Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

NEFSE KARŞI RABBANİ YAKLAŞIMLAR - Kuranogretisi - 17. Sayfa

NEFSE KARŞI RABBANİ YAKLAŞIMLAR.. 2

1. Nefsi Yüceltmemek Ve Büyüklenmemek. 2

2. Nefsi (İç Ve Dış Kötülüklerden) Arındırmak. 2

3. Bencil Ya Da Egoist Olmaktan Sakınmak. 2

4. Gereken Durumlarda, Nefse Muhalefet Etmek. 3

5. Nefsi Değil, Öncelikle Allah'ı Hoşnut Etmeye Çalışmak. 3

6. Korku Anında Kendine Çekilmek (Konsantrasyon) Ve Allah İle Beraber Olmak  3

7. İlahi Takdire İman Ve Teslimiyet Göstermek. 4

8. Yanılgı Ve Sapmalarda, Yanıltanı Değil, Nefsi Suçlu Görmek. 4

9. Nefsi, Temize Çıkarmamak. 5

10. Nefsi Hatalar Akabinde, Allah'tan Bağışlanma Dilemek. 5

11. Her Hayrı Ve Başarıyı Allah'tan Bilmek. 5


NEFSE KARŞI RABBANİ YAKLAŞIMLAR

 

1. Nefsi Yüceltmemek Ve Büyüklenmemek

 

7-188. De ki: "Allah'ın dilemesi dışında kendim için yarardan ve zarardan (hiçbir şeye) malik değilim.  Eğer gaybı bilebilseydim muhakkak hayırdan yaptıklarımı arttırmak isterdim ve bana bir kötülükde dokunmazdı. Ben, iman edecek bir top­luluk için,  bir uyarıp korkutucu ve bir “müjde vericiden başkası değilim.”

7-206. Hiç şüphesiz Rabbinin katında olanlar, O'na ibadet etmekten tniyüklenmezler; O'nu tesbih ederler ve yalnız O'na secde ederler.

17-37. Yeryüzünde böbürlenerek yürüme;  çünkü sen ne yen yarabilirsin,  ne de dağlara boyca ulaşabilirsin.  

38. Bütün bunlar, kötülüğü olan, Rabbinin katında da hoş olmayanlardır.

17-93. "Yahut altından bir evin olmalı veya gökyüzüne yükselmelisin. Üzerimize bizim okuyabileceğimiz bir Kitab indirinceye kadar senin yükselişine de inanmayız." De ki: "Rabbimi yüceltirim; ben, elçi olan bir beşerden başkası mıyım?"                 

27-15. Andolsun, Biz Davud'a ve Süleymana bir ilim verdik: "Bizi inanmış kullarından birçoğuna göre üstün kılan Al­lah'a hamdolsun" dediler.

31-18. "İnsanlara yanağını çevirip (büyüklenme) ve böbürlenmiş olarak yeryüzünde yürüme. Çünkü Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez."

75-2. Ve yine hayır, kendini kınayıp-duran nefse de and ederim.[1]

 

2. Nefsi (İç Ve Dış Kötülüklerden) Arındırmak

 

2-151. Öyleki kendi içinizden size ay­etlerimizi okuyacak, sizi arındıracak size Kitab ve hikmeti öğretecek ve bilmedikle­rinizi bildirecek bir peygamber gönderdik.

4-49. Kendi nefislerini (övgüyle) arındı­ranları görmedin mi? Hayır; Allah, diledi­ğini arındırır. Onlar, “bir hurma çekir­değindeki ince iplik kadar” bile haksızlığa uğratılmazlar.

79-40. Kim de Rabbinin makamından korkar ve nefsini de heva (istek ve tutkular)dan sakındırırsa,

41. Artık şüphesiz cennet, (onun için) bir barınma yeridir.

87-14. Doğrusu, temizlenip-arınan felah (kurtuluş) bulmuştur;

15. Ve Rabbinin is­mini zikredip namaz kılan.

91-7.  Nefse ve ona “bir düzen içinde biçim verene.”

8. Sonra ona fücrunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun).

9. Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah (kurtuluş) bulmuştur.[2]

 

3. Bencil Ya Da Egoist Olmaktan Sakınmak

 

4-128. Eğer bir kadın, kocasının zulüm ile eziyet etmesinden veya ondan yüz çevirip uzaklaşmasından korkarsa, barış ile aralarını bulup düzeltmekte ikisi için de sakınca yoktur. Barış daha hayırlıdır. Nefisler ise, “kıskançlığa ve bencil tutkulara” hazır (elverişli) kılınmıştır. Eğer iyilik ya­par ve sakınırsanız, şüphesiz Allah, yap­makta olduklarınızdan haberi olandır.

