Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

AİLE VE AKRABAYA KARŞI GENEL RABBANİ YAKLAŞIMLAR - Kuranogretisi - 18. Sayfa

AİLE VE AKRABAYA KARŞI GENEL RABBANİ YAKLAŞIMLAR.. 2

1. Anne-Babaya İyilik Ve Güzellikle Davranmak. 2

2. Anne-Babaya Vermek Ve Onlar İçin Dua Etmek, Bağışlanma Dilemek. 2

3. Meşru Ve Mubah İşlerde, Anne-Babaya İtaat Etmek. 2

4. Akrabaya Ve Yakınlara Güzel Davranmak, Onlara Vermek, İkramda Bulunmak  3

5. Yakın Akrabayı Ve Çevreyi Üstün Görüp, Onlara Sığınmamak. 3

6. Yakınların Küfri Telkinlerine Aldanmamak. 3

7. Yakınları Uyarıp-İkaz Etmek, Onları Ateşten Sakındırmak. 4

8. Evlenmek Ve Eşlere Sevgi, Merhamet Ve Hoşgörüyle Yaklaşmak. 4

9. Allah'tan Salih Çocuk İstemek Ve Yoksulluk Endişesiyle Onları Öldürmemek  4

10. Çocuklar Arasında Kız-Erkek Ayırımı Yapmamak Ve Onlara Öğüt Vermek  5

11. Evlerde Haremlik Ve Selamlığa Riayet Etmek. 5

12. Hanımlara Nasihat Etmek. 6

13. Çocuklar İçin Allah'a Dua Etmek. 6

14. Eş Ve Çocukların, İnsanı Doğru Yoldan Ve Amellerden Alıkoymasından Sakınmak  7

15. Yakınlarımızın Aleyhinde Bile Olsa, Adaletten Ayrılmamak. 7

16. Yakınımız Dahi Olsa, Allah'a İsyan Edenlere Sevgi Beslememek. 7

17. Ateş Ehli Olduğu Bilinenlere Mağfiret Dilememek. 8

18. Vasiyette Bulunmak. 8


AİLE VE AKRABAYA KARŞI GENEL RABBANİ YAKLAŞIMLAR

 

1. Anne-Babaya İyilik Ve Güzellikle Davranmak

 

4-36. Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anne-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki ar­kadaşa, yolda kalmışa ve sağ ellerinizin malik   olduklarına  güzellikle davranın. Çünkü Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez.

6-151. De ki: "Gelin size Rabbinizin neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir Şeyi ortak koşmayın, anne-babaya iyilik" edin, yoksulluk endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizin de, onların da rızıklarını Biz   vermekteyiz. Çirkince kötülüklerin açığına da, gizli olanına da yaklaşmayın. Hakka dayalı olma dışında, Allah'ın (öldürülmesini) haram kıldığı kimseyi öldür­meyin. İşte (Allah) bunlarla size tavsiye (emr) etti; umulur ki akıl erdirirsiniz."

17-23. Senin Rabbin, O'ndan başkasına kulluk etmemenizi ve anne-babaya iyilikle davranmayı emretti. Şayet onlardan biri veya İkisi yanında yaşlılığa ulaşırsa, on­lara: "Öf bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle.

29-8. Biz insana, anne-babasına “iyi ve güzel davranmasını” tavsiye ettik. Eğer on­lar, hakkında bilgin olmayan bir şeyi Bana ortak koşman için (seni) zorlarlarsa, (bu hususta) onlara itaat etme. Dönüşü­nüz Bana'dır. Artık yapmakta olduklarını­zı size Ben haber vereceğim.

31-14. Biz insana anne ve babasını (onlam iyilikle davranmasını) tavsiye ettik. Annesi onu, zorluk üstüne zorlukla (kar­nında) taşımıştır. Onun (sütten) ayrılması da, iki yıl içindedir. (Bunun için) "Hem Bana, hem de anne ve babana şükret, dönüş yalnız Bana'dır."

46-15. Biz insana, “anne ve babasına” iyi­likle davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu güçlükle taşıdı ve onu güçlükle doğurdu. Onun (hamilelikte) taşınması ve sütten kesilmesi otuz aydır. Nihayet güçlü (erginlik) çağına erip kırk yıl (yaşın)a ulaşınca, dedi ki: "Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve Senin razı olacağın salih bir amelde bu­lunmamı bana ilham et. Benim için so­yuma da salahı (salih amel ve iyiliği) ver. Gerçekten ben tevbe edip Sana yöneldim ve gerçekten ben müslümanlardanım."[1]

 

2. Anne-Babaya Vermek Ve Onlar İçin Dua Etmek, Bağışlanma Dilemek

 

2-215. Sana neyi infak edeceklerini sorar­lar. De ki: "Hayır olarak infak edeceğiniz şew, anne-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yoloğluna (yolda kalmışa) dır. Hayır, olarak her ne yaparsanız, Allah onu kuşkusuz bilir.

