Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Son Risâlet Daha Sonra Allah Teala, Hz - İslami Bilgiler - Tarihtenbakis - 3. Sayfa

Son Risâlet

Daha sonra Allah Teala, Hz. Muhammed'i (s.a.v.) gönderdi. O, nebi ve resullerin sonun­cusuydu. Ondan sonra ne bir nebi ne de resul vardır. Onun risaleti nebilerin risalet­lerini tamamladı. Ondan sonra ne bir peygam­berlik ne de bir şeriat gelecektir.  Onun getirdiği risâlet öncekilerini de içine alıyor ve böylece onların hükümlerini ortadan kaldırıyordu. Milletlerin; görüşleri, ortamları, dilleri, yaşadıkları bölgeler ve şehirleri, dilleri farklı da olsa bütün beşeriyet için artık tek bir risalet vardı. O, bütün hukuklar için eşsiz bir kaynak ve bütün çalışmalar için tek yoldur. Yasa koymada ondan başkasına müra­caat etmek doğru olmaz. Hüküm çıkarmada ondan başkasına başvurmak geçerli değildir. Önceki risaletlerin bazı taraftarları iddia etse de onun dışındaki bir kaynaktan hüküm çı­karmak doğru olmaz. Diğer düşünce sahipleri (düşünürler) övünmek veya beşerî ideoloji sahipleri sahiplerinden yardım istemek yoktur. Aynı zamanda bunlar dışında, ister müşriklerden olsun ister sadece dilleriyle imanlarını izhar edenlerden olsun onlara müracaat etmek de yoktur.

Resûlullah (s.a.v.)’in gönderildiği ortam, milletlerin ikamet merkezlerinin ve şehirlerin ortasında yer alıyordu. Bu da O’nun, davetin ulaştırıldığı milletlerin çocuklarına şahid ol­ması, kendisine vahyedileni onlara ulaştırması, çalışma proğramlarını çizmesi, onlarla beraber sıratı müstakimde yürümesi içindi. Yaşamla­rında, hayatlarının her sahasında, da­vetle­rin­de ve bütün muamelelerinde onlara güzel ör­nek olması içindi.

Allah Resulu (s.a.s.) davetine, memleketi Mekke’de başladı. Fakat cahili bir asabiyetle karşı karşıya geldi. Onlar bunu menfaat ve mevkilerini, putçuluğu ve putlarını, babaları­nın ve ecdatlarının ibadet ettiği heykelleri sa­vunma adına yaptılar. Ona karşı duranlar ekâbir ve baş takımıydı. Bununla beraber bazı fertler onun davetine icabet ettiler. O yüce Resulün getirdiğine inandılar. İman kalplerinde derin bir şekilde yer etti. Ona iman etmiş olan arkadaşları, tağutlara karşı durarak iman­larını ve Resullerini sıkı bir şekilde sa­vundular. Birçok zorluklarla karşı karşıya kal­dılar. Canlarını ve sahip oldukları mallarını Allah (c.c.) yolunda kurban ettiler.

Resûlullah (s.a.v.) davetini kabile­lere çeşitli mevsim ve karşılaşmalarda sundu. Bazı fertler O’nun davetine icabet edip kabul ettiler ve imana girdiler. Ona destek ve yardımda bulunacaklarına dair söz verdiler. Bu adamlardan bazıları Yesrib (Me­dine)’den­di.  Bu bir hac mevsiminde gerçek­leşti. Ardından iki peş­­pe­şe iki yıl hac mevsiminde Akabe mev­kiinde Resûlullah’a biat ettiler. Biat eden bu kimseler toplumlarını büyük bir özveri ve gayretle İslam'a davet ettiler. Sayıları arttı ve davet merkezleri güç kazandı.

Mekke’deki mü’minler Yesrib’deki kar­deşlerinin yanına hicret etti ve orada topluca bir araya geldiler. Sonra da Rasûlullah (s.a.v.), dostu Hz. Ebû Bekir (r.a.) ile birlikte hicret etti.  Mü’minler Yesrib’de, Allah Resû­lünün sancağı altında toplandılar. Şehrin adı “Hz. Peygamber’in şehri/Medine”ye dönüştü. Kısaca söylemek gerekirse Medine-i Münev­vere oldu.

 

G G