Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Alemlere Rahmet Muhammed Mustafa (s - İslami Bilgiler - Tarihtenbakis - 2. Sayfa

Alemlere Rahmet
Muhammed Mustafa (s.a.v.)
Gönderilmeden Önce

Allah (c.c.) Hz. Adem’i yarattı. Ondan da eşi Havva’yı yaratıp ikisini cennetine yerleş­tirdi. Onları İblis’ten sakındırıp şöyle dedi: “Burada senin için ne acıkmak ne de çıplak kalmak vardır. Yine burada sen, susuzluk çekmeyecek, sıcaktan da bunalmayacaksın. Der­ken Şeytan onun aklını karıştırıp, “Ey Adem! Dedi. Sana ebedilik ağacını ve sonu gelmez bir saltanatı göstereyim mi? Nihayet on­dan yediler. Bunun üzerine kendilerine ayıp yerleri göründü. Üstlerini cennet yaprağı ile örtmeye çalıştılar. (Bu suretle) Adem Rab­bine asi olup yolunu şaşırdı. Sonra Rabbi onu seçkin kıldı. Tövbesini kabul etti ve doğru yola yöneltti. Dedi ki: Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan (cennetten) inin! Artık benden size hidayet geldiğinde, kim bemin hidayetime uyarsa o sapmaz ve bedbaht ol­maz.” (Tâ Hâ, 20/118, 120-123)

Hz. Adem ve Havva, Allah’ın emriyle cen­netten yeryüzüne indirildiler. Çocuklar edinmeye başladılar. Her doğumda bir erkek ve kız dünyaya getiriyorlardı. Kız çocuğunu başka bir doğumdan dünyaya gelen bir erkek çocukla evlendiriyorlardı. Böylece Adem’in çocukları çoğalmış oldu. Yeryüzüne dağıldı­lar. Allah (c.c.), kullarına karşı pek rahmetli olduğundan kavimlere, içlerinden peygamberler gönderiyordu. On­lara vahyediyordu ve her peygamber kavmini Allah’a ubudiyete davet ediyor, onlara Allah’ın ayetlerini açıklıyordu. Onlara hayra giden yolu gösteriyor, kötülüğe giden yoldan onları uzaklaştırıyorlardı. İyilik ve hayrın herkesi kuşatıp, topluma egemen olması için onları kötülükten alıkoyuyorlardı.Bu kavimlerden bazı fertler, nebi veya re­sullerine iman edip onlara yardımcı oluyorlardı. Bunlar hayırlı olanlar idiler. Başka bir kısmı da nebi ya da resûlün getirdiğini yalanlıyor, ona karşı inatla­şıyor ve davetin önünde engel oluyordu. Bunlar da şer ehlinin ta kendileriydiler.

Allah Teâlâ, resullerinden bazısına, mil­letleri için, içinde hayat yolu bulunan, hayır yoluna yönlendiren, Allah’a ibadete çağıran  ve kendilerine uyulması vacip olan kitaplar indirdi. Onlardan bazıları yükümlülüğü kabul etti ve sımsıkı bir kulpa yapıştı. Bazısı da imanını izhar etti fakat, kendisine vacip olan durumlara bağlılık göstermedi. Onlar kendile­rinden istenileni yapacaklarmış ve ona sımsıkı yapışacaklarmış gibi gözüküyorlardı, fakat bu amelin olmadığı bir söz ve pratiği olmayan bir iddiaydı.

Peygamberden Hz. İsa (a.s.)’a gelince, o, risaletini du­yurmuş, davetini tebliğ etmiş, üzerine düşeni hakkıyla yerine getirmiş ve vefat etmiştir ki,  Kendis bu her canlının mukaddes sonudur.  Kendinden sonra gelen yardımcıları ise aralarında ihtilafa düş­tüler. Düşünce ve hedefleri farklıydı. Görüşleri daha sonra belirgin hale geldi. Onlardan her biri sahip olduğu görüşü Rasûlün getirdiği Kitap’la ıspat etmeye çalışıyor, dediğini ıspat için mecburen te’vile gidiyordu ve böylece tahrife düşebiliyordu. Bir müddet sonra ne­tice olarak aralarında bağ kurmanın zorlu­ğundan zolayı kitaplarda birçok ayrı ayrı gö­rüşlerin olduğu anlaşıldı. Tahrifin bir neticesi olarak her kitap, tahrifçi ve bu değiştirmeleri yapan sahibine izafe edildi. Onların bu yap­tıklarından dolayı birbirlerine aykırılık arzeden çok sayıda kitap nüshaları oluştu. Bunlar Matta, Markos, Yuhanna, Barnaba vb. gibile­rine  nisbet edilen kitaplardır.

Milletlerin ve beraberinde adetlerinin ço­ğalmasıyla, bulundukları ortamların ve arala­rında ki mesafelerin farklılık göstermesi ve hayat tarzlarının değişmesiyle, nebi ve resulle­rin sayısındaki artışla beraber yol ve şeriatler de arttı. İnsanların sayısı arttıkça biribirlerine yakınlaştılar. Arlarındaki iletişim de arttı ve aralarında ziyaretleşmeler başladı. Aralarında görüşmeler ve karşılıklı yardımlaşmalar mey­dana geldi. Bu yüzden milletlerin düşüncele­rini birleştirici bir tek şeriatın, aralarında ihiti­laf olmasın, mefhumlarda zıtlık yaşanma­sın diye, hayat düzenlerini yekvucüt haline getirecek bir yolun olması gerekiyordu.

İşte bu kendisinden önceki şeriatleri de içine alarak onların hükümlerini nesheden bir şeriate sahip olan son risalettir.

 

G G