiği elçilerinin başına gelen ihaneti düşünerek bu işe önceleri yanaşmadı. Nihayet Âmir bin Tufeyl'in garanti vermesi üzerine ashabından seçkin kırk kişiyi onunla birlikte gönderdi. Fakat Resûlullah'ın (s.a.v.) bu elçileri de tuzağa düşürül­düler. Süleym, Ri'l ve Zekvân kabileleri onlara saldırarak tümünü şehit ettiler. "Kurrâ" olarak bilinip tanınan bu insanlardan sadece Amr bin Ümeyye ed-Damrî sağ kurtuldu. O arkadan develeri otlatarak geliyordu ve bu sebeple olayın meydana geldiği saatte onlarla birlikte değildi. Arkadaşlarına yapılanları görünce Resûlul­lah'a (s.a.v.) haber vermek üzere hemen Medine'ye geri döndü. Yolda Âmir'in kabilesinden iki kişiye rastladı, müşrik olduklarını sanarak onları öldürdü. Fakat bu kimseler onun zannettiğinin aksine müşrik değil Müslümandılar.

Resûlullah (s.a.v.) bu iki Müslümanın diyetini ödemek istedi. Diyetin ödenmesinde kendilerine yardımcı olmalarını istemek üzere ashabından birkaç kişiyle Nadîr oğulları Yahudilerinin yaşadıkları yere geldi. Yahudiler onu (s.a.v.) güler yüz­­le kar­şıla­yıp, ondan aralarında konuyu değerlendirmeleri için kendilerine biraz zaman tanımasını istediler. Fakat Yahudiler, Allah'ın Peygamberini (s.a.v.) öldürmek için kaçırılmaması gereken, bir daha ele geçmeyecek bir fırsatın ellerine geçtiğini düşünerek onu öldürme kararı aldılar. Yahudilerden bir adam Resûlullah'ın (s.a.v.) önünde otur­duğu evin çatısına büyük, ağır bir kaya çıkarttı. Bu kayayı oradan Re­sû­lul­lah'ın (s.a.v.) üzerine bırakarak onu öldürecekti.

Allah (c.c.) derhal Cebrail'i (a.s.) göndererek, Peygamberini (s.a.v.) ona kurulan tuzaktan haberdar etti. Resûlullah (s.a.v.) bulunduğu yerden hemen uzaklaşarak tuzaktan kurtuldu. Bu arada ashabı onun dönmesini bekliyordu. Dönüşü gecikince derhal onu arayıp buldular. Resûlullah (s.a.v.) Yahudilerin kendisine kurdukları tuzağı, plan ve amaçlarını onlara anlattı. Sonra planladıkları tu­za­ğa bir karşılık ve ceza olmak üzere onların Me­dine'yi terk etmelerini istedi. Çünkü onlar bu hareketleriyle, Müslümanlarla yaptıkları anlaşmanın hükümlerini çiğnemiş, anlaşmayı bozmuş olu­yorlardı. Fakat onlar, liderleri Huyey bin Ah­tab'ın komutası altında toplanarak Medine'den ayrılmayı red­dedip ka­lelerine ve evlerine sığındılar.  

Resûlullah (s.a.v) Medine'de ordusunu topla­yarak onları bulundukları yerde altı gün kuşat­ma altına aldı. Onları kışkırtarak kendileriyle bir savaşa sokmak istedi. Onların hurma ağaçlarının kesilip yakılmasını emretti. Bu durum karşısında Nadîr oğulları Yahudileri daha fazla dayamayarak teslim oldu­lar. Resûlullah'ın (s.a.v.) hak­larında vereceği karara uyacaklarını bildirdiler. Resûlullah (s.a.v.) da onlara mallarını ve ürün­lerinden hiçbir şeyi yanlarına almaksızın Me­­di­ne'yi terk etmelerini söyledi.

Allah Teâlâ, Yahudilerin bu sürgün edilişlerini Kur'an-ı Kerim'de şöyle anlatmaktadır:

"Ehl-i kitaptan inkâr edenleri, ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah (O'nun azabı), onlara beklemedikleri yerden geliverdi. O, yüreklerine korku düşürdü; öyle ki evlerini hem kendi elleriyle, hem de müminlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey akıl sahipleri! İbret alın. Eğer Allah onlara sürgünü yazmamış olsaydı, elbette onları dünyada (başka şekilde) cezalandıracaktı. Âhirette de onlar için cehennem azabı vardır. Bu, onların Allah'a ve Peygamberine karşı gelmelerinden dolayıdır. Kim Allah'a karşı gelirse bilsin ki Allah'ın cezalandırması çetindir. Hurma ağaçlarından, herhangi birini kesmeniz veya olduğu gibi bırakmanız hep Allah'ın izniyledir ve O'nun yoldan çıkanları rezil etmesi içindir.  Allah'ın, onlardan (mallarından) Peygamberine verdiği ganimetler için siz at ve deve koşturmuş değilsiniz. Fakat Allah, peygamberlerini dilediği kimselere karşı üstün kılar. Allah her şeye kadirdir." (Haşr (59), 2–6)

Kuşatmanın devam ettiği günlerde Allah Te­âlâ içkiyi yasaklayan din hükümlerini indirerek şöyle buyurdu:

"Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.  Şeytan içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vaz­­ geçtiniz değil mi?" (Mâide (3), 90–91)