Kıyam - İslami Bilgiler - Peynamazi - 12. Sayfa
KIYAM
Rasûlullah (s.a.v.), Allah Teâlâ’nın: “Allah için boyun eğerek kalkıp namaza durun.”[1] emrine uyarak farz ve nafile namazlarda ayakta dururdu.
Yolculuk esnasında ise, nafileleri bineğinin üzerinde kılardı.
Şiddetli korku zamanlarında Hz. Peygamber, daha önce geçtiği üzere ümmetine bu durumda namazı, ayakta yahut binek üstünde kılmayı meşru kılmıştır. Bunun dayanağı da Allah Teâlâ’nın şu buyruğudur:
“Namazlara ve orta namaza[2] devam edin ve Allah için boyun eğerek kalkıp namaza durun. Eğer bir korku hâlindeyseniz, yaya veya binekli olarak giderken kılın, (korkudan) emin olduğunuz zaman da böyle bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde Allah’ı zikredin (namazlarınızı yine her zamanki gibi huşû ile kılın).”[3]
“Hz. Peygamber (s.a.v.), vefatına neden olan hastalığında namazlarını oturarak kılmıştır.”[4]
Bundan önce de bir defa namazı böyle kılmıştı. “Hz. Peygamber (s.a.v.) hastalanmıştı. Bu nedenle namazı oturarak kıldı. Cemaat de arkasında ayakta kılıyordu. (Onları ayakta görünce) oturmalarını işaret etti, onlar da oturdular (ve namazı bu şekilde kıldılar). Namaz bitince şöyle buyurdu:
“Siz az önce neredeyse İranlıların ve Rumların yaptığını yapacaktınız. Onlar, kralları otururken ayakta dururlar. Siz böyle yapmayın. İmam, kendisine uyulmak için imam yapılmıştır. O, rükû ettiğinde siz de rükû edin; rükûdan kalktığında siz de kalkın. Eğer namazı oturarak kılarsa, siz de [hepiniz] oturarak kılın.”[5]
Hasta İnsanın Namazı Oturarak Kılması
İmran b. Husayn (r.a.) şöyle demiştir:
“Bende basur (hemeroid) hastalığı[6] vardı. Rasûlullah’a (s.a.v.) bu durumda namazı nasıl kılacağımı sordum. Şöyle buyurdu:
"Namazı ayakta kıl. Eğer buna güç yetiremezsen, oturarak kıl. Buna da güç yetiremezsen, yan yatarak kıl.”[7]
Yine o (r.a.) şöyle demiştir:
“Rasûlullah’a (s.a.v.) namazı oturarak kılan adamın durumunu sordum. Şöyle buyurdu:
“Her kim namazı ayakta kılarsa, bu daha faziletlidir. Namazı oturarak kılan kişiye, ayakta kılan kimsenin yarı sevabı vardır. Namazı yatarak (bir rivayette: uzanarak) kılana da oturarak kılan kimsenin yarı sevabı vardır.”[8]
Bu hadiste namazdan maksat, hastanın namazıdır. Çünkü Enes (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:
“Rasûlullah (s.a.v.), namazlarını hastalıktan dolayı oturarak kılan bazı insanların yanına geldi. Onlara:
“Oturarak kılınan namaz (sevap bakımından) ayakta kılınan namazın yarısıdır.”[9]
“Hz. Peygamber (s.a.v.) bir hastayı ziyaret etti. Onu bir yastık üzerinde namaz kılarken buldu. Yastığı kaldırıp attı. Bunun üzerine hasta, bir tahta buldu ve namazlarını onun üzerinde kılmaya başladı. Hz. Peygamber (s.a.v.) onu da kaldırıp attı ve şöyle buyurdu:
“Şayet yapabilirsen, namazı yerde, toprak üzerinde kıl. Bu şekilde kılamazsan ima ile kıl, secde de rükûdan biraz daha fazla eğil.”[10]
Gemide Namaz Kılmak
Rasûlullah’a (s.a.v.) gemide namazın nasıl kılınacağı soruldu. Şöyle buyurdu:
“Gemide namazı ayakta kıl. Fakat boğulmaktan korkarsan, oturarak kılabilirsin.”[11]
“Rasûlullah (s.a.v.) yaşlanınca, namaz kıldığı yerde üstüne dayanacağı bir değnek/tahta edinmişti.”[12]
Gece Namazını Ayakta ve Oturarak Kılmak
Rasûlullah (s.a.v.) bazı geceler ayakta ve bazı geceler de oturarak uzun uzun namaz kılardı. Kıraatı ayakta yapmışsa, rükûyu ayakta yapar; kıraatı oturarak yapmışsa, rükûyu da oturarak yapardı.”[13]
“Bazen de namazı oturarak kılar, kıraatı oturarak yapar ve kıraatı bitirmeye otuz yahut kırk âyet kaldığında ayağa kalkar, bunları ayakta okur, ardından rükû ve secdeye varırdı. İkinci rekâtta da bunun aynısını yapardı.”[14]
“Nafile namazları da ancak ömrünün son demlerinde, iyice yaşlandığı zaman oturarak kılmıştır. Bu da vefatından bir yıl önce olmuştur.”[15]
“Oturarak kıldığı namazları bağdaş kurmuş olduğu hâlde kılardı.”[16]
[1] Bakara, 238.
[2] Âlimlerin çoğunluğunun doğru kabul ettiği görüşe göre; bu ikindi namazıdır. Ebû Hanife, Ebû Yusuf ve İmam Muhammed de bu görüştedir. Bu hususta birçok hadis bulunmakta olup, İbn Kesir “Tefsir”inde bu hadisleri nakletmiştir.
