Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

7- İNSAN VE EBEDİ MUTLULUK - Yeryuzuefendisi - 7. Sayfa

 

7- İNSAN VE EBEDİ MUTLULUK

 

 Allah (c.c.) insanı, şu kainattaki varlıklar içerisinde kendisine karşı ibadetlerin en güzellerini yapan, en değerli kul;

Kuran ile yeryüzüne gönderdiği ilahi hitabına karşı en anla­yışlı ve en düşünceli muhatap; bedenen küçük olmakla birlikte, ruhuyla, kalbiyle ve aklıyla bütün alemleri içine alan büyük bir alem; Allah (c.c.)’ın yeryüzündeki rahmet hazinelerinin her çeşi­dini tartmak ve tanımak için tartı vazifesi gören bir çok his ve duygulara sahip bir araştırmacı; yeryüzündeki bütün nimetle­rin her türüne, her an ihtiyaç duyan bir biçare olarak yaratmış­tır. Bununla birlikte insan; yok olmak­tan çok korkan ve bunu düşünmekten bile acı duyan, ayrıca, sonsuz olmayı çok isteyen ve bunun için de hep sonsuzluğu arzulayan ve hiç ölmeye­cekmiş gibi hayatı seven ve hayallerini bile uzun emellerle kuşatıp, sonsuzluğa çeviren ve tüm varlıklar içerisinde en nazlı, en nazik, en fakir, en muhtaç ve dünya hayatı yönüyle hep sı­kıntı çe­ken, hep üzülen ancak yetenekleri yönüyle en üstün ve en yüksek bir yaratılış ile yaratılan bir varlıktır. Ve sahip olduğu yetenekleri de hep son­suzluğa yönelik olduğu için Allah (c.c.), ona, dün­yadaki çalışmalarına karşılık, sonu gerek mükafat, gerekse ceza olan sonsuz bir hayatı verecektir.

 Allah (c.c.) insana, kainattaki diğer varlıklara göre çok geniş bir akıl, güzeli ve çirkini, iyiyi ve kötüyü, hayrı ve şerri aynı anda içinde barındıran bir kalp, ibadetlerin ve tesbihlerin her çeşidini en güzel şekilde yapabilen bir beden ve Allah (c.c.)’ın varlığını ve birliğini her haliyle tasdik ve tebliğ edebilen bir öz vermiştir. İşte bu sebeple Allah (c.c.) ona, bütün bu görev­lerinin gayesi ve sonucu olan sonsuz bir mutlu­luğu mükafat olarak verecektir.

  “Şüphesiz ki iman edip, salih ameller işle­yenler var ya, işte varlıkların en hayırlısı ancak onlardır. Onla­rın Rableri katındaki mükafatı, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleridir, orada ebedi olarak devamlı kalıcıdırlar. Al­lah (c.c.) onlardan razı olmuştur ve onlar da Ondan razı olmuşlardır. İşte bu Rabbin­den korkan kimseler içindir.” [1]

 İnsan, Cenab-ı Hak tarafından bütün varlıklara karşı üstün ve şerefli kılınmıştır. Çünkü;

 “Rabbimiz! Sen bunları boş yere yaratmadın.” [2]

ayetinin işareti ve günümüzdeki pozitif ilimlerin de tasdikiyle kainatta israf olmadığı gibi insanın fıtratında da yoktur. İnsan bedeninde her biri bir fayda için yaratılan yaklaşık olarak iki yüz kadar kemik ve altı bin damar vardır. Evet, ruha göre çok de­ğersiz olan ceset israftan bu kadar uzak olursa, ruhta ve ruhun emellerinde, fikirlerinde ve manevi­yatında nasıl israf olabilir?

Allah (c.c.), insanın ruhuna öfke, hırs, sevgi, kıskançlık gibi sayısız yetenekler koymuştur. Bunların altında, mesela, daha faz­la yaşamaya hırs göstermek gibi sayısız istekler, ar­zular ve dü­şünceler vardır. Bunların hepsinin yönü de hep sonsuzluğa dö­nüktür.

Mesela, insandaki öfkenin sınırı yoktur. Sevginin, nef­retin, kıskançlığın, merhametin, hırsın ve insanda bulunan bütün his­lerin sınırı yoktur. Hepsi sonsuza uzanır. İşte bu da gerçekten insan için sonsuz bir hayatın olduğunu gösterir. Yine mesela, aklıln bir nevi hizmetçisi durumunda olan hayal gücüne ; ‘Sana bir milyon sene ömür ve bir dünya saltanatı verilecek fakat so­nunda mutlaka yok olacaksın’, denilse, nefis ve şeytan karış­mamak şartıyla ‘oh’ yerine ‘ah’ diyecek, kederlenecek, ümitsiz­liğe düşe­cek ve kabul etmeyecektir. Bunun gibi insanın vicdanı da sonsuzluğu gösterir.

 Evet, kim vicdanının sesini dinlese ‘Ebed!..’ sesini işitecektir. Bütün kainat içindekilerle birlikte ona ve­rilse, onun son­suzluğa karşı olan ihtiyacının yerini dolduramaz. Demek ki vicdan da sonsuzluk için yaratılmıştır.

 Görülüyor ki, dünyadaki en büyük geçici bir menfaat, insa­nın hayal ve vicdan gibi en küçük duygularını bile doyuramıyor. İşte bundan dolayı in­sanın, sonsuzluğa uzanan emelleri, kainatı kaplayan fikirleri ve hep sonsuz mutlulukları isteyen ar­zuları vardır. Evet, insanda hep üzüntüsüz, kedersiz, sıkın­tısız ve rahat bir hayatı yaşama isteği vardır. İşte bütün bunlardan anlıyoruz ki; insan sonsuzluk için, sonsuz bir mutluluk için yaratılmıştı ve istediği o sonsuz yaşama da kavuşacaktır. Bu dünya onun için sadece bir misafirhanedir ve ahirete geçiş için bir bek­leme yeridir.

 “Kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yı­ğınları, salam at­la, sağmal hayvanlar ve ekinler­den nefsin arzu duyduğu şeylerin sevgisi insan­lara süslendi. Bunlar dünya hayatının geçici menfaatleridir. Halbuki varılacak yerin güzeli Allah (c.c.) katında­dır.

 De ki: ‘Size bunlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Sakınanlar için Rableri katında altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi olarak kalıcı oldukları Cennetler, ter­temiz zevceler ve Allah (c.c.)’ın rızası vardır. Ve Allah (c.c.) kulla­rını hakkıyla görendir.” [3]


 



[1]    Beyine 7-8

[2]    Al-i iii-İmran 191

[3]    Al-i İmran 14-15