Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 7. Sayfa - Herseyomuanlatiyor

 

7- KURANDA ALLAH’IN İSİMLERİ

 

  Kuran-ı Kerim bütün alemlerin Rabbi olması yönüyle Allah’ın güzel isimlerinin en yüksek mertebelerinden gelen Kela­mullahtır.[1] Hem bütün varlıkların ilahı olması yönüyle Allah’ın değişmez hükümleri, hem göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısının kul­larına hitabı, hem de ruhlar aleminden gelip, dünyadan ahi­rete gitmekte olan ahiret yolcularına en doğru yolu gösteren bir rehber ve nurlu bir kılavuzdur.

 “…İşte size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap gel-miştir. Rızasına uyanları Allah onunla selamet yollarına eriştirir, onları izni ile zulümattan nura çıkarır ve onları dosdoğru bir yo-la hidayet eder.” [2]

 İşte bu yüce özelliklerinden dolayı Kuran’a “Kelamullah” unvanı verilmiştir. Allah kelamı olduğu için de onda hiçbir şey ek-sik bırakılmamıştır. Kuran, en büyük alemlerden en küçük alemle-re, en değerli varlıklardan en sefil varlıklara kadar her şeyi kaplar. Çünkü Kuran, ilmi her şeyi kaplayan Allah’ın “KELAM” sıfa-tından gelmiştir. Yüce Rabbimiz bu hususta şöyle buyurmuştur:

 “Gaybın anahtarları Onun katındadır; onları ancak O bilir. Karada ve denizde ne varsa bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin; ne yerin karanlıklarında bir dane, ne yaş ne de kuru hiçbir şey yoktur ki, apaçık bir kitapta bulunmasın.!” [3]

 İlmi her şeyi kaplayan Allah (c.c.), içinde her insanın a-labileceği her türlü ilimden bahisler açan Kuranı insanlara rehber olarak göndermiştir. Mesela; bazı ayetlerde Cenab-ı Hak göklerin ve yerin yaratılışından bahseder, bazı ayetlerde denizlerden, ka-ralardan, dağlardan, bazı ayetlerde canlıların yaratılışından, bazı ayetlerde ibadet ve itaatlerden, bazı ayetlerde ise cennet, ce-hennem, kıyamet, haşir gibi daha birçok şeylerden bahseder… Bu-rada dikkat edilmesi gereken asıl nokta ise şudur ki, Allah (c.c.) Kurandaki ayet sonlarında genellikle önemli bazı özetler zikreder. Bu özetler ya Allah’ın güzel isimlerini ve o isimlerin manalarını içerir; “Hiç şüphesiz Allah Semi’dir, Ba­sir’dir, Allah elbette Alim’-dir, Halim’dir.” gibi… Ya da ayet çok önemli bir hükümden bahse-der ve bu hükmü desteklemek için ayetin sonunda olayı “umulur ki düşünürsünüz, bu ayetleri ancak akıl sahipleri anlar vs…” gibi son sözlerle akla havale eder. İşte bu özetlerde insan için Ku-ranın yüksek hikmetinden ve Allah’ın hidayetinden bazı işaretler ve irşatlar vardır. Sanki Cenab-ı Hak bazı şeylerden bahsederken ayetin sonunda Esma-i Hüsnadan verdiği özetle insanlara kendini tanıtmak istemekte ve bahsettiği şeyle isimleri arasında bir bağ kurmaktadır. Kuran-ı Kerimde bunun birçok örneği vardır. Bu ör-neklerden bazıları ise şunlardır:

  1- Kuran-ı Kerim mucize beyanıyla Allah (c.c.)’ın yarat-tığı eserlerini gözler önüne serer, sonra o eserlerinde görünen Esma-i Hüsnayı çıkarır ve gösterir. Mesela;

 “Allah (c.c.) geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Ve Allah (c.c.) Semi’dir, Basir’dir… Görmüyor musun ki Allah (c.c.)’ın gökten indirdiği su ile yeryüzü yemyeşil oluveriyor! Gerçekten Allah (c.c.) Latif’tir, Habir’dir.” [4]

