Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Namaz - 3. Sayfa - Peynamazi

 

ONUNCU BASKININ ÖNSÖZÜ [1]

 

Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. O’nun doğru ve güvenilir Peygamberine, Peygamberin ailesine, ashabına ve kıyamete kadar güzelce onlara tâbi olanlara da salât ve se­lâm olsun.

Bu, “Hadislerle Hz. Peygamber'in Namaz Kılma Şekli” adlı kitabımızın yeniden düzenlenmiş onuncu baskısıdır. Ça­lışıp yorulmadan kazanmanın peşinde olan, ahlâktan yoksun birçok tamahkâr yayıncı, kitabı çalıp korsan baskıla­rını yaptıktan ve böylelikle yazarına ve yayıncısına zarar ver­dik­ten sonra, kitabın yayıncısı değerli kardeşim Züheyr eş-Şâ­vîş onu okuyuculara göz alıcı modern bir tasarımla sun­mak istedi.

Onlar, Rasûlullah’ın şu buyruğunu da önemsemiyorlar:

“Gönül hoşluğuyla vermedikçe kimsenin malı başka­sına helâl olmaz.”[2]

Veda Haccı’nda yaptığı konuşmada dile getirdiği şu buyruğunu: “Bu beldenizde, bu gününüzün haram oluşu gi­bi kanlarınız, mallarınız [ve namus ve haysiyetiniz de] bir­birinize haramdır.”[3]

Ve insanların haklarını ve mallarını koruyan diğer başka hadislerini de…

Ne olurdu, insanı kötülük yapmaktan alıkoyan bir ahlâk veya adaletli bir yö­netim olsaydı… Geçmişte seleften ba­zı­ları: “Allah, Kur’an’la engellemediğini sultanla engeller.” de­mişlerdir.

İşin üzücü tarafı; telif ve yayın hakkının batılılarda ko­ruyor, İslâm ülkelerinde ise telef ediliyor olmasıdır.

Sonra bu baskıda, önceki baskıda olma­yan pek çok fay­dalı ilave bilgi bulunmaktadır. İki baskıyı karşılaştıranlar, bunu açıkca göreceklerdir: Mâliki mezhebinden olan Kadı İyaz’ın, na­mazda elleri göğse koymanın sünnet olduğunu; İmam Ahmed’in insanların büyük çoğunluğunun terk ettiği veya en azından bilmedikleri namazda “Eûzu billahi’s-se­mîi’l-alîm”le istiaze yapmanın meşru olduğunu söyleme­leri; Hz. Ömer’in halifeliği döneminde vitir namazında oku­nan kunutun sonunda Rasûlullah’a salâvat getir­ildiğine dair rivayet bu bilgilerden bazıları.

Bu baskıda da, orada faziletli insanlar nezdinde tartışı­lan pek çok meselenin araştırılması ve edisyon kritiğinin yapılması nedeniyle beşinci baskının önsözünün aynen kalmasını faydalı görüyorum.

Allah’tan, bu baskıyla, yeryüzünün doğusundaki ve ba­tısındaki bütün müslüman kardeşlerimizi, önceki bas­kıla­rından daha fazla faydalandırmasını ve bizi üzüntü ve ke­der­lerimizden kurtarmasını niyaz ediyorum. O duaları işiten ve onlara cevap verendir.

Ümmî Peygamber Muhammed’e, ailesine ve ashabına salât ve selâm olsun.

 

Muhammed Nâsıruddin el-Elbânî

 



[1]    el-Mektebü’l-İslâmî’nin  baskısında bu ondördüncü baskının Sunuş’u o­la­­rak görünmektedir. Orada “Önsöz” yerine “Sunuş başlığını koy­muş­tur. Böylece okuyucuları kitabı satın alma yönünde güdülemek is­te­­miştir. Fakat okuyucu o sunuşta dördüncü satırda bir süprizle kar­şı­laşmakta ve “Bu, onuncu baskının önsözüdür” cümlesini oku­mak­tadır. Önsöze, uygun bir başlık koydum; bu önsöz hicrî 1410 yılında basıl­mıştı. Herhalde bu tarih önsözün sonunda bulunuyordu ki, yayıncı gör­düğü birtakım kişisel menfaatlerden dolayı, diğer tüm önsözlerde yaptığı gibi bu önsözün de tarihini metinden çıkarmıştır. Ben geçmiş bas­kılara bakarak, bu tarihleri kitaba yeniden koydum.

[2]    “Sahîhu el-Camii’s-sağîr ve ziyâdetuhu”, 7539.

[3]    a.g.e., 2064.