9- ‘BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM’İN TECELLİSİ - Herseyomuanlatiyor - 9. Sayfa
9- ‘BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM’İN TECELLİSİ
Besmele, Allah’ın Rablığının delillerini gösteren kainatın yüzünde, dünyanın yüzünde ve insanın yüzünde değişik şekillerde tecelli eder.
Kainatın tamamında bütün varlıklar arasında meydana gelen yardımlaşma, dayanışma, isteklere cevap verme Allah’ın ka-inatta görülen İlahlığının en büyük delilleridir ki Besmeledeki ‘BİSMİLLAH’ bölümü ona bakmaktadır. Mesela, meyveli ağaç olacak bir tohum toprağa atıldığında o tohumun ağaç olması için topraktan tutun da su, güneş, bulutlar, topraktaki elementlere ve bak-terilere kadar her şey sanki bütün yeryüzü birleşip onun yardımına koşmaktadır. Bu varlıkların hiçbirisi kendi aklıyla böyle düzenli ve dengeli bir şekilde hareket edemeyeceğine göre onları emri altına alarak itaatle çalıştıran bir Mabud, itaat edilmesi gereken bir İlah vardır ki, O da Allah’tır. İşte ‘Bismillah’ yani ‘Allah’ın a-dıyla’ sözü her bir varlıkta böyle tecelli ederek O’nu göstermek-tedir.
Yeryüzündeki bitkilerin ve hayvanların terbiye ve idaresindeki uygunluk ve düzenlilik Allah’ın lütuf ve merhametinden kaynaklanan en büyük Rahmetidir ki ‘BİSMİLLAHİRRAHMAN’ ona bakıyor. Her güzel şeyin O’nun rahman isminden geldiğini gösteri-yor.
İnsanın mahiyetindeki acıma duygusu ve şefkat hissi Allah’ın Rahimiyyetinin yani sınırsız şefkatininin işaretidir ki, Bismillahirrahmanirrahim’deki ‘ERRAHİM’ onu göstermektedir.
İşte bir ucu Arş-ı Alada olan besmelinin diğer ucu ka-inattan yeryüzüne ve yeryüzünden de insana kadar uzanmaktadır. Besmele bu özelliğiyle sağlam bir bağ gibi yeryüzünü arşa bağlar ve insanlık arşına çıkmak için yani; insanı en yüksek makamlara çıkarmak için bir yol olur.
RAHMANİRRAHİM İSİMLERİNE KISA
BİR İŞARET
Kuran-ı Kerim’de yüz yerde “ERRAHMANİRRAHİM” i-simleriyle kendini bizlere takdim eden Allah sınırsız rahmetini ve şefkatini yeryüzünde merhamet isteyen canlıların imdadına göndermekte ve her bahar mevsiminde yeryüzünü sayısız nimet ve hediyelerle doldurup her an rızka muhtaç olan bizlere ikram etmektedir.
“RAHMAN ve RAHİM isimlerinin sahibi olan Allah ka-inatı canlandıran rahmeti ve şefkatiyle müminler için bu dünyada mutluluğu temin ettiği gibi ahiret mutluluğunu da temin edecek-tir.
