Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Giriş - İslami Bilgiler - Derslerveibretler - 2. Sayfa

 

GİRİŞ

 

Rasulullah (s.a.v) emaneti yerine getir­miş, risaleti tebliğ edip, ümmete hakkıyla nasihati yerine getirince Allah (c.c.) onun ruhunu (hicretin on ikinci senesi Rebiulevvel ayının onikisi pazartesi  günü) kabzetmişti.

Ardından Müslümanlar Rasulullah’a (s.a.v.) ha­life olarak Hz. Ebu Bekir’e bey’at ettiler. O da bu görevi en güzel şekilde ifa etti. Ra­su­lul­lah’ın metodunu takip etti ve ona tabi oldu. Müslümanlar da aynı tavırla­rını halifenin, yani Rasulullah’ın halifesinin yanında sürdürdüler.

Rasulullah (s.a.v) hayatta iken Arap yarı­madasının çoğunluğu İslam dinini benimse­mişti. Ancak bedevilerden çoğunluğu Müs­lüman olduğunu söylemiş fakat iman kalple­rine girmemişti, yerleşmemişti. Allah’u Teala buyuruyor ki:

“Bedevi Araplar: “iman ettik” dediler. De ki: “Siz iman etmediniz; fakat teslim olduk deyin. (Çünkü) iman henüz kalblerinize gir­memiştir. Eğer Allah’a ve Rasulü’ne itaat ederseniz, Allah amellerinizden herhangi bir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir”[1]

“Bedeviler, küfür ve nifak yönünden daha fenadırlar ve Allah’ın Peygamberine indirdiği dini hükümlerin sınırlarını bilmemeye daha müsaittirler. Allah, her şeyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Bedevilerden bir kısmı da Allah yolunda harcayacağını bir ziyan sa­yar, başınıza bir felâketin gelmesini bekler. Şiddetli felaket onların başına gelsin! Allah her şeyi işiten ve her şeyi bilendir”[2]

“Çevrenizdeki bedevilerden münafıklar olduğu gibi, bizzat Medine halkından da mü­nafıklığı huy edinenler vardır. Onları sen bil­mezsin, biz biliriz. Yakında onlara iki defa azap edeceğiz. Sonra da büyük bir azaba uğratılacaklardır”[3]

Nifak, Rasulullah (s.a.v.) döneminden beri vardı. Bedeviler de münafıkların başında geliyor­lardı. Bu insanlar kılıç korkusuyla Müslüman olduklarını göstermişlerdi. Allah’u Tea­la da bu durumu Rasulüne haber vermişti. Nitekim Kur’ân-ı Kerim ayetlerinde bu durum açıkça belirtilmiştir. İşte bu insanlar münasib olan fırsatı bulunca dinlerinden döneceklerdi: Hatta riddetin  (dinden dönmenin) ilk belirti­leri Rasulullah (s.a.v) döneminde görülmeye başlamıştı. Çünkü Yemen’de Esved el-Ansi, Yemame’de Mûseylime el-Kezzâb, Medine’nin kuzey doğusunda bulunan Esedoğullarından Tulayha el-Esedi peygamberlik iddiasında bu­lunmuşlardır. Ancak bunu ilan etmeye ce­sa­ret etmemişlerdi. Çünkü yapsalar Rasulul­lah (s.a.v.) onlarla savaşırdı. Fakat onlar bu hallerini gizlemişlerdi.

Rasulullah’ın (s.a.v) vefat haberi yayılınca bu in­sanlar riddetlerini ilan etmişler ve peygamber olduklarını açıkça söylemeye başlamışlardır. İş bununlada sınırlı kalmadı, bilakis arap ka­bilelerden çoğunluğu cahiliyeye döndüğünü açıklamış ve münafıklığını ilan etmişti. Bu durumdan sadece birkaç şehir kurtulmuştu: Medine-i münevvere, Mekke el-Mü­ker­reme ve Taîf. Ebu Bekir (r.a) da halifeliği üstlenir üst­lenmez, elçilerini ona göndermeye başladılar kendilerini zekâttan muaf tutmalarını talep et­mişlerdi. İş küçük bir maddi boyut taşıyınca Ebu Bekir’in kendilerine muvafakat edeceğini zannetmişlerdi.

Maddi yönler, Müslümanların çokça önem­­­seyip uğrunda savaşacakları sebepler değildi.

Bedevi münafıklar zekatın İslam’ın asla basite alınmayacak rükünlerinden biri oldu­ğuna inanmamışlardı. Çünkü bu rüknü ba­site almak prensibi temelinden yıkar. İslam birbirinden ayrılmayan bir düzendir, ve asla bir bö­lümü terk edilip diğer bir bölümü uy­gulanmaya kabil değildir: Allah’u Teala, buyu­ruyor ki:

“Bedeviler: “İman ettik” dediler. Deki: “Ha­yır, iman etmediniz.” Siz: “teslim olduk” de­yin. Çünkü iman henüz kalbinize girme­miştir. Eğer Allah’a ve Rasulüne itaat ederse­niz, (Allah) amellerinizden hiçbirşey eksiltmez. Şüphesiz Allah Ğafur’dur, Rahim’dir”[4]

 

B



 



[1]     Hucurat, 14.

[2]     Tevbe, 97-98.

[3]     Tevbe, 101.

[4]     Hucurat, 14.