Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Namaz - 23. Sayfa - Peynamazi

 

HZ. PEYGAMBER’İN NAMAZLARDA

OKUDUĞU SÛRE VE ÂYETLER

Hz. Peygamber (s.a.v.)’in namazlarda okuduğu sûre ve âyetlere gelince, bunlar beş vakit namazla ve diğerlerinde farklılık göstermektedir.

Aşağıda beş vakit namazın ilkinden başlamak üzere bu konuya ilişkin açıklamalar yer almakta­dır.

 

1-Sabah Namazı

Rasûlullah (s.a.v.) sabah namazında, Tıvâl-ı Mufassal ola­­rak adlandırılan uzun sûreleri[1] okurdu.[2]

Bazı zamanlar iki rekâtta Vâkıa sûresini (56:96) ve ben­zer sûreleri okurdu.[3]

Veda haccında da Tûr sûresinden (52:49) bir bölüm oku­muştu.[4]

Bazen [birinci rekâtta] Kâf sûresini (50:45) ve benzer bir sûreyi okurdu.[5]

Bazen de “İze’ş-şemsu kuvviret” (81:15) gibi Kısâr-ı Mufassal adı verilen kısa sûreleri okurdu.[6]

Bir keresinde her iki rekâtta da “İzâ zülzilet” (99:8) sû­resini okumuştu. Ravi: “Rasûlullah (s.a.v.) unutarak mı yoksa bilerek mi bu şekilde yaptı, bilemiyorum.” demiştir.[7]

Bir keresinde de seferdeyken, namazda “Kul eûzu bi-rabbi’l-felak” (113:5) ve “Kul eûzu bi-rabbi’n-nâs” (114:6) sû­relerini okumuştu.[8]

Hz. Peygamber (s.a.v.) Ukbe b. Âmir’e (r.a.) şöyle de­miş­tir:

“Namazında Muavvizeteyn sûrelerini oku. [Çünkü kişi, bunlarla sığındığı kadar hiçbir şeyle Allah’a sığınamaz.]”[9]

Hz. Peygamber (s.a.v.) bazen de bunlardan fazlasını, “altmış âyet ve daha fazlasını okurdu.”[10] Hadisin ravilerin­den biri diyor ki: “Bunu bir rekâtta mı yoksa iki rekâtta mı okur­­du, bilemiyorum.”

“Bazen Rûm sûresini (30:60)[11]  ve bazen de Yâsin sûre­­sini (36:83)[12] okurdu.”

Bir gün “Mekke’de sabah namazını kıldırırken, oku­ma­ya Mü’minûn sûresiyle (23:118) başladı. Hz. Musa ve Hz. Harun’un -veya Hz. İsa’nın[13] (ravi hangisi olduğunda te­red­düt etmiştir” adının geçtiği âyetlere gelince öksürmeye başladı; devam edemeyip rükû yaptı.”[14]

“Bazen de sabah namazında cemaate Sâffât sûresini (77:182) okuyarak imamlık yapardı.”[15]

“Cuma günleri ise, sabah namazında [birinci rekâtta] secde sûresini (32:30), [ikinci rekâtta] İnsan sûresini (76:31) okurdu.”[16]

“Birinci rekâtta uzun, ikinci rekâtta ise kısa okurdu.”[17]

Sabah Namazının Sünneti

Sabah namazının sünnetini kılarken her iki rekâtta da  kıratı çok hafifti.[18] Hz. Aişe’nin: “Acaba Fâtiha’yı okudu mu?”[19] dediği olurdu.

Bazen birinci rekâtta Fâtiha’dan sonra:

﴿ قُولُوا آمَنَّا بِاللَّهِ وَمَا أُنزِلَ إِلَيْنَا وَمَا أُنزِلَ إِلَى إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَالأَسْبَاطِ وَمَا أُوتِيَ مُوسَى وَعِيسَى وَمَا أُوتِيَ النَّبِيُّونَ مِنْ رَبِّهِمْ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِنْهُمْ وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ ﴾

“Biz, Allah'a ve bize indirilene; İbrahim, İsmail, İshak, Ya'kub ve esbâta indirilene, Musa ve İsa'ya verilenlerle Rableri tarafından diğer peygamberlere verilenlere, onlardan hiçbiri arasında fark gözetmeksizin inandık ve biz sadece Allah'a teslim olduk.” deyin.” (Bakara, 136) âyetini, ikinci rekâtta da:

﴿ قُلْ يَا أَهْلَ الْكِتَابِ تَعَالَوْا إِلَى كَلَمَةٍ سَوَاء بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ أَلاَّ نَعْبُدَ إِلاَّ اللَّهَ وَلاَ نُشْرِكَ بِهِ شَيْئًا وَلاَ يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضًا أَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللَّهِ فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُولُوا اشْهَدُوا بِأَنَّا مُسْلِمُونَ ﴾                

“(Resûlüm!) de ki: Ey ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz: Allah'tan başkasına tapma­ya­lım. O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çe­virirlerse, işte o zaman: Şahit olun ki biz müslümanlarız! deyiniz.” (Âl-i İmrân, 64) âyetini okurdu.[20] Bazen ise bunun yerine,

﴿ فَلَمَّا أَحَسَّ عِيسَى مِنْهُمُ الْكُفْرَ قَالَ مَنْ أَنصَارِي إِلَى اللَّهِ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنصَارُ اللَّهِ آمَنَّا بِاللَّهِ وَاشْهَدْ بِأَنَّا مُسْلِمُونَ ﴾

“İsa, onlardaki inkârcılığı sezince: Allah yolunda bana yardımcı olacaklar kimlerdir? dedi. Havârîler: Biz, Allah yo­lunun yardımcılarıyız; Allah'a inandık, şahit ol ki bizler müs­lümanlarız, cevabını verdiler.” (Âl-i İmrân, 52) âyetini okurdu.[21]

Bazen de birinci rekâtta Kâfirûn sûresini (109:6) ikinci rekâtta da İhlas (112:4) sûresini okur[22] ve şöyle derdi:

“Bu ikisi, ne güzel sûrelerdir.”[23]

Bir adamın birinci rekâtta ilk sûreyi (Kâfirûn) okudu­ğunu duyunca: “Rabbine iman etmiş bir kul.” dedi. Adam ikinci rekâtta ikinci sûreyi (İhlâs) okudu. Hz. Peygamber (s.a.v.) de şöyle buyurdu: “Rabbini tanıyan bir kul.”[24]

2-Öğle Namazı

“Hz. Peygamber (s.a.v.) ilk iki rekâtta Fâtiha ile birlikte bir sûre okurdu. Birinci rekâtta kıraatı, ikincisinden daha uzun tutardı.”[25]

