Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Islam Tarihi - 15. Sayfa - Tarihtenbakis

Sonuç

İslam ümmetinin, içinde bulunduğu du­rumu, yerine getirmesi gereken rolünü ve başka ülkelerin kendisine nasıl baktığını, bu ülkelerin hedeflerine ulaşmak, gayelerini ger­çekleştirmek için uluslararası tepkilere ve işledikleri insanlık suçlarına aldırış etmek­sizin çizdikleri bu planları bilmesi ge­rekir.

İslam ümmetinin bunları doğru bir şe­kilde bilmesi, hayatta ancak bu işin önemini kavramış, ilkelerine inanmış, metoduna sım­sıkı yapışmış ve düşmanlarının çalışma me­todunu kavramış olan kendi sadık evlatlarının şuurlanması yoluyla mümkün olacaktır. İşte bu evlatlar, üzerine düşen görevleri şuurlu bir şekilde, Resûl-i Ekrem (s.a.s.)’in içinde şiddet ve zorluk, katılık ve kınama bulunmayan metoduyla uyuşan hikmet ve güzel sözle, bununla beraber sadık, sorumluluğunu bilen ve şuurlu olan Müslümanın taşıdığı sıfatları içeren metoduyla yerine getirecektir.

Rasûlullah (s.a.v.) Mekke’de davetine baş­ladı. İnsanlar onun davetini kabul edip imana geldiler ve iman ettikleri değerler uğruna canlarını feda ettiler. Diğerleri de menfaatleri yok olacak, liderlikleri ellerinden gidecek korkusuyla inat ve kibirle davete karşı koy­dular. İman etmiş her bir Müslümana karşı çeşitli işkence usulleri geliştirdiler. Her Müs­lüman olana ancak eziyetle karşılık verdiler. Rasû­lullah (s.a.s.) bunları görüyor ve işiti­yordu. Olanlardan etkileniyor ve acı hissedi­yordu. Fakat bütün bu olanlara karşı ancak edeple konuşuyor ve ancak hikmetle karşılık veriyordu. Allah katından gönderilmiş bir elçinin davranışıyla hareket ediyordu.

Cenab-ı Allah şöyle buyurmuştur: “Gök­lerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. İşler, dö­nüp dolaşıp Allah’ a varır.” (Âli-İmran 3/109)

Rasûlullah (s.a.s.) Müslümanları, muha­lifleri hakkında konuşmak ve davetine düş­manlık gösterenlere karşı saldırmak için top­lamadı. Aynı zamanda Müslüman olan hiçbir kimseye Ebû Cehil’i öldürmesi için görev de vermedi. Bunu yapmış olsaydı hiç kimse de yok demezdi. Fakat bu, ne İslam davetinin metodlarından ne de İslam için çalışma yolla­rından biridir. İslam’a davet ve bu uğurda çalışmanın yolu ancak hikmet ve güzel öğüt vermektir. İşte bu, Rasûlullah'a (s.a.v.) tabi ol­maktır. Davet, eylemlere ve söylenenlere karşılık vermek değildir.

Davamızın sonu alemlerin Rabbî Allah'a hamddır.

 

G G