Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

MEZHEB İMAMLARINA İTTİBA EDENLERİN SÜNNETE UYMAK İÇİN ONLARIN BAZI GÖRÜŞLERİNİ ALMAMASI - Peynamazi - 9. Sayfa

MEZHEB İMAMLARINA İTTİBA EDENLERİN SÜNNETE UYMAK İÇİN ONLARIN BAZI GÖRÜŞLERİNİ ALMAMASI

 

Bütün bu sebeplerden dolayı, müçtehit âlimlere bağlı olanlar (“(Onların) çoğu önceki ümmetlerden, birazı da sonrakilerdendir.”[1]), bağlı oldukları âlimlerin görüşlerinin hep­sini almamışlardır. Aksine onların pek çok görüşünü, sünnete aykırı olduğu anlaşılınca terk etmişlerdir. Hatta Al­lah her ikisine de rahmet etsin, İmam Muhammed b. Ha­san ve İmam Ebû Yusuf, “Hanefi mezhebinin üçte biri ka­dar konuda” hocaları Ebû Hanife’ye ters düşmüşlerdir.[2] Fık­hın ayrıntı meselelerini konu edinen kitaplar, bu durumu açıkça ortaya koyan belgelerdir. İmam Şafiî’nin yolunu izle­yen Müzenî[3] ve başkaları için de benzer sözler söylenmekte­dir. Bunların örneklerini aktarmak, sözü uzata­cağı gibi bizi anlatımı kısa tutma hedefimizden de saptırır. Bu nedenle sadece iki örnek vermekle yetineceğiz:

1- İmam Muhammed “el-Muvatta” adlı kitabında şöyle der (s.158):[4] “Ebû Hanife’ye gelince, Allah ona rahmet et­sin; ona göre, yağmur duasında namaz yoktur. Bize göre ise; imam cemaate iki rekât namaz kıldırır, dua eder ve cüb­besini ters giyer.”

2- İmam Muhammed’in arkadaşlarından[5] ve İmam Ebû Yusuf’un öğrencilerinden İsam b. Yusuf el-Belhî.[6]  “O  da çoğunlukla Ebû Hanife’nin görüşlerinin tersine fetva veri­­yordu, çünkü onun delilini bilmiyordu. Başkasının deli­lini görüyor ve o delil gereğince fetva veriyordu.”[7] Bu se­beple “rükûya giderken ve rükûdan doğrulurken ellerini kaldırı­yor­du.”[8]

Nitekim Allah Rasûlü‎’nden (s.a.v.) gelen mütevatir sün­nette de durum budur. Bu yüzden üç imamın bu sünnete mu­­halif görüş bildirmiş olmaları, onu bu sün­netle amel et­mekten alıkoymamıştır. Yukarıda geçtiği üzere, dört mez­hep imamının ve başka âlimlerin de tanıklıklarıyla, her bir müslümanın yapması gereken de işte budur.

Özetleyecek olursak; mezhep müntesiplerinden hiç kim­senin bu kitabın metodunu kötüleme ve mezhebe mu­halif olduğu iddiasıyla içindeki sünnetlerden istifadeyi terk etme yönünde bir girişimde bulunmayacağını umarım. Bilakis müçtehit imamların, sünnetle amel etmenin vacip olduğuna ve sünnete muhalif görüşlerinin terk edilmesine dair yukarıda geçen sözlerini hatırına getirmesini dilerim. Şunu bilsin ki, bu metodu kötülemek, hangisi olursa olsun, taklit ettiği imamı kötülemesi demektir. Zira biz yukarıda da açıkladığımız üzere bu metodu onlardan al­dık. Kim, bu yol­da onların yol göstericiliğin­den yüz çevi­rirse, o büyük bir teh­likeyle karşı karşıyadır. Çünkü bu tavır beraberinde, sün­net­ten yüz çevirmeyi getirir. Halbuki bize, anlaşmazlık duru­munda sünnete başvurmamız ve onun hükmüne tes­lim olmamız emredilmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Hayır, Rabbine andolsun ki aralarında çı­kan anlaşmazlık hu­su­sunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükmü içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın (onu) tam manasıyla kabullenmedikçe iman etmiş ol­mazlar.”[9]

Allah’tan, bizleri, haklarında şöyle buyurduğu kulların­dan yapmasını niyaz ederim: “Aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Rasûlü'‎ne davet edildiklerinde, müminlerin sö­­zü ancak “İşittik ve itaat ettik” demeleridir. İşte asıl bun­lar kurtuluşa erenlerdir. Her kim Allah’a ve Rasûlü‎'ne ita­at eder, Allah’a saygı duyar ve O’ndan sakınırsa, işte asıl bunlar mutluluğa erenlerdir.”[10]

Dımaşk, 13 Cemâziyelâhir 1370


 



[1]    Vakıa, 13-14.

