MEVDÛDÎ HAKKINDA KISA BİLGİ - Islamnizami - 2. Sayfa
MEVDÛDÎ HAKKINDA KISA BİLGİ
Pakistanlı büyük âlim, düşünür, mücahit Ebul-A'Iâ EI-Mevdûdî 25 Eylül 1903 senesinde ORANGABAD'da doğmuştur. İlk eğitimini hususî olarak yapmıştır. Diğer eğitimini yapmak için Liseye devam etmiştir. Bu eğitimini bitirmezden evvel babasını kaybetmiştir. Bu yüzden eğitimine biraz ara vermek mecburiyetinde kalmıştır. Daha sonra kendi gayreti, çalışması ve kabiliyeti sayesinde eğitimine devam edip tamamlamıştır. Vefat etmiş olan büyük âlim o zamanki eğitimini medrese öğretimine göre yapmıştır. Bu eğitim müddetince islâmiyetin en derin meselelerine varıncaya kadar öğrenmiş ve bir hayli hocalık yapmıştır.
İslâmiyeti öğrenmesine karşın katiyen Garp ilmini ihmal etmiyerek onu da öğrenmiştir.
Pakistan'ın kurtuluşunda İkbâl ve Cinnah'la beraber çalışmış ve nihayet muvaffak olmuşlardır. Bu üç dâhinin kurtardıkları bu vatan parçasından ikisi ayrılmış ve gerçek mânadaki kurtuluşuna Mevdudi 22 Eylül 1979 vefatına kadar devam etmiştir.
Başta Arapçayı, Farsçayı, urduca ve İngilizceyi bilmesi sayesinde birçok eserler okumuştur.
Arapçayı öyle iyi biliyordu ki Arapça konuştuğu zaman bir araptan daha mahirane edebi bir lisanla konuşabilecek kuvvettedir. Mevdûdî aynı zamanda büyük bir hitabet ve cezbedici bir konuşma yeteneğine sahiptir.
Mevdûdî aynı zamanda büyük bir yazardır de, çeşitli gazete ve dergilerde yazı yazmakla yazrlığa başlamıştır. 1932 yılında «Tercüman-ül Kur'ân» isimli aylık dergiyi çıkarmıştır.
O zaman Pakistanlıların ayrılma mücadelesine karşı Hintliler Pakistan Müslümanlarının yaşamalarının ancak Hinduların fikir ve milliyeti altında mümkün olacağı fikrini ortaya atıp müdafaa ediyorlardı. İşte Aksiyoncu Mevdûdî buna karşı gelerek oradaki müslümanları uyaracak yazılar yazdı. Bu yazılarında şu noktaları belirtiyordu:
Bir Müslümanın batıl inançların gölgesi altında yaşayamıyacağını ve bunun Müslümanlar için fena neticeler doğuracağını anlatarak bu fikrinde israr etti.
İlk eserini genç yaşta verdi. İslâm'ın can noktası olan cihad'la başladı. Zaten islâm'ın yayılması için şart olan esas budur. Bu eseri «İslâm'da Cihad» kitle halindeki dağınık olan kamuoyunu bir noktada topladı ve islâmı neşretmek için cihadın kudsiyyetini bütün açıklığıyla izah etti. Neticede bu fikrî inkilâbın çıkışı esnasında o zaman bu seviyede ve islâmiyetin yeni bir görüşle sunduğu hiçbir eser yok gibiydi.
Bu fikrî hareket her türlü toplum katmanında olumlu karşılanarak büyük kabul gördü. Umumî olarak gerek entellektüel tabakada olsun gerekse diğerlerinde olsun şu fikir hâkim olmuştu: İslâm inkilâbı, islâm fikri, islâm devleti, islâm nizamı ve islâmda cihad fikri. Bütün bunları şu şekilde izah etmişti: İslâm sadece babadan kalma bir örf ve âdet dini değildi; O bir ideoloji, O bir fikir, O bir nizam, O bir esastı O, insanlığı medeniyetin zirvesine çıkarırken yarınını da garanti etmişti:
O, ahlâk, fazilet, insanlık kurtarıcısı idi.
İşte Mevdûdi bunlarla doluydu ve ancak bunları konuşabilirdi.
