Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

19- MİRACIN İNSANLIĞA HEDİYELERİ - Yeryuzuefendisi - 19. Sayfa

 

19- MİRACIN İNSANLIĞA HEDİYELERİ

 

 “Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye, kulunu bir gece Mescid-i Haramdan, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Ak-saya götüren mü­nezzehtir.” [1]

  Mirac; Cenab-ı Hakk’ın, Hz. Peygamberi, bütün in­sani mer­tebelerin en yüksek ve en mükemmel makamlarında gezdirme­sinden ibarettir. Allah, Onu (a.s.m.) yatağından alıp Mescid-i Harama, oradan da kilometrelerce uzakta bulunan Mescid-i Aksaya götürmüş, daha sonrada onu bütün gök tabakalarında seyahat ettire­rek, her bir tabakadaki mucezevi ayetlerini gös­termiş ve onu daha da yükselterek Kab-ı Kavseyn makamına çıkarıp, Ona cemalini göstermiş ve Onunla konuşmuştur.

 İşte Rasulüllah’ın miracının insanlığa kazandırdığı beş­yüzden fazla faydaları vardır. Bunlardan birkaç ta­nesi şunlardır:

 Rasulüllah miraçta bütün iman hakikatlerini yani; melekleri, cenneti, cehennemi, ahireti, Allah’ı baş gözüyle görmüştür. İşte bununla insanlığa öyle bir hazine ve öyle değerli bir hediye getirmiştir ki, bu adeta kainatı bir anda canlandırmış ve ayağa kaldırmıştır. Kainatı bulunduğu perişan ve karmakarışık du­rumdan Allah’ın, milyonlarca mucize sanatlarla dokuduğu bir nakış ha­line getirmiş, böylece insanların dikkatini kainata çe­kerek, Kendi gördüğü gibi, varlıklarda tecelli eden isim ve sıfatlarıyla Allah’ı tüm insanlara da göstermiştir. Bu da insan­lara büyük bir değer kazandır­mıştır. Onlara, ne kainatın, ne de kendilerinin boşu boşuna olmadığını bilakis kainatın Allah’ın, insanların okuması için yazdığı bir mektup olduğunu göstererek insanları Allah’ın değerli dost ve muha­tapları haline getirmiştir. Bu ise insanları ahsen-i tak­vim suretine çıkaran çok önemli bir durumdur. Allah, katına insanlardan bir elçi çıkarıp, ona ayetlerini göstererek gerçekten insanın bütün varlıklar içeri­sinde en üstün ve en değerli varlık olduğunu ispat edip, her insanın kendisiyle konuşabileceğini ve katına yükselebileceğini bütün insanlara göstermiş veyollarını da öğretmiştir. Mesela, Hz. Peygamber buyu­rur ki;

  “Allah ile konuşmak isteyen Kuran okusun.”

 Miracın bir hediyesi de cin ve insanlara Allah’ın rızasını ka­zandıracak tek vasıta olan İslamiyetin esaslarının bildirilmesidir. Baş-

ta namaz olarak, Cenab-ı Hak insanlara, razı olduğu amelleri Rasulullah vasıtasıyla doğrudan bildirmiştir. Mesela, bir insan makamı uzakta olan bir efendinin ken­dilerinden ne istediğini, hangi fiilleri yaparlarsa hoşnut olacağını anlamak için ara­ların­dan bir elçinin, o efendinin yanına gidip, makamını ve ma­kamı­nın haşmetini görmesini ve kendilerine bildirmesini isterler. İşte ay­nen bu örnekteki elçi gibi Rasulüllah, Cenab-ı Hakkın kulların­dan nasıl razı olacağını öğrenmiş, makamını ve maka­mının haşmetini görmüş ve insanlara bildirmiştir. İşte insanlar bu bildiriye kayıtsız kalırsa alemlerin efendisi olan Allah’ın gaza­bını kendilerine yö­neltmiş olurlar.

 Evet, miracın başka bir hediyesi ise ümmet-i Muham­medin, şirk haricindeki bütün günahlarının bağışlanıp cennetle müjdelenmesidir. Hz. Peygamber, Allah-u Teala’dan sonsuz saadetin anahtarını alıp, insanlara ve cinlere he­diye etmiştir. İşte insanların ve cinlerin, geçici olan dünyada, her an ölen ve yok olan varlıkların ürpertici yok oluşlarıyla sızlanan ruhlarına cennet müjdesi gerçekten ne kadar huzur ve mutluluk verici olduğunu hep cenaze başında ağlayanlar çok iyi anlar. Hak­kında ölüm kararı verilmiş olan bir adam tam idam edileceği anda affedilip, ona gözünün önünde çok lüks bir köşk verilse, o insanın ne derece mutlu olacağını düşünün.

İşte cennet müjdesi de insanlar ve cinler için dün­yadan ve ahiretten tam ümitlerini kestikleri anda Rasulüllah tarafından; ümmete Allah’ın bir va’di olarak getirilmiştir.

Ve Rasulüllah miraçta Allah’a olan eşsiz mu­habbetinin neti­cesi olarak Allah’ı baş gözüyle görüp bununla, Onu, dünyada mallarından ve canlarından daha fazla seven ve Onu görmek için şevk gösteren müminlere ahirette Rü’yet-i Cemalullah’ı müjdelemiştir.

 Ayrıca Mirac ile ümmete Bakara suresinin son iki ayeti he­diye edilerek, imanın hükümleri belirlenmiş ve kimseye gücü­nün üstünde bir mükellefiyet verilmeyeceği müjdelenmiştir.

 Evet Mirac ile ümmet-i Muhammed’e bu ve bun­lar gibi daha binlerce ve milyonlarca hediyeler verilmiştir. Her mümin bunları bilip, bunlar için Allah’a şükretmelidir.