[2]    İbn Âbidîn, “el-Hâşiye” (1/62). Bunu, Leknevî “en-Nâfiu’l-kebîr” adlı ese­rinde Gazalî’ye atfetmektedir (s.93).

[3]    İmam Şâfiî’nin “el-Ümm” adlı kitabının kenarında basılan “Muh­ta­sar”ı­nın baş tarafında Müzenî şöyle diyor: “Ben bu kitabı, Muhammed b. İd­ris eş-Şafiî’nin ilminden ve onun sözlerinin anlamlarından özetledim. İmam Şâfiî’nin, din konusunda ihtiyatlı olunsun diye kendisinin ve baş­kalarının taklit edilmesini yasakladığını haber vermenin yanı sıra onun görüşlerini öğrenmek isteyenlerin bunlara kolaylıkla ulaşmasını sağlamak için bu özeti yaptım.”

[4]   Bu eserinde, İmam Muhammed, kendi mezhep imamına yirmi mese­lede muhalefet etti­ğini açık bir şekilde söylemektedir. Bu meseleler söz konusu kitapta şu sayfalarda geçmektedir: 42, 44, 103, 120, 158, 169, 172, 173, 228, 230, 240, 244, 274, 275, 284, 314, 331, 338, 355, 356. Bu açıklama, “et-Talîk’ul-mümecced alâ Muvattai Muham­med” adlı ki­tap­­tan alınmıştır.

[5]    İbn Abidin, “el-Hâşiye” (1/74)’de ve “Resmül-müftî” (1/17)’de onu, fet­va­larında Ebû Hanife’ye aykırı görüş bildirenlerin arasında anar. el-Kureşi de “el-Cevâhir’ul-mudiyye fî tabakâti’l-hanefiyye” adlı kitabında o­nun hakkında şöyle der: “Hadis ehliydi ve hadiste sağlamdı. O ve kar­de­şi İbrahim, kendi dönemlerinde Belh’in âlimleriydiler.” (s. 347).

[6]    “el-Fevâid’ül-behiyye fî terâcimi’l-hanefiyye” (s.116).

[7]    “el-Bahru’r-râik” (6/93), “Resmü’l-müftî” (1/28).

[8]    “el-Fevâid” (s. 116). “el-Fevâid” yazarı rivâyetten sonra çok güzel bir not ekliyor ve diyor ki: “Derim ki: Bununla, Mekhul’ün Ebû Hanife’den nak­lettiği: “Namazda ellerini kaldıranın namazı bozulur.” rivâyetinin bâ­tıl olduğu anlaşılmaktadır. Biraz önce biyografisinde de geçtiği üze­re Emir Kâtib el-Etkânî bu rivâyete aldanmıştır. Çünkü İsam b. Yusuf, Ebû Yusuf’un öğrencilerindendi ve o, namazda ellerini kaldırırdı. Eğer geçen bu rivâyetin bir aslı olsaydı, Ebû Yusuf ve İsam bunu kesinlikle bilirlerdi.” “el-Fevâid” yazarı sözlerine şöyle devam ediyor: “Ayrıca bun­­dan, Hanefî mezhebindeki birinin meselelerden birinde, karşıt delil daha güçlü olduğu için mezhep imamının görüşünü bıraksa, taklit kementinden kurtulmuş olmaz; bilakis bu, taklidi terk etme biçiminde gözüken, gerçekte taklidin kendisidir. Görmüyor musun, İsam b. Yusuf, namazda “ellerin kaldırılmaması” hususunda Ebû Ha­ni­fe’nin mezhebini terk etmiş olmasına rağmen Hanefî kabul edilmektedir.” “el-Fevâid” yazarı sözlerine devam ederek diyor ki: “Za­ma­nımızın ca­hillerini Allah’a şikayet ediyorum. Çünkü onlar, bir tek meselede dahi olsa, daha güçlü bir delil sebebiyle kendi mezhep ima­mını taklit etmemiş olan kimseyi kötülüyorlar ve onu o imamın taklit­çilerinden ka­bul etmiyorlar!! Sıradan insanlar (avam) olmaları sebe­biyle bunların bu tutumlarına şaşmamak gerek. Bilakis âlimlere ben­ze­­meye çalışıp, onların ardı sıra hayvanlar gibi gidenlere şaş­­mak ge­rek!”

[9]   Nisa, 65.

[10] Nur, 51-52.