Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

6- ALLAH’IN İSİMLERİNİ SEVMEK - Herseyomuanlatiyor - 6. Sayfa

 

6- ALLAH’IN İSİMLERİNİ SEVMEK

 

 Kuran-ı Kerim’de dünya ile ilgili geçen ayetlerin manala-rı dünyanın üç farklı yüzünün olduğunu göstermektedir. Bunlardan birincisi; dünyanın Allah’ın isimlerine bakan yüzüdür ki bu yönüyle dünya ve dünyadaki varlıklar Allah’ın isimlerinin üzerine yansıdığı aynalardır. İkincisi, dünyanın ahirete bakan yüzüdür ki, bu yönüy-le dünya ahiret için bir ekin ekme yeridir. Üçüncüsü ise dünya perestlere ve gafillere bakan yüzüdür ki bu yönüyle de dünya bir oyun, oyalanma ve eğlence yeridir.

 “Biliniz ki dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs ve kendi aranızda övünme, mal ve evlat çoğaltma yarışından ibarettir. Bu, tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot, ekincilerin hoşuna gi-der, sonra kurur, onu sapsarı görürsün, sonra çerçöp olur. Ahirette ise çetin bir azab; Allah'tan mağfiret ve rıza vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir.”[1]  ayetinde ifade edildiği gibi gafillere bakan bu üçüncü yüzüyle dünya ve dünya hayatındaki hareketlilik geçicidir. Dünyada insanın hoşuna giden şeyler her ne kadar çok görünüyorsa da, aldatıcı-dır, alçaltıcıdır ve asılsızdır. Bu yüzden dünyanın bu yönü hem Al-lah tarafından hem de Hz. Rasulullah ve ashabı tarafından kötü-lenmiş ve bu yönünden insanlar sakındırılmıştır. Çünkü, dünyada ne kadar büyük menfaat ve lezzetler elde edilirse edilsin, bu lezzet-ler geçici ve sönük olduğu için insana gerçek mutluluğu vermez. Mesela, yenilen bir yiyecekten alınan lezzet o yiyecek bitene ka-dar ya da insan doyana kadar devam eder. Bundan sonra artık ra-hatsızlanma başlar ki, o lezzetli yiyeceğin acısı ya mide rahatsız-lıkları, ya tansiyon, ya şeker hastalıkları ya da daha başka rahat-sızlıklar olarak ortaya çıkar ve insana adeta daha dünyadayken azap çektirir. Evet dünyanın bu yüzü dışı tatlı görünüp, içine ze-hir karıştırılmış bala benzer. Dünyayı seven gafiller ise bu ze-hirli balın görünüşüne aldanıp, zehrini göremedikleri için dün-yanın zararından kendilerini kurtaramazlar. İşte dünyanın bu yü-zünün Allah’ın katında hiçbir değeri olmadığı için O (c.c.) gafilleri ve zalimleri dünyadan faydalanma yönünde serbest bırakmıştır. Bu konudaki bir hadisinde Hz. Rasulullah şöyle buyurmuştur:

 “Eğer dünya Allah nazarında sivri sineğin kanadı kadar bir değer taşısaydı tek bir kafire ondan bir yudum su içirmezdi." [2] Başka bir hadisinde ise;

 “Dünya müminin zindanı, kafirin cennetidir.” [3] buyur-muştur.