9-24. De ki: "Eğer babalarınız, çocukla­rınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kar getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah'tan, O'nun Resulünden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez.

9-120. Medine halkına ve çevresindeki be­devilere, peygamberden geri kalmaları, kendi nefislerini onun nefsine tercih et­meleri yakışmaz. Bu, gerçekten onların Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk, “dayanılmaz bir açlık” (çekmeleri), kafirleri “kin ve öfkeyle ayaklandıracak” bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları karşılığında, mutlaka onlara bununla salih bir amel yazılmış ol­ması nedeniyledir. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların ecrini kaybetmez.

33-6. Peygamber, mü'minler için kendi nefislerinden daha evladır ve onun zev­celeri de onların anneleridir. Rahim sahipleri (akrabalar), Allah'ın Kitab'ına göre (mirasçılık bakımından) birbirlerine mü­minlerden ve muhacir (hicret eden)lerden daha yakındırlar. Ancak dostlarınıza ma'ruf üzere yapacaklarınız başka; bunlar Kitab'da yazılmış bulunmaktadır.

59-9. Kendilerinden önce o yurdu (Me­dine'yi) hazırlayıp imanı yerleştirenler ise, kendilerine hicret edenleri severler ve on­lara verilen şeylerden dolayı da içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendilerin­de bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeş­lerini) öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin “cimri ve bencil tutkulanndan” korunmuşsa, işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır.

64-16. Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Allah'tan korkup-sakının, dinleyin ve itaat edin. Kendi nefsinize hayır (en büyük ya­rar) olmak üzere İnfakta bulunun. Kim nefsinin bencil-tutkularından korunuyorsa; işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır.[3]

 

4. Gereken Durumlarda, Nefse Muhalefet Etmek

 

2-216. Savaş, hoşunuza gitmediği halde üzerinize yazıldı (farz kılındı). Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir serdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

2-221. Müşrik kadınları, iman edinceye kadar nikahlamayın; iman eden bir ca­riye, -hoşunuza gitse de- müşrik bir kadından daha hayırlıdır. Müşrik erkekleri de, iman edinceye kadar nikahlamayın; iman eden bir köle, -hoşunuza gitse de-müşrik bir erkekden daha hayırlıdır. On­lar, ateşe çağırırlar, Allah ise kendi izniyle cennete ve mağfirete çağırır. O, insanlara ayetlerini açıklar. Umulur ki öğüt alıp-düşünürler.

4-19. Ey iman edenler, kadınlara zorla mirasçı olmaya kalkışmanız size helal değildir. Apaçık olan “çirkin bir hayasızlık” yapmadıkları sürece, onlara verdikle­rinizin bir kısmını gidermeniz (kendinize almanız) için onlara baskı yapmanız da (helal değildir.) Onlarla güzellikle geçinin. Şayet onlardan hoşlanmadınızsa, belki bir şey hoşunuza gitmez, ama Allah onda çok hayır kılar.

4-66. Eğer gerçekten biz, onlara: "Ken­dinizi öldürün ya da yurtlarınızdan çıkın" diye yazmış olsaydık, onlardan az bir bölümü dışında, bunu yapmazlardı. On­lar, kendilerine verilen öğüdü yerine ge­tirselerdi, bu şüphesiz onlar için hayırlı ve sağlamlık bakımından daha güçlü olurdu.

5-100. De ki: "Murdar ile temiz -murdarın çokluğu hoşunuza gitse de- bir olmaz." Ey temiz akıl sahibleri, Allah'tan korkup-sakının. Umulur ki kurtuluşa erersiniz.

13-15. Göklerde ve yerde her ne varsa -istiyerek de olsa, istemeyerek de olsa- Al­lah'a secde ederler. Sabah akşam onların gölgeleri de (O'na secde eder).

41-11. Sonra, kendisi duman halinde olan göğe yöneldi; böylece ona ve yere "İste­yerek veya istemeyerek gelin" dedi. İkisi de "İsteyerek geldik" dediler.

