Islam Tarihi - 15. Sayfa - Tarihtenbakis
Sonuç
İslam ümmetinin, içinde bulunduğu durumu, yerine getirmesi gereken rolünü ve başka ülkelerin kendisine nasıl baktığını, bu ülkelerin hedeflerine ulaşmak, gayelerini gerçekleştirmek için uluslararası tepkilere ve işledikleri insanlık suçlarına aldırış etmeksizin çizdikleri bu planları bilmesi gerekir.
İslam ümmetinin bunları doğru
bir şekilde bilmesi, hayatta ancak bu işin önemini kavramış, ilkelerine
inanmış, metoduna sımsıkı yapışmış ve düşmanlarının çalışma metodunu kavramış
olan kendi
Rasûlullah (s.a.v.) Mekke’de davetine başladı. İnsanlar onun davetini kabul edip imana geldiler ve iman ettikleri değerler uğruna canlarını feda ettiler. Diğerleri de menfaatleri yok olacak, liderlikleri ellerinden gidecek korkusuyla inat ve kibirle davete karşı koydular. İman etmiş her bir Müslümana karşı çeşitli işkence usulleri geliştirdiler. Her Müslüman olana ancak eziyetle karşılık verdiler. Rasûlullah (s.a.s.) bunları görüyor ve işitiyordu. Olanlardan etkileniyor ve acı hissediyordu. Fakat bütün bu olanlara karşı ancak edeple konuşuyor ve ancak hikmetle karşılık veriyordu. Allah katından gönderilmiş bir elçinin davranışıyla hareket ediyordu.
Cenab-ı Allah şöyle buyurmuştur:
“Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. İşler, dönüp dolaşıp Allah’ a
varır.” (Âli-İmran
Rasûlullah (s.a.s.) Müslümanları, muhalifleri hakkında konuşmak ve davetine düşmanlık gösterenlere karşı saldırmak için toplamadı. Aynı zamanda Müslüman olan hiçbir kimseye Ebû Cehil’i öldürmesi için görev de vermedi. Bunu yapmış olsaydı hiç kimse de yok demezdi. Fakat bu, ne İslam davetinin metodlarından ne de İslam için çalışma yollarından biridir. İslam’a davet ve bu uğurda çalışmanın yolu ancak hikmet ve güzel öğüt vermektir. İşte bu, Rasûlullah'a (s.a.v.) tabi olmaktır. Davet, eylemlere ve söylenenlere karşılık vermek değildir.
Davamızın sonu alemlerin Rabbî Allah'a hamddır.
G G
İslami Okul Okulların En Önemlisi