Bazen kıraatı o kadar çok uzatırdı ki, “öğle namazı için kamet getirilince, birisi kalkıp Bakî mezarlığına gider, hace­tini görür, [sonra evine gelir], abdestini alır, sonra geri dö­nerdi de Rasûlullah (s.a.v.) hâlâ birinci rekâtta olurdu.[26]

Sahâbe, “Hz. Peygamber’in, insanların birinci re­kâta ye­tiş­melerini sağlamak için böyle yaptığını düşünürlerdi.”[27]

“İki rekâtın her birinde, Fâtiha dâhil yaklaşık otuz âyet kadar, Secde sûresi (32:30) miktarınca okurdu.”[28]

“Bazen “Ve’s-semâi ve’t-târık”, “Ve’s-semâi zâti’l-bu­rûc”, “Ve’l-leyli izâ yağşâ” ve benzer sûreleri okurdu.”[29]

“Bazen de “İze’s-semâü’n-şakkat” ve benzer sûreleri okurdu.”[30]

“Cemaat, onun öğle ve ikindi namazlarındaki kıraatını sakalının titremesinden anlıyordu.”[31]

 

Öğle Namazının Farzının Son İki Rekâtında

Fâtiha’dan Sonra Okuduğu Âyetler

“Son iki rekâtta ilk iki rekâttan daha az, ilk iki rekâtın ya­rısı olacak şekilde, on beş âyet kadar, okurdu.[32] Bazen de son iki rekâtta sadece Fâtiha’yı okumakla yetinirdi.”[33]

Her Rekâtta Fâtiha Okumanın Farziyeti

Hz. Peygamber (s.a.v.) “namazını düzgün kılmayan ki­şiye”, her rekâtta Fâtiha’yı okumasını emretmiştir. Birinci rekâtta Fâtiha’yı okumasını emretmiş,[34] ardından ona şöy­le demiştir:

“Artık namazının tamamında böyle yap.”[35] (Bir başka ri­vâ­yette bu: “her rekâtta” diye geçmektedir.[36])

“Bazen okuduğu âyeti onlara da işittirirdi.”[37]

“Bazen arkasındaki cemaat, onun “Sebbih’isme rab­bike’l-a’lâ” (87:19) ve “Hel etâke hadîsü’l-ğâşiye” sûrele­rinin (88:26) nağmelerini işitirlerdi.”[38]

“Bazen “Ve’s-semâi zâti’l-burûc” (85:23), “Ve’s-semâi ve’t-târık” (86:17) ve benzer sûreleri okurdu.”[39]

“Bazen de “Ve’l-leyli izâ yağşâ” (92:21) ve benzer sûre­leri okurdu.”[40]

3-İkindi Namazı

“Allah Rasûlü‎ (s.a.v.) ilk iki rekâtta Fâtiha ve birer sûre okurdu. Birinci rekâtta ikinci rekâttan daha uzun okur­du.”[41]

Sahâbe, “Hz. Peygamber’in, insanların birinci re­kâta ye­tiş­melerini sağlamak için böyle yaptığını düşünürlerdi.”[42]

“Her birinde on beş âyet kadar, öğle namazı­nın ilk iki rekâtında okuduğunun yarısı kadar okurdu.”

“Son iki rekâtta ise, ilk iki rekâttan daha az, onların ya­rısı kadar okurdu.”[43]

“Son iki rekâtta sadece Fâtiha’yı okuduğu olurdu.”[44]

“Bazen okuduğu âyeti onlara da işittirirdi.”[45]

Bunlardan başka, öğle namazındaki kıraatı anlatırken nakletmiş olduğumuz sûreleri de okurdu.

4-Akşam Namazı

“Bazen kısa sûrelerden okurdu.”[46] Bu esnada kıratı o kadar kısa tutardı ki, “namaz kılanlar, selâm ver­dikten sonra oradan ayrıldıklarında attıkları okun düştüğü yeri gö­rebiliyorlardı.”[47]

“Bir yolculuk sırasında, ikinci rekâtta “Ve’t-tîni ve’z-zey­tûni” sû­resini (95:8) okudu.”[48]

Bazen de uzun ve orta uzunlukta sûreleri okurdu. “Ba­zen “Ellezîne keferû ve saddû an sebîlillahi” (Muhammed)  sû­resini (47:38) okurdu.”[49]

Bazen Tûr (52:49),[50] bazen de Mürselat (77:50) sûrele­rini okurdu. Kıldığı son namazda bunu okumuştur.[51]

“Bazen de iki uzun sûrenin[52] en uzununu: A’raf (7:206) sûresini [iki rekâtta] okurdu.”[53]

Bazen ise, iki rekâtta Enfal sûresini (8:75) okurdu.[54]

Akşam Namazının Sünnetinde Kıraat

Akşamın farzdan sonraki sünnetinde “Kul yâ eyyühe’l-kâfirûn” (109:6) ile “Kul huvallahu ehad” sûrelerini (112:4) okurdu.”[55]

5-Yatsı Namazı

İlk iki rekâtta Tıval-ı Mufassal denilen orta uzunlukta sû­­relerden okurdu.[56] “Bazen “Ve’ş-şemsi ve duhâhâ” sûresini (91:15) ve benzer sûreleri okurdu.”[57]

“Bazen “ize’s-semâü’n-şakkat” sûresini (84:25) okur ve (tila­vet) secdesi yapardı.[58]

“Bir yolculukta da [birinci rekâtta] “Ve’t-tîni ve’z-zey­tûni” sû­resini (95:8) okumuştu.”[59]

Hz. Peygamber yatsı namazında kıraatı uzun tutmayı yasaklamıştır. Bu yasaklama şu şekilde gerçekleşmişti: “Muaz (r.a.), arkadaşlarına yatsı namazını kıldırmış ve kıraatı da uzatmıştı. Ensârdan bir genç, namazdan ayrıldı ve  na­mazını tek başına kıldı. Muaz namazı bitirince, bu olay ona anlatıldı. Bunun üzerine Muaz: “Bu adamın yaptığı müna­fıklıktır!” dedi. Genç de bunu duyunca Muaz’ın bu sözlerini Rasûlullah’a (s.a.v.) anlattı. Rasûlullah (s.a.v.): “Ey Muaz! İn­sanları fitneye mi düşürmek istiyorsun? İnsanlara imam­lık yaptığında “Ve’ş-şemsi ve duhâhâ” (91:15), “Sebbihi’sme rabbike’l-a’lâ” (77:19), “İkra’ bi’smi rabbik” (96:19) ve “Ve’l-leyli izâ yağşâ” (92:21) surelerini oku. [Şu muhakkak ki, se­nin arkanda yaşlı, zayıf ve ihtiyaç sahibi in­sanlar namaz kıl­maktadır.]”[60]

