Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Giriş - İslami Bilgiler - Faiz - 3. Sayfa

GİRİŞ

Genellikle, faiz ile ilgili İslâm hukukunun hükümlerini anlamakta yapılan yanlışlıkların asıl nedeni İslâm’ın kurduğu ekonomik düzenin çağımızda darmadağın olmasıdır. Bu düzenin ilke ve kuralları zihinlerden silinmiş ve çevremizdeki dünyaya öyle bir düzen hakim olmuştur ki, temeli "kapita­lizm”in ilkeleri üzerine kurulmuştur. Bu kapitalist ekonomik düzen bizi fiilen kuşatmanın dışında, ilke ve kuralları kalp ve beyinlerimizi de esir almıştır. Bundan dolayıdır ki herhangi bir ekonomik soruna baktığımız zaman görüşümüz, kapita­list görüşten farksız olur. Herhangi bir tartışma, inceleme ve araştırmamız zaten iktisat ilminin teori, tez ve görüşleriyle başlar biz bunları peşinen kabul eder ve daha sonra herhangi bir ekonomik faaliyetin gerekliliği ve gereksizliğini ele alırız. Ne var ki azıcık bir anlayışla hareket ettiğimizde böyle bir inceleme ve araştırma biçiminin özde yanlış olduğunu görü­rüz. İslâm ekonomik düzeni kendi yapısı ve kuralları açısın­dan kapitalist ekonomik düzenden tamamen ayrıdır. Her ikisinin amaçları ayrı ayrıdır. Her ikisinin ruhu ayrı ayrıdır. Ve ikisinin konumları ayrı ayrıdır. Şimdi eğer herhangi bir ko­nuda kapitalizmin ilke ve görüşlerini kabul ederek İslâm’ın ekonomik emirlerinden herhangi birine göz attığımızda, bu emir ya bize tamamen yanlış gibi görünecek ya da öyle bir değişikliğe uğramış olacak ki tamamen kapitalist kalıba gir­miş olacak ve onda ne İslâm’ın ruhu varolacak nede onunla İslâm hukukunun amaç ve hedeflerine varılacak ve ne de o temelde gerçekten bir İslâmî emir olacaktır.

 Bu temel yanlışlıktan dolayıdır ki, bizim çağdaş ekono­mik düşünürlerimiz İslâm’ın emirlerini ve amaçları ile hik­metlerini anlamakta hep tökezlemektedirler. Kendileri, İslâm ekonomik düzeninin hangi ilkelere dayandığını, amaçlarının ne olduğunu, ruhunun ne olduğunu, faizi neden haram kıl­dığını, faizci alışverişin çeşitli şekillerinde haram olma illetinin ne olduğunu ve içlerinde bu illetin bulunduğu işlemleri İslâm ekonomik düzenine yerleştirmenin sakıncalarının ne oldu­ğunu zaten bilmemektedirler. Bütün bu temel işlerden sıyrı­lıp faizle ilgili İslâmî yasalara tamamıyla kapitalist bir açıdan baktıklarında ise gerçekte faizin hürmeti (haram kılınması)ne ilişkin hiçbir delile rastlamamaktadırlar. Zira, faiz kapitalizmin özü ve ruhudur. Bu olmadan kapitalist düzen işlemez. Ve binası kapitalizmin temelleri üzerinde inşa edilen bir ekono­mik düzenin faizsiz olması imkansızdır. Ancak bilimsel ve pratik açıdan bu kişiler İslâm’dan uzaklaşmış olmalarına rağmen inançları bakımından buna bağlı olup kasten bunun dışına çıkmak istememektedirler. Yani inançları, faizin hür­metini inkâr etmemelerini gerektirirken, bilgileri ve yaptıkları, bununla ilgili İslâmî emirlerle bağlarını koparmalarını zorunlu kılmaktadır. Kalp ile beyin arasındaki bu çekişme bir müd­detten beri devam etmekte olup bu hususta şimdi  orta bir yol bulunulmuştur ki, o da şudur: İslâmî emirler öyle bir bi­çimde yorumlansın ki, faiz isimsiz olarak haram olmasına haram kalsın, ama kapitalist düzende hangi isim ve tanım­larla biliniyorsa, onların hemen hemen hepsi helâl olsun. Ancak kapitalist ilkelerden aleyhinde en çok delil elde ede­bildikleri tefecilik veya aşırı faizdir, bunu da tamamen orta­dan kaldırmak için bir gerekçe bulamamaktadırlar. Onlara göre gerekli olan husus tahdidi veya sınırlandırılmasıdır, yani faiz oranı ödenemeyecek kadar yüksek olmamalı ve hiçbir şekilde faizin faizi veya üst üste faiz gibi bir duruma gelin­memelidir.

