Rumlar - İslami Bilgiler - Tarihtenbakis - 9. Sayfa
Rumlar:
Rumlar, hilafet, Müslümanları bir arada tuttuğu, iman kalplerini doldurduğu ve cihad, Allah yolunda kendilerini cennete ulaştıracak olan bir araç olarak kaldığı müddetçe Müslümanlara karşı zafer kazanamayacaklardı. Rumlar, bunu Müslümanlarla yaptıkları ve neticesinde boyun eğdikleri çeşitli cephelerdeki savaşlarla anlamışlardı. Her iki ordunun savaşçıları arasında sayı bakımından büyük farklar olmasına rağmen- ki Rum orduları kat kat büyüktü- zafer yine de Müslümanların oluyordu. Bu yüzden Rumlar, Müslümanlar cihad sancağını dalgalandırmasınlar ve mücahidler olarak hareket etmesinler diye savaşmayı durdurdular. Rumlar, belki Müslümanlar davet ve cihad düşüncesini elden bırakırlar diye sessiz sedasız bir şekilde hareket etmeye başladılar. Bununlar beraber sınır bölgelerde zaman zaman, Müslümanlar, “Rumlar savaşı bıraktı, güçleri tükendi” şeklinde düşünmesinler diye bazı savaşlara giriştiler. Bu onların enkazla karşı karşıya kalmalarından, bertaraf edilmeleri ve bir de imparator devlet olma hissinden kaynaklanıyordu.
Yahudiler bu şekilde fitne ve hileler kurarak boyun eğdi. Mecusiler de Kisra ve toprak zenginleri hariç, devletleri yıkılıp gitti. Rumlar da yaptıkları bazı saldırılar dışında yatışıp kaldılar.
Geçmişteki savaş meydanlarının
yerini, yaklaşık hicri ikinci asır sonuna
kadar devam eden bu sukunet aldı. Bu yüzden Müslümanlar arasında cihad sancaklarını
dalgalandırma gereği duyulmadı. Müslümanlar dünya hayatında, herbiri kendi
sahasında çalışmaya devam etti. Bu çoğu kimseyi cihad fikrinden uzaklaştırdı
ve Allah yolunda şehid olup cennete ulaşma düşüncesini zaafa uğrattı. Aynı zamanda,
Müslümanları bir arada tutmak, Allah’a davete teşvik etmek, cihad sancağını yükseltmek
ve Allah’ın düşmanlarına kaşrı koymak şeklinde önemi bulunan hilafet de zaafa
uğradı. Bu sahalardaki faaliyetler zayıflayınca hilafetin fonksiyonu da
zayıfladı. Bu durum, hicri
Büveyhiler hilafeti ele geçirince kendileriyle düşünce ve asabiyet noktasında karşı karşıya gelen fırkalara meydan tanımadılar. Bunun üzerine Samaniler doğuda, Hamdaniler ise Şam’da yayıldılar. Ubeydiler kendilerini Hz. Fatıma’ya nisbet ettiler. Haşa! bundan Allah’a sığınmak gerekir, o bunlardan beridir, onlar ancak kendi zehirli yalanlarına nisbet edilebilirler. Doğrusu onun adı, Ubeydullah (el-Mehdi) b. Hasan b. Ahmed b. Abdullah b. Meymun el-Kaddah b. Deysan (el-Yahudi) şeklinde gelmektedir. Bunlar da Afrikanın kuzeyinde yayıldılar ve hâkimiyetleri Suriye ve İrvad adasını içine alan bölgeye kadar uzandı. Karamatiler de geri kalan bölgelerde yayıldılar.
Bu durum
G G
İslami Okul Okulların En Önemlisi