14-41. "Rabbimiz, hesabın yapılacağı gün, beni, anne-babamı ve mü'minleri bağışla."

17-23. Senin Rabbin, O'ndan başkasına kulluk etmemenizi ve anne-babaya İyilikle davranmayı emretti. Şayet onlardan biri veya ikisi yanında yaşlılığa ulaşırsa, on­lara: "Öf" bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle.

24. Onları esir­geyerek (üzerlerine) tevazu kanadını ger ve (Rabbine) de ki: "Rabbim, onlar beni küçükken nasıl (esirgeyerek yetiştirip) ter­biye ettilerse, Sen de onları esirge."

71-28. "Rabbim, beni, annemi-babamı, mümin olarak evime gireni, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalim olanlara da yıkımdan başkasını art­tırma."[2]

 

3. Meşru Ve Mubah İşlerde, Anne-Babaya İtaat Etmek

 

19-12. (Çocuğun doğup büyümesinden sonra ona dedi ki) "Ey Yahya, Kitab'ı kuv­vetle tut." Daha çocuk iken ona hikmet verdik.

13. Katımızdan ona bir sevgi duy­arlılığı ve temizlik (de verdik). O, çok tak­va sahibi biriydi.

14. Ana ve babasına itaatkardı ve isyan eden bir zorba değildi.

15. Ona selam olsun; doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağı gün de.

19-30. (İsa) Dedi ki: "Şüphesiz ben Al­lah'ın kuluyum. (Allah) Bana Kitab'ı verdi ve beni peygamber kıldı."

31. "Nerede olursam (olayım,) beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe, bana namazı ve ze­katı vasiyet (emr) etti."

32. "Anneme itaati de. Ve beni mutsuz bir zorba kılmadı."

29-8. Biz insana, anne-babasına “iyi ve güzel davranmasını” tavsiye ettik. Eğer onlar,  hakkında bilgin olmayan  bir  şeyi Bana ortak koşman için (seni) zorlarlarsa, (bu hususta) onlara itaat etme. Dönüşü­nüz Bana'dır. Artık yapmakta olduklarınızı size Ben haber vereceğim.

31-15. Bununla birlikte, onların ikisi (an­nen ve baban) hakkında bilgin olmayan bir şeyi Bana şirk koşman için (seni) zor­larlarsa, (bu hususta) onlara itaat etme. Dünya (işlerine yardım)âa onlara iyilikle (ma'ruf üzere) davran. Bana “gönülden katıksız olarak yönelenin” yoluna tabi ol. Sonra dönüşünüz yalnızca Bana'dır, böylece Ben de size yapmakta oldukları­nızı haber vereceğim.[3]

 

4. Akrabaya Ve Yakınlara Güzel Davranmak, Onlara Vermek, İkramda Bulunmak

 

2-215. Sana neyi infak edeceklerini sorar­lar. De ki: "Hayır olarak infak edeceğiniz şey, anne-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yoloğluna (yolda kalmışa) dır. Hayır olarak her ne yaparsanız, Allah onu kuşkusuz bilir.

4-1. Ey insanlar, sizi tek bir nefisten yara­tan, ondan da eşini yaratan ve her ikisin­den birçok erkek ve kadın türetip-yayan Rabbinizden korkup-sakının. Ve (yine) kendisiyle, birbirinizle dilekleştiğiniz Al­lah'tan ve akrabalık (bağlarını koparmak)tan sakının. Şüphesiz Allah, sizin üzerinizde gözeticidir.

4-36. Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anne-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki ar­kadaşa, yolda kalmışa ve sağ ellerinizin malik olduklarına güzellikle davranın. Çünkü Allah, büyüklük taslayıp böbür­leneni sevmez.

16-90. Şüphe yok Allah, adaleti, ihsanı, yakınlara vermeyi emreder; çirkin utan­mazlıklardan (fahşadan), kötülüklerden ve zorbalıklardan sakındırır. Size öğüt ver­mektedir, umulur ki öğüt alıp-düşünürsünüz.

17-26. Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. İsraf ederek saçıp-savurma.

24-22. Sizin içinizden faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah yo­lunda hicret edenlere (bazı kusurlarından dolayı) vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoşgörsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

30-37. Onlar görmüyorlar mı ki, Allah, di­lediğine rızkı yayıp-genişletir ve kssar da. Hiç şüphe yok bunda, iman etmekte olan bir kavim için gerçekten ayetler vardır.

