Namaz - 38. Sayfa - Peynamazi
HZ. PEYGAMBER’E SALÂVAT GETİRMENİN VÜCÛBU
Hz. Peygamber (s.a.v.), bir adamın, namazda Allah’ı övmeden ve Peygamber’e salâvat okumadan dua ettiğini işitti. Bunun üzerine şöyle dedi: “Bu acele etti.” Daha sonra adamı çağırıp, ona ve orada bulunan diğer insanlara şöyle dedi:
“Sizden biri namaz kıldığı zaman Rabbine hamd edip, O’nu överek duaya başlasın. Ardından Hz. Peygamber’e (s.a.v.) salâvat getirir (bir rivayette: getirsin). Daha sonra dilediği gibi dua etsin.”[1]
“Hz. Peygamber (s.a.v.) bir adamın da namaz kılarken Allah’ı yüceltip, O’na hamd ettiğini ve Hz. Peygamber’e salâvat getirdiğini işitti. Adama şöyle dedi: “Dua et ki, kabul edilsin. İste ki, sana verilsin.”[2]
[1] Ahmed, Ebû Davud, İbn Huzeyme (1/83/2). Hâkim hadisin sahih olduğunu söylemiş; Zehebî de bu görüşünde ona katılmıştır.
Bilmen gerekir ki, bu hadis, mevcut emirden dolayı, bu teşehhüdde de Hz. Peygamber’e (s.a.v.) salâvat getirmenin vacip olduğunu göstermektedir. İmam Şafiî ve kendisinden nakledilen iki rivâyetten sonuncusuna göre İmam Ahmed, bu teşehhüdde salâvat okumanın vacip olduğunu söylemiştir. Onlardan önce de bir grup sahâbî aynı görüşü dile getirmiştir. Buna dayanarak el-Âcurrî “eş-Şeria” (s.415) adlı kitabında şöyle demiştir: “Son teşehhüdde Hz. Peygamber’e (s.a.v.) salâvat okumayanın o namazını yeniden kılması vaciptir.”
Bu sebeple, son teşehhüdde Hz. Peygamber’e salâvat okunmanın vacip olduğunu söyleyen tek kişinin İmam Şafiî olduğunu söyleyen kimseler, hakkı teslim etmemiş ve insafsızca hareket etmiş olmaktadırlar. Nitekim Büyük fıkıhçı el-Heytemî de “ed-Dürrü’l-mendûd fi’s-salâti ve’s-selâmi alâ sahibi’l-makâmi’l-mahmûd” adlı kitabında (varak, 13-16) konuyu bu şekilde ele almıştır.
[Ebû Dâvud, Vitr 23 (1481), c.5, s.472. Mütercim]
[2] Nesâî sahih senedle rivâyet etmiştir.
[Nesaî, Sehv 49 (1284), c. 3-4, s.67. Mütercim]
İslami Okul Okulların En Önemlisi