 Evet dünya gafillere bakan üçüncü yüzüyle kısaca bu mahiyettedir. Bir de dünyanın başta söylediğimiz ahirete ve Allah’ın isimlerine bakan yüzleri vardır ki, dünya bu yönleriyle ahiret mutluluğunu kazanmak için kurulan bir ticaret yeri, ahi-ret fidanlarının yetiştirildiği bereketli bir bahçe, her an türlü türlü varlıklarla dolup boşalan bir misafirhane, Allah’ın hikmetle yazdığı nurlu bir kitap, her mevsiminde, her bir varlıkta Allah’ın isimlerinin tecelli ettiği bir ayna mahiyetindedir. Gafillere bakan sefil yüzüne karşılık bu yüzleriyle dünya, “Dünya ahiretin mez-rası, ekme yeridir.” Hadisinde buyrulduğu gibi bire karşı bin ve-ren kazançlı bir hasat yeri ve “De ki: ‘Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da o kulaklara ve gözlere hükmeden kim? Ölüden diriyi diriden ölüyü kim çıkarıyor.? İşleri idare eden kim? Hemen ‘Allah!’ diyecekler. Bunun üzerine de ki; Öyleyse nasıl çevriliyorsunuz. İşte sizin Hak Rabbiniz olan Allah budur. Haktan sonra, dalaletten başka artık ne vardır...” [4] ayetlerinde buyrul-duğu gibi Hak ve Rab isimleriyle her şeyi yaratan, idare eden ve her şeye hükmeden Allah’ın isimlerinin tecelli ettiği bir ayna gibi-dir ki Allah her an güzel isimlerini ve sıfatlarını bu büyük ayna-da tecelli ettirmektedir. İşte dünyanın bu nurlu yönleri sevimli-dir ve sevilmeye layıktır.

 Allah’ın isimlerine karşı olan sevginin tabakaları vardır. İnsan bazen Allah’ın yarattığı varlıkları severek isimlerini sever. Me­sela; şefkatli bir anne öncelikle çocuğunu severek o çocuğun sevimli yüzünün arkasında onu yoktan var eden, sahip ol­duğu güzelliği ve sevimliliği ona bahşeden Allah’ın, Halik, Musavvir, Rahim, Cemil gibi isimlerini görür ve çocuğa olan sev­gisi Allah’a ve isimlerine döner. İşte dünyanın Allah’ın isimlerine bakan yönü bu yüzden sevimli ve sevilmeye layıktır. Çünkü bilinçli bir insan dünyadaki güzelliklere baktığında o güzelliklerin kendiliğinden o-luşmadığını bilakis şefkatli ve merhametli bir yaratıcı tarafından yoktan var edildiğini görür ve o şuursuz varlıklara karşı kalbin-de beslediği sevgi doğrudan o varlıklarda görünen güzel isimlere ve o isimlerin sahibi olan yüce Allah’a yönelir ve gerçek yerini bulmuş olur. Bu konudaki bir ayette yüce Rabbimiz şöyle buyurmuştur:

 “Onlar ki ayakta dururken, otururken ve yanları üzeri-ne yatarken Allah’ı zikrederler ve gökler ile yerin yaratılışı hakkında düşünürler. ‘Rabbimiz sen bunları boş yere yaratmadın; sen münezzehsin…” [5]

 İnsan bazen de Allah’ın isimlerini, mükemmel sıfatla-rının unvanları oldukları için sever. Mesela, rahmet etmek manası her varlık tarafından sevilen mukaddes bir sıfattır, bu yüzden rahmet etmenin unvanı olan Rahman ismi çok sevilir vs… İnsan çok yönlü bir varlık olduğu için bir çok ihtiyaçları vardır ki bu yüzden Allah’ın isimlerine her an ihtiyaç duyar ve bu da isimleri sevmesine sebep olur. Mesela; insan kalbinde şefkat duyduğu ak-rabalarına, fakir ve masum insanlara ayrıca zayıf ve muhtaç varlıklara karşı hep iyilik etmek ister. Bu yüzden de biri çıkıp onlara, onun istediği şekilde iyilik etse, yardım eden o zatın lü-tuf ve ikramlarıyla Kerim ve Latif gibi isimlerine sevgi duyar ve bu isimleriyle de o zatı sevmeye başlar. İşte bu örnekteki gibi Allah’ın sadece Rahman ve Rahim isimlerini düşünelim ki, sevgi ve şefkat beslediğimiz bütün mümin anne ve babalarımızı, akraba ve dostlarımızı ve bütün varlıkları dünyada her çe­şit nimetle, cennette eşsiz lezzetlerle ve bitmeyecek sonsuz bir mut-lulukla yaşatan, böylece onların bütün ihtiyaçlarını tedarik eden Allah’ın Rahman ve Rahim isimleri ne kadar sevilmeye layıktır.

