Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Islam Tarihi - 10. Sayfa - Tarihtenbakis

Haçlılar

Rumlar, İslam ümmetinin içinde bulun­duğu zaafı ve başkalarının hilafeti ele geçireceklerini anladıklarında Müslümanlara karşı hücuma geçmek ve topraklarını işgal etmek üzere harekete geçtiler. Fakat biraz bekleyip Müslümanların zaafının daha da ilerlemesini ve birliklerinin daha da dağılma­sını istediler. Ancak Müslümanlar, bu zaman zarfında kendilerine isabet etmiş olan zaafiyet ve parçalanmışlığın farkına vardılar. Bunun üzerine ne­fis­lerindeki iman harekete geçti. Müslümanlar tez elden harekete geçip Buvey­hileri ortadan kaldırdı ve onların yerini Selçuklular aldı.

Fakat Rumlar, Müslümanlar ikinci kez tek­rar güçlenmesinler ve yine cihad bayra­ğını dalgalandırmasınlar diye İslam toprakla­rını işgal konusunda acele etmek istediler. Ordular hazırlayıp İslam topraklarına karşı harekete geçtiler. Türkiye’nin doğusunda Malazgirt’te Müslümanlarla karşı karşıya gel­diler. Bu esnada cihad sancağı yükseldi. Bi­zanslılar en kötü şekilde hezimete uğradı. Bizans kıralı Romen Diyojen ve komutanları, askerlerinin ve onlara yardıma gelenlerin sa­yısı ikiyüzbin kadar olmasına rağmen ve ayrıca Müslüman askerlerin sayısı on beş bin kadar olup Rumlar Müslümanlardan onbeş kat fazla iken yine de esir edildiler. Bizanslı­lardan onlara yardıma gelen güçlerden bu savaşta yüz elli bin kişi oldürüldü. Yani her Müslüman on kafiri katletmişti. Bu olay hicri 463 yılında meydana geldi. Bu olayın üzerinden daha on beş sene geçmemişti ki Endülüs’te Müslümanlarla Hıristiyanlar ara­sında bir savaş vuku buldu. Bu, neticesi itibariyle Malazgirt’te vuku bulan savaşa benze­yen hicri 479’da yapılmış olan Zellake savaşı­dır.

Haçlılar, Müslümanların, İslam’ın ilk yılla­rındaki kuvvetlerine tekrar dönmelerinden kotktular. İman kuvveti İslam topraklarına tekrar dönmesin, cihad sancağı yine dalga­lanmasın diye buralara hücuma yöneldiler. Bu yüzden Avrupa, savaşa çağrıda bulundu. Rahipler intikam almak isteyenlerin başında yer aldılar. Onları destekleyip cesaretlendir­diler. Bu şekilde kalplerinde kin ve nefret duy­guları çağlayarak İslam ülkelerine doğru hareket ettiler. Vahşi yaban eşeği misali önüne gelen her şeyi ezip geçtiler ve uğra­dıkları her beldeyi bozup yaptıkları kötülük­lerle korku saldılar. Yaptıkları davranışlar Bi­zans imparatorunu dahi korkutmuştu. Hicri 491’de Antakya’ya, 492’de Mescid-i Aksâ'ya girdiler ve yerli halktan yetmiş bin kişi öldür­düler.

Bu noktada Müslümanların içindeki iman hissi kendini gösterdi.  İslam sancağı dalga­lanmaya başladı ve mücahidler Allah yolunda harekete geçip Salahaddin Eyyûbî’nin kuv­vetlerine katıldılar. Haçlılara karşı peşpeşe zaferler elde etmede muvaffak oldular. Müs­lümanlar neticede hicri 583 yılında Recep ayının 27’sinde Mescid-i Aksâ’ya girdiler. Orayı doksan bir sene süren bir sömürüden sonra Haçlıların elinden kurtardılar.

Suriye ve çevresinde bir kısım yerler Müslümanların hakimiyetini tanımak kaydıyla Haçlıların elinde kaldı. Avrupanın kendilerini destekleyip savunmasına rağmen Haçlılar her­hangi bir genişleme ve zafer gerçekleşti­reme­diler. Bunun sebebi, Müslümanların için­­deki imanın harekete geçmiş olması, Al­lah yolunda cihadın vacip olduğu şuuruna varmaları, ümmetin vahdetinin adresi ve cihad bayrağının işareti sayılan hilafet sancağı altında söz ve fikir birliğinin zaruretini anlamış olmalarıydı.

Haçlıların çoğu, Suriye topraklarından, hezimete uğramış vaziyette, yaptıkları cürüm, kötülük ve ifsadlardan dolayı zillet duyarak ve utanç elbiseleri içinde çekip gittiler.  Fakat bazıları kendilerine bırakılan Akka, İrvad gibi Suriye’nin sahil kesimlerindeki yerlerde kal­maya devam ettiler. Bunlar, Avrupa’dan, çe­kildikleri yerleri tekrar ele geçirmek, hatta burada yeniden ilerleme kaydetmek, doğuda başkenti Kudüs olan bir Haçlı devleti kurmak için büyük bir destek bekliyorlardı.  Bunlar, bu emelleri taşırlarken İslam topraklarının doğusunda, yoğun kuvvetler halinde batıya doğru yönelen, yaptıkları vahşiliklerle geçtik­leri yerlerin sakinlerine korku salan Moğolla­rın ortaya çıktığını işittiler.

 

G G