Bu, bu beylerin hiç düşünüp taşınmadan kendilerini kaptırdıkları bir aldatmacadır. Aynı zamanda iki ayrı yöne giden teknelere binmek akıllı bir adamın işi olamaz. Eğer kendisi bilgisizlikten dolayı böyle bir iş yapmışsa da aklın ve mantığın gereği, kendi yanlışını anlar anlamaz bu iki tekne­den birini tercih edip diğerinden ayağını çekmesidir. Faizin helâl mı, haram mı olduğu ve sınırlarının belirlenmesi daha sonraki iştir. Evvelâ, önemli olan şey sizin İslâm ekonomik düzeni ile kapitalist düzen arasındaki ilke ve öz farkını iyice anlamanız, Kur’ân ve Hadis'in emirlerine dikkat ederek İslâ­miyet’in, kapitalizm ve komünizm arasında dengeli bir eko­nomik düzen kurduğu ilke ve kurallardan haberdar olmanız­dır. Bu inceleme ve araştırmadan sonra, İslâm’ın insanın hangi ekonomik işlerini düzene sokuyorsa, onda sadece faiz için yer olmadığı değil, aynı zamanda hangi nedenlerle faizci muamelelerin değişik türleri meydana çıkıyorsa, öyle bir görüşü, zihniyeti, ekonomik koşulu ve ortamları temelden kaldırdığını da kendiliğinizden anlamış olacaksınız. Bundan sonra sizin için iki yoldan birini seçmeniz kaçınılmaz olacak­tır. Yollardan biri, sizin İslâm’ın ekonomik ilkelerini reddedip kapitalist ekonomik düzenin ilkelerine inanmanızdır. Bu du­rumda, sizin İslâm’ın ilkelerinde ve emirlerinde değişiklik yapma zahmetine katlanmanız gerekmeyecektir. Aksine, sizin için doğru ve açık yol, bunlara bağlı kalmamanız ola­caktır. İkinci yol, sizin İslâm ekonomik kurallarını doğru bul­manız ve faizin tüm şekillerini kendi anlayış ve basiretinizle haram olarak bilmenizdir. Ama bu aynı zamanda, kapitalist ekonomik düzenin içine tamamen gömülmüş olmanızdan dolayı, kendinizi bu haram şeyden korumakta da çaresiz kalmanız anlamına gelmektedir. Böyle bir durumda eğer siz faiz yemek ve yedirmek istiyorsanız, yiyiniz ve yediriniz; çünkü her günahı işlemek elinizdedir. Ne var ki, siz bir Müs­lüman olarak faizi helâl diye yemeye veya yedirmeye ve kendi vicdanınızı rahatlatmak için Allah'ın ve Resûlünün haram ve pis kıldığı bir şeyi helâl ve temiz ilan etmeye hiçbir zaman cesaret edemezsiniz. Bir kişi, İslâm yasalarını red ederek başka bir yasaya bağlanma hakkına sahiptir. Ve son çare olarak, İslâm hukukunun üstünlüğünü kabul edip günahkâr bir kul olarak kalmayı tercih etme ya da müsait olmayan şartlarda mecburen böyle davranma hakkına da sahiptir. Ancak hiçbir kimse, İslâm hukukunu, İslâmî olmayan bir yasa ile değiştirip bu değiştirilen yasanın aslında İslâm yasası olduğunu iddia etme hakkına sahip değildir.

Bu girişten sonra biz yukarıda bahsedilen konuları daha ayrıntılı olarak ele alacağız.