 Aynı şekilde, insanın içinde yaşadığı dünyayı ve her an ihtiyaç duyduğu varlıkları hikmetle yaratan ve insana boyun eğdi-ren Allah’ın Hakim ve Mürebbi gibi isimleri de sevilmeye layıktır.

 İşte insan üstün ve çok yönlü bir varlık olduğu için binlerce ihtiyacı vardır ki bu ihtiyaçlarından dolayı Allah’ın bütün isimlerine de muhtaçtır. Bütün ihtiyaçların kaynağı Onun isimleridir. Çünkü O Sameddir. Yani kendisinin hiçbir şeye ihtiyacı ol-madığı halde her şeyin ve herkesin kendisine muhtaç olduğu ilah-tır. “De ki Allah birdir. Allah Sameddir.” [6] Ayetinde vurgulanan nokta da budur.

 Evet mesela, içinde farklı farklı insanların yaşadığı bir ülke farz edelim ki bu farklı insanların beğendikleri giyiniş tarz-ları farklı, hoşlandıkları yiyecekler farklı, uzman oldukları iş sa-haları farklı olduğu halde bu insanlar hep bir arada karışık hal-de yaşamakta ve ülkeyi idare eden padişahtan ihtiyaçlarına göre değişik değişik şeyler istemektedirler. Onları ilmi, hikmeti ve şefkatiyle idare eden padişah da hiçbirini şaşırmadan ve unutma-dan hepsinin ayrı ayrı isteklerini verse, o padişahın ne kadar güçlü, şefkatli, adaletli ve cömert bir zat olduğunu yani, Kadir, Rahim, Adil ve Kerim gibi isimlere sahip olduğunu anlar ve bu isimleriyle o padişahı sevmeye başlarız. Padişahın insanlar üzerin-deki ikramı ve ihsanı arttıkça ona karşı kalbimizde beslediğimiz sevgi de artar. İşte aynen bunun gibi yeryüzünde yaşayan her insanın kendine göre farklı ihtiyaç ve arzuları vardır ki bütün bunlardan haberdar olan Allah insanların maddi ve manevi her türlü ihtiyaçlarını unutmadan ve şaşırmadan güzel isimlerinin tü-kenmez hazinelerinden her an tedarik etmektedir. Hastaya “Şa-fi” ismiyle şifa, yoksula ve fakire “Rahman ve Rezzak” isimleriyle rızık, dertliye “Selam” ismiyle rahatlık ve esenlik, yolunu şaşırmışlara “Hadi” ismiyle hakikat yolunu ve bütün mü­minlere bin bir ismiyle tanzim ettiği Cenneti ihsan ederek her insanın her türlü ihtiyacını tedarik etmektedir. Bu ikramların ve ihsanların küçük bir yönünü anlamak için yaz mevsiminde her türlü meyve ve sebze çeşitleriyle süslediği yeryüzüne bakmak da yeterlidir ki yeryüzünün bu halini gören, Allah’ın orada tecelli eden Hak, Rah-man, Rahim, Kerim, Vehhab, Hannan gibi bütün güzel isimlerini de görür ve o isimlere derin bir sevgiyle bağ­lanır.

 Evet Allah’ın bütün isimleri güzeldir ve her şeyden fazla sevgiye layıktır. İnsan, Allah’ın isimlerini, sıfatlarını ve do-layısıyla Zatını sevmesi için kendisine verilen sevme hissini, fani ve geçici varlıklara dağıtmadan o sevginin ve “Vedud” isminin a-sıl sahibi olan Allah’a vermelidir. Ancak bu şekilde insan kalbine yerleştirilen sevginin ve ihtiyaçlarına ve tüm aleme gizlenen Es-ma-i Hüsnanın şükrünü eda etmiş olabilir.

 “İnsanlar arasında Allah'a çeşitli eşler koşanlar ve bu koştukları eşleri Allah'ı sever gibi sevenler vardır. Oysa müminler en çok Allah'ı severler. “ [7]     

 

L


 



[1]    Hadid 20

[2]    Tirmizi

[3]    Müslim

[4]    Yunus 31-32

[5]    Al-i İmran 191

[6]    İhlas 1-2

[7]    Bakara 165