Evet kainatta Güneş’in ışığının göründüğü gibi sınırsız bir rahmetin olduğu görünmektedir. Işığın olması Güneş’in oldu-ğunu gösterdiği gibi kainattaki geniş rahmet de perde arkasında bulunan bir Rahman-ı Rahim’i gösterir. Mesela, kainatta görünen rahmetin büyük çoğunluğu rızıktır ki bu yüzden Rahman ismine Rezzak manası da verilir. Mesela; bütün canlıların özellikle zayıf varlıkların ve yavruların yeryüzünde ve gökyüzünde elde etmeye güçlerinin yetmediği rızıkları onlar için küçücük tohumlardan, su damlalarından ve topraktan yetiştirilmektedir. Bu da rızkın arka-sında çalışan rahmeti gün yüzüne çıkarmaktadır. Hatta ağacın başındaki kuş yuvalarında bulunan kanatsız, zayıf kuşlar için an-nelerini asker gibi gezdirip onlara rızkı getirten Allah’ın rahme-tidir. Aç bir aslanı yavrusuna hizmet ettiren ve elde ettiği eti kendi yemeyip yavrusuna yediren yine Allah’ın rahmeti ve şef-katidir. Ve hayvanın ve insanın yavrularına Kevser suyu gibi hoş, gıdalı, saf ve halis beyaz sütü kırmızı kan ve pislik arasından bulaştırmadan ve bulandırmadan annelerin şefkatlerini de yardım-cı vererek ikram eden elbette yine Allah’ın Rezzak manasındaki rahmeti ve şefkatidir. Ve kainattaki bütün ağaçlara uygun yönler-den rızıklarını veren, maddi-manevi rızık isteyen insanın akıl, kalp ve ruhuna da geniş bir rızık sofrası ihsan eden yine Alla-h’ın Rahman ve Rahim isimlerinin tecellileri olan rahmeti ve şef-katidir. Kainatta bulunan her yiyecek, her nimet yiyecekler ve nimetler sayısınca Allah’ın Rahman ve Rahim isimlerini göster-mektedir.
Musibetler, yalnızlık ve gurbet insana karşı en katı kalpleri yumuşatmakta ve şefkati tahrik etmektedir. Eğer insanı aciz duruma düşüren bir olay karşısında en katı kalplilerde acıma duygusu meydana geliyorsa, bütün surelerin başlarında kendini Rahmanirrahim isimleriyle bize takdim eden, şefkatinin bir par-çasıyla bütün yavrulara karşı bütün anneleri canını verecek dere-cede hizmetkar eden, her bahar mevsiminde rahmetinin bir par-çasıyla yeryüzünü nimetlerle dolduran ve sonsuz bir hayattaki Cennet bütün güzellikleriyle rahmetinin tecellisinin bir bölümü o-lan Allah’a iman ile bağlanmak ve Onu tanıyıp musibetlerin mey-dana getirdiği durumun diliyle niyaz etmek ve Ona yalvarmak el-bette insanın bu dünya gurbetindeki yalnızlık hastalığına karşı her şeye bedel Onun rahmet nazarını insana yöneltir. Bu yüzden her halükarda O’nun kapısını çalmak gerekir.
AŞK MI ÜSTÜN ŞEFKAT Mİ?
RAHMAN ve RAHİM isimlerinin besmeleye girmeleri-nin ve her hayırlı işin başında zikredilmelerinin birçok hikmeti vardır. Bu hikmetlerden sadece bir tanesi şudur:
RAHMAN ve RAHİM isimlerinde öyle büyük bir nur vardır ki bu nur bütün kainatı kaplamakla birlikte, her ruhun bü-tün ihtiyaçlarını tatmin edecek ve onu çok düşmanına karşı koru-yacak derecededir. Böyle iki büyük nur olan bu isimlere yetişmek için en büyük vesile, fakirliğini bilmek ve bu halinden dolayı Al-lah’a şükretmek, acizliğini bilmek ve bu halinden dolayı Allah’ın şefkatine sığınmaktır. Yani, Allah’a karşı kulluğunu yerine getirme ve acizliğini ve fakirliğini bilip Onun rahmetine ve şefkatine sı-ğınma. Bu konuyla alakalı olarak Kuran’da Yusuf suresindeki Yusuf kıssasında anlatılan Hz. Yakub’un (a.s.) Hz. Yusuf’a (a.s.) karşı şiddetli hisleri sevgi ve aşk değil, şefkatti. Çünkü; şefkat aşk ve sevgiden çok daha üstündür ve peygamberlik makamına layıktır. Aşk ve sevgi ise şiddetli bir şekilde geçici varlıklara verilse hiç de peygamberlik makamına yakışmaz. Bundan anlaşılıyor ki, Kuran’ın benzersiz bir anlatımla gösterdiği ve Rahim ismine ulaşmaya ve-sile olan Hz. Yakub’un (a.s.) o mübarek hissi, yüksek bir şefkat derecesidir. Vedud ismine ulaşmaya vesile olan aşk ise, Züleyha’-nın, Hz. Yusuf’a (a.s.) karşı olan sevgi olayıdır. Demek ki Kuran Hz. Yakub’un (a.s.) hislerini, Züleyha’nın hislerinden ne derece yüksek gösteriyorsa, şefkat de aşktan o derece üstündür.