[3] Bakara, 238, 239.
[4] Tirmizî, Ahmed. Tirmizî hadisi sahih kabul etmiştir.
[Tirmizî, Salât 266 (359), c.1, s.255. Mütercim.]
[5] Buhârî, Müslim. Hadisi “İrvâu’l-ğalîl” adlı kitabımda tahriç ettim (394).
[Buhârî, Ezan 51 (80), c.2, s. 716; Müslim, Salât, 82, 84 (412, 413), c.3, s.1326-1327; Nesaî, Sehv 11 (1200), c. 3, s.16-17; İbn Mâce, İkametü's-salât 145 (1240), c. 3, s. 636. Mütercim]
[6] Kalınbağırsağın alt tarafında ve dışkılıkta toplardamar genişlemesi (şişmesi) ve kanaması biçiminde ortaya çıkan hastalık. Mütercim
[7] Buhârî, Ebû Davud, Ahmed.
[Buhârî, Taksîru's-salât 19 (33), c.3, s. 1075; Ebû Dâvud, Salât 174,175 (952), c.3, s.499; İbn Mâce, İkametü's-salât 139 (1223), c. 3, s. 610. Mütercim]
[8] Buhârî, Ebû Davud, Ahmed. Hattabî hadis için şöyle demiştir: “İmran’ın hadisinde kastedilen; ayakta zorlukla durabildiği hâlde tahammül edip farz namazı ayakta kılan hastadır. Hz. Peygamber (s.a.v.), oturarak namaz kılması caiz olmakla beraber onu ayakta kılmaya özendirmek için, oturarak namaz kılanın sevabının ayakta kılanın yarısı kadar olduğunu söylemiştir. Hafız İbn Hacer ise, “Fethu’l-bârî”de (2/468): “Bu, tek taraflı bir yorumdur.” demiştir.”
[Buhârî, Taksîru's-salât 17, 18 (31, 32), c.3, s. 1073-1075; Ebû Dâvud, Salât 174, 175 (951), c.4, s.497-498; Nesaî, Kıyamü'l-leyl 21 (1660), c. 3, s.326. Mütercim]
[9] Ahmed (12398, 13517) ve İbn Mâce; sahih bir senedle rivâyet etmişlerdir.
[İbn Mâce, İkametü's-salât 141 (1229, 1230), c. 3, s. 616-617. Mütercim]
[10] Taberânî, Bezzâr ve “el-Hadîs” adlı kitabında (67/2) İbn’üs-Semmâk ve Beyhakî rivâyet etmiştir. “es-Sahîha” adlı kitabımda (323) açıkladığım üzere hadisin senedi sahihtir.
[11] Bezzâr (68), Dârekutnî ve “es-Sünen” adlı kitabında (2/82) Abdülganî el-Makdisî rivâyet etmiştir. Hâkim hadisin sahih olduğunu söylemiş, Zehebî de bu görüşünde ona katılmıştır.
UYARI: Uçakta namaz kılmanın hükmü, gemide namaz kılmanın hükmüyle aynıdır. Geçtiği üzere ayakta kılabilecekse namazı ayakta kılar; aksi takdirde oturduğu yerde kılar, rüku ve secdelerini de imayla yapar.
[12] Ebû Davud ve Hâkim (975). Hâkim ve Zehebî, hadisin sahih olduğunu söylemişlerdir. Hadisi, “es-Sahîha” (319) ve “el-İrvâ” (383) adlı kitaplarımda tahriç ettim.
[Ebû Dâvud, Salât 172, 173 (948), c.4, s.492-493. Hadisin Ebu Davud'daki metni şu şekildedir: "Resûlullah s.a.v.) yaşlanıp kilo alınca; namaz kıldığı yerde üstüne dayanacağı bir direk edinmişti." Mütercim]
[13] Müslim, Ebû Davud. [Müslim, Salâtü'l-müsafirin 105, 106/107, 109, 110 (730), c.4, s.2092-2093; Ebû Dâvud, Salât 174. 175 (955), c.4, s.503; Nesaî, Kıyamü'l-leyl 18 (1646, 1647), c.3, s.320-322. Mütercim]
[14] Buhârî, Müslim.
[Buhârî, Taksîru's-Salât 20 (35, 35), Teheccüd 16 (29), c.3, s. 1076-1077, 1099; Müslim, Salatu'l-Müsâfirîn 111-113, (731), c.3, s.2093-2095; Ebû Dâvud, Salât 174, 175 (953, 954), c.3, s.501, 502; Nesâî, Kıyâmu'l Leyl, 18 (1647-1650), c.3, s. 320-322. Mütercim]
[15] Müslim, Ahmed.
[Müslim, Salatu'l-Müsâfirîn 118 (733), c.3, s.2098; Nesaî, Kıyamü'l-leyl 19 (1658), c. 3, s. 325. Mütercim]
[16] Nesâî, “es-Sahîh”inde (1/107/2) İbn Huzeyme, “es-Sünen”inde (80/1) Abdülganî el-Makdisî ve Hâkim rivâyet etmiştir. Hâkim, hadisin sahih olduğunu söylemiş; Zehebî de bu görüşünde ona katılmıştır.
[Nesaî, Kıyamü'l-leyl 22 (1661), c. 3-4, s. 328. Tirmizi, Hadis için şu açıklamayı yapmıştır: "Bu hadisi Ebû Davud'dan başkası rivâyet etmemiştir. Ebu Davud da sika (sağlam) biridir. Allah daha iyi biliyor ya, ben bu hadisin yanlış olduğunu düşünüyorum." Mütercim]
İslami Okul Okulların En Önemlisi