Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

ŞEYTANA KARŞI RABBANİ YAKLAŞIMLAR - Kuranogretisi - 14. Sayfa

ŞEYTANA KARŞI RABBANİ YAKLAŞIMLAR.. 2

1. İlahi Vahyi Dikkate Alarak, Şeytanı Doğru Tanımak. 2

2. İlahi Vahyi Dikkate Alarak, Şeytanın Ne Yapmak İstediğini Bilmek. 2

3. Şeytanın Kimlere, Nasıl Ve Ne Kadar Müdahale Edebileceğini Bilmek. 3

4. Şeytan Ve Dostlarını Düşman Bilmek. 3

5. Şeytan Aleyhilaneden Sadece Allah'a Sığınmak. 4

6. Yanımızda Bulunmasından Ve Kışkırtmasından Sakınmak. 4

7. Yaldızlı Ve Cazip Sözlerle Verdiği Vesveseden Sakınmak. 4

8. Verdiği Batıl Korkulardan Sakınmak. 4

9. Doğru Yoldan Ve Doğru Eylemden Alıkoymasından Sakınmak. 4

10. Unutturmasından Sakınmak. 5

11. Gereksiz Yardıma Çağırmasından Sakınmak. 5

12. İsrafa Sürüklemesinden Sakınmak. 5

13. Fuhşiyata Davetinden Sakınmak. 6

14. Hak Söze, Batıl Yorum Getirmesinden Sakınmak. 6

15. Mü'minlerin Arasını Bozmasından Sakınmak. 6

16. Duaya Müdahalesinden Sakınmak. 6


ŞEYTANA KARŞI RABBANİ YAKLAŞIMLAR

 

1. İlahi Vahyi Dikkate Alarak, Şeytanı Doğru Tanımak

 

2-34. Meleklere "Adem'e secde edin" de­miştik, İblis müstesna hepsi secde ettiler. O ise kaçındı, kibirlendi ve kafirlerden oldu.

7-11. Andolsun, Biz sizi yarattık, sonra size suret (biçim-şekil) verdik, sonra me­leklere: "Adem'e secde edin" dedik. Onlar da İblis'in dışında secde ettiler; o secde edenlerden olmadı.

12. (Allah) Dedi: "Sana emrettiğimde, seni secde etmekten engelleyen neydi?" (İblis) Dedi ki: "Ben ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın."

13. (Allah:) "Öyleyse oradan in, orada büyüklenmen senin (hakkın) olmaz. Hemen çık. Gerçekten sen, küçük düşenlerdensin."

15-28. Hani Rabbin meleklere demişti: "Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan bir beşer yaratacağım." 

29. "Ona bir biçim verdiğimde ve ona ru­humdan üfürdüğümde hemen ona secde ederek kapanın."

30. Böylece meleklerin tümü, topluca secde etti;

31. Ancak İblis, secde edenlerle birlikte olmaktan kaçınıp-dayattı.

32. Dedi ki: "Ey İblis, sana ne oluyor da,  secde edenlerle birlikte ol­madın?" 

33.  Dedi ki:  "Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan ya­rattığın beşere secde etmek için var değilim."

34. Dedi ki: "Öyleyse oradan çık, çünkü sen kovulmuş-bulunmaktasın."

35. "Ve şüphesiz, din gününe kadar lanet senin üzerinedir."

36. Dedi ki: "Rabbim, öyleyse onların dirileceği güne kadar bana süre tanı."

37. Dedi ki: "Öyleyse sen (kendisine) süre tanınanlardansın."

38. "Bilinen günün vaktine kadar."

18-50. Hani meleklere: "Adem'e secde edin" demiştik; İblis'in dışında (diğerleri) secde etmişlerdi. O cinlerdendi, böylelikle Rabbinin emrinden dışarı çıkmıştı. Bu du­rumda Ben'i bırakıp onu ve onun soyunu veliler mi edineceksiniz? Oysa onlar sizin düşmanlarınızdır. (Bu,) Zalimler için ne kadar kötü bir (tercih) değiştirmedir.