6-Gece Namazı

Hz. Peygamber (s.a.v.) gece namazlarında bazen açık­tan, bazen gizli okurdu.[61] Bu namazlarda kimi zaman okuyu­şunu kısa yapar, kimi zaman da uzun tutardı. Çok uzattığı da olurdu. Bir gün yine kıratı uzun tutmuştu. Abdul­lah b. Mes’ûd bunu şöyle anlatır:

“Bir gece Hz. Peygamber (s.a.v.) ile birlikte namaz kıl­dım. Kıyamı o kadar uzattı ki, kötü bir iş yapmaya niyetlen­dim.” Oradakiler: “Ne yapmayı düşünmüştün?” dediler. Ab­dullah: “Oturup, Hz. Peygamber’i yalnız bırakmaya ni­yet­len­miştim.”[62]

Huzeyfe b. el-Yemân şöyle anlatıyor:

“Hz. Peygamber (s.a.v.) ile bir gece namaz kıldım. O­ku­maya Bakara sûresiyle başladı. İçimden, “yüzüncü âyet­te rükûya varır.” diye geçirdim. O, okumaya devam etti. “Ba­kara’yı [iki rekâtta] bitirir.” diye düşündüm. O, okumayı sür­dürdü. “Bakara’yı bitirince rükû yapar.” diye düşündüm. O, Nisa sûresine başladı. Sonra Âl-i İmrân sûresine baş­ladı,[63] onu da okudu. Ağır ağır okuyor, tesbih âyeti geldi­ğinde tes­bih, dua âyeti geldiğinde dua ediyor, sığınma âyeti geldiğinde de sığınıyordu. Sonra rükûya vardı...[64] Yine “bir gece, hasta olmasına rağmen Seb’i Tıval’ı (yedi uzun sû­reyi) oku­du.”[65]

“Bazen de her rekâtta bunlardan bir sûre okurdu.”[66]

“Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Kur’an’ı bir gecede hat­met­tiği bilinmemektedir.”[67] Aksine Abdullah b. Amr böyle bir şey yapmak istemiş; fakat Hz. Peygamber (s.a.v.)  buna razı olmamıştır. Ona şöyle de­miştir:

“Kur’an’ı ayda bir hatmet.” Abdullah şöyle anlatıyor: “Daha fazlasını yapabilirim.” dedim. “Öyleyse yirmi gecede bir hatmet.” buyurdu. Ben yine: “Daha fazlasını yapabili­rim.” dedim. “O zaman yedi günde bir hatmet ve bundan da­ha faz­lasını yapma.”[68]

Sonra “onun beş günde bir hatmetmesine izin verdi.”[69]

Sonra “Üç günde bir hatmetmesine izin verdi.”[70]

Hz. Peygamber onun bundan daha az bir zamanda hatmetmesini yasakladı.[71] Bu yasağın nedenini de ona söy­lediği şu sözleriyle açıkladı:

“Kim Kur’an’ı üç günden az bir zamanda hatmederse onu anlayamaz.”[72] Bir başka rivayette ise bu yasağın sebebi şöyle gelmiştir: “Kur’an’ı üç günden az bir zamanda okuyan onu anlayamaz.”[73]

“Her âbidin amelinde hızlı ve gayretli olduğu dönemler vardır.[74] Her hızlı ve gayretli olduğu dönemin bir gevşeklik ve bezginlik zamanı vardır. Bu dönemde kişi ya sünnete veya bid’ata doğru kayar. Kimi, bu gevşeklik zamanı, sün­nete götürürse, o hidayet bulmuştur. Gevşekliği kendisini başka şeylere götüren ise helâk olmuştur.”[75]

Bu yüzden “Hz. Peygamber  (s.a.v.) Kur’an’ı üç günden az zamanda hatmezmezdi.”[76]

Yine o (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Geceleyin iki yüz âyet okuyarak namaz kılan kişi, Al­lah’a tam bağlı ve ihlâslı kimselerden yazılır.”[77]

“Her gece Benî İsrail (İsra) (17:111) ve Zümer (39:75) sûrelerini okurdu.”[78] 

Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Bir gecede yüz âyet okuyarak namaz kılan kişi gafiller-den yazılmaz.”[79]

“Bazen her rekâtta elli âyet veya daha fazla miktarda okurdu.”[80] Bazen de “Yâ eyyühe’l-müzzemmil” sûresi (73:20) kadar okurdu.”[81]

“Hz. Peygamber bütün geceyi namazla geçirmezdi” [82]; bunu çok nadir olarak yapardı.

“Bir keresinde Abdullah b. Habbab b. Eret -o, Rasû­lullah (s.a.v.) ile Bedir savaşına katılmış bir kişidir.- (R.a.)­sû­lullah’ın (s.a.v.) bütün gece (bir başka rivâyette: “Ta­mamını na­maz kılarak geçirdiği bir gece”) boyunca fecir vaktine ka­dar onun namaz kılışını izledi. Hz. Peygamber (s.a.v.) fecirle birlikte namazını bitirip selâm verince Habbab ona dedi ki:

“Ey Allah’ın Rasûlü‎! Anam babam size feda olsun! Bu gece öyle bir namaz kıldınız ki, daha önce bu şekilde na­maz kıl­dığınızı görmedim.” Rasûlullah (s.a.v.) onun bu sö­zü­ne şöyle karşılık verdi:

“Evet, bu, ümit ve korku namazıdır. [Ben] Rabbimden üç şey istedim; bunlardan ikisini verdi, birini vermedi. Rab­bim­den, bizleri geçmiş ümmetleri helâk ettiği gibi bizleri de helâk etme­mesini (bir başka rivayette: Ümmetimi kıtlıkla helâk etmemesini) istedim; bana bunu verdi. Rabbimden, düşmanlarımızı bize galip yapmamasını iste­dim; bunu da verdi. Rabbimden, aramıza ayrılık ve tefrika sokmamasını istedim; bunu vermedi.”[83]

“Hz. Peygamber (s.a.v.) bir gece sabaha kadar namaz kıldı ve gece bo­yunca bir âyeti tekrarlayıp durdu. Bu âyet şuydu: “Eğer kendilerine azap edersen şüphesiz onlar se­nin kullarındır (dilediğini yaparsın). Eğer onları bağışlar­san şüphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin.” (Maide,118) [Bu âyeti okuyarak rükû yapıyor, onu okuyarak secde ediyor, onunla dua ediyordu. [Sabah olunca Ebû Zer (r.a.) ona dedi ki: “Ey Allah’ın Rasûlü‎! Sabaha kadar bu âyeti okudu­nuz durdunuz. Onunla rükû yaptınız, onunla secde ettiniz], [onunla dua ettiniz.] [Hâlbuki Allah size Kur’an’ın tamamını öğretmiştir.] [Bunu bizden biri yapsaydı, ona kızardık].” [Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Ben Rabbimden, beni ümmetime şefaatçi yapmasını is­tedim, bana bunu verdi. İnşallah, bu şefaat, Allah’a hiçbir ortak koşmayan kimselere ulaşacaktır.][84]

