Islam Tarihi - 14. Sayfa - Tarihtenbakis
Sömürgecilik
Müslümanlarla savaş halinde olan İslam düşmanları, Müslümanların kendisiyle düşmanlarına karşı savaştığı ve kendilerinden başkasının sahip olamadığı o harika gücün şu sebeplere dayandığını anlamışlardı:
1- Müslümanların kalplerini diri tutan, girdiği kalpleri Allah’a davete sevkeden, mü’minlerin, onun sayesinde, önlerinde duran kimselere, silah ya da herhangi bir engele aldırış etmeden büyük bir hamaset ve kuvvetle hareket etmesini sağlayan iman.
2- Allah’a davet şiarını yükseklere kaldıran, mücahid Müslümanı, müttakiler için hazırlanmış, genişliği yer ve gök arası kadar olan cennete ulaşmak için şehadete sevk eden cihad. Bu, her Müslümanın arzusudur. Ona ulaşmak en büyük kurtuluştur. Bu yüzden Müslümanlar, savaşa, şehadeti isteyerek yönelirler. Sırf dünya hayatını arzulayan ve ganimet elde etmeye heves duyan düşmanla, her ne kadar hazırlık da yapsalar, birbirlerini yardım ve dayanışmaya da çağırsalar Müslümanların karşısında durmaları mümkün değildir.
3- Müslümanları bir arada tutan, cihad sancağını yükselten, nefislerde imanın derinleşmesi yolunda çalışan, düşmanlara karşı topyekün savaşa götüren ve Allah’a davete engel olan kimselere karşı savaş açan Hilafet.
Müslümanların dünya işlerine dalmalarından dolayı durumları zayıf düşünce ve Haçlıların, o gün İslam hilafetinin merkezi olan Osmanlı devletini ele geçirme yolunda içinde bulunduğu şartlar iyi gidince, her şeyden önce yaptıkları şu oldu: İngiliz heyeti başkanı Kurzon, Türkiye’nin bağımsızlığını kabullenmek için şu dört şartı öne sürdü:
1- İslam hilafetinin ortadan kaldırılması. Bu, Müslümanların yekvücud ve söz birliği içinde olmalarını engellemek içindi.
2- Laik (dinî omayan) bir devletin ilan edilmesi. Bu, İslam’ın (kanun ve usul olarak) tatbik edilmesine çağrıda bulunacak bir kimsenin veya kurumun ortaya çıkmasını bertaraf etmeyi hedefliyordu.
3- Osmanoğulları soyundan gelen Halifenin sınır dışı edilmesi. Bu sayede ona, memleketinde gördüğü saygı ve ihtiram gösterilmeyecekti ki bu vesileyle arzuladığı hilafetten ve kendisine içinde biat edilmesini beklediği yurdundan uzaklaştırılmış olacaktı.
4- Osmanoğullarının sahip olduğu mal varlğına el konulması. Böylece hanedan, önemli bir mevkiye gelme ve nazar-ı dikkatleri çekme hususunda bu mallardan istifade edemeyeceklerdi.
Türkiye’de cumhuriyet ilan edildi.
Osmanlı devleti topraklarında Haçlıların paylaşıp sömürdükleri ve hakimiyetlerine aldığı bölgelere gelince buralarda da planlarını uygulamaya koyup hedeflerini gerçekleştirmek için tali icraatlarda bulundular. Şöyle ki:
1- İlköğretimde kendi dillerini mecburi kıldılar. Bu sayede dilleri yayılmış olacaktı. Aynı zamanda bu diller yeni dimağlarda yerleşecek, insanlar karşılıklı konuşmalarında onu kullanacak, kültürleri, fikirleri ve yayılmasını istedikleri her şey bu yolla yayılacaktı.
2- İçki, kadın erkek karışıklığı gibi haramlar ve azgınlıkların işlendiği umumhaneler sokak ve ictimai mekanlarda yayılacaktı. Bu yolla haramlar topluma inecek, halk İslam’dan uzaklaştırılacak ve iman zayıf düşürülecekti.
3- Menfaat düşkünleri, mevki makam sahipleri ve şehvet peşinde dolaşan kimseler idareye yakınlaştırılacaktı. Bu sayede bu tip insanların mevkileri yükselecek, insanlar onlarla yakınlık kurmaya çalışacak, onların girmiş olduğu yolu benimseyecek ve neticede bu tip insanlar, nefislerinin arzuladıklarına ulaşmak için bununla iftihar edeceklerdi.