20-116. Hani biz meleklere: "Adem'e sec­de edin" demiştik, İblis'in dışında (diğer­leri) secde etmişlerdi, o ise ayak diremişti.

117. Bunun üzerine dedik ki: "Ey Adem, bu gerçekten sana da, eşine de düşman­dır; sakın sizi cennetten sürüp çıkarmasın sonra mutsuz olursun."[1]

 

2. İlahi Vahyi Dikkate Alarak, Şeytanın Ne Yapmak İstediğini Bilmek

 

4-118. Allah, onu lanetlemiştir. O da (şöyle) dedi: "Andolsun, kullarından “miktarı tespit edilmiş bir grubu” (kendime uşak) edineceğim".

119. "Onları -ne olur­sa olsun- şaşırtıp-saptıracağım, en ol­madık kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesme­lerini emredeceğim ve Allah'ın yarattıklarını değiştirmelerini de emredeceğim."Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır.

120. (Şeytan) Onlara vaidler ediyor, onları en olmadık kuruntulara düşürüyor. Oysa şeytan, onlara bir alda                                                nıştan başka bir şey va'detmez.

7-14. O da: "(İnsanların)dirilecekleri güne kadar beni gözle(yip ertele.)" dedi.

15. (Allah) "Sen gözlenip-ertelenenlerdensin" dedi.

16. Dedi ki: "Madem öyle, beni azgınlığa uğratmana karşılık, ben de onlar(ı saptırmak) için mutlaka Sen'in dosdoğru yolunda oturacağım.              

17. "Sonra da muhakkak onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve solların­dan sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın."

7-26. Ey Adem oğulları, Biz sizin çirkin yerlerinizi örtecek bir elbise ve size “süs kazandıracak bir giyim” indirdik (var ettik). Takva ile kuşanıp-donanmak ise, daha hayırlıdır. Bu, Allah'ın ayetlerindendir. Umulur ki öğüt alıp-düşünürler.

27. Ey Adem oğulları, şeytan, anne ve babanızın çirkin yerlerini kendilerine göstermek için,  (takva)  elbiselerini   açarak, onları cennetten çıkardığı gibi sakın sizi de bir belaya uğratmasın. Çünkü o ve taraftarları, (kendilerini göremeyeceğiniz yerden) sizleri görmektedir. Biz gerçekten şeytan­ları, inanmayacakların dostları kıldık.

15-39. Dedi ki: "Rabbim, beni kışkırttığın şeye karşılık, andolsun ki ben de yeryü­zünde onlara (dünya tutkularını ve isyanı) süsleyip-çekici göstereceğim ve onların tümünü mutlaka kışkırtıp-saptıracağım."

17-61. Hani meleklere:  "Adem'e secde edin" demiştik. İblis'in dışında (hepsi) sec­de etmişlerdi. Demişti ki: "Bir çamur ola­rak yarattığın kimseye ben secde eder miyim?"

62. Demişti ki: "Şu bana karşı yücelttiğine bir bak; andolsun, eğer bana kıyamet gününe kadar süre tanırsan, onun soyunu -pek azı dışında- kuşkusuz kendime bağlı kılacağım."

63. Demişti ki: "Git, onlardan kim sana uyarsa, şüphesiz sizin cezanız cehennemdir; eksiksiz bir ceza."

64. "Onlardan güç yetirdiklerini se­sinle sarsıntıya uğrat, atlıların ve yaya­larınla onların üstüne yaygarayı kopar, mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol ve onlara vaidlerde bulun." Şeytan, onlara aldatmadan başka bir şey va'detmez.

