Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Önsöz - İslami Bilgiler - Ibretveoner - 1. Sayfa

ÖNSÖZ

 

Her türlü hamd alemlerin Rabbi olan Al­laha, salât ve selam da peygamberlerin so­nuncusu, insanlığa rehberlik edenlerin en ön­de geleni Muhammed'ül-Emin (SAV)'e, onun ailesine, ashabına ve kıyamet gününe kadar en güzel bir şekilde ona uyanların üze­rine olsun.

Hiç şüphesiz günler geçip gitmekte, yıllar birbirini kovalamakta, zaman su gibi akmakta ve bir yandan da kainatta çeşitli olaylar ger­çekleşmektedir. Akıllı kişi vaktini iyi değerlen­dirip istifade eden, (çevresinden ve olaylar­dan) ibret alan kimsedir. Ve yine akıllı kişi hikmeti (her türlü faydalı söz fiil ve davranışı) kendinde uygulamak sureti ile muhafaza edip onu başkalarına da aktaran kimsedir. Böy­lece hem kendisi bunun mükâfaatını görür, hem de aktardığı o hikmet sebebiyle başka­ları da faydalanır ve güzellikler çoğalır.

Şüphesiz mümin, İslam ümmetini iyi ve güzelliklere ulaştıracak, kötülük ve şerre gö­türen şeylerden uzaklaştıracak, bütün insan­lıkla beraber özellikle müslümanların yararına olacak yolları keşfetmeye çalışır, çalışmalıdır.

Mümin bu amacına ulaştığında artık bü­tün gayretini ümmetin hayrına olacak şeylere sarfeder, insanları en güzel bir şekilde haki­kate çağırmak için kitaplar telif eder ve bizzat kendi şahsında uyguladığı örnek yaşam ile başkalarına öncü ve örnek olur. Ümid ediyo­ruz ki böyle kimseleri şanı yüce ve kudret sa­hibi Allah (cc) ödüllendirecektir. Nitekim bu hususta Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulmaktadır: "Her kim, dünya nimetini isterse kendisine ondan veririz. Kim de ahiret sevabını isterse, ona da bundan veririz. Biz şükredenleri mükafaatlandıracağız." [1]

Allah inancı taşımayan kişi ise sadece kendi menfaatlerinin peşine takılır ve ondan başkasını gözü görmez. Başkalarına zarar ver­me pahasına da olsa o sırf kendi menfa­atl­erini elde etmeye çalışır, hırslarının kölesi olur ve bu uğurda başkalarının zarar görmesi onu ilgilendirmez. Sonucunda toplumun aşa­ğı­ladığı birisi olma pahasına da olsa ma­kam ve mansıp peşinde koşar. Onun düşün­cesi mal biriktirmektir. Malının helal veya ha­ram ol­ma­sı, içinde başkalarının hakkı olup olmaması hiç önemli değildir. İşte bu anlayış neticesinde toplumsal çözülme ve bozukluk ile­ri boyutlara ulaşır, bela genelleşir ve fuh­şiyyat çoğalır. Ancak bu tip insanlar da yaptık­larının cezasını bulacaklardır; çünkü Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur: "Her nefis, kazandığına karşılık bir rehindir."[2]

Tarih boyunca İslam ümmetinde mey­dana gelen hadiseler, bize diri olmamızı sağ­layan, şan ve şerefimizi yücelten ve insanlığa yararlı olmayı sağlayan amilleri gösteriyor. Yine aynı şekilde tarihe baktığımızda bo­zulma, zayıflayıp bölünme ve başka milletler­den geri kalmamızın sebeplerini de görmek­teyiz. Müslümanlar olarak üzerimize düşen, yeniden bizi ayakta tutan hasletlere dönmek ve onlara sımsıkı sarılmak, bizi gerileten şey­lerden de uzak durmaktır. Belki yapılması gereken en önemli şeylerden birisi, dünyanın aldatıcılığına kapılan ve dış mihrakların tu­zaklarına düşen kardeşlerimizi uyarmak ve onlara Allah'ın huzuruna döneceğimizi hatır­latarak ümmet bilinci kazandırmak olacaktır. Allah teâla bizleri bu başarıya ulaştırsın. Amin.

 

C

 


 



[1]    K.Kerim, Âl-i İmran, 145.

[2]    K.Kerim, Müddessir, 38.