 


 

19- MİRACIN İNSANLIĞA HEDİYELERİ

 

 “Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye, kulunu bir gece Mescid-i Haramdan, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Ak-saya götüren mü­nezzehtir.” [2]

  Mirac; Cenab-ı Hakk’ın, Hz. Peygamberi, bütün in­sani mer­tebelerin en yüksek ve en mükemmel makamlarında gezdirme­sinden ibarettir. Allah, Onu (a.s.m.) yatağından alıp Mescid-i Harama, oradan da kilometrelerce uzakta bulunan Mescid-i Aksaya götürmüş, daha sonrada onu bütün gök tabakalarında seyahat ettire­rek, her bir tabakadaki mucezevi ayetlerini gös­termiş ve onu daha da yükselterek Kab-ı Kavseyn makamına çıkarıp, Ona cemalini göstermiş ve Onunla konuşmuştur.

 İşte Rasulüllah’ın miracının insanlığa kazandırdığı beş­yüzden fazla faydaları vardır. Bunlardan birkaç ta­nesi şunlardır:

 Rasulüllah miraçta bütün iman hakikatlerini yani; melekleri, cenneti, cehennemi, ahireti, Allah’ı baş gözüyle görmüştür. İşte bununla insanlığa öyle bir hazine ve öyle değerli bir hediye getirmiştir ki, bu adeta kainatı bir anda canlandırmış ve ayağa kaldırmıştır. Kainatı bulunduğu perişan ve karmakarışık du­rumdan Allah’ın, milyonlarca mucize sanatlarla dokuduğu bir nakış ha­line getirmiş, böylece insanların dikkatini kainata çe­kerek, Kendi gördüğü gibi, varlıklarda tecelli eden isim ve sıfatlarıyla Allah’ı tüm insanlara da göstermiştir. Bu da insan­lara büyük bir değer kazandır­mıştır. Onlara, ne kainatın, ne de kendilerinin boşu boşuna olmadığını bilakis kainatın Allah’ın, insanların okuması için yazdığı bir mektup olduğunu göstererek insanları Allah’ın değerli dost ve muha­tapları haline getirmiştir. Bu ise insanları ahsen-i tak­vim suretine çıkaran çok önemli bir durumdur. Allah, katına insanlardan bir elçi çıkarıp, ona ayetlerini göstererek gerçekten insanın bütün varlıklar içeri­sinde en üstün ve en değerli varlık olduğunu ispat edip, her insanın kendisiyle konuşabileceğini ve katına yükselebileceğini bütün insanlara göstermiş veyollarını da öğretmiştir. Mesela, Hz. Peygamber buyu­rur ki;

  “Allah ile konuşmak isteyen Kuran okusun.”

 Miracın bir hediyesi de cin ve insanlara Allah’ın rızasını ka­zandıracak tek vasıta olan İslamiyetin esaslarının bildirilmesidir. Baş-

ta namaz olarak, Cenab-ı Hak insanlara, razı olduğu amelleri Rasulullah vasıtasıyla doğrudan bildirmiştir. Mesela, bir insan makamı uzakta olan bir efendinin ken­dilerinden ne istediğini, hangi fiilleri yaparlarsa hoşnut olacağını anlamak için ara­ların­dan bir elçinin, o efendinin yanına gidip, makamını ve ma­kamı­nın haşmetini görmesini ve kendilerine bildirmesini isterler. İşte ay­nen bu örnekteki elçi gibi Rasulüllah, Cenab-ı Hakkın kulların­dan nasıl razı olacağını öğrenmiş, makamını ve maka­mının haşmetini görmüş ve insanlara bildirmiştir. İşte insanlar bu bildiriye kayıtsız kalırsa alemlerin efendisi olan Allah’ın gaza­bını kendilerine yö­neltmiş olurlar.

 Evet, miracın başka bir hediyesi ise ümmet-i Muham­medin, şirk haricindeki bütün günahlarının bağışlanıp cennetle müjdelenmesidir. Hz. Peygamber, Allah-u Teala’dan sonsuz saadetin anahtarını alıp, insanlara ve cinlere he­diye etmiştir. İşte insanların ve cinlerin, geçici olan dünyada, her an ölen ve yok olan varlıkların ürpertici yok oluşlarıyla sızlanan ruhlarına cennet müjdesi gerçekten ne kadar huzur ve mutluluk verici olduğunu hep cenaze başında ağlayanlar çok iyi anlar. Hak­kında ölüm kararı verilmiş olan bir adam tam idam edileceği anda affedilip, ona gözünün önünde çok lüks bir köşk verilse, o insanın ne derece mutlu olacağını düşünün.

İşte cennet müjdesi de insanlar ve cinler için dün­yadan ve ahiretten tam ümitlerini kestikleri anda Rasulüllah tarafından; ümmete Allah’ın bir va’di olarak getirilmiştir.

Ve Rasulüllah miraçta Allah’a olan eşsiz mu­habbetinin neti­cesi olarak Allah’ı baş gözüyle görüp bununla, Onu, dünyada mallarından ve canlarından daha fazla seven ve Onu görmek için şevk gösteren müminlere ahirette Rü’yet-i Cemalullah’ı müjdelemiştir.

 Ayrıca Mirac ile ümmete Bakara suresinin son iki ayeti he­diye edilerek, imanın hükümleri belirlenmiş ve kimseye gücü­nün üstünde bir mükellefiyet verilmeyeceği müjdelenmiştir.

 Evet Mirac ile ümmet-i Muhammed’e bu ve bun­lar gibi daha binlerce ve milyonlarca hediyeler verilmiştir. Her mümin bunları bilip, bunlar için Allah’a şükretmelidir.

 


 



[1] İsra 1

[2] İsra 1