35-6. Gerçek şu ki, şeytan sizin düşmanınızdır, öyle ise siz de onu düşman edinin. O, kendi grubunu, ancak çılgınca yanan ateşin halkından olmaya çağırır.[2]

 

3. Şeytanın Kimlere, Nasıl Ve Ne Kadar Müdahale Edebileceğini Bilmek

 

14-22. İş hükme bağlanıp-bitince; şeytan der ki: "Doğrusu Allah, size gerçek olanı va'detti, ben de size vaadde bulundum, fa­kat size yalan söyledim. Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi ça­ğırdım, siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben sizi kurtaracak değilim, siz de beni kurtaracak değilsiniz. Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım. Gerçek şu ki, zalimlere acıklı bir azap vardır."

15-39. Dedi ki: "Rabbim, beni kışkırttığın şeye karşılık, andolsun ki ben de-yeryü­zünde onlara (dünya tutkularını ve isyanı) süsleyip-çekici göstereceğim ve onların tümünü mutlaka kışkırtıp-saptıracağım."

40. "Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna."

41. (Allah) Dedi ki: "İşte bu, bana göre dosdoğru olan yoldur."

42. "Şüphesiz, kışkırtılıp-saptırılmışlardan sana uyanlar dışında, senin Benim kullarım üzerinde zorlayıcı bir gücün yoktur."

16-99. Gerçek şu ki,  iman edenler ve Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun hiçbir zorlayıcı gücü yoktur.  100. Onun, zorlayıcı-gücü ancak onu veli edinenler ile onunla O'na (Allah'a) ortak koşanlar üzerindedir.

17-63. Demişti ki:  "Git,  onlardan kim sana uyarsa, şüphesiz sizin cezanız ce­hennemdir; eksiksiz bir ceza."

64. "On­lardan güç yetirdiklerini sesinle sarsıntıya uğrat, atlıların ve yayalarınla onların üstüne yaygarayı kopar, mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol ve onlara vaidlerde bulun." Şeytan, onlara aldatmadan başka bir şey va'detmez.

65. "Benim kul­larım; senin onlar üzerinde hiçbir zorlayıcı gücün (hakimiyetin) yoktur." Vekil olarak Rabbin yeter.

22-4. Ona yazılmıştır: "Kim onu veli edi­nirse, şüphesiz o (şeytan) onu şaşırtıp-saptırır ve onu çılgın ateşin   azabına yöneltir."

26-221. Şeytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi?

212. Onlar, “gerçeği ters yüz eden”, günaha düşkün olan her yalancıya inerler.

223. Bunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler.

34-20. Andolsun, İblis, kendileri hakkında zannını doğrulamış oldu. Böylelikle, iman etmekte olan bir grup dışında onlar, ona uymuş oldular.

21. Oysa onun, kendilerine karşı hiçbir zorlayıcı-gücü yoktu; ancak Biz ahirete iman edeni, ondan kuşku duyandan ayırt etmek için (ona bu imkanı verdik). Senin Rabbin, her şeyin üzerinde gözetici-koruyucu olandır.[3]

 

4. Şeytan Ve Dostlarını Düşman Bilmek

 

2-168. Ey insanlar, yeryüzünde olan şeyleri helal ve temiz olarak yiyin ve şeytanın adımlarını izlemeyin.  Gerçekte o, sizin için apaçık bir düşmandır.

2-208. Ey iman edenler, hepiniz topluca “barış ve güvenliğe (İslam'a )” girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.

4-76. İman edenler, Allah yolunda savaşırlar, küfredenler de tağutun yolunda savaşırlar; öyleyse şeytanın   dostlarıyla savaşın. Hiç şüphesiz, şeytanın hileli-düzeni pek zayıftır.

6-142. Hayvanlardan yük taşıyan ve (yünlerinden, tüylerinden) döşek yapılan­ları da (yaratan O'dur). Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden yiyin ve şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o, sizin için apaçık düşmandır.