59-9. Kendilerinden önce o yurdu (Me­dine'yi) hazırlayıp imanı yerleştirenler ise, kendilerine hicret edenleri severler ve on­lara verilen şeylerden dolayı da içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendile­rinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kar­deşlerini) Öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin “cimri ve bencil tutku­larından” korunmuşsa, işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır.[4]

 

5. Nefsi Değil, Öncelikle Allah'ı Hoşnut Etmeye Çalışmak

 

2-207. İnsanlardan öylesi de vardır ki, Al­lah'ın rızasını ara(yıp kazan)mak amacıyla nefsini satın alır. Allah, kullarına karşı şefkatli olandır.

9-100. Öne geçen muhacirler ve ensar ile, onlara güzellikle uyanlar; Allah on­lardan hoşnut olmuştur, onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır ve (Allah) onlara, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte büyük “kurtuluş ve mutluluk” budur.

89-27. Ey mutmain (tatmin bulmuş) nefis,

28. Rabbine, hoşnut edici ve hoşnut edilmiş olarak dön,

29. Artık kullarımın arası­na gir.

30. Cennetime gir.[5]

 

6. Korku Anında Kendine Çekilmek (Konsantrasyon) Ve Allah İle Beraber Olmak

 

20-45. Dediler ki: "Rabbimiz, biz gerçekten, onun bize karşı “taşkın bir tutum takınmasından” ya da “azgın-davranmasından” korkmaktayız."

46. Dedi ki: "(Ondan) Korkmayın, çünkü Ben sizinle birlikteyim; işitmekteyim ve görmekteyim."

27-9. "Ey Musa, gerçekten Ben, güçlü veustun, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ım." 

10. "Asanı bırak;" (Bıraktı ve) onun çevik bir yılan gibi debelenmekte olduğunu görünce, geriye doğru kaçıp ve arkasına bakmadı. "Ey Musa, korkma; şüphesiz Benim yanımda peygamberler korkmaz."

28-32. "Elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz çıksın. Ve korkudan “açılan kanatlarını, kollarını” kendine (doğru topla, kendi cenahına) çek. İşte bunlar, senin Rabbinden Firavun'a ve önde gelen adamlarına iki kesin delil (mucize)dir. Gerçekten onlar, fasik olan bir toplu­luktur."

50-16. Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.[6]

 

7. İlahi Takdire İman Ve Teslimiyet Göstermek

 

3-145. Allah'ın izni olmaksızın hiçbir nefis için ölmek yoktur. O, süresi belirtilmiş bir yazıdır. Kim dünyanın yararını isterse ona ondan veririz, kim de ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri pek yakında ödüllendireceğiz

3-185. Her nefis ölümü tadıcıdır. Kıyamet günü elbette ecirleriniz eksiksizce ödeneçektir. Kim ateşten uzaklaştırılır ve cennete sokulursa, artık o gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı ise, aldatıcı metadan başka bir şey değildir.

4-78. Her nerede olursanız, ölüm sizi bulur; yüksekçe yerlerde tahkim edilmiş şatolarda olsanız bile. Onlara bir iyilik dokunsa: "Bu Allah'tandır" derler; onlara bir kötülük dokunsa: "Bu sendendir" derler. De ki “Tümü Allah'tandır.” Fakat bu top­luluğa ne oluyor ki, hiçbir sözü anlamağa çalışmıyorlar?                                           

21-35. Her nefis ölümü tadıcıdır. Biz sizi şerle de, hayırla da deneyerek imtihan etmekteyiz ve siz Bize döndürüleceksiniz.

22-35. Onlar ki Allah anıldığı zaman kalp­leri ürperir; onlar, kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler, namazı dosdoğ­ru kılanlar ve nzik olarak verdiklerimizden infak edenlerdir.

29-57. Her nefis ölümü tadıcıdır; sonra Bize döndürüleceksiniz.

37-102. Böylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona): "Oğlum" dedi. "Gerçekten ben seni rüyamda boğazhyorken görüyorum. Bir bak, sen ne düşünüyorsun." (Oğlu İsmail) Dedi ki: "Babacığım, emrolunduğun şeyi vap. İnşaallah, beni sabredenlerden bulacaksın."

103. Sonunda ikisi de (Allah'ın emrine ve takdirine) teslim olup (babası İsmail'i kurban etmek için) onu alnı üzerine yatırdı;

57-22. Yeryüzünde olan ve sizin nefislerinizde meydana gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir Kitapta (yazılmış) olmasın. Şüphesiz bu Allah'a göre pek kolaydır.

