Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 49. Sayfa - Evrenselhutbeler

31. HUTBE

 
 

 


FELÂKETLERİ ÇAĞIRAN

SEBEPLER

 

قاَلَ اللهeُ تَعَالَى فِي كِتَابِهِ الْكَرِيمِ :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ ، بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

﴿وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِّنَ الْخَوفْ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِّنَ الأَمَوَالِ وَالأنفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ﴾[1] صَدَقَ الله ُالْعَظِيمُ.

وَ قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى الله ُعَلَيْهِ وَ سَلَّمَ فِي حَدِيثٍ :

,وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَتَأْمُرُنَّ بِالْمَعْرُوفِ ، وَلَتَنْهَوُنَّ عَنِ الْمُنْكَرِ ، أَوْ لَيُوشِكَنَّ اللهُ أَنْ يَبْعَثَ عَلَيْكُمْ عِقَاباً مِنْهُ ثُمَّ تَدْعُونَهُ فَلاَ يُسْتَجاَبُ لَكُمْ -[2] صَدَقَ رَسُولُ اللهِ فِيمَا قَالَ.

Muhterem Mü’minler!

Hayr ve şerrin yaratıcısı olan, kullarına ceza ve mükâfatlar veren ve her şeyi kontrolünde bulunduran Allah’û Tealâ, Bakara suresinin 155. ayetinde şöyle buyurur:

“And olsun sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da canlardan mallardan ve mahsullerden eksiltmekle behemehal imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele.”

Enfâl   süresinin  25.  Ayetinde ise: 

 “Aranızdan yalnız zalimlere erişmekle kalmayacak olan fitneden sakının. Allah’ın azabının şiddetli olduğunu bilin.” buyurarak, bizleri imtihan ettiğini ve O’nun  buyruğundan  çıkarsak,  zalim mazlum ayrımı  yapmadan  hepimize fitne  ve azap göndereceğini ifadeyle, bizleri açık açık uyarıyor.

Kıymetli Mü’minler!

Unutmayalım ki; kullar azmadıkça, Hak belâ göndermez. Hiç şüphesiz başımıza gelenler ellerimiz, ayaklarımız, ağzımız, dilimiz ve diğer uzuvlarımızla işlediğimiz günahlar yüzündendir .

İşte, Allah’ın gazabını yoğurup, felâketini ve depremlerini yer yüzüne çağıran sebeplerden bir kaçını söylüyor, felâketlerden kurtulma yollarını ve çarelerini düşünmeyi de sizlere bırakıyorum...

Allah’ın kesin olarak yasakladığı çizgileri aşarak; içki, kumar ve zina gibi toplumsal günahları, açık açık ve hiç bir kaygı duymaksızın işlemek.

Allah’ı unutup, nefsin arzularına uyarak, heva ve heveslere bağlı duygularla hareket etmek.

Allah’ın emirlerine karşı çıkıp, Allah’ı sümme haşâ yalanlamak.

Allah’a, peygamberine, Allah’ın dinine, Kur’an’ına, ve Allah’ın halis kullarına saygısızlık etmek.

Allah’ın yerde ve gökte işine karışmak.

Allah’ın kesin emirleriyle sabit olan, tesettür ve ibadet şekillerini yasaklamak.

Kulların hakimiyetini, Allah’ın hakimiyetine tercih ederek, tabiatı ve maddeyi İlâh edinmek.

Allah’ın Azameti Kibriya’sına dokunacak işler yapmak.

İnsanların kıyameti unutarak sadece dünyanın  peşinde koşmaları.

İnsanların şımarmaları ve İlâhi sınırları aşarak nimetlere karşı nankörlük etmeleri.

Erkek ve kadınların, mahrem yerlerini açığa vuracak şekilde, toplum içerisinde açık saçık olarak dolaşmaları.

İnsanların tövbesiz ve sorumsuz bir şekilde zevkle günah işlemeleri.

Allah’ın kitabı olan Kur’an-ı Kerim’in hükümlerini hiçe sayarak yaşamaları.

 Hayat modelinde Kur’an’dan kesitlere yer vermemeleri, Allah’ın gazabına dokunur.

Dini eğitimleri hoş görmeyip, din hizmetleri veren sosyal hareketleri engellemek, Allah’ın gazabına dokunur.

Kur’an’ı öğrenen ve öğretenleri baskı altına alıp ta, şeytani hareketleri serbest bırakmak Allah’ın gazabını çağırır.

Allah’ın, beğenerek tamamladığı İslâm dinini değiştirmeye uğraşıp, yer yüzünde  aslından uzak, yamalı ve  farklı bir din modeli oluşturmaya çalışmak; deprem, yangın, sel, fırtına, kıtlık, kuraklık gibi tabii afetlerle, Allah’ın azap ve gazabını harekete geçirir.

Hz. İsa (a.s.) konumuzla ilgili olarak şöyle buyurmuştur: “Allah’ın gazabı her şeyden şiddetlidir, ondan cehennemler bile bizim gibi titrer.” [3]

Kıymetli  müminler!

İşte böylelikle, İlâhi afet  ve musibetlerin sebeplerinden bazılarını saymış oldum.

Bu musibetlerden kurtulmanın bir tek yolu varsa, o da Allah’ın kanunlarına muhalif  işleri yapmamaktır.

İstesek te istemesek te, her şeyi idaresi altında bulunduran Allah’û Tealâ’nın nizam dairesinde dönen bir dünya da yaşamak zorundayız. O halde, her mahlûkatın saygı duyduğu bu çerçeveye, bizler de saygıyla itaat etmeliyiz. Her şeyi insanın hatırına yaratan bu yüce kudretin karşısında, rükû ve secdelere kapanmalıyız.

Bu âlem içerisinde yapacağımız her hareket bir gün karşımızda, iyi ve ya kötü sonuçlar doğuracaktır. Mutlak surette iyileri iyi; kötüleri de  kötü sonuçlar beklemektedir. 

Rabbimiz Yunus süresinin 23. ayetinde  meâlen:

 “Ey insanlar! Sizin  zulmünüz ancak kendi aleyhinizedir. O kıymetsiz dünya hayatının  menfaati gibi (süreksiz)  dir. Sonra  döner  bize gelirsiniz. Biz de size bütün yaptıklarınızı haber veriniz.”

Peygamberimiz (s.a.v.) ise: "Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, Ya iyiliği emreder kötülükten men edersiniz, yahut Allah'û Tealâ size azap gönderir. Allah'a (azabın kaldırılması için) yalvarırsınız, lâkin duanız kabul edilmez"[4] Buyurarak bizleri uyarmaktadırlar.

Yüce Mevlâ’mız, kendisine inanan bütün insanlığı ve bütün mahlûkatı her türlü afet ve musibetlerden muhafaza eylesin. Görünür görünmez kaza ve belâlardan  hıfzı emin eylesin. Bütün Müslümanları azap ve gazabının her türünden korusun.    Amin.

 

أَلاَ إِنَّ أَحْسَنَ الْكَلاَمِ وَ أَبْلَغَ النِّظاَمِ...




[1]   

[2]    Riyazü’s Sâlihin : S.181

[3]    Ansk. 3/33

[4]    Sâlihin : S.181