Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

17- İNSANIN ŞİFA HAZİNESİ KURAN - Yeryuzuefendisi - 17. Sayfa

 

17- İNSANIN ŞİFA HAZİNESİ KURAN

 

 “Ey insanlar muhakkak ki size Rabbinizden bir nasihat gö-nüllerde olana bir şifa ve müminler için bir hidayet ve bir rahmet gelmiştir.” [1]

 Mucizeler hazinesi olmakla birlikte Hz. Muham­med’in de en büyük mucizesi olan Kuran; Allah (c.c.)’ın kelamı olarak Onun Arş-ı Azamından çıkıp, yeryü­zündeki binlerce, belki milyonlarca farklı tabaka­daki varlıkları kendine muhatap olarak alıp, her birinin ayrı ayrı isteklerine ve ihtiyaçlarına cevap veren İlahi bir kitaptır.

 Kuran; göklerin ve yerin yaratıcısı olan Allah (c.c.)’ın, insan­lara olan hitabıdır. Ve insanları saadete çağır­mak için yeryüzüne gönderdiği hakiki mürşididir.

 “Bu öyle bir kitaptır ki, onu sana, insanları Rab­lerinin izniyle zulümattan nura, Aziz, Hamid olan Allah’ın yoluna çıkarman için indir-dik.” [2]

 “Bu Kuran, kendisiyle hem korkutulsunlar, hem Onun ancak bir tek ilah olduğunu bilsinler, hem de akıl sahip­leri ibret alsınlar diye insanlara bir tebliğdir.” [3]

  Kuran; farklı zamanlarda gelen bütün peygam­berlerin ki­taplarını ve hükümlerini içine alan ve geçmişten, gelecekten, içinde bulunduğu zamandan, ayrıca, ölümden, ahiretten, cen­netten cehennemden, kıyametten, meleklerden, cinlerden ve Allah (c.c.)’ın mukaddes Zat’ından ve sıfatlarından en doğru şekilde haber veren ezeli bir sözdür.

 Kuran; Allah (c.c.)’ın kainattaki mucize sanatlarını, insanların gözlerinin önüne açan ve onlara göste­ren İlahi bir sergidir.

 “Şüphesiz ki Allah, daneleri ve çekirdekleri çat­latıp ya­randır. Ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarandır. İşte Allah budur, öyle ise nasıl çevriliyor sunuz?

 O, yararak sabahı çıkarandır. Geceyi bir din­lenme, Güneşi ve Ay’ı da birer hesap vesilesi kıl­mıştır. Bu Aziz ve Alim olan Allah’ın takdiridir.

 Kara ve denizin karanlıklarında kendileriyle yol bula­sınız diye, yıldızları sizin için yapan Odur….” [4]

 Kuran; ayetleriyle, kainata, hidayet nurunu yayarak, yeryüzündeki şerleri, zulümleri, küfür, gaflet ve dala­letleri param­parça edip, bütün alemlerin sidre-i müntehasında parlayan parlak bir yıldız gibidir.

 “Bilakis hakkı, batılın üzerine atarız da onu parçalar; bir de bakarsın ki batıl yok olmuş­tur…” [5]

 Kuran; şu dünyada, insanların sosyal hayatıyla birlikte, hem nefislerinde, hem kalplerinde, hem ruhlarında, hem akıllarında, hem şahsi, hem de siyasi hayatla­rında öyle nurlu ve öyle saa­detli bir değişim yapmış ve insan hayatını öyle düzenlemiştir ki, on beş asırdan beri her an, her bir ayeti sanki daha yeni nazil oluyormuş gibi, milyonlarca Müslüman tarafından müthiş bir şevk ve hürmetle okunmakta ve bu şekilde insanları ter­biye ve nefislerini tezkiye etmekle birlikte kalplerini arındırıp, ruhlarını genişletmekte ve akıllarını isti­kamet noktasına çevirerek nur­landırmakta ve böylece hayata hayat ve mutluluk vermektedir. Za­ten Kuranın dünya ve ahiretteki tek hedefi ve gayesi de insa­nın mutluluğudur.