74-38. Her nefis, kazanmakta olduklarına karşılık olmak üzere bir rehinedir.[7]

 

8. Yanılgı Ve Sapmalarda, Yanıltanı Değil, Nefsi Suçlu Görmek

 

7-20. Şeytan, kendilerinden “örtülüp gizlenen çirkin yerlerini açığa çıkarmak için onlara vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması, yalnız­ca, sizin iki melek olmamanız veya ebedi yaşayanlardan kılınmamanız içindir.”

21. Ve: "Gerçekten ben size öğüt verenlerdenim" diye yemin etti.

22. Böylece onları aldatarak düşürdü.  Ağacı tattıkları anda ise, ayıp yerleri kendilerine açılıverdı ve üzerlerini cennet yapraklarından yamayıp-örtmeye başladılar. Rableri ken­dilerine seslendi: "Ben sizi bu ağaçtan men etmemiş miydim? Ve şeytanın da si­zin gerçekten apaçık bir düşmanınız oldu­ğunu söylememiş miydim?"

23. Dediler ki: "Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan ve esirgemezsen, gerçekten hüsrana uğrayanlardan olacağız."

14-22. İş hükme bağlanıp-bitince; şeytan der ki: "Doğrusu Allah, size gerçek olanı va'detti, ben de size vaadde bulundum, fa­kat size yalan söyledim. Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben sizi kurtaracak değilim, siz de beni kurtaracak değilsiniz. Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanı­mamıştım. Gerçek şu ki, zalimlere acıklı bir azab vardır."

28-15. (Musa,) Halkının haberi olmadığı bir zamanda şehre girdi, orada kavga et­mekte olan iki adam buldu; bu kendi ta­rafından, şu da düşmanlarından. Derken tarafından olan, düşmanlarından olana karşı ondan yardım istedi. Bunun üzerine ona bir yumruk attı ve işini bitiriverdi. (Sonra da:) "Bu şeytanın işindendir; o, gerçekten açıkça saptırıcı bir düşmandır" dedi.

16. Dedi ki: "Rabbim, gerçek şu ki, ben kendi nefsime zulmettim, artık beni bağışla." Böylece (Allah) onu bağışladı. Hiç şüphe yok O, bağışlayandır, esirge­yendir.

34-31. Küfretmekte olanlar dedi ki: "Biz kesin olarak, ne bu Kur'an'a inanınz, ne de ondan önceki (indirile)ne." Sen o zul­metmekte olanları, Rableri huzurunda tu­tuklanmış olarak bir görsen; sözü (suçlamalan) birbirlerine karşı evirip-çevirir (birbirlerine yöneltir)ler. Za'fa uğratılan (mustaz'af)lar, büyüklük taslayanlara der­ler ki: "Eğer sizler olmasaydınız, gerçek­ten bizler mü'min (kimse)ler olurduk."

32. Büyüklük taslayanlar, za'fa uğratılan (mustaz'af)lara dediler ki: "Size hidayet gelmiş bulunduktan sonra, sizi biz mi ondan alıkoyduk? Hayır, siz (zaten) suçlu-günahkarlardınız."

37-27. Kimi kimine yönelmiş olarak birbirlerine soruyorlar:

28. "Gerçekten sizler bize sağdan gelerek (suret-i haktan görü­nerek) yanaşıyordunuz." derler.    

29. (Diğerleri de:) "Hayır" derler. "Zaten sizler mü'min olanlar değildiniz."

30. "Bizim sizin üzerinizde zorlayıcı hiçbir gücümüz yoktu; hayır, siz (kendiniz) azgın bir ka­vimdiniz."

48-11. Bedevilerden geride bırakılanlar, sana diyecekler ki; "Bizi mallarımız ve ai­lelerimiz meşgul etti. Bundan dolayı bizim için mağfiret dile." Onlar, kalplerinde ol­mayan şeyi dilleriyle söylüyorlar. De ki: "Şimdi Allah, size bir zarar isteyecek ya da bir yarar dileyecek olsa, kimin Allah'a " karşı herhangi bir şeyle (bunu engellemeye) gücü yetebilir? Hayır, Allah, yapmakta olduklarınızı haber alandır."[8]

 

9. Nefsi, Temize Çıkarmamak

 

12-53.  (Yine de) Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü gerçekten nefis, Rabbimin kendisini esirgediği dışında- var gücüyle kötülüğü emredendir. Şüphesiz benim Rabbim, bağışlayandır, esir­geyendir."

