17- İNSANIN ŞİFA HAZİNESİ KURAN - Yeryuzuefendisi - 17. Sayfa
17- İNSANIN ŞİFA HAZİNESİ KURAN
“Ey insanlar muhakkak ki size Rabbinizden bir nasihat gö-nüllerde olana bir şifa ve müminler için bir hidayet ve bir rahmet gelmiştir.” [1]
Mucizeler hazinesi olmakla birlikte Hz. Muhammed’in de en büyük mucizesi olan Kuran; Allah (c.c.)’ın kelamı olarak Onun Arş-ı Azamından çıkıp, yeryüzündeki binlerce, belki milyonlarca farklı tabakadaki varlıkları kendine muhatap olarak alıp, her birinin ayrı ayrı isteklerine ve ihtiyaçlarına cevap veren İlahi bir kitaptır.
Kuran; göklerin ve yerin yaratıcısı olan Allah (c.c.)’ın, insanlara olan hitabıdır. Ve insanları saadete çağırmak için yeryüzüne gönderdiği hakiki mürşididir.
“Bu öyle bir kitaptır ki, onu sana, insanları Rablerinin izniyle zulümattan nura, Aziz, Hamid olan Allah’ın yoluna çıkarman için indir-dik.” [2]
“Bu Kuran, kendisiyle hem korkutulsunlar, hem Onun ancak bir tek ilah olduğunu bilsinler, hem de akıl sahipleri ibret alsınlar diye insanlara bir tebliğdir.” [3]
Kuran; farklı zamanlarda gelen bütün peygamberlerin kitaplarını ve hükümlerini içine alan ve geçmişten, gelecekten, içinde bulunduğu zamandan, ayrıca, ölümden, ahiretten, cennetten cehennemden, kıyametten, meleklerden, cinlerden ve Allah (c.c.)’ın mukaddes Zat’ından ve sıfatlarından en doğru şekilde haber veren ezeli bir sözdür.
Kuran; Allah (c.c.)’ın kainattaki mucize sanatlarını, insanların gözlerinin önüne açan ve onlara gösteren İlahi bir sergidir.
“Şüphesiz ki Allah, daneleri ve çekirdekleri çatlatıp yarandır. Ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarandır. İşte Allah budur, öyle ise nasıl çevriliyor sunuz?
O, yararak sabahı çıkarandır. Geceyi bir dinlenme, Güneşi ve Ay’ı da birer hesap vesilesi kılmıştır. Bu Aziz ve Alim olan Allah’ın takdiridir.
Kara ve denizin karanlıklarında kendileriyle yol bulasınız diye, yıldızları sizin için yapan Odur….” [4]
Kuran; ayetleriyle, kainata, hidayet nurunu yayarak, yeryüzündeki şerleri, zulümleri, küfür, gaflet ve dalaletleri paramparça edip, bütün alemlerin sidre-i müntehasında parlayan parlak bir yıldız gibidir.
“Bilakis hakkı, batılın üzerine atarız da onu parçalar; bir de bakarsın ki batıl yok olmuştur…” [5]
Kuran; şu dünyada, insanların sosyal hayatıyla birlikte, hem nefislerinde, hem kalplerinde, hem ruhlarında, hem akıllarında, hem şahsi, hem de siyasi hayatlarında öyle nurlu ve öyle saadetli bir değişim yapmış ve insan hayatını öyle düzenlemiştir ki, on beş asırdan beri her an, her bir ayeti sanki daha yeni nazil oluyormuş gibi, milyonlarca Müslüman tarafından müthiş bir şevk ve hürmetle okunmakta ve bu şekilde insanları terbiye ve nefislerini tezkiye etmekle birlikte kalplerini arındırıp, ruhlarını genişletmekte ve akıllarını istikamet noktasına çevirerek nurlandırmakta ve böylece hayata hayat ve mutluluk vermektedir. Zaten Kuranın dünya ve ahiretteki tek hedefi ve gayesi de insanın mutluluğudur.
Kuran; bir dalı geçmişe, yani; geçmişte yaşamış insanlara, onların yaşantılarına, doğrularına ve yanlışlarına göre dünyada ve ahirette aldıkları ceza ve mükafatlarına; bir dalı geleceğe uzanan; kökü ise, hepsi tevhid bayrağı altında yaşamış ve insanları da yanlarına çağırmış bulunan geçmiş peygamberlerin imani yaşantısı olan nurlu bir ağaçtır ki, onun meyvesinden her bir ümmet-i Muhammad (a.s.m.), her asırda, ellerinin yetiştiği yerden toplayabildikleri kadar yemişler ve hala da yemektedirler.
Kuran; geçmişten gelip, geleceğe doğru giden insanoğlunun, merakla kendine sorduğu ‘ben kimim? nereden geliyorum?, nereye gidiyorum? bu dünyaya neden geldim?, beni buraya gönderen Zat kim?’ gibi sorularına, onun adına mükemmel bir tarzda cevap veren hikmetli bir kitaptır.
Kuran; bütün kainatta bulunan, gizli-açık bütün ilimleri insanların akıllarına sunan bir bilgi hazinesidir.
“Görmedin mi ki şüphesiz Allah, bir bulutu nasıl sürüyor; sonra arasını birleştiriyor; sonra da onu bir yığın haline getiriyor da ara-sından yağmurun çıktığını görüyorsun. Ve Allah gökten, oradaki dağ gibi bulutlardan bir dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de onu çevirir. Şimşeğinin parıltısı neredeyse gözlerini alır.