“Bir adam Hz. Peygamber’e (s.a.v.): “Ey Allah’ın (R.a.)­sû­lü‎! Benim bir kom­şum var, geceleri namaz kılıyor; fakat namazında sadece “Kul huvallahu ehad” sûresi (112:4) oku­yor, [yalnızca bu sûreyi tekrar edip duruyor,] [başka hiç­bir şey okumuyor] dedi. Sanki bu adam namazda o kişi­nin sadece bu sûreyi okumasını az buluyordu. Hz. Pey­gamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Nefsimi elinde tutana yemin ederim ki, bu sûre Kur’­an’ın üçte birine denktir.”[85]

7-Vitir Namazı

“Hz. Peygamber (s.a.v.) vitir namazında birinci rekâtta “Sebbihi’sme rabbike’l-a’lâ” (87:19), ikinci rekâtta “Kul yâ eyyühe’l-kâfirûn” (109:6), üçüncü rekâtta da “Kul huvallahu ehad” (112:4) sûrelerini okurdu.”[86]

“Bazen buna “Kul eûzu bi-rabbi’l-felak” (113:5) ve “Kul eûzu bi-rabbi’n-nâs” (114:6) sûrelerini de eklerdi.”[87]

“Bir keresinde vitir namazının bir rekâtında Nisa sû­re­sinden (4:176) yüz âyet okudu.”[88]

Vitirden sonraki iki rekâtta ise[89] “İzâ zülzileti’l-ardu” (99:8) ve “Kul yâ eyyühe’l-kâfirûn” (109:6) sûrelerini okurdu.[90]

8-Cuma Namazı

“Hz. Peygamber (s.a.v.) bazen ilk rekâtta cuma sûresini (62:11), ikinci rekâtta “İzâ câeke’l-münâfikûn” sûresini  okur­du.[91] Bazen “İzâ câeke’l-münâfikûn” sûresi (63:11)[92] ye­rine “Hel etâke hadîsü’l-ğâşiye” sûresini (88:26) okurdu.

Bazen de birinci rekâtta “Sebbihi’sme rabbike’l-a’lâ” sû­resini (87:19), ikinci rekâtta da “Hel etâke” sûresini (88:26) okurdu.[93]

9-Bayram Namazları

“Bazen birinci rekâtta “Sebbihi’sme rabbike’l-a’lâ” (87:19), ikinci rekâtta da “Hel etâke hadîsü’l-ğâşiye” (88:26) sûrelerini okurdu.”[94]

“Bazen de ilk rekâtta “Kâf ve’l-kur’âni’l-mecîd” (50:45) ve “İkterabeti’s-sâatü” (54:55) sûrelerini okurdu.”[95]

 

10-Cenaze Namazı

“Sünnet olan; bu namazda Fâtiha[96] ve [bir sûre] oku­maktır.”[97]

“Birinci tekbirden sonra sessizce okumak sünnettir.”[98]



[1]     Bunlar, en doğru görüşe göre; Kur’an’ın “Kâf” sûresiyle başlayan son yedi sûresidir.

[2]     Nesâî ve Ahmed sahih bir senedle rivâyet etmiştir.

      [Nesaî, İftitah 61 (982), c.1-2, s.576-577. Mütercim]

[3]     Ahmed, İbn Huzeyme (1/69) ve Hâkim. Hâkim hadisin sahih olduğunu söylemiş; Zehebî de bu görüşünde ona katılmıştır.

[4]     Buhârî, Müslim.

      [Buhari, Sıfatü's-salati 24 (Bab başlığı), c.2, s.774, Hac; Müs­lim, Hac (1276). Mütercim]

[5]     Müslim, Tirmizî. Bu ve bundan sonraki hadis, “el-İrvâ”da (345) tahriç edilmiştir.

      [Müslim, Salat 165,167-169 (457, 458), c.3, s.1421-1423; Tirmizi, Sa­lat 226 (305), c.1, s.222. Mütercim]

[6]     Müslim, Ebû Davud

[Müslim, Salat 164 (456), c.3, s.1421;  Tirmizi, Salat 226 (305), c.1, s.323; Nesaî, İftitah 44 (951), c.1-2, s.565; İbn Mâce, İkametü's-salât 5 (817), c. 3, s. 26; Ebû Dâvud, Salât 131,132 (817), c.3, s.270. Mü­tercim]

[7]     Ebû Davud ve Beyhakî hadisi sahih bir senedle rivâyet etmiştir. Gö­rünen odur ki, Hz. Peygamber (s.a.v.) meşru olduğunu öğretmek için kasten bu şekilde okumuştur.

      [Ebû Dâvud, Salât 129,130 (816), c.3, s.269. Mütercim]

[8]     Ebû Davud, İbn Huzeyme (1/69/2), “el-Emâlî” adlı kitabında İbn Beşrân ve İbn Ebû Şeybe (12/176/1). Hâkim hadisin sahih olduğunu söylemiş; Zehebî de bu görüşünde ona katılmıştır.

      [Ebû Dâvud, Salât 19 (1462), c.5, s.429-430; Nesaî, İftitah 45 (952), c.1-2, s.566 . Mütercim]

[9]     Ebû Davud ve Ahmed sahih bir senedle rivâyet etmiştir.

      [Ebû Dâvud, Vitr 19 (1463), c.5, s.431. Mütercim]

[10]    Buhârî, Müslim.

      [Buhârî, Mevakît 11 (18), Sıfatü's-salâti 23 (40) c.2, s.611, 773;  Müs­lim, Mesâcid 235, 237 (647), c.3, s.1840, 1841; Tirmizi, Salat 226 (305), c.1, s.222; Nesaî, İftitah 42 (948), c.1-2, s.564. Mütercim]

[11]    Nesâî, Ahmed ve Bezzâr, sahih bir senedle rivâyet etmiştir. Daha ön­ce “Temâm’ül-minne (s. 185) ve başka kitaplarda söylediklerimin ak­sine son olarak vardığım sonuç budur. Bunun bu şekilde bilin­mesini isterim.

      [Nesaî, İftitah 41 (947), c.1-2, s.564. Mütercim]

[12]    Ahmed, sahih senedle rivâyet etmiştir.