24-21. Ey iman edenler, şeytanın adımlanna uymayın, kim şeytanın adımlarına uyarsa, (bilsin ki) gerçekten o, çirkince utanmazlıkları ve kötülüğü emreder. Eğer Allah'ın üzerinizde fazlı ve rahmeti olma­saydı, sizden hiçbiri ebedi olarak temize çıkamazdı. Ancak Allah, dilediğini temize çıkarır. Allah işitendir, bilendir.

53-32. Ki onlar, ufak tefek günahlar dışında, günahın büyük, olanlarından ve çirkince-utanmazlıklardan kaçınırlar. Şüp­hesiz senin Rabbin, mağfireti geniş olan­dır. O, sizi topraktan inşa ettiği (yarattığı) ve siz daha annelerinizin karınlarında ce­nin halinde bulunduğunuz zaman, sizi en iyi bilendir. Öyleyse kendinizi temize çıka­rıp durmayın. O, sakınıp-korunanı daha iyi bilendir.

91-7. Nefse ve ona “bir düzen içinde biçim verene”,

8. Sonra ona fücrunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun).

9. Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah (kurtuluş) bulmuştur.

10. Ve onu (isyanla ve haksız savunuyla) örtüp-saran da el­bette yıkıma uğramıştır.[9]

 

10. Nefsi Hatalar Akabinde, Allah'tan Bağışlanma Dilemek

 

3-135. Ve “çirkin bir hayasızlık” işledikleri ya da nefislerine zulmettikleri zaman, Al­lah'ı hatırlayıp hemen günahlarından do­layı bağışlanma isteyenlerdir. Allah'tan başka günahları bağışlayan kimdir? Bir de onlar yaptıkları üzerinde bildikleri halde ısrarla durmayanlardır.

4-110. Kim kötülük işler veya nefsine zulmedip sonra Allah'tan bağışlanma di­lerse, Allah'ı bağışlayıcı ve merhamet ed­ici olarak bulur.

7-23. Dediler ki: "Rabbimiz, biz nefisleri­mize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan ve esirgemezsen, gerçekten    hüsrana uğrayanlardan olacağız."

28-16. Dedi ki: "Rabbim, gerçek şu ki, ben kendi nefsime zulmettim, artık beni bağışla." Böylece (Allah) onu bağışladı. Hiç şüphe yok O, bağışlayandır, esirge­yendir.[10]

 

11. Her Hayrı Ve Başarıyı Allah'tan Bilmek

 

4-79. Sana iyilikten her ne gelirse Al­lah'tandır, kötülükten de sana ne gelirse o da kendindendir. Biz seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik; şahid ola­rak Allah yeter.

14-39. "Hamd, Allah'a aittir ki; O, bana ihtiyarlığa rağmen İsmail'i ve İshak'ı armağan etti. Şüphesiz benim Rabbim, gerçekten duayı işitendir."

16-53. Nimet olarak size ulaşan ne varsa Allah'tandır, sonra size bir zarar dokunduğunda(yine) ancak O'na yalvarmaktasınız.

31-32. Onları kara gölgeler gibi dalgalar sarıverdiği zaman, dini yalnızca O'na “ha­lis kılan gönülden bağlılar” olarak Allah'a yalvarıp yakanrlar (dua ederler). Böylece onları karaya çıkarıp-kurtarınca, artık on­lardan bir kısmı orta yolu tutuyor. Bizim ayetlerimizi gaddar, nankör olandan baş­kası inkar etmez.

34-50. De ki: "Eğer ben sapacak olsam, artık kendi nefsim aleyhine sapmış olu­rum; eğer hidayeti bulacak olsam, bu da Rabbimin bana vahyetmekte olduğu (Kur'an) sayesindedir. Hiç şüphe yok ki O işitendir, yakın olandır."                                   

110-1. Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman,

2. Ve insanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde,

3. Hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tövbeleri1 çok kabul edendir.[11]

 



[1] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 372-373

[2] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 373

[3] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 374-375

[4] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 375-376

[5] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 377

[6] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 377-378

[7] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 378-379

[8] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 379-381

[9] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 381-382

[10] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 382-383

[11] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 383-384