7-22. Böylece onları aldatarak düşürdü.  Ağacı tattıkları anda ise ayıp yerleri kendilerine açılıverdi ve üzerlerini  cennet yapraklarından yamayıp-örtmeye başladılar. Rableri kendilerine seslendi: "Ben sizi bu ağaçtan men etmemiş miydim? Ve şeytanın da sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miy­dim?"

18-50. Hani meleklere: "Adem'e secde edin" demiştik; İblis'in dışında (diğerleri) secde etmişlerdi. O cinlerdendi, böylelikle Rabbinin emrinden dışarı çıkmıştı. Bu du­rumda Ben'i bırakıp onu ve onun soyunu veliler mi edineceksiniz? Oysa onlar sizin düşmanlarınızda. (Bu,) Zalimler için ne kadar kötü bir (tercih) değiştirmedir.

35-6. Gerçek şu ki şeytan sizin düşmanınızdır, öyle ise siz de onu düşman edinin. O, kendi grubunu, ancak çılgınca yanan ateşin halkından olmaya çağırır.[4]

 

5. Şeytan Aleyhilaneden Sadece Allah'a Sığınmak  

 

3-36.  Fakat onu doğurduğunda,  Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilirken dedi ki: "Rabbim, doğrusu onu bir kız doğurdum. Erkek ise, kız gibi değildir. Ona Meryem adını koydum. Ben onu ve soyunu, o taşa tutulmuş şeytandan Sana sığındırırım."

7-200.  Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse, he­men Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bi­lendir.

16-98. Öyleyse Kur’an okuduğun zaman kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.

23-97. Ve de ki: "Rabbim, şeytanın kış­kırtmalarından sana sığınırım."  

41-36. Şayet sana şeytandan yana bir kışkırtma gelecek olursa, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir.[5]                    

 

6. Yanımızda Bulunmasından Ve Kışkırtmasından Sakınmak

 

7-199. Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a ve örfe) uygun olanı emret ve cahillerden yüz çevir.

200. Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir.

15-39. Dedi ki: "Rabbim, beni kışkırttığın şeye karşılık, andolsun ki ben de yeryüzünde onlara (dünya tutkularını ve isyanı) süsleyip-çekici göstereceğim ve onların tümünü mutlaka kışkırtıp-saptıracağım."    

40. "Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna."

23-97. Ve de ki: "Rabbim, şeytanın kış­kırtmalarından sana sığınırım."

98. "Ve onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım Rabbim."

41-36. Şayet sana şeytandan yana bir kışkırtma gelecek olursa, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir.[6]

 

7. Yaldızlı Ve Cazip Sözlerle Verdiği Vesveseden Sakınmak

 

7-200. Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse, he men Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir.

201. (Allah'tan) sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde, (Allah'ın emir ve yasaklarını) iyice düşünürler, sonra hemen bakarsın ki (gerçeği) görüp bilmişlerdir.

114-1. De ki; İnsanların Rabbine sığınırım, 

2. İnsanların malikine,

3. İnsanların (gerçek) ilahına;

4. “Sinsice kalplere vesvese ve kuşku düşürüp duran” vesvesecinin şerrinden.

5. Ki o, insanların göğüslerine vesvese verir (içlerine kuşku, kuruntu fısıldar);

6. Gerek cinlerden, gerekse in­sanlardan (olan her hannas'tan Allah'a sığınırım).[7]

 

8. Verdiği Batıl Korkulardan Sakınmak

 

2-268. Şeytan, sizi fakirlikle korkutuyor ve size çirkin-hayasızlığı emrediyor. Allah ise, size kendisinden bağışlama ve bol ih­san (fazl) va'dediyor. Allah rahmetiyle geniş olandır, bilendir.

3-173. Onlar (öyle kimselerdir ki), insanlar kendilerine : "Size karşı insanlar toplam­dılar, artık onlardan korkun" dediklerinde imanları artanlar ve "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" diyenlerdir.