[13]    Hz. Musa’nın adının geçtiği âyet şudur:  ثُمَّ أَرْسَلْنَا مُوسَى وَأَخَاهُ هَارُونَ بِآيَاتِنَا وَسُلْطَانٍ مُّبِينٍ “Sonra âyetlerimizle ve apaçık bir fermanla Musa ve kar­deşi Harun'u gönderdik.” (Mü’minûn, 45) Bundan dört âyet sonra Hz. İsa­'nın adı geçer:

وَجَعَلْنَا ابْنَ مَرْيَمَ وَأُمَّهُ آيَةً وَآوَيْنَاهُمَا إِلَى رَبْوَةٍ ذَاتِ قَرَارٍ وَمَعِينٍ “Meryem oğlunu ve annesini de (kudretimize) bir alâmet kıldık; onları, yerleşmeye elveriş­li, suyu bulunan bir tepeye yerleştirdik.” (Mü’minûn, 50)

[14]    Buhârî,  muallak hadis olarak ve Müslim rivâyet etmiştir. Hadis, “el-İrvâ”da (397) tahriç edilmiştir.

      [Buhârî, Sıfatü's-salât 25 (Bab  başlığında), c.2, s.776-777; Müslim, Salat 163 (455), c.3, s.1420; İbn Mâce, İkametü's-salât 5 (820), c. 3, s. 27; Nesaî, İftitah 76 (1007), c.1-2, s.588. Mütercim]

[15]    Ahmed ve Ebû Ya’la “el-Müsned”lerinde ve “el-Muhtâra” adlı kitabın­da el-Makdisî rivâyet etmiştir.

[16]    Buhârî, Müslim.

      [Buhârî, Cuma 10 (16), c.2, s.860; Müslim, Cuma 64 (879), c.4, s.2445; İbn Mâce, İkametü's-salât 6 (821-824), c. 3, s. 32-33. Mü­tercim]

[17]    Buhârî, Müslim.

[Buhârî, Sıfatü's-salât 15 (28), c.2, s.767; Müslim, Salat 154 (451), c.3, s.1411; . Mütercim]

[18]    Ahmed, sahih bir senedle rivâyet etmiştir.

      [Buhârî, Teheccüd 28 (48, 49), c.3, s.1114-1115; Müslim, Salatu'l-Müsâfirîn 90, 92 (724), c.4, s.2072-2073. Mütercim]

[19]    Buhârî, Müslim.

      [Buhârî, Teheccüd 28 (49), c.3, s.1115; Müslim, Salatu'l-Müsâfirîn 92, 93 (724), c.4, s.2073; Ebû Dâvud, Tatavvu 3 (1255), c.4, s.502. Mütercim]

[20]   Müslim, İbn Huzeyme ve Hâkim.

      [Müslim, Salatu'l-Müsâfirîn 100  (727), c.4, s.2078. Mütercim]

[21]    Müslim, Ebû Davud.

      [Müslim, Salatu'l-Müsâfirîn 99 (727), c.4, s.2078; Ebû Dâvud, Ta­tav­vu 3 (1259), c.4, s.507; Nesaî, İftitah 38 (944), c.1-2, s.563. Müter­cim]

[22]    Müslim, Ebû Davud.

      [Müslim, Salatu'l-Müsâfirîn 98 (726), c.4, s.2078; Ebû Dâvud, Tatav­vu 3 (1256), c.4, s.503; Nesaî, İftitah 68 (992), c.1-2, s.581; İbn Mâ­ce, İkametü's-salât 102 (1148-1150), c.3, s.492-493. Mütercim]

[23]    İbn Mâce, İbn Huzeyme.

      [İbn Mâce, İkametü's-salât 102 (1150), c. 3, s. 493. Mütercim]

[24]   Tahâvî, “es-Sahih”inde İbn Hibbân ve İbn Beşrân rivâyet etmiştir. Hafız İbn Hacer “el-Ehâdîsü’l-âliyât”ta (no:16) hadisin hasen oldu­ğu­nu söyler.

[25]    Buhârî, Müslim.

      [Buhârî, Sıfatü's-salât 15, 26, 29 (27, 28, 45, 48), c.1, s.767, 779, 781, Müslim, Salat 154 (451), c.3, s.1411; Ebû Dâvud, Salât 124, 125 (798, 799), c.3, s.242, 245; Nesaî, İftitah 56-60 (974-980), c.1-2, s.573-576; İbn Mâce, İkametü's-salât 5, 7 (819, 827), c. 3, s. 27, 37. Mütercim]

[26]   Müslim ve “Cüz’ü’l-kıraat” adlı kitabında Buhârî.

      [Müslim, Salat 161, 162 (454), c.3, s.1416; Nesaî, İftitah 56 (973), c.1-2, s.573-574; İbn Mâce, İkametü's-salât 7 (825), c. 3, s. 37. Mütercim] 

[27]    Ebû Davud, sahih bir senedle ve İbn Huzeyme (1/165/1) rivâyet et­miş­tir.

      [Ebû Dâvud, Salât 124, 125 (800), c.3, s.246. Mütercim]

[28]   Ahmed, Müslim.

      [Müslim, Salat 156 (452), c.3, s.1413; Tirmizi, Salat 227 (306), c.1, s.223; Nesaî, Salat 16 (474, 475), c.1-2, s.300-301; Ebû Dâvud, Salât 126, 127 (804), c.3, s.251-252; İbn Mâce, İkametü's-salât 7 (828), c. 3, s. 39. Mütercim]

[29]   Ebû Davud, Tirmizî. Tirmizî, hadisin sahih olduğunu söylemiştir. Ha­di­si İbn Huzeyme de (1/67/2) rivâyet etmiştir.

[Müslim, Salat 170 (459), c.3, s.1423; Tirmizi, Salat 227 (306), c.1, s.223; Ebû Dâvud, Salât 124,125, (805, 806), c.3, s.253, 254. Mütercim]

[30]   İbn Huzeyme, “es-Sahih”de (1/67/2) rivâyet etmiştir.

[31]    Buhârî, Ebû Davud.

