7- İNSAN VE EBEDİ MUTLULUK - Yeryuzuefendisi - 7. Sayfa
7- İNSAN VE EBEDİ MUTLULUK
Allah (c.c.) insanı, şu kainattaki varlıklar içerisinde kendisine karşı ibadetlerin en güzellerini yapan, en değerli kul;
Kuran ile yeryüzüne gönderdiği ilahi hitabına karşı en anlayışlı ve en düşünceli muhatap; bedenen küçük olmakla birlikte, ruhuyla, kalbiyle ve aklıyla bütün alemleri içine alan büyük bir alem; Allah (c.c.)’ın yeryüzündeki rahmet hazinelerinin her çeşidini tartmak ve tanımak için tartı vazifesi gören bir çok his ve duygulara sahip bir araştırmacı; yeryüzündeki bütün nimetlerin her türüne, her an ihtiyaç duyan bir biçare olarak yaratmıştır. Bununla birlikte insan; yok olmaktan çok korkan ve bunu düşünmekten bile acı duyan, ayrıca, sonsuz olmayı çok isteyen ve bunun için de hep sonsuzluğu arzulayan ve hiç ölmeyecekmiş gibi hayatı seven ve hayallerini bile uzun emellerle kuşatıp, sonsuzluğa çeviren ve tüm varlıklar içerisinde en nazlı, en nazik, en fakir, en muhtaç ve dünya hayatı yönüyle hep sıkıntı çeken, hep üzülen ancak yetenekleri yönüyle en üstün ve en yüksek bir yaratılış ile yaratılan bir varlıktır. Ve sahip olduğu yetenekleri de hep sonsuzluğa yönelik olduğu için Allah (c.c.), ona, dünyadaki çalışmalarına karşılık, sonu gerek mükafat, gerekse ceza olan sonsuz bir hayatı verecektir.
Allah (c.c.) insana, kainattaki diğer varlıklara göre çok geniş bir akıl, güzeli ve çirkini, iyiyi ve kötüyü, hayrı ve şerri aynı anda içinde barındıran bir kalp, ibadetlerin ve tesbihlerin her çeşidini en güzel şekilde yapabilen bir beden ve Allah (c.c.)’ın varlığını ve birliğini her haliyle tasdik ve tebliğ edebilen bir öz vermiştir. İşte bu sebeple Allah (c.c.) ona, bütün bu görevlerinin gayesi ve sonucu olan sonsuz bir mutluluğu mükafat olarak verecektir.
“Şüphesiz ki iman edip, salih ameller işleyenler var ya, işte varlıkların en hayırlısı ancak onlardır. Onların Rableri katındaki mükafatı, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleridir, orada ebedi olarak devamlı kalıcıdırlar. Allah (c.c.) onlardan razı olmuştur ve onlar da Ondan razı olmuşlardır. İşte bu Rabbinden korkan kimseler içindir.” [1]
İnsan, Cenab-ı Hak tarafından bütün varlıklara karşı üstün ve şerefli kılınmıştır. Çünkü;
“Rabbimiz! Sen bunları boş yere yaratmadın.” [2]
ayetinin işareti ve günümüzdeki pozitif ilimlerin de tasdikiyle kainatta israf olmadığı gibi insanın fıtratında da yoktur. İnsan bedeninde her biri bir fayda için yaratılan yaklaşık olarak iki yüz kadar kemik ve altı bin damar vardır. Evet, ruha göre çok değersiz olan ceset israftan bu kadar uzak olursa, ruhta ve ruhun emellerinde, fikirlerinde ve maneviyatında nasıl israf olabilir?
Allah (c.c.), insanın ruhuna öfke, hırs, sevgi, kıskançlık gibi sayısız yetenekler koymuştur. Bunların altında, mesela, daha fazla yaşamaya hırs göstermek gibi sayısız istekler, arzular ve düşünceler vardır. Bunların hepsinin yönü de hep sonsuzluğa dönüktür.
Mesela, insandaki öfkenin sınırı yoktur. Sevginin, nefretin, kıskançlığın, merhametin, hırsın ve insanda bulunan bütün hislerin sınırı yoktur. Hepsi sonsuza uzanır. İşte bu da gerçekten insan için sonsuz bir hayatın olduğunu gösterir. Yine mesela, aklıln bir nevi hizmetçisi durumunda olan hayal gücüne ; ‘Sana bir milyon sene ömür ve bir dünya saltanatı verilecek fakat sonunda mutlaka yok olacaksın’, denilse, nefis ve şeytan karışmamak şartıyla ‘oh’ yerine ‘ah’ diyecek, kederlenecek, ümitsizliğe düşecek ve kabul etmeyecektir. Bunun gibi insanın vicdanı da sonsuzluğu gösterir.
Evet, kim vicdanının sesini dinlese ‘Ebed!..’ sesini işitecektir. Bütün kainat içindekilerle birlikte ona verilse, onun sonsuzluğa karşı olan ihtiyacının yerini dolduramaz. Demek ki vicdan da sonsuzluk için yaratılmıştır.
Görülüyor ki, dünyadaki en büyük geçici bir menfaat, insanın hayal ve vicdan gibi en küçük duygularını bile doyuramıyor. İşte bundan dolayı insanın, sonsuzluğa uzanan emelleri, kainatı kaplayan fikirleri ve hep sonsuz mutlulukları isteyen arzuları vardır. Evet, insanda hep üzüntüsüz, kedersiz, sıkıntısız ve rahat bir hayatı yaşama isteği vardır. İşte bütün bunlardan anlıyoruz ki; insan sonsuzluk için, sonsuz bir mutluluk için yaratılmıştı ve istediği o sonsuz yaşama da kavuşacaktır. Bu dünya onun için sadece bir misafirhanedir ve ahirete geçiş için bir bekleme yeridir.
“Kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, salam atla, sağmal hayvanlar ve ekinlerden nefsin arzu duyduğu şeylerin sevgisi insanlara süslendi. Bunlar dünya hayatının geçici menfaatleridir. Halbuki varılacak yerin güzeli Allah (c.c.) katındadır.
De ki: ‘Size bunlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Sakınanlar için Rableri katında altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi olarak kalıcı oldukları Cennetler, tertemiz zevceler ve Allah (c.c.)’ın rızası vardır. Ve Allah (c.c.) kullarını hakkıyla görendir.” [3]
İslami Okul Okulların En Önemlisi