174. Bun­dan dolayı, kendilerine hiçbir kötülük-do­kunmadan bir bolluk (fazl) ve Allah'tan bir nimetle geri döndüler. Onlar, Allah'ın rızasına uydular. Allah, büyük fazl (ve ih­san) sahibidir.

175. İşte bu şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Siz onlardan korkmayın, eğer müminlerseniz, Ben'den korkun.

4-83. Kendilerine güven veya korku haberi geldiğinde, onu yaygınlaştırıverirler. Oysa bunu peygambere ve kendilerinden olan emir sahihlerine götürmüş olsalardı, onlardan “sonuç-çıkarabilenler”, onu (işin içyüzünü) bilirlerdi. Allah'ın üzerinizdeki lütuf ve rahmeti olmasaydı, pek azınız hariç şeytana uyup giderdiniz.[8]

 

9. Doğru Yoldan Ve Doğru Eylemden Alıkoymasından Sakınmak

 

3-155. İki topluluğun karşı karşıya geldikleri gün, sizden geri dönenleri, kazandıkları bazı şeyler dolayısıyla şeytan onların ayağını kaydırmak istemişti. Ama andolsun ki, Allah onları affetti. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, yumuşak olandır.

4-37. Onlar, cimrilikte bulunurlar, insanla­ra da cimriliği emrederler ve Allah'ın faz­lından kendilerine verdiğini gizli tutarlar. Biz o kafirlere aşağılatıcı bir azap hazırlamışızdır.

38. Ve onlar, mallarını in­sanlara gösteriş olsun diye infak ederler, Allah'a ve ahiret gününe de inanmazlar. Şeytan, kime arkadaş olursa, artık ne kötü bir arkadaştır o.

5-91. Gerçekten şeytan, içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi, Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz, değil mi?

6-71. De ki: "Bize yaran ve zararı ol­mayan Allah'tan başka şeylere mi ta­palım? Allah bizi hidayete erdirdikten sonra, şeytanların ayartıp-iğdiş ederek yerde şaşkınca bıraktıkları, arkadaşlarının da: "Doğru yola, bize gel" diye kendisini çağırdığı kimse gibi topuklarımız üzerinde gerisin geri mi döndürülelim?" De ki: "Hiç şüphesiz Allah'ın yolu, asıl yoldur. Ve biz alemlerin Rabbine teslim olmakla emrolunduk.

7-175. Onlara, kendisine ayetlerimizi verdiğimiz kişinin haberini anlat. O, bundan sıyrılıp-uzaklaşmış, şeytan da onu peşine takmıştı. O da sonunda azgınlardan oluvermişti.

9-81. Allah'ın Resulüne muhalif olarak (savaştan) geri kalanlar oturup-kalmalarına sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihat etmeyi çirkin görerek: Bu sıcakta (savaşa) çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir." Bir kavrayıp-anlasalardı.

27-24. "Onu ve kavmini, Allah'ı bırakıp da güneşe secde ederlerken buldum. Şeytan onlara amellerini süslemiştir, böylece onları (doğru) yoldan alıkoymuştur; bundan dolayı onlar hidayet bulmuyorlar."

43-36. Kim Rahman (olan Allah)ın zikrini görmezlikten gelirse, biz, bir şeytana onun “üzerini kabukla bağlattırırız” artık bu (şeytan), onun yakın bir dostudur.

37. Gerçekten bunlar (bu şeytanlar), onları (doğru) yoldan alıkoyarlar; onlar ise, ken­dilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanırlar.

43-61. Hiç şüphesiz o, kıyamet-saati için bir ilimdir. Öyleyse onda sakın kuşkuya kapılmayın ve bana uyun. Dosdoğru olan yol budur.

62. Şeytan, sakın sizi (Allah'ın yolundan) alıkoymasın. Gerçekten o, sizin için açıkça bir düşmandır.