[Buhârî, Sıfatü's-salât 10 (15, 29, 30), c.2, s.759, 768; Ebû Dâvud, Salât 124, 125 (801), c.3, s.247; İbn Mâce, İkametü's-salât 7 (826), c. 3, s. 38. Mütercim]

[32]    Ahmed, Müslim. Hadiste son iki rekâtta Fâtiha’dan sonra (Kur’a­n­’dan âyetler veya sûre) okumanın sünnet olduğuna delildir. Hz. Ebû Bekir’in de (r.a.) aralarında olduğu bir grup sahâbî bu görüştedir. Öğ­le veya diğer namazlar olsun, İmam Şafiî’nin görüşü de bu şekil­de­dir. Son devir âlimlerimizden Ebü’l-Hasenât el-Leknevî de “et-Ta’lîkü’l-mümecced alâ Muvatta-i Muhammed” adlı kitabında (s.102) bu görüşü benimsemiş ve şöyle demiştir: “Bazı arkadaşlarımız, son iki rekâtta Fâtiha’dan başka sûre okunduğu takdirde sehiv secdesinin gerekli olduğu söyleyerek tuhaf bir iş yapmışlardır.” “el-Meniyye” adlı kitabın şarihleri İbrahim el-Halebî, İbn Emir Hac vdğ. bu görüşü en güzel tarzda geri çevirmişlerdir. Kuşkusuz bu görüşü benimseyenlere bu hadis ulaşmamıştır; çünkü ulaşmış olsaydı, böyle bir düşünceyi asla dile getirmezlerdi.”

      [Müslim, Salat 156, 157 (452), c.3, s.1413, 1414. Mütercim]

[33] Buhârî, Müslim.

      [Buhârî, Sıfatü's-salât 26 (45), c.2, s.779; Müslim, Salat 155 (451), c.3, s.1412. Mütercim]

[34]   Ebû Davud ve Ahmed sahih bir senedle rivâyet etmiştir.

[Ebû Dâvud, Salât 131,132 (818), c.3, s.271. Mütercim]

[35]    Buhârî, Müslim.

[Buhârî, Sıfatü's-salat 14,41 (26, 62), c.2, s.766, 790-791; Müslim, Salat 45, 46 (397), c.3, s.1258-1259. Mütercim]

[36]   Ahmed sahih bir senedle rivâyet etmiştir.

[37]    Buhârî, Müslim.

      [Buhârî, Sıfatü's-salât 15 (28, 31), c.2, s.767, 768; Müslim, Salat 154, 155 (451), c.3, s.1411-1412. Mütercim]

[38]   İbn Huzeyme, “es-Sahîh” (1/67/2) ve Ziya el-Makdisî de “el-Muhtâra” adlı kitaplarında sahih bir senedle rivâyet etmiştir.

[39]   Buhârî “Cüz’ül-kıraat”da rivâyet etmiştir. Tirmizî hadisin sahih olduğunu söylemiştir.

      [Tirmizi, Salat 227 (306), c.1, s.223; Ebû Dâvud, Salât 126,127 (805), c.3, s.253. Mütercim]

[40]   Müslim, Tayâlisî.

      [Müslim, Salat 170 (459), c.3, s.1423. Mütercim]

[41]    Buhârî, Müslim.

      [Buhârî, Sıfatü's-salat 15 (28, 31), c.2, s.767, 769; Müslim, Salat 154 (451), c.3, s.1411; İbn Mâce, İkametü's-salât 5 (819), c. 3, s. 27. Mütercim]

[42]   Ebû Davud sahih bir senedle ve İbn Huzeyme rivâyet etmiştir.

      [Ebû Dâvud, Salât 124, 125 (800), c.3, s.246. Mütercim]

[43]   Ahmed, Müslim.

      [Müslim, Salat 156 (452), c.3, s.1413. Mütercim] 

[44]   Buhârî, Müslim.

      [Buhârî, Sıfatü's-salât 26 (45), c.2, s.779; Müslim, Salat 155 (451), c.3, s.1412. Mütercim]

[45]   Buhârî, Müslim.

      [Buhârî, Sıfatü's-salât 16 (31), c.2, s.768-769; Müslim, Salat 154, 155 (451), c.3, s.1411-1412. Mütercim]

[46]   Buhârî, Müslim.

      [Nesaî, İftitah 61, 62 (982, 983), c.1-2, s.576-578. Mütercim]

[47]   Nesâî ve Ahmed sahih bir senedle rivâyet etmiştir.

      [Nesaî, İftitah 13 (520), c.1-2, s.326; İbn Mâce, Salât 7 (687), c. 2, s. 436 . Mütercim]

[48]   Tayâlisî ve Ahmed sahih bir senedle rivâyet etmiştir.

[49]   İbn Huzeyme (1/166/2), Taberânî ve el-Makdisî sahih bir senedle rivâyet etmiştir.

[50]   Buhârî, Müslim.

      [Buhârî, Sıfatü's-salât 18 (34), c.2, s.770; Müslim, Salat 174 (463), c.3, s.1425; Nesaî, İftitah 65 (987), c.1-2, s.579; İbn Mâce, İkame­tü's-salât 9 (832), c. 3, s. 46

[51]    Buhârî, Müslim.

      [Buhârî, Sıfatü's-salat 17 (32), c.2, s.769; Müslim, Salat 173 (462), c.3, s.1424; Nesaî, İftitah 64 (985-986), c.1-2, s.579

[52]    Bunlar da A’raf ve En’am sûreleridir. Bu iki sûreden birinin “A’raf” ol­duğunda ittifak vardır. Diğerinin “En’am” olduğu ise kuvvetle tercih edi­len görüştür. Bkz. “Fethü’l-bârî”.

[53]    Buhârî, Ebû Davud, İbn Huzeyme (1/68/1), Ahmed, Serrâc ve el-Muhallis.

      [Buhârî, Sıfatü's-salat 17 (33), c.2, s.769; Nesaî, İftitah 67 (989-991), c.1-2, s.580; Ebû Dâvud, Salât 127-128 (812), c.3, s.263. Mütercim]

[54]   Taberânî, “el-Kebîr” adlı kitabında sahih bir senedle rivâyet etmiştir.

[55]    Ahmed, Makdisî, Nesâî, İbn Nasr ve Taberânî.

      [Nesaî, İftitah 68 (992), c.1-2, s.581;

[56]   Nesâî ve Ahmed sahih bir senedle rivâyet etmiştir.

      [Nesaî, İftitah 61 (982), c.1-2, s.576-577. Mütercim]

[57]    Ahmed, Tirmizî. Tirmizî, hadisin hasen olduğunu söylemiştir.

      [Tirmizî, Salat 229 (308), c.1, s.225); Nesaî, İftitah 62, 71 (983, 998), c.1-2, s.577-578,584. Mütercim]

[58]   Buhârî, Müslim ve Nesâî.

[Buhârî, Sıfatü's-salat 20 (37), c.2, s.771; Nesaî, İftitah 53 (968), c.1-2, s.571-572. Mütercim]

[59]   Buhârî, Müslim ve Nesâî.

[Buhârî, Sıfatü's-salat 21 (38), c.2, s.772; Nesaî, İftitah 72, 73 (1000, 1001), c.1-2, s.585. Mütercim]

[60]   Buhârî, Müslim, Nesâî. Hadis “el-İrvâ”da (295) tahriç edilmiştir.