 Kuran; bir dalı geçmişe, yani; geçmişte yaşamış insanlara, onların yaşantılarına, doğrularına ve yan­lışlarına göre dünyada ve ahirette aldıkları ceza ve mükafatlarına; bir dalı geleceğe uzanan; kökü ise, hepsi tevhid bayrağı altında yaşamış ve in­sanları da yanlarına çağırmış bulunan geçmiş peygamberlerin imani yaşantısı olan nurlu bir ağaçtır ki, onun meyvesinden her bir ümmet-i Muhammad (a.s.m.), her asırda, ellerinin yetiş­tiği yerden toplayabildikleri kadar yemişler ve hala da yemek­tedirler.

 Kuran; geçmişten gelip, geleceğe doğru giden insanoğlu­nun, merakla kendine sorduğu ‘ben kimim? nereden geliyo­rum?, nereye gidiyorum? bu dünyaya neden geldim?, beni buraya gönderen Zat kim?’ gibi so­rularına, onun adına mü­kemmel bir tarzda cevap veren hikmetli bir kitaptır.

 Kuran; bütün kainatta bulunan, gizli-açık bütün ilimleri in­sanların akıllarına sunan bir bilgi hazinesidir.

 “Görmedin mi ki şüphesiz Allah, bir bulutu nasıl sürü­yor; sonra arasını birleştiriyor; sonra da onu bir yığın ha­line getiriyor da ara-sından yağmurun çıktığını görüyor­sun. Ve Allah gökten, oradaki dağ gibi bu­lutlardan bir dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de onu çevirir. Şimşeğinin parıl­tısı neredeyse gözlerini alır.

 Allah gece ile gündüzü evirip, çevirir. Şüphesiz ki bunda, ba-siret sahipleri için elbette bir ibret vardır.” [6]

 Kuran; kendisinden başka ilah olmayan Allah’ın sıfatlarını, isimlerini ve yüceliğini anlatıp, insanlara, Ona karşı kulluk vazi­felerini nasıl yapacaklarını en güzel şekilde öğreten bir üstaddır.

 “Allah yolunda nasıl cihad etmek gerekiyorsa, öyle cihad e-din!...Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Al­lah’a sımsıkı tutunun! O sizin Mevlanızdır. İşte O ne güzel Mevla ve ne güzel yardımcıdır!” [7]

 Kuran; Allah’ın emirlerini ve nehiylerini insanlara bildiren bir hüküm kitabı, haramları ve helalleri en geniş biçimde açıklayan ilahi bir kanun mecmuası ve hak ile batılı tamamen birbi­rinden ayıran bir Furkan’dır.

 “Sizlere, ölü, kan domuz eti, Allah’tan başkası adına kesilen ve (ölmeden) kestiğiniz hariç; boğul­muş, vurul­muş, yuvarlanmış, süsülmüş, yırtıcı hayva­nın yediği, dikili taşlar üzerine kesilen ve fal okla­rıyla kıs-met aramanız haram kılındı. Bunlar isyan­dır!...

 De ki; ‘Size temiz şeyler helal kılındı; yetiştirici olup, Allah’ın size öğrettiğinden onlara öğreterek ter­biye ettiği­niz avcı hayvanların tuttuk-ları da. Öyleyse onların size tuttuklarından yiyin ve üzerine Al­lah’ın ismini zikre­din!..”[8]

