Giriş - İslami Bilgiler - Faiz - 3. Sayfa
GİRİŞ
Genellikle, faiz ile ilgili İslâm hukukunun hükümlerini anlamakta yapılan yanlışlıkların asıl nedeni İslâm’ın kurduğu ekonomik düzenin çağımızda darmadağın olmasıdır. Bu düzenin ilke ve kuralları zihinlerden silinmiş ve çevremizdeki dünyaya öyle bir düzen hakim olmuştur ki, temeli "kapitalizm”in ilkeleri üzerine kurulmuştur. Bu kapitalist ekonomik düzen bizi fiilen kuşatmanın dışında, ilke ve kuralları kalp ve beyinlerimizi de esir almıştır. Bundan dolayıdır ki herhangi bir ekonomik soruna baktığımız zaman görüşümüz, kapitalist görüşten farksız olur. Herhangi bir tartışma, inceleme ve araştırmamız zaten iktisat ilminin teori, tez ve görüşleriyle başlar biz bunları peşinen kabul eder ve daha sonra herhangi bir ekonomik faaliyetin gerekliliği ve gereksizliğini ele alırız. Ne var ki azıcık bir anlayışla hareket ettiğimizde böyle bir inceleme ve araştırma biçiminin özde yanlış olduğunu görürüz. İslâm ekonomik düzeni kendi yapısı ve kuralları açısından kapitalist ekonomik düzenden tamamen ayrıdır. Her ikisinin amaçları ayrı ayrıdır. Her ikisinin ruhu ayrı ayrıdır. Ve ikisinin konumları ayrı ayrıdır. Şimdi eğer herhangi bir konuda kapitalizmin ilke ve görüşlerini kabul ederek İslâm’ın ekonomik emirlerinden herhangi birine göz attığımızda, bu emir ya bize tamamen yanlış gibi görünecek ya da öyle bir değişikliğe uğramış olacak ki tamamen kapitalist kalıba girmiş olacak ve onda ne İslâm’ın ruhu varolacak nede onunla İslâm hukukunun amaç ve hedeflerine varılacak ve ne de o temelde gerçekten bir İslâmî emir olacaktır.
Bu temel yanlışlıktan dolayıdır ki, bizim çağdaş ekonomik düşünürlerimiz İslâm’ın emirlerini ve amaçları ile hikmetlerini anlamakta hep tökezlemektedirler. Kendileri, İslâm ekonomik düzeninin hangi ilkelere dayandığını, amaçlarının ne olduğunu, ruhunun ne olduğunu, faizi neden haram kıldığını, faizci alışverişin çeşitli şekillerinde haram olma illetinin ne olduğunu ve içlerinde bu illetin bulunduğu işlemleri İslâm ekonomik düzenine yerleştirmenin sakıncalarının ne olduğunu zaten bilmemektedirler. Bütün bu temel işlerden sıyrılıp faizle ilgili İslâmî yasalara tamamıyla kapitalist bir açıdan baktıklarında ise gerçekte faizin hürmeti (haram kılınması)ne ilişkin hiçbir delile rastlamamaktadırlar. Zira, faiz kapitalizmin özü ve ruhudur. Bu olmadan kapitalist düzen işlemez. Ve binası kapitalizmin temelleri üzerinde inşa edilen bir ekonomik düzenin faizsiz olması imkansızdır. Ancak bilimsel ve pratik açıdan bu kişiler İslâm’dan uzaklaşmış olmalarına rağmen inançları bakımından buna bağlı olup kasten bunun dışına çıkmak istememektedirler. Yani inançları, faizin hürmetini inkâr etmemelerini gerektirirken, bilgileri ve yaptıkları, bununla ilgili İslâmî emirlerle bağlarını koparmalarını zorunlu kılmaktadır. Kalp ile beyin arasındaki bu çekişme bir müddetten beri devam etmekte olup bu hususta şimdi orta bir yol bulunulmuştur ki, o da şudur: İslâmî emirler öyle bir biçimde yorumlansın ki, faiz isimsiz olarak haram olmasına haram kalsın, ama kapitalist düzende hangi isim ve tanımlarla biliniyorsa, onların hemen hemen hepsi helâl olsun. Ancak kapitalist ilkelerden aleyhinde en çok delil elde edebildikleri tefecilik veya aşırı faizdir, bunu da tamamen ortadan kaldırmak için bir gerekçe bulamamaktadırlar. Onlara göre gerekli olan husus tahdidi veya sınırlandırılmasıdır, yani faiz oranı ödenemeyecek kadar yüksek olmamalı ve hiçbir şekilde faizin faizi veya üst üste faiz gibi bir duruma gelinmemelidir.
Bu,
bu beylerin hiç düşünüp taşınmadan kendilerini kaptırdıkları bir aldatmacadır.
Aynı zamanda iki ayrı yöne giden teknelere binmek akıllı bir adamın işi olamaz.
Eğer kendisi bilgisizlikten dolayı böyle bir iş yapmışsa da aklın ve mantığın
gereği, kendi yanlışını anlar anlamaz bu iki tekneden birini tercih edip
diğerinden ayağını çekmesidir. Faizin helâl mı, haram mı olduğu ve sınırlarının
belirlenmesi daha sonraki iştir. Evvelâ, önemli olan şey sizin İslâm ekonomik
düzeni ile kapitalist düzen arasındaki ilke ve öz farkını iyice anlamanız,
Kur’ân ve Hadis'in emirlerine dikkat ederek İslâmiyet’in, kapitalizm ve
komünizm arasında dengeli bir ekonomik düzen kurduğu ilke ve kurallardan
haberdar olmanızdır. Bu inceleme ve araştırmadan sonra, İslâm’ın insanın hangi
ekonomik işlerini düzene sokuyorsa, onda
Bu girişten sonra biz yukarıda bahsedilen konuları daha ayrıntılı olarak ele alacağız.
İslami Okul Okulların En Önemlisi