47-25. Hiç şüphesiz, kendilerine hidayet açıkça belli olduktan sonra, gerisin geri (küfre) irtidat eden (dönen) leri, şeytan kışkırtmış ve onları uzun emellerle aldatmıştır.[9]

 

10. Unutturmasından Sakınmak

 

6-68. Ayetlerimiz konusunda “alaylı tartış­malara dalanlar” -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırladıktan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

12-42. İkisinden kurtulacağını sandığı kişiye dedi ki:  "Efendinin katında beni hatırla." Fakat şeytan, efendisine hatırlatmayı ona unutturdu ve böylece daha nice yıllar (Yusuf) zindanda kaldı.

18-63. (Genç-yardımcısı)Dedi ki: Gördün mü, kayaya sığındığımız vakit, ben artık balığı unutmuşum. Onu    hatırlamamı şeytandan başkası bana unutturmadı; o da şaşılacak tarzda denizde kendi yolunu tuttu."

58-19. Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle de onlara Allah'ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir.[10]

 

11. Gereksiz Yardıma Çağırmasından Sakınmak

 

28-15. (Musa,) Halkının haberi olmadığı bir zamanda şehre girdi, orada kavga et­mekte olan iki adam buldu; bu kendi ta­rafından, şu da düşmanlarından. Derken tarafından olan, düşmanlarından olana karşı ondan yardım istedi. Bunun üzerine ona bir yumruk attı ve işini bitiriverdi. (Sonra da:) "Bu şeytanın işindendir; o, gerçekten açıkça saptırıcı bir düşmandır" dedi.

16. Dedi ki: "Rabbim, gerçek şu ki, ben kendi nefsime zulmettim, artık beni bağışla." Böylece (Allah) onu bağışladı. Hiç şüphe yok O, bağışlayandır,  esir­geyendir.

17. Dedi ki: "Rabbim, bana ver­diğin nimetler adına, artık suçlu-günahkarlara destekçi olmayacağım."[11]

 

12. İsrafa Sürüklemesinden Sakınmak

 

6-141. Asmalı ve asmasız bahçeleri, hur­maları ve tatları farklı ekinleri, -birbirine benzer ve benzeşmez- zeytinleri ve narları yaratan O'dur. Ürün verdiğinde ürünün­den yiyin ve hasat günü de hakkını verin; israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.

7-31. Ey Adem oğulları, her mescide gidi­şinizde ziynetli (elbiselerinizi) giyin. Yiyin, için ve israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.

17-26. Akrabaya, yoksula ve yolda kal­mışa hakkını ver. İsraf ederek saçıp-savurma.

27. Çünkü saçıp-savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlardır; şeytan ise Rabbine karşı nankördür.

25-67. Onlar, harcadıkları zaman ne israf ederler, ne de kısarlar; (harcamaları,) ikisi arasında orta bir yol olur.[12]

 

13. Fuhşiyata Davetinden Sakınmak

 

2-168. Ey insanlar, yeryüzünde olan şeyleri helal ve temiz olarak yiyin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Gerçekte o, sizin için apaçık bir düşmandır.

169. O, size yalnızca kötülüğü, çirkin-hayasızlığı Allah’a karşı bilmediğiniz şeyi söylemenizi emreder.

2-268. Şeytan, sizi fakirlikle korkutuyor ve size çirkin-hayasızlığı emrediyor. Allah ise, size kendisinden bağışlama ve bol ih­san  (fazl) va'dediyor.  Allah rahmetiyle geniş olandır, bilendir.

24-19. İman edenler içinde, çirkince utanmazlıkların   (fuhşun)   yaygınlaşmasından hoşlananlara, dünyada da,  ahirette de acıklı bir azap vardır. Allah bilir, siz ise bilmiyorsunuz.