Evet şefkat her yönden temiz ve ince bir histir. Aşk ise çok yönü aldatıcı ve alçaltıcıdır. Züleyhanın Hz. Yusuf’a karşı duyduğu aşkla nefsinin çirkin arzularını ortaya çıkarıp hem kendi- ni alçaltması hem de Hz. Yusuf’a zarar vermesi gibi.
Şefkat çok geniş bir histir. Bir kişi çocuğuna şefkat duyduğu gibi, çocuğu gibi olan bütün çocuklara hatta bütün canlı yavrulara da şefkat duyar ve Rahim isminin genişliğine aynalık yapmış olur. Aşk ise insanın nazarını sadece aşık olduğu varlığa yönelterek her şeyi ona feda ettirir veya sevdiğini övmek için başkalarını kötüler, çirkin gösterir. Mesela bir aşık sevdiğinin gü-zelliğini şöyle anlatmış:“Güneş sevgilimin güzelliğini görüp utanıyor, görmemek için bulut perdesini başına çekiyor.”
‘Aşk insanın gözünü kör eder’ derler ya gerçekten doğrudur. Böyle sefil bir aşk aşığın gözlerini Allah’ın Güneş’te te-celli eden güzel isimlerini görmeyecek derecede kör etmekle bir-likte Güneş’in, küçük bir varlığın küçük bir güzelliğinden dolayı utandığını iddia ettirmiştir.
Şefkat halis ve samimi bir histir, karşılık beklemez. Hatta en düşük mertebede olan hayvanların yavrularına karşı fe-dakar bir şekilde karşılıksız şefkatleri buna delildir. Mesela, bir tavuğun yavrusunu korumak için kendini köpeğe yem etmesi gibi. Aşk ise ücret ister ve karşılık bekler. Ya sevgi, tatlı bir söz ve-ya bir bakış… Aşıkların ağlamaları, bir tür karşılık bekleme ve bir ücret istemedir.
İşte bütün bunlardan dolayı şefkat aşktan daha üstün ve daha keskindir. Allah (c.c.)’a daha çabuk ulaştırır. Mecazi aşk çok zor bir şekilde hakiki aşka dönüşür, Allah’ı bulur, şefkat ise gayet kolay bir şekilde daha kısa, daha temiz bir şekilde Allah’a ulaştırır. Gerek anne gerek baba çocuklarını dünyalar kadar se-verler. O çocuk ellerinden alındığı zaman da gerçek bir mümin ise dünyadan yüzünü çevirir, Allah’ı bulur ve ‘madem dünya geçici-dir o zaman kalbi ona bağlamaya değmez..’ der manevi üstün bir mertebe kazanır.
Demek ki Züleyha’nın Hz. Yusufa zindan yollarını gös-teren aşkına karşılık, Kuran surelerinin en parlağı olan Yusuf (a.s.) suresinde anlatılan Hz. Yakub’un şefkati, “BİSMİLAHİRRAHMA-NİRRAHİM”deki Rahman ve Rahim isimlerini gösterir ve şefkat yolunun, rahmet yolu olduğunu bildirir ve tüm şefkatli gönüllere deva olarak; “En hayırlı koruyucu Allah’tır ve O merhamet eden-lerin en merhametlisidir.” [1] dedirir.
L
İslami Okul Okulların En Önemlisi