 Evet bu ayetlerde Kuran Allah (c.c.)’ın eserlerini gözler önüne serip, o eserleri yaratmadaki en önemli hususiyetler olan ‘Semi ve Basir’ isimlerinin ifade ettiği işitme ve görme sıfatları-nı ön plana çıkarmakta ve yaratılan şeylerin düzenli çalışmasında ve aksaklıkların giderilmesinde de yine işitme ve görme sıfatla-rının ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır. Evet Allah yarattığı her şeyi her an sınırsız derecede kapsamlı olan işitme ve görme sıfatları ve bu sıfatları ifade eden ‘Semi ve Basir’ isimle-riyle kontrol altında tutmaktadır. “Allah (c.c.) Latif’tir, Ha­bir’dir” vurgulaması da aşağı-yukarı aynı şeyi ifade etmektedir. Yani gök-ten su indirmek, toprağı beslemek ve onu daha verimli hale ge-tirmek için, bu da insanın rızkını kolaylıkla temin etmesini sağ-lamak içindir. İnsanın hayati ihtiyaçlarından biri olan rızkından haberdar olup ona karşılıksız, çok kolay yöntemlerle topraktan rızkı vermek onun için çok büyük bir lütuf ve ikramdır. Bu yüz-den daha istemeden önümüze gelen her türlü nimetin içinde Al-lah’ın lütuflarını ve Onun gerçekten her şeyden haberdar olduğu-nu bilmemiz insanlığımızın gereğidir ki bu sebeple Allah (c.c.) Kuranın bu ayetinde bahsettiği yağmur ve yeryüzü ilişkisinden doğan sayılamayacak derecede çok bitki (meyve, sebze vs…) nime-tinin sonunda “Latif ve Habir” olduğunu insanlara hatırlatmaktadır.

 2- Kuran-ı Kerim insanlara Allah’ın yeryüzünde yarattığı mucize sanatlarını gösterdikten sonra sonucu Allah (c.c.)’a ve i-simlerine bağlar, savunduğu hakikati kısaca böyle özetler. Mesela;

 “ De ki; Kimdir gökten ve yerden sizi rızıklandıran? Kimdir kulak ve gözler yaratıp size veren? Kimdir ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran? Kimdir kainatı yerli yerince tedbir ve ida-re eden? Onlar diyecekler ki, ‘Allah’tır. Öyleyse, ‘hala O’na ortak koşmaktan korkmaz mısınız?’ de. İşte Hak olan Rabbiniz Allah (c.c.) odur.” [5]

  Evet ayet başta Allah’in semayı ve yeryüzünü insanın rızkı için iki hazine ve iki hizmetkar yaptığından bahsetmektedir. Da­ha sonra ise insanların en önemli organlarından olan göz ve kulaklarını onlara veren Zatın kim olduğunu sorarak insanları hakikatler üzerinde düşünmeye sevk etmekle her şeyin gerçek sahibi-nin ve Hak ve Rab isimlerine sahip olan mabudun kendisi olduğu-nu ima etmektedir. Ayrıca insanlara koskoca kainat ülkesini hiçbir yardım ve destek almadan eksiksiz bir şekilde yöneten ve küçük-büyük her şeyin idaresini elinde bulunduran hakimin kim olduğunu sorarak onlara vicdanen ister-istemez ‘ALLAH!’ dedirterek tevhit hakikatini herkese tasdik ettirmektedir.

  İşte, “İşte Hak olan Rabbiniz Odur.” sözünün bu aye-tin sonuna ne kadar uygun düştüğünü ayetin ifade ettiği manadan anlıyoruz. Demek ki, kainatta dokunan mucize sanat eserleri olan varlıklar Allah’ın “HAK, RAB ve ALLAH” isimlerinin tezgahında dokunmuştur bu yüzden de Allah ayette bu isimleri zikretmekle insanlara varlıkların kaynağını göstermektedir.

 3- Kuran-ı Kerim bazı ayetlerinde önce Allah (c.c.)’ın fiillerini açıklar sonra da ayet sonunda verdiği kısa sözlerle o fi-illeri ifade eden ismi özetler. Mesela;

  “ De ki, ey mülkün sahibi olan Allahım! Dilediğine mül-kü verirsin, dilediğinden de mülkü çeker alırsın! Dilediğini aziz kılarsın, dilediğini de zelil kılarsın! Hayır yalnız senin elindedir! Şüphesiz ki sen her şeye Kadirsin! [6]

  Evet bu ayet Allah (c.c.)’ın, insanın hem şahsi hem de sosyal hayatında nasıl hüküm sahibi olduğunu ve onu idare ettiği-ni belirtmektedir. Yani izzet ve zillet, fakirlik ve zenginlik doğ­rudan doğruya Allah’ın dilemesine bağlıdır. Öyleyse Allah (c.c.) öy-le bir güce sahiptir ki, bütün varlıkları bu güçle ayakta tutmak-ta, istediği kişiyi bu varlıklardan istifade yönünde ikram ile şe-reflendirmekte, istediğini de mahrum bırakmaktadır. İşte Cenab-ı Hak ayette açıkladığı mükemmel fiillerini ‘Sen her şeye Kadirsin!’ sözüyle özetleyerek kainattaki her şeyin O’nun kudretine dayanıp, Kadir ismini gösterdiğini vurgulamaktadır.