Gerek gittiği yerlerde gerekse her yazdığı kitap ve dergilerde daima büyük bir edebî kudretle yazar ve konuşur karşısındakini mutlaka ikna eder bir etkiye sahiptir.
Buna
karşın karşısındakinin makûl fikirlerini kim söylerse söylesin kabul ederdi.
Kendi fikirlerini bu şekilde yaymaya muvaffak oldu. Daima müdafaa ettiği fikir
bütün cepheleriyle islâmiyetti. İslâm'ın ikti
Bu çalışması, yazması ve her tarafta sevilmesi, fikirlerinin yayılmasına çok yardım ederek büyük kitle tarafından daima olumlu karşılayıp desteklenmeye başladı. Bu desteklenme her türlü İnsanlardan oluyordu. Bilhassa tahsilli kimseler arasında bir mürşid diye tanınıyordu.
1941 senesinde çeşitli vilâyetlerden gelen ilim adamlarının isteğine uyarak bir parti kurdular. Bunun ismi «Cemaat-i İslâmî» idi. Bu partinin genel başkanlığına oybirliğiyle Mevlâna Eb'ûl-A'lâ El-Mevdûdî getirildi. Bu durum neticede bir beyanname ile kamuoyuna açıklandı. Bu beyannamede partinin gayesi şu şekilde izah ediliyordu.
«İnsanlığın bütün cephesi olan fazilet, eğitim, ikti
İşte parti yukarıdan beri değindiğimiz İslâm'a bağlı olaraktan hareket edecek ve öylece kalacaktı. Bu parti bunun üzerine kurulmuştu.
Bu
esaslar ışığında bu partinin üyeleri çeşitli dillerde broşürler yayınlıyarak islâmî
Bu izah ediliş, bu çırpınma, bu çalışma İslâm içindi ve dolayısıyla insanlık içindi.
Mevlâna Mevdûdî: Pakistan müslümanlarının bu durumu karşısında yine aktif olarak vazgeçmiyerek fikrî harekete geçti. Bu durum böyle devam etmemeliydi. Artık bu hükümetin islâmî sistemle idare edilmesi lâzım geldiğini izah ederek bu fikri müdafaa etti.
Mevdûdî: Bilhassa şu fikir üzerinde kamuoyunu aydınlatabiliyordu:
Müslümanların kendisini temsil eden hükümeti ve devlet adamlarını daima denetlemeleri fikrinin mecburiyetinden ve öneminden bahsediyordu.
Pakistan Meclisine aşağıda sıralıyacağımız dört hususu kabul etmeleri için teklif yaparak bunun desteklenmesi hususunda seyahate çıktı. Ve bu mühim hususu kamuoyuna izah ederek olumlu sonuçlar alarak geri döndü.
Nasıl olumlu netice almazdı ki halkın içinden gelen fakat bir türlü söylenemeyen, ifade edilemeyen duygularını huzurlarında en açık bir şekilde izah ediyordu.
Aşağıda sıralıyacağımız dört madde şunlardır:
1) Pakistan devletinin hükümranlığı Allah-û Teâla'nın inayetine sığındığından
Pakistan hükümeti emir buyurulan işlerin yarılması için
2) Pakistan'da İslâm şeriatı aykırı olması imkânsız temel kaidedir.
3) Mevcûd veya ilerde izah edilecek tüm kanunlar İslâm şeriatını mahiyeti veya ruhu itibarıyla zedelediği takdirde hüküm ve kanunlar iptal edilmiş kabul edilecektir.
4) Pakistan hükümetinin kuvveti şartlar ve tatbikatlar ne olursa olsun islâm şeriatının hududlarına tecavüz edemez.
Bunun üzerine Meclis Mevlâna Mevdûdî'nin fikrini kabul etti. Cemaatı İslâmiye gittikçe kuvvetleniyor büyük bir zafer kazanıyordu. Bu kevvetlenme muhalifleri, iktidar hastalarını şahsî menfaatlerini düşünenleri şaşırtıyordu, bundan fazlaca endişelenmeye başladılar. Netice her yerde olduğu gibi orada da iftira kampanyası başladı. Mütemadiyen bu cemaatin aleyhine çalışmaya koyuldular.