24-21. Ey iman edenler, şeytanın adımlarına uymayın,  kim şeytanın adımlarına uyarsa, (bilsin ki) gerçekten o, çirkince utanmazlıkları ve kötülüğü emreder. Eğer Allah'ın üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı, sizden hiçbiri ebedi olarak temize çıkamazdı. Ancak Allah, dilediğini temize çıkarır. Allah işitendir, bilendir.[13]           

 

14. Hak Söze, Batıl Yorum Getirmesinden Sakınmak

 

7-19. Ve ey Adem, sen ve eşin cennete yerleş. İkiniz de dilediğiniz yerden yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa za­limlerden olursunuz.  

20. Şeytan, ken­dilerinden “örtülüp gizlenen çirkin yerle­rini” açığa çıkarmak için onlara vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması, yalnızca, sizin iki melek ol­mamanız veya ebedi yaşayanlardan kılınmamanız içindir."

21. Ve: "Gerçekten ben size öğüt verenlerdenim" diye yemin etti.

22. Böylece onları aldatarak düşürdü. Ağacı tattıkları anda ise, ayıp yerleri kendilerine açılıverdi ve üzerlerini cennet yapraklarından yamayıp-örtmeye başladılar, Rableri kendilerine seslendi: "Ben sizi bu ağaçtan men etmemiş miydim? Ve şeytanın da sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miy­dim?"

16-98. Öyleyse Kur'an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.[14]

 

15. Mü'minlerin Arasını Bozmasından Sakınmak

 

5-90. Ey iman edenler, içki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytanın işlerin­den olan pisliklerdir. Öyleyse bun(lar)dan kaçının; umulur ki kurtuluşa erersiniz.

91. Gerçekten şeytan, içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi, Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz, değil mi?

12-4. Hani Yusuf babasına: "Babacığım, gerçekten ben (rüyamda) on bir yıldızla, güneşi ve ayı gördüm; onları bana secde ederlerken gördüm" demişti,

5. (Babası) Demişti ki: "Oğlum, rüyanı kardeşlerine anlatma, yoksa onlar sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insan için apaçık bir düşmandır."

12-100. Babasını ve annesini tahta çıkarıp oturttu; onun için secdeye kapandılar. Dedi ki: "Ey Babam, bu, daha

önceki rüyamın yorumudur. Doğrusu Rabbim onu gerçek kıldı. Bana iyilik etti, çünkü beni zindandan çıkardı. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını açtıktan son­ra, (Allah) çölden sizi getirdi. Şüphesiz benim Rabbim, dilediğini pek ince düzenleyip tedbir edendir. Gerçekten bilen, hüküm ve hikmet sahibi olan O'dur."

17-53. Kullanma, (birbirlerine) sözün en güzel olanını söylemelerini, söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphe­siz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.[15]

 

16. Duaya Müdahalesinden Sakınmak

 

17-11. İnsan hayra dua ettiği gibi, şerre de dua etmektedir. İnsan, pek acelecidir.      

22-52. Biz senden önce hiçbir Resul ve Nebi göndermiş olmayalım ki, o bir dilekte bulunduğu zaman, şeytan, onun dileğine(bir vesvese bir acelecilik) katıp-bırakmış olmasın. Ama Allah, şeytanın katıp-bırakmalarını giderir, sonra ayetlerini sağlamlaştırıp-pekiştirir. Allah, gerçekten bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

53. Şeytanın (bu tür) katıp bırakmaları, kalplerinde hastalık olanlara ve kalpleri duyarlılıktan yoksun bulunanlara (Allah'ın) bir deneme kılması içindir. Hiç şüphesiz zulme sapanlar, ol­dukça uzak bir ayrılık içindedirler.[16]



[1] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 329-330

[2] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 331-332

[3] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 332-334

[4] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 334-335

[5] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 335

[6] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 336

[7] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 336-337

[8] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 337

[9] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 338-339

[10] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 339-340

[11] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 340

[12] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 341

[13] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 341-342

[14] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 342

[15] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 343

[16] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 344