  4- Kuran-ı Kerim bazen de varlıkların yaratılışını ga-yet düzenli bir şekilde anlatır sonra o varlıkların içindeki düze-ni ve ölçüyü göstererek o ölçü ve düzenin bir ayna gibi Allah’ın isimlerini yansıttığını bildirir sanki o ayet bir sözcük, ifade etti-ği manası ise Allah’ın orada yansıyan isimleri gibidir. Bunun için de en sonunda ayetin ifade ettiği isim zikredilir. Mesela;

 “ Andolsun ki biz insanı çamurun özünden yarattık. Sonra onu sağlam bir yerde bir nutfe olarak yerleştirdik. Sonra o nutfeyi bir alaka olarak yarattık, sonra o alakayı bir mudga olarak yarattık, sonra bu mudgayı bir takım kemikler halinde ya-rattık, sonra bu kemiklere bir et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratılışla meydana getirdik. İşte yaratıcılık mertebelerinin en güzelinde olan Allah ne yücedir!” [7]

 Evet Kuran bu ayetiyle insanın yaratılışının gayet ölçü-lü, düzenli ve harika hallerini öyle güzel bir şekilde açıklamakta-dır ki, bu yaratılışı gerçekleştiren ve düzenleyen yaratıcının Allah (c.c.) olduğu daha ayetin başında bir ayna gibi kendini göstermek-tedir. Bu sebeple ayetin sonunda ‘Yaratıcılık mertebelerinin en güzelinde olan Allah ne yücedir.’ buyrulmuştur. İnsanın yaratılışının ayette geçen çamurdan nutfeye, nutfeden alakaya, alakadan mud-gaya, mudgadan et ve kemiklere ve insan şekline kadar her bir merhalesi Allah (c.c.)’ın Halik isminin ve yaratıcılık sıfatının bir mertebesidir. Bütün yaratılış merhalelerinin mükemmel bir düzenle eksiksiz bir şekilde idare edilmesi bir ayna gibi Allah’ın Halik is-mini ve yaratıcılık mertebelerinin tamamına sahip olduğunu gös-termekte ve bu yüzden de ‘yaratıcılık mertebelerinin en güzelin-de olan Allah (c.c.) ne yücedir’ buyrulmaktadır.

  5- Kuran-ı Kerim bazı ayetlerinde de insanın isyankar amellerini zikreder ve onu şiddetli tehditlerle bu kötü ameller-den sakındırır. Bu şiddetli tehditlerin insanı ümitsizliğe düşürme-mesi için en sonunda da rahmetine ve affına işaret eden bir kı-sım isimlerle ayeti sonlandırarak ona teselli verir. Mesela;

  “ Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının! Şüphesiz ki zannın bazısı günahtır; birbirinizin kusurlarını araştırmayın; ba-zınız bazınızı gıybet etmesin! Sizden bir kimse, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! O halde Al-lah’tan korkun! Şüphe yok ki Allah Tevvab’dır, Rahim’dir.” [8]

 Evet ayet insanlar hakkında yapılan kötü zannın, kusur araştırmanın ve gıybetin ne kadar kötü ve çirkin ameller olduğu­nu ‘sizden bir kimse ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz!’ sözüyle ölmüş insanın etini yemeye benzeterek insanları bu çirkin davranışlardan sakındırmaktadır. Daha sonra ‘Allah (c.c.)’tan korkun!’ emri verilerek bu davranışla-ra devam edildiği takdirde azap hatırlatılmaktadır. Kötü zannın, kusur araştırmanın ve gıybetin bu kadar olumsuz sonuçları insanı ümitsizliğe ve daha fazla günaha sürüklememesi için en sonunda da Allah’ın Tevvab yani her halükarda günahları bağışlayan ve Rahim yani kullarına karşı sınırsız şefkat sahibi olduğu belirtile-rek insanlar ne halde ve ne şekilde olurlarsa olsunlar yine Onun huzurunda temizlenmeye çağrılmakta ve böylece onlara çıkış yolu gösterilmektedir.

  Evet Cenab-ı Hakk’ın güzel isimleri Kuran’da kısaca bu şekillerde yer almaktadır. Ama bunlarla sınırlı değildir. İsimler Kuran’da daha çok farklı şekillerde de anlatılır. Allah’ı isimleriyle tanımak isteyen kişi için her bir Kuran ayeti bir rehber, Allah (c.c.)’ın isimlerinden sıfatlarına, sıfatlarından mukaddes Zatına gi-den nurlu bir yoldur. Kurandaki bütün hakikatler Allah’ın isimleri üzerine bina edilmiştir. Bu yüzden her Müslümanın Kuranı hakkıy-la okuması, onun üzerinde düşünmesi ve Allah’ı ve dinini tanıma noktasında Onu bir kılavuz bilmesi gerekir.

 “Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler onu tilavetinin hakkını vererek okurlar. İşte onlar ona iman ederler. Ve her kim de onu inkar ederse, hüsrana uğrayanlar işte onlardır.” [9]

 


 



[1]    Allah’ın sözü

[2]    Maide 15-16

[3]    Enam 59

[4]    Hac 61, 63

[5]    Yunus 31-32

[6]    Al-i İmran 26

[7]    Müminun 12-14

[8]    Hucurat 12

[9]    Bakara 121