Bunun üzerine Mevdûdî'yi ve bir kaç yakın arkadaşını tutukladılar. Sene 1949. Halk bu tutuklamalar üzerine şiddetli karşı koymaya başladı. Bu büyük ve gittikçe büyüyen halk ayaklanması zorbalara korku verdi.
Acele olarak Meclis toplandı, halkın isteğini kabul ederek Mevlâna Mevdûdî'yi serbest bıraktı.
1950 yılında Mevdûdi'nin Meclise sunduğu dört maddelik kanunu reddettiler. Bunun yerine Meclis bir islâm dışı kanun hazırlıyarak Meclise sundu.
Bunun üzerine Mevdûdî halkı bu yeni hazırlanan tasarı halindeki kanunlar için uyardı. Buna karşılık hükümet halkın şiddetli baskısı karşısında bu kanundan vazgeçti. Bundan dolayı hükümet müşkül durumda kaldı. Ne yapıp yapıp bunları aldatacaktı.
Neticede şöyle bir kanun çıkartarak halkı bu islâmî partiden uzaklaştırmak istedi. Daha islâmî olan, bir kanun hazırlayarak durumu sonra kendi lehine çevirmek istediğini anlamayan halk bir müddet için teskin oldu.
Bunun üzerine 1951 yıllında iki taraftan ilim adamları toplanarak birlikte Anayasanın 22 maddelik ön prensiplerini hazırladılar. Mevdûdî'nin bu kanunun hazırlanmasında rolü büyüktür. 1951 senesinde Cemaatı İslâmî'ye yapılan seçime iştirak etti ve tahminedilenden fazla milletvekilliği aldı.
Bu cemaatin seçim görüşü islâmî idi ve şöyleydi:
■) Birinin seçilmesine kararı, en çok halk verebilir.
■) O kimsenin de cemiyet ve şahsî hayatında tam bir müslüman olması şarttır.
■) Aynı zamanda İslâm zihniyeti ile modern dâvalara intibak etmesini bilmelidir.
■) Seçime iştirak eden cebinden bir kuruş dahi harcamıyacaktır. Buna karşılık halk seçim masrafını verecektir.
■) Bu partinin üyelerinin yine mebus seçiminde olduğu gibi hususî ve cemiyet hayatları islâmiyete uygun olması şart koşulacaktır.
Daha sonra Mevdûdî ve 53 arkadaşı ilkönce idam hükmüyle mahkûm edilip halkın isyanı sonucunda hüküm 14 seneye indirilmiş yine halkın baskısı karşısında hükümet bunları tahliye etmek mecburiyetinde kaldı.
Zaten hükümet ne yapabilirdi halk istemedikten sonra...
Netice 1962 den sonra kapatılan bu partinin kurucusuna bir suikast yapılmış ve zalim kurşun partinin bir ferdinin kendisini partinin kurucusu Mevdûdî'ye siper etmesiyle kurtulmuştur. Bir seneyi aşkın bir zamandan fazla hapiste kalan partinin ileri gelenleri tahliye edilmişlerdir.
Mevdûdî'ye hiçbir şey olmadan yine faaliyetine devam etmiştir. Hak rızası için kendisini feda eden mü'mine Hak rahmet eylesin.
Bu partinin kapatılması ve bu suikast Pakistan'da yaklaşan seçimlerin ne kadar büyük rol oynadığı meydandadır.
Bu cemaatin ayrıca binlerce genci okutacak durumu vardır ve halen okumaktadırlar.
Pakistan hükümeti Cemaat-i İslâmi Partisini halen kapatmış durumdadır.
Mevlâna Mevdûdî'nin birçok eserleri vardır. Bunlardan bazıları ve daha doğrusu çoğu Türkçeye çevrilmiş bulunmaktadır. Bundan böyle bu dahînin bir çok eserleri tercüme edilecektir.
Tarih boyunca bütün dahîler böyle eziyet çekip hakkı müdafaa etti. Zaten vazifeleri bu değil miydi. 22 Eylül 1979 vefat etmiş olan Mevdûdî için Cenab-ı Hak'tan bol rahmet niyaz ederken mukaddes dâvasının gerçekleşmesi için duacı olmalıyız.
İslami Okul Okulların En Önemlisi