Son Risâlet Daha Sonra Allah Teala, Hz - İslami Bilgiler - Tarihtenbakis - 3. Sayfa
Son Risâlet
Daha sonra Allah Teala, Hz.
Muhammed'i (s.a.v.) gönderdi. O, nebi ve resullerin sonuncusuydu. Ondan sonra
ne bir nebi ne de resul vardır. Onun risaleti nebilerin risaletlerini
tamamladı. Ondan sonra ne bir peygamberlik ne de bir şeriat gelecektir. Onun getirdiği risâlet öncekilerini de içine
alıyor ve böylece onların hükümlerini ortadan kaldırıyordu. Milletlerin; görüşleri,
ortamları, dilleri, yaşadıkları bölgeler ve şehirleri, dilleri farklı da olsa
bütün beşeriyet için artık tek bir risalet vardı. O, bütün hukuklar için eşsiz
bir kaynak ve bütün çalışmalar için tek yoldur. Yasa koymada ondan başkasına
müracaat etmek doğru olmaz. Hüküm çıkarmada ondan başkasına başvurmak geçerli
değildir. Önceki risaletlerin bazı taraftarları iddia etse de onun dışındaki
bir kaynaktan hüküm çıkarmak doğru olmaz. Diğer düşünce sahipleri (düşünürler)
övünmek veya beşerî ideoloji sahipleri sahiplerinden yardım istemek yoktur.
Aynı zamanda bunlar dışında, ister müşriklerden olsun ister
Resûlullah (s.a.v.)’in gönderildiği ortam, milletlerin ikamet merkezlerinin ve şehirlerin ortasında yer alıyordu. Bu da O’nun, davetin ulaştırıldığı milletlerin çocuklarına şahid olması, kendisine vahyedileni onlara ulaştırması, çalışma proğramlarını çizmesi, onlarla beraber sıratı müstakimde yürümesi içindi. Yaşamlarında, hayatlarının her sahasında, davetlerinde ve bütün muamelelerinde onlara güzel örnek olması içindi.
Allah Resulu (s.a.s.) davetine, memleketi Mekke’de başladı. Fakat cahili bir asabiyetle karşı karşıya geldi. Onlar bunu menfaat ve mevkilerini, putçuluğu ve putlarını, babalarının ve ecdatlarının ibadet ettiği heykelleri savunma adına yaptılar. Ona karşı duranlar ekâbir ve baş takımıydı. Bununla beraber bazı fertler onun davetine icabet ettiler. O yüce Resulün getirdiğine inandılar. İman kalplerinde derin bir şekilde yer etti. Ona iman etmiş olan arkadaşları, tağutlara karşı durarak imanlarını ve Resullerini sıkı bir şekilde savundular. Birçok zorluklarla karşı karşıya kaldılar. Canlarını ve sahip oldukları mallarını Allah (c.c.) yolunda kurban ettiler.
Resûlullah (s.a.v.) davetini kabilelere çeşitli mevsim ve karşılaşmalarda sundu. Bazı fertler O’nun davetine icabet edip kabul ettiler ve imana girdiler. Ona destek ve yardımda bulunacaklarına dair söz verdiler. Bu adamlardan bazıları Yesrib (Medine)’dendi. Bu bir hac mevsiminde gerçekleşti. Ardından iki peşpeşe iki yıl hac mevsiminde Akabe mevkiinde Resûlullah’a biat ettiler. Biat eden bu kimseler toplumlarını büyük bir özveri ve gayretle İslam'a davet ettiler. Sayıları arttı ve davet merkezleri güç kazandı.
Mekke’deki mü’minler Yesrib’deki kardeşlerinin yanına hicret etti ve orada topluca bir araya geldiler. Sonra da Rasûlullah (s.a.v.), dostu Hz. Ebû Bekir (r.a.) ile birlikte hicret etti. Mü’minler Yesrib’de, Allah Resûlünün sancağı altında toplandılar. Şehrin adı “Hz. Peygamber’in şehri/Medine”ye dönüştü. Kısaca söylemek gerekirse Medine-i Münevvere oldu.
G G
İslami Okul Okulların En Önemlisi