[Buhârî, Ezan 63 (96), c.2, s.730; Müslim, Salat 178-181 (465), c.3, s.1430-1432; Nesaî, İftitah 71 (998), c.1-2, s.578 ,584. Mütercim]. Mütercim]

[61]    Nesâî, sahih bir senedle rivâyet etmiştir.

      [Nesaî, Kıyamü'l-leyl 23 (1662), c.3-4, s.328; Tirmizi, Salat 327 (445), c.1, s.307. Mütercim]

[62]   Buhârî, Müslim.

      [Buhârî, Teheccüd 9 (16), c.3, s.1089; Müslim, Salatu'l-Müsâfirîn 204 (773), c.4, s.2199 İbn Mâce, İkametü's-salât 200 (1418), c. 4, s. 239. Mütercim]

[63]   Rivâyette; “Nisa” sûresi, “Al-i İmrân” sûresinden önce gelmektedir. Bu durum, kıraatta Mushaf’ın tertibine riayet edilmemesinin caiz ol­duğunu gösterir. Bunun benzeri daha önce s. 87’de geçmişti.

[64]   Müslim, Nesâî.

      [Müslim, Salatu'l-Müsâfirîn 203 (772), c.4, s.2198; Nesaî, İftitah 164 (1133), c.1-2, s.638-639, Kıyamü'l-leyl 25 (1664), c.3-4, s.329-330

[65]   Ebû Ya’la, Hâkim. Hâkim hadisin sahih olduğunu söylemiş; Zehebî de bu görüşünde ona katılmıştır. Yedi uzun sûre şunlardır: Bakara, Al-i İmrân, Nisa, Mâide, En’am, A’raf, Tevbe.

[66]   Ebû Davud ve Nesâî sahih bir senedle rivâyet etmiştir.

[Ebû Dâvud, Salât 146,147 (873, 874), c.3, s.373, 375; Nesaî, İftitah 163 (1132), c.1-2, s.637-638. Mütercim]

[67]   Müslim, Ebû Davud.

      [Müslim, Salatu'l-Müsâfirîn 139 (746), c.3, s.2123-2124;Nesaî, Kıya­mü'l-leyl 17 (1641), c. 3-4, s. 318-319; Ebû Dâvud, Tatavvu 26 (1342), c.5, s.173-174. Mütercim]

[68]   Buhârî, Müslim.

[Buhârî, Fezailü’L-Kur’an; Müslim, Sıyam (1159).Mütercim]

[69]   Nesâî, Tirmizî. Tirmizî, hadisin sahih olduğunu söylemiştir.

[Nesaî, Sıyam 78, 79 (2393, 2395), c.3-4, s.658, 661; Tirmizî, Kıraat 4 (3115), c. 5, 73. Mütercim]

[70]   Buhârî, Ahmed.

[Buhârî, Savm, Bir Gün Oruç Tutup Bir Gün İftar Etmek. Mütercim]

[71]    Dârimî ve  “es-Sünen”inde Said b. Mansur, sahih bir senedle rivâyet et­­miş­tir.

[Darimî, Salat 173 (1501), c. 3, s.296; Tirmizî, Kıraat 4 (3115), c. 5, 73. Mütercim]

[72]    Ahmed, sahih bir senedle rivâyet etmiştir.

[73]    Dârimî ve Tirmizî sahih senedle rivâyet etmiştir.

      [Darimî, Salat 173 (1501), c. 3, s.296; Tirmizî, Kıraat 4 (3119), c. 5, 76. Mütercim]

[74]   İmam Tahâvî şöyle diyor: “Bu, müslümanların, Allah’a yakın olmak için amellerinde hızlı ve gayretli olmalarıdır. Hz. Peygamber (s.a.v.), bu işlerinde hızlı ve gayretli olamadıkları durumlarda yaptıkları amel­leri de kabul etmiş ve Allah’a kavuşacakları güne kadar, devamlı sû­rette yapabilecekleri iyi amellere sarılmalarını emretmiştir. Kendi­sin­den rivâyet edilen bir hadiste Hz. Peygamber’den (s.a.v.) bunu şöyle açıklamıştır: “Amellerin Allah’a en sevimli olanı, az da olsa devamlı olarak yapılanıdır.”

Ben diyorum ki: Tahâvî’nin “rivâyet edilen” ifadesi ile naklettiği bu ha­dis, Hz. Aişe’den gelen ve hakkında ittifak edilmiş olan bir hadistir.

[75]    Ahmed ve “es-Sahîh” adlı kitabında İbn Hibbân rivâyet etmiştir.

[76]   İbn Sa’d (1/376) ve “Ahlâku’n-Nebî” adlı kitabında (281) Ebü’ş-Şeyh rivâyet etmiştir

[77]    Dârimî, Hâkim. Hâkim hadisin sahih olduğunu söylemiş; Zehebî de bu görüşünde ona katılmıştır.

      [Darimî, Fezailü'l-Kur'an.  Mütercim]

[78]   Ahmed ve İbn Nasr, sahih senedle rivâyet etmiştir.

[79]   Dârimî ve Hâkim rivâyet etmiştir. Hâkim hadisin sahih olduğunu söylemiş; Zehebî de bu görüşünde ona katılmıştır.

      [Darimî, Fezailü'l-Kur'an.  Mütercim]

[80]   Buhârî, Ebû Davud.

[81]    Ahmed ve Ebû Davud sahih senedle rivâyet etmiştir.

      [Ebû Dâvud, Tatavvu 26 (1365), c.5, s.211. Mütercim]

[82]   Müslim, Ebû Davud.

Ben diyorum ki: Bu ve benzer hadislerden dolayı, gecenin tamamını devamlı olarak veya genellikle ibadetle geçirmek mekruhtur. Çünkü böyle yapmak Sünnet’e aykırıdır. Şayet gecenin tamamını ibadetle ge­­çirmek daha faziletli bir davranış olsaydı, elbette Hz. Peygamber (s.a.v.) bunu asla kaçırmazdı. En hayırlı yol, Hz. Muhammed’in yolu­dur. Ebû Hanîfe’ye ilişkin olarak anlatılan “Kırk yıl yatsı abdesti ile sabah namazı kıldı” rivâyeti seni yanıltmasın; zira bunun aslı yoktur. Aksine Allâme el-Fîrûzabâdî, “er-Reddü ale’l-mu’terız” adlı ki­ta­bın­da (44/1) şöyle diyor: “Bu söz, İmam Âzam’a nisbeti uygun ol­madığı açıkça belli olan yalanlardan biridir. Gecenin tamamını iba­detle ge­çirmekte, daha faziletli olanı yapmış olma durumu yoktur. Onun konumundaki bir imama yakışan, en faziletli olanı yapmaktır. En fa­ziletli olanın ise, her namaz için abdest almak olduğunda kuşku yoktur. Bu rivâyet doğru kabul edilecek olursa, bu, onun kırk geceyi uykusuz geçirdiği anlamına gelir ki, bu imkânsız bir şeydir. Bu rivâyet, mezhebinin cahil mutaassıplarından bazılarının Ebû Hanîfe hakkında uydurduğu bir hurafedir ve tamamı yalandır.