4- Haçlılar dillerinin ilim dili olduğu hususunda gayret gösterdiler. Dillerinin “ilim dili”, kültürlerinin de uygarlık olduğunu ve milletlerin onu arzuladıklarını iddia ettiler.
5- Aynı zamanda Arapçanın mahalli bir dil olduğunu ve alemşumül bir dil olamayacağını yayıyorlardı. Bu dilin herhangi bir medeniyeti temsil etmediğini, Müslümanların içinde bulundukları hayatın, toplumun yarısını teşkil ettikleri halde kadınlara bir hak vermediğini, bu tarz bir hayatın gerici bir hayat olduğunu ve diğer medeniyetlere eşlik edemeyeceğini söylüyorlardı. Bunlar hasta şahsiyetleri zayıf düşüren hususlardır. Bu yüzden bazıları kendilerinin eksik olduğu inancına kapıldılar. Toplum zayıf düştü. Fakat sömürgeci topluluklara katılıp menfaatleri uğruna, arzuladıkları emellere ulaşmak ve şehvetlerini tatmin etmek için onlarla beraber hareket edenler gelişme gösterdiler. Bunlar vaziyetleri iyi olup idarede hakim sınıfa yakın durdular.
“Fakat İslam’a sımsıkı sarılmış olanlar bu işlere önem vermediler ve idareyi ellerinde bulunduranlardan, kalpleri onlara karşı kin ve nefretle dolu şekilde, içlerinde yoldan sapmış olan bu kimselere karşı kötülük besleyerek uzak durdular. İslam’a sarılmış olan bu kimselerin, haysiyetlerine sahip çıkmaları, düşmanlardan uzak durmaları, dalkavukluktan nefret etmeleri ve sömürgecilere karşı düşmanlıklarından dolayı toplum nezdinde bir değerleri vardı.”
Emperyalistler hedeflerinin büyük bir kısmını gerçekleştirdiklerini ve planlarını büyük ölçüde uygulamaya koyduklarını anladılar. Şöyleki:
1- Müslümanları manevî bakımdan zaafa uğrattılar. Müslümanlardan büyük bir kısmı ilmi noktada artık geri kaldığını hissediyordu. Bu yüzden Batılı Haçlılarla irtibata girip çocuklarını onlara göndererek yanlarında ilim öğrenmelerini, bilgi ve becerilerini orada uygulama imkanını elde etmelerini gerekli görüyordu. Bunun da bir neticesi olarak düşmanların fikirleri benimsenmiş oldu ve İslamî düşünceden uzaklaşıldı.
2- Hakim sınıfı denetimleri altına almak, onlarla aralarındaki ilgi ve alakayı sağlam tutmak için gerekli şartları hazırladılar.
3- Emperyalistlerin dilinin ilim dili, gerçek medeniyetin kendi medeniyetleri olduğunu, Arapçanın bölgesel bir dil olduğunu ve medeniyetle bir ilgisinin bulunmadığını, İslam medeniyetinin eski, gerici bir medeniyet olduğunu ve geçerli çağdaş medeniyetle bir ilgisinin bulunmadığını yaydılar.
4- Kendi yandaşlarıyla İslam’a sarılmış olan Müslümanlar arasında anlaşmazlık ve çekişmeler çıkardılar. Böylece Müslüman ülkelerde ayrılık, çeşitli iddialar ve iftiralar baş gösterdi.
Emperyalistler istediklerini gerçekleştirip yukarıda zikrettiğimiz durumları meydana çıkardıktan sonra sömürdükleri yerlerden çıkıp ordularını ülkelerine ve ailelerine geri döndermeyi, bu sayede sömürü için savaş fikrinden kurtulmaya karar verdiler. Buralardan ayrılırken geride belkide kendileriyle iyi ilişkiler içinde ve mutabık oldukları bazı unsurlar ve gruplar kazanmış olarak gideceklerdi. Ardından sömürgeleriyle ittifak ettikleri hususları yazıp sözleşmeler yaptıktan sonra ayırılmaya başladılar.
G G
İslami Okul Okulların En Önemlisi