Muhtelif - 46. Sayfa - Alemlererahmet
EN BÜYÜK FETİH…
MEKKE'NİN FETHİ
Huzâa kabilesi ile Resûlullah (s.a.v.) savunma anlaşması yapmışlardı. Bu anlaşmaya göre, bir savaş olduğunda birbirlerine yardım edeceklerdi. Bekir oğulları kabilesi de Kureyş kabilesi ile böyle bir anlaşma yapmıştı. Bir gün Bekir oğulları kabilesi, suları başında oturan Huzâalılara ani bir saldırıda bulundu. İki taraf birbirleriyle çarpışmaya başladılar. Kureyş müşrikleri de bu saldırılarında Bekir oğullarını desteklediler. Huzâalılardan birçok insanı katlettiler.
Bunun üzerine Huzâa kabilesinden Amr bin Sâlim, Medine'ye, Resûlullah'a gelerek, Bekir oğulları ile Kureyş'in kendilerine düzenledikleri baskından şikayetçi oldu. Ondan yardım istedi.
Resûlullah (s.a.v.) onun yardım talebini kabul ederek, "Ey Amr! Sana yardımımız derhal yetişecektir!" buyurdu. Bu sözünün ötesinde daha fazla bir açıklama yapmadı. Ardından olağanüstü bir gizlilik içinde Mekke'nin fethi için hazırlık yapmaya başladı.
Kureyşliler, Bekir oğullarına destek vermekle büyük bir yanlış
yaptıklarını; bu desteğin Müslümanlarla olan anlaşmalarının bozulması anlamına
geldiğini anlamakta gecikmediler. Bu sebeple Ebû Süfyan, Kureyş'i temize
çıkarmak ve anlaşmaya hâlâ
Resûlullah'la arasında aracı olmaları için sırayla Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Ali'ye geldi; fakat hiçbiri aracı olmayı kabul etmedi. Bunun üzerine ümitsizlik ve çaresizlik içinde kızı ve aynı zamanda Resûlullah'ın hanımı olan Ümmü Habîbe'nin evine geldi. Evde Resûlullah'ın (s.a.v.) oturduğu minderin üzerine tam oturmak üzereyken Ümmü Habîbe minderi onun altından çekip aldı. Kızının bu davranışına bir anlam veremeyen Ebû Süfyan "Minderi mi bana yoksa beni mi mindere lâyık görmedin?" diye sordu. Ümmü Habîbe, "Bu, Resûlullah'ın (s.a.v.) minderi; sen ise pis bir müşriksin. Ona oturamazsın." diye cevapladı. Kızının bu beklenmedik cevabıyla şaşkınlaşan Ebû Süfyan, "Evlendikten sonra sana kötü bir şeyler olmuş." dedi. Ümmü Habîbe (r.anhâ), onun bu sözüne "Aksine bana iyi şeyler oldu; çünkü Allah beni İslâm'a hidayet etti." karşılığını verdi.
Bir zaman sonra Ebû Süfyan, umduğunu bulamamış bir hâlde elleri bomboş Mekke'ye geri döndü.
Hicrî sekizinci yılda Allah'ın Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.) on binlerce savaşçıdan meydana gelen büyük bir orduyla Medine'den hareket etti. Merrüzzahrân denilen yere gelince, daha fazla ileri gitmeyip orada karargâhını kurdu. Kutlu Şehir Mekke'de kan dökülmesine gönlü razı olmuyor, Kureyş'in, kendisine geleceğini ümit ediyordu. Daha fazla ilerlemeyişinin sebebi buydu.
Abbas bin Abdulmüttalib, Kureyş'i faydasız, beyhude bir direniş ve savaşa girmemeleri konusunda uyarmak için dişi bir katır üzerinde çevreyi keşfe çıktı. Bu sırada Ebû Süfyan'la karşılaştı. Karşılıklı konuşmaların ardından Ebû Süfyan, Müslümanların karargâhına, Peygamber Efendimizin yanına gitmek üzere Abbas'ın terkisine bindi. Allah'ın Elçisi'nin huzuruna varıp Müslüman oldu. Sonra Abbas Peygamberimize şöyle dedi:
"Ey Allah'ın Elçisi, Ebû Süfyan ayrıcalıklı olup övülmekten hoşlanır. Ona böyle ayrıcalıklı bir durum tanısan."
Hz. Abbas'ın bu önerisi üzerine Sevgili Peygamberimiz:
"Beyt-i Haram'a giren güvendedir. Evine girip kapısını kapatan güvendedir. Ebû Süfyan'ın evine giren güvendedir." buyurdu.
Karargâhın genel manzarası, her tarafta yanan ateşler ve ordunun sayısal büyüklüğü, Ebû Süfyan'da korku ve hayranlık uyandırmıştı. Abbas'a dönerek:
"Ey Fazl'ın babası! Kardeşinin oğlunun saltanatı ne kadar da muhteşem bir hâl almış!" dedi.
Abbas onun bu sözünü düzelterek:
"Ey Ebû Süfyan! Bu saltanat değil peygamberliktir." dedi.
Sonra Ebû Süfyan, halkı uyarmak için Mekke'ye döndü. Allah'ın Elçisi başı secdede, muzaffer bir komutan edasıyla, savaşmadan Mekke'ye girdi. Şehrin yukarılarında Kureyşliler tarafından başlatılan birkaç olay dışında hiçbir direniş ve çarpışma olmadı. Halid bin Velid komutasındaki İslâm birliği bu olayları bastırmakta gecikmedi.
Kâbe'nin içini ve çevresini dolduran put ve heykeller kırılıp şirke dair tüm belirti ve kalıntılar ortadan kaldırıldıktan sonra tüm halk Kâbe'nin önünde toplandı. Ardından Allah'ın kutlu elçisi insanlara şöyle seslendi:
"Ey Kureyşliler! Size ne yapacağımı sanırsınız?!"
Hep birden cevap verdiler:
"Biz, senin hayır ve iyilik yapacağını sanırız. Sen, kerem ve iyilik sahibi bir kardeş; kerem ve iyilik sahibi bir kardeşin oğlusun!"
Bu cevaptan sonra Allah'ın Elçisi:
"Gidiniz, sizler özgür ve serbestsiniz!" buyurdu.
Mekke'de bir süre kaldıktan sonra hanîf dinin kucağına, Medine'ye döndü.
Allah (c.c.) bu fetihle Kâbe'sini tavaf ve ziyaret edecekler, orada namaz kılıp dua edecekler için her türlü pislikten temizlemiş, arındırmış oldu.
İslami Okul Okulların En Önemlisi