[Müslim, Salatu'l-Müsâfirîn 139 (746), c.4, s.2123-2124; Ebû Dâvud, Tatav­vu 26 (1342), c.5, s.173-174; Nesaî, Kıyamü'l-leyl 2 (1601), c. 3-4, s. 293. Mütercim]

[83]   Nesâî, Ahmed ve Taberânî (1/187/2). Tirmizî hadisin sahih olduğunu söylemiştir.

      [Nesaî, Kıyamü'l-leyl 16 (1638), c. 3-4, s. 317; Tirmizî, Fitne 13 (2266-2267), c.4, 48-50. Mütercim] 

[84]   Nesâî, İbn Huzeyme (1/70/1), Ahmed, İbn Nasr ve Hâkim. Hâkim ha­disin sahih olduğunu söylemiş; Zehebî de bu görüşünde ona katıl­mış­tır.

      [Nesaî, İftitah 79 (1610), c.1-2, s. 589; İbn Mâce, İkametü's-salât 179 (1350), c. 4, s. 138. Mütercim]

[85]   Ahmed, Buhârî.

      [Buhârî, Fezailü'l-Kur'an. Mütercim]

[86]   Nesâî, Hâkim. Hâkim, hadisin sahih olduğunu söylemiştir.

      [Nesaî, Kıyamü'l-leyl 47-50 (1729-1741), c. 3-4, s. 354-358; [Tirmizî, Vitr 337 (460), c1, s. 317; İbn Mâce, İkametü's-salât 115 (1171-1172), c.3, s526. Mütercim]

[87]   Tirmizî, “el-Hadis” adlı kitabında (c.1 no: 117) Ebü’l-Abbas el-Asam  ve Hâkim rivâyet etmiştir. Hâkim, hadisin sahih olduğunu söylemiş; Zehebî de bu görüşünde ona katılmıştır.

      [Tirmizî, Vitr 337 (461), c1, s. 317-318; İbn Mâce, İkametü's-salât 115 (1173), c.3, s.527. Mütercim]

[88]   Nesâî ve Ahmed sahih senedle rivâyet etmiştir.

      [Nesaî, Kıyamü'l-leyl 46 (1728), c. 3-4, s. 353-354. Mütercim]

[89]   Bu iki rekâtlık namaz, “Sahîhu Müslim”de ve başka kaynaklarda geç­mek­te olup, Buhârî ve Müslim’in rivâyet ettiği, Hz. Peygamber’in “Gece son namazınızı vitir yapın.” hadisiyle çelişmektedir. Âlimler bu iki hadisi birbirine uyuştururken ihtilaf etmişlerdir. Ben bu görüş­lerden herhangi birini diğerine tercih etmemi gerektirecek sebep bulamıyorum. Bu nedenle bu hadise tâbi olunarak iki rekâtlık bu namazın kılınmaması, en ihtiyatlı bir davranıştır.

Fakat ben daha sonra vitirden sonra iki rekât namaz kılmayı em­reden sahih bir hadise ulaştım. Böylece emir pratikle birleşmiş oldu. Bu iki rekâtlık namazın da bütün müslümanlat için meşruluğu kesinleşti. Birinci emir, müstehablığa yorumlanırsa, iki hadis ara­sındaki çelişki de ortadan kalkar. Bu hadisi “es-Sahîha” adlı kita­bımda (1993) tahriç ettim. Bizi buna ulaştırdığı için Allah’a hamd ede­riz.

[90]   Ahmed, İbn Nasr, Tahâvî (1/202), İbn Huzeyme ve İbn Hibbân, hasen ve sahih olan bir senedle rivâyet etmiştir.

[91]    Müslim, Ebû Davud. Hadis, “el-İrvâ” adlı kitabımızda da (345) tahriç edilmiştir.

      [Müslim, Cuma 61 (877), c.4, s.2442-2443; Ebû Dâvud, Salât 234,236 (1124), c.4, s.239; İbn Mâce, İkametü's-salât 90 (1118), c. 3, s. 453; Tirmizî, Cuma 371 (518), c.1, s354-355. Mütercim]

[92]   Müslim, Ebû Davud. Hadis, “el-İrvâ” adlı kitabımızda da (345) tahriç edil­miştir.

      [Müslim, Cuma 63 (878), c.4, s.2444; Ebû Dâvud, Salât 234,236, (1123), c.4, s.238; İbn Mâce, İkametü's-salât 90 (1119), c.3, s.454. Mütercim]

[93]   Müslim, Ebû Davud.

      [Müslim, Cuma 62 (878), c.4, s.2444; Ebû Dâvud, Salât 234,236 (1125), c.4, s.240; İbn Mâce, İkametü's-salât 90 (1120), c.3, s455. Mütercim]

[94]   Müslim, Ebû Davud.

      [Müslim, Cuma 62 (878), c.4, s.2444; Ebû Dâvud, Salât 234,236 (1122), c.4, s.237; İbn Mâce, İkametü's-salât 157 (1281, 1283), c. 4, s. 55-56. Mütercim]

[95]   Müslim, Ebû Davud.

      [Müslim, İdeyn 14, 15 (891), c.5, s.25; İbn Mâce, İkametü's-salât 157 (1282), c.4, s.55-56; Ebû Dâvud, Salât 243,246 (1154), c.4, s.289. Mütercim]

[96]   Bu İmam Şafiî, Ahmed ve İshak’ın görüşüdür. Sonraki dönem Hanefî âlimlerinden bazıları da bu görüşü benimsemişlerdir. Fâtiha’dan son­ra bir sûre okunacağı, Şafiî mezhebinde bir görüş olup, doğru olan da budur.

[97]   Buhârî, Ebû Davud, Nesâî ve İbnü’l-Cârûd. Tüveycirî’nin iddia ettiği gibi bu ziyade şâz değildir. Bkz. Önsöz, s.5-7.

      [Buhârî, Cenaiz 64 (91), c.3, s.1256; Nesaî, Cenaiz 77 (1988-1990), c.3-4, s.477-478; Ebu Davud, Cenaiz. Mütercim]

[98]   Nesâî ve Tahâvî sahih senedle rivâyet etmiştir.

      [Nesaî, Cenaiz 77 (1991), c.3-4, s.478. Mütercim]