Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Önsöz - İslami Bilgiler - Islamnizami - 1. Sayfa

 

ÖNSÖZ

 

Bu kâinatı lûtfuyla yoktan var eden Allah (C.C.) a kâinatın zerreleri adedince hamd-ü senalar olsun. Kâinatı aşkı-na yarattığı Resul-ü Edibine hadsiz salât ve selâm­lar olsun. ki, beşeriyete hak ile batılı, dalâletle hidayetin ne olduğunu O tebliğ etmiştir.

İnsanlık her devirde, yetiştirdiği dâhilerle övünmek-te­dir. Bu dahiler ister sanatta, İster teknikte, ister ilimde, isterse edebiyat v.s. de olsun ortaya koydukları eserleri, icatları ve keşifleriyle istikbale ışık tuttukları için tarihler isimlerini asırların sinesine ihtiramla

 Bu arada şöhretler ayyuka çıkan nice filozoflar, kendi­lerinden sonra geleceklerin, fikir sistemlerini zir-ü zeber edeceğini düşünmeden yeni bir doktrin getirdikle­rini iddia etmişler, nice kanun vazıı ve reformistler aklıse­lim karşısında perişan olacaklarını akıllarına getirmeden yeni bir din ve mezhep kurduklarını söylemişler, nice aksiyoncular hakkın karşısında zebun düşeceklerinin çaresini araştırmadan ihtiras-ları uğruna tarihe kanlı sayfalar katmaktan başka bir şey yapamamışlardır. Dik­kat edilirse hepsinin de hedefi muvakkat olan bu dünya hayatına kendi za­viyelerinden bir nisam vermeye çalış­maktır. Fakat acaba İslamiyetsiz hedeflerine ulaşabil­mişler mi? İslâm’ın koyduğu mükemmel bir hayat nizamı karşısında buna vereceğimiz tek cevap: Hayır! En mahir ressam ve heykeltıraşların kendilerine konu olarak seç­tikleri şeyler, ekseriye kabaran şehvetin veya kuduran ihtirasların yahut da taşlaşan batıl bir dinî hissiyatın in­sanlığı baştan çıkaran ka­ba tasavvurlarının maddedeki tezahürü... Taşları bile rak­sa getiren müzisyen, şair ve ediplerin ekserisinin eser olarak takdim ettikleri şeyler kendi açılarından, ressam ve heykeltıraşlara eş bir ego­izm içinde, doğru veya yanlış, kendi fâni zevklerini dile getirmekten başka bir işe yaramamış, en usta mimarlar, cihangir devlet adamları ve atlarının nallarından çıkan kıvılcımlardan dünyanın tit­rediği nice kumandanlar adla­rını bakileştirmişler belki am­­­ma özlenen bir hayat niza­mını asla bunların şahidi ta­rihtir.

Demek oluyor ki hayatın ne olduğunu bilemeyen in-sanoğlu, onun nizamını da bilemiyor. Bugün bile bir rejim buhranı ve çekişmesi Kapitalizm ve Komünizm olarak if­rat ve tefrit şekilde meydanda güreşmekte... Fakat iti­dal­den mahrum olan bu dev gruplar bilmiyorlar ki bu dünyayı yakmak da dondurmak da meseleyi halledemez.

İşte bu problemi halledebilmenin ve bu hayat niza­mı­nın esaslarını tespit etmenin tek çaresi, hayatın psi­ko­lo­jik, fizyolojik ve biyolojik olan benlik harcım (din) bir briket gibi nasıl şahsiyet kalıbına döküyorsa, o şahsiyet­lerle mey­­dana getirilecek olan cemiyet binasının da Öy­lece plânlarını bize teslim eden İlâhî bir mimarın hayat nizamı­na kulak asmak ve onu can-ü gönülden benimse­yip tatbik etmektir.

İşte o zaman beşeriyetin Mesut çehresi en usta res­samların en güzel tablolarından daha güzel olarak tarih sayfalarına geçecektir. Ve hududutsuz nimetlerle mü'mi­ninin hayatı serapa bir şiir kesilecektir. İlâhî iradeye mün­kad bulunan kumandam ve devlet adamı ise insan­lığın ba­şına bir belâ değil, her adımda şefkat dolu bir mesuliye­tin etrafında bir adalet timsali olacaktır...

İşte bu ezelî hakikatin veciz bir ifadesi olan bu eser İslâm Aleminin medar-ı iftiharı ve kıymetli âlimi Pakistanlı Ebul-A'la el-Mevdûdî'nin altı prensip halinde anlatmaya çalıştığı konuşmalardan müteşekkildir.

Muhterem Üstad, bu İslâm nizamını İslâm nokta-i na­za­rından herkesin anlayacağı bir üslûpla ahlâkî niza­mın ne olduğunu, siyasî nizam denince İslâmiyetin neyi ifade etmek istediğini, içtimaî nizamın beşeriyet arasında nasıl tahakkuk ettirilmesi lâzım geldiğini, bugün dünya si­ya­se­ti­nin üzerinde döndüğü iktisadî nizamın nasıl ku­rula­bi­leceğini ve kul ile Allah arasındaki münasebetlerin nelerle ve nasıl temin edilerek ruhanî ve ilâhi bir nizamın kurulduğunu gayet samimî bir şekilde dile getirmiş.

Daha ilk bakışta isminden de anlaşılacağı üzere ifsat edilen İslâmî yaşayışın ne olduğunu, bu eserle dindaşla­rımızın nazarlarına arz etmenin hayatî bir boşluğu doldu­racağına ina-narak neşr etmeye karar verdik.

Teşebbüs bizden tevfik ve hidayet Allah'tandır.

 

Hilâl 1/3/1978