 Kuran; emir ve nehiylerden, azap ve mükafattan, korkutma ve ümitlendirmeden, kıssalar ve misaller­den, hükümler ve ka­nunlardan, kainata ve Allah’ın sıfatlarına ait ilimler­den oluşan ve insanların maddi-manevi bütün ihtiyaçlarına ve sıkıntıla­rına karşı Rahmanın rahmetiyle yol gösteren ve zenginiyle-fakiriyle, alimiyle-cahiliyle, yaşlısıyla-genciyle, köylüsüyle-şehirlisiyle, hocasıyla-talebesiyle, yöneticisiyle-raiyetiyle her tabaka insana, anlama ka­pasitesine göre hitap eden mukaddes bir kitaptır. Herkes Kurandan istediği gibi istifade edebilir. Çünkü Kuran’da her hastalığa şifa, her derde deva ve her ihtiyaca gıda vardır. Mesela; Kuran, insanın zayıflığını, acizliğini, fakirliğini, her şeye gücü yeten Allah’a tevek­kül ile tedavi eder.

 “O halde Allah’a tevekkül et! Çünkü vekil olarak Allah yeter.” [9]

 Evet insan, tevekkülle, hayatının ve bedeninin ağırlığını Al­lah’ın kudretine ve rahmetine teslim edip, hem dünyada ra­hatça yaşar, hem de ahirette yük­sek bir makama ulaşır. Dün­yayı sadece geçici bir konaklama yeri olarak görür, böylece dünya hayatının kısa ve her şeyin yok olmaya mahkum olma­sından dolayı ruhuna acı veren yaralarını güzel bir şekilde tedavi eder.

 Ve Kuran, insanın ecel ve ölümden kaynaklanan korkula-rını ise kabrin, dünya zindanından rahmet ale­mine, mutluluk yurduna ve Allah’ın nurlu beldesine açılan bir vuslat kapısı oldu­ğunu göstermekle gayet şefkatli bir şekilde tedavi eder.

 “Ey mutmain olmuş nefis! Sen Rabbinden, Rabbin sen­den razı olarak dön! Gir kullarımın arasına! Ve gir cenne­time!” [10]

  Ve ayrıca Kuran her mümine, “eğer külli düşüne­miyorsan, işlerini Allah’ın külli iradesine bırak. Eğer güçsüzsen, sınırsız kudret sahibi olan Allah’ın gücüne güven. Ömrünün çok kısa olduğunu düşünüyorsan, ebedi hayatı hatırla ve ona yönel. Düşüncelerin çok kısırsa, Kuranın güneşi altına gir ve aleme imanın nuruyla bak: O zaman ateş böceği gibi minicik bir parıl­tıdan ibaret olan düşüncelerinin yerine her bir Kuran ayetinin, birer yıldız gibi sana ışık verdiğini göreceksin.” diye telkinlerde bulunmaktadır.

 Ve gaflet ve dalalet insanı öyle alçaltır ki, onu, hiçbir mede­niyetin ve hiçbir düşünce sisteminin kurtaramayacağı o halden Kuran sadece iman ve salih amelle izzetli bir mevkiye çıkarır.

 Evet, Kuran işte böyle her tabakadaki insanın her çeşit has­talıklarını, kendine has üslubuyla çok güzel bir şekilde tedavi eden bir doktordur.

 Çok kısa aklımızla ve çok az ilmimizle anlatmaya çalıştığımız Kuran işte kısaca budur. Onda her hastalığa şifa her derde deva, her karmaşıklığa, çıkar bir yol, her anlaşmazlığa, bir orta nokta bulunmaktadır.

 Çünkü Kuran, Hakk’ın kelamı ve hakikatin ta kendisidir.

  “Eğer gerçekten yeryüzündeki ağaçlar kalem olsa, denizler de mürekkeb olsa, arkasından yedi deniz daha ona yardım etse, Allah’ın kelimeleri tükenmez!...” [11]

 


 



[1] Yunus 57

[2] İbrahim 1

[3] İbrahim 52

[4]    Enam 95-97

[5]    Enam 18

[6]    Nur 43-44

[7] Hac 78

[8]    Maide 3-4

[9] Ahzab 3

[10] Fecr 27-30

[11]   Lokman 27