Allah gece ile gündüzü evirip, çevirir. Şüphesiz ki bunda, ba-siret sahipleri için elbette bir ibret vardır.” [6]
Kuran; kendisinden başka ilah olmayan Allah’ın sıfatlarını, isimlerini ve yüceliğini anlatıp, insanlara, Ona karşı kulluk vazifelerini nasıl yapacaklarını en güzel şekilde öğreten bir üstaddır.
“Allah yolunda nasıl cihad etmek gerekiyorsa, öyle cihad e-din!...Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah’a sımsıkı tutunun! O sizin Mevlanızdır. İşte O ne güzel Mevla ve ne güzel yardımcıdır!” [7]
Kuran; Allah’ın emirlerini ve nehiylerini insanlara bildiren bir hüküm kitabı, haramları ve helalleri en geniş biçimde açıklayan ilahi bir kanun mecmuası ve hak ile batılı tamamen birbirinden ayıran bir Furkan’dır.
“Sizlere, ölü, kan domuz eti, Allah’tan başkası adına kesilen ve (ölmeden) kestiğiniz hariç; boğulmuş, vurulmuş, yuvarlanmış, süsülmüş, yırtıcı hayvanın yediği, dikili taşlar üzerine kesilen ve fal oklarıyla kıs-met aramanız haram kılındı. Bunlar isyandır!...
De ki; ‘Size temiz şeyler helal kılındı; yetiştirici olup, Allah’ın size öğrettiğinden onlara öğreterek terbiye ettiğiniz avcı hayvanların tuttuk-ları da. Öyleyse onların size tuttuklarından yiyin ve üzerine Allah’ın ismini zikredin!..”[8]
Kuran; emir ve nehiylerden, azap ve mükafattan, korkutma ve ümitlendirmeden, kıssalar ve misallerden, hükümler ve kanunlardan, kainata ve Allah’ın sıfatlarına ait ilimlerden oluşan ve insanların maddi-manevi bütün ihtiyaçlarına ve sıkıntılarına karşı Rahmanın rahmetiyle yol gösteren ve zenginiyle-fakiriyle, alimiyle-cahiliyle, yaşlısıyla-genciyle, köylüsüyle-şehirlisiyle, hocasıyla-talebesiyle, yöneticisiyle-raiyetiyle her tabaka insana, anlama kapasitesine göre hitap eden mukaddes bir kitaptır. Herkes Kurandan istediği gibi istifade edebilir. Çünkü Kuran’da her hastalığa şifa, her derde deva ve her ihtiyaca gıda vardır. Mesela; Kuran, insanın zayıflığını, acizliğini, fakirliğini, her şeye gücü yeten Allah’a tevekkül ile tedavi eder.
“O halde Allah’a tevekkül et! Çünkü vekil olarak Allah yeter.” [9]
Evet insan, tevekkülle, hayatının ve bedeninin ağırlığını Allah’ın kudretine ve rahmetine teslim edip, hem dünyada rahatça yaşar, hem de ahirette yüksek bir makama ulaşır. Dünyayı sadece geçici bir konaklama yeri olarak görür, böylece dünya hayatının kısa ve her şeyin yok olmaya mahkum olmasından dolayı ruhuna acı veren yaralarını güzel bir şekilde tedavi eder.
Ve Kuran, insanın ecel ve ölümden kaynaklanan korkula-rını ise kabrin, dünya zindanından rahmet alemine, mutluluk yurduna ve Allah’ın nurlu beldesine açılan bir vuslat kapısı olduğunu göstermekle gayet şefkatli bir şekilde tedavi eder.
“Ey mutmain olmuş nefis! Sen Rabbinden, Rabbin senden razı olarak dön! Gir kullarımın arasına! Ve gir cennetime!” [10]
Ve ayrıca Kuran her mümine, “eğer külli düşünemiyorsan, işlerini Allah’ın külli iradesine bırak. Eğer güçsüzsen, sınırsız kudret sahibi olan Allah’ın gücüne güven. Ömrünün çok kısa olduğunu düşünüyorsan, ebedi hayatı hatırla ve ona yönel. Düşüncelerin çok kısırsa, Kuranın güneşi altına gir ve aleme imanın nuruyla bak: O zaman ateş böceği gibi minicik bir parıltıdan ibaret olan düşüncelerinin yerine her bir Kuran ayetinin, birer yıldız gibi sana ışık verdiğini göreceksin.” diye telkinlerde bulunmaktadır.
Ve gaflet ve dalalet insanı öyle alçaltır ki, onu, hiçbir medeniyetin ve hiçbir düşünce sisteminin kurtaramayacağı o halden Kuran sadece iman ve salih amelle izzetli bir mevkiye çıkarır.
Evet, Kuran işte böyle her tabakadaki insanın her çeşit hastalıklarını, kendine has üslubuyla çok güzel bir şekilde tedavi eden bir doktordur.
Çok kısa aklımızla ve çok az ilmimizle anlatmaya çalıştığımız Kuran işte kısaca budur. Onda her hastalığa şifa her derde deva, her karmaşıklığa, çıkar bir yol, her anlaşmazlığa, bir orta nokta bulunmaktadır.
Çünkü Kuran, Hakk’ın kelamı ve hakikatin ta kendisidir.
“Eğer gerçekten yeryüzündeki ağaçlar kalem olsa, denizler de mürekkeb olsa, arkasından yedi deniz daha ona yardım etse, Allah’ın kelimeleri tükenmez!...” [11]
İslami Okul Okulların En Önemlisi