38. Öyleyse yakınlara, yoksula ve yolcuya hakkını ver. Allah'ın yüzünü (rızasını) iste­mekte olanlar için bu daha hayırlıdır ve felaha erenler de onlardır.[4]

 

5. Yakın Akrabayı Ve Çevreyi Üstün Görüp, Onlara Sığınmamak

 

11-91. "Ey Şuayb" dediler. "Senin söyle­diklerinin çoğunu biz “kavrayıp anlamıyo­ruz”. Doğrusu biz seni içimizde zayıf da görüyoruz. Eğer yakın-çevren olmasaydı, gerçekten biz seni taşa tutar-öldürürdük. Sen bize karşı güçlü ve üstün değilsin."

92. Dedi ki: "Ey kavmim, sizce benim yakın-çevrem, Allah'tan daha mı üstündür ki, O'nu arkanızda-unutuluvermiş (önem­siz) bir şey edindiniz. Şüphesiz benim Rabbim, yapmakta olduklarınızı sarıp-kuşatandır."

93. "Ey kavmim, bütün ya­pabileceğinizi yapın; kuşku yok, ben de yapacağım. Kime aşağılatıcı azab gelecek ve yalancı kimdir, yakında bileceksiniz. Siz gözetleyip durun, ben de sizlerle birlikte gözetleyeceğim."

23-101. Böylece Sur'a üfürüldüğü zaman artık o gün aralarında soylar (soybağları) yoktur ve onlar (birbirlerinin halini de) soruşturmazlar.

60-3. Ne yakın akrabalarınız, ne çocuklannız kıyamet günü size bir yarar sağlayamaz. (Allah) Sizin aranızı ayıracaktır. Allah, yapmakta olduklarınızı görendir.[5]          

 

6. Yakınların Küfri Telkinlerine Aldanmamak

 

19-46. (Babası) demişti ki: "İbrahim, sen benim ilahlarımdan yüz mü çevirmektesin? Eğer (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursan, andolsun, seni taşa tutarım; uzun bir süre de benden uzaklaş, (biryerlere) git."

47. (İbrahim:) "Selam üzerinde olsun, senin için Rabbinden bağışlanma dileyeceğim, çünkü O, bana pek lutufkardır" dedi.

48. "Sizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan kopup-ayrılıyorum ve Rabbime dua ediyorum. Umulur ki, Rabbime dua etmekle mutsuz olmayacağım."

49. Böylelikle, onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından kopup-ayrılınca ona İshak'ı ve (oğlu) Yakub'u armağan ettik ve herbirini peygamber kıldık.

37-51. Onlardan bir sözcü der ki: "Benim bir yakınım vardı."

52. "Derdi ki: Sen de gerçekten  (dirilişi) doğrulayanlardan mısın?"

53. "Bizler öldüğümüz, toprak kemikler olduğumuzda mı, gerçekten biz mi (yeniden diriltilip sonra da) sorguya

çekilecekmişiz?"

54. (Konuşan yanındakilere) Der ki: "Sizler (onun şimdi ne durum­da olduğunu) biliyor musunuz?"

55. Der­ken bakıverdi, onu “çılgınca yanan ateşin” tam ortasında gördü.

56. Dedi ki: "Andolsun Allah'a, neredeyse beni de (şu bu umduğun yere) düşürecektin.   

57. Eğer Rabbimin nimeti olmasaydı, muhakkak ben de (azab yerine getirilip) hazır bu­lundurulanlardan olacaktım."

58. "Nasıl, biz ölecek olanlar değil miymişiz?"

59. "Yalnızca birinci ölümümüzden başka (hiçbir şey yoktu öyle mi)? Ve biz (diriltilip) azaba uğratılacak olanlar da değil miy­mişiz (öyle mi)?"

39-15. "Siz de O'nun dışında dilediklerinize ibadetedin." De ki: "Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini, hem de yakınlarını hüsrana uğratanlardır. Haberiniz olsun; bu apaçıkolan hüsranın ta kendisidir."

42-45. Onları, ateşe sunulurlarken zilletten başlan bükülmüş, etrafa göz ucuyla gizlice (sezdirmeden) bakarlarken görürsün. İman edenler de: Gerçekten husrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendi, nefislerini, hem de yakın akraba (veya yandaş)larını da hüsrana uğratmışlardır" dediler. Kesinlikle bilin ki o zalimler, sürekli bir azab içindedirler.[6]

 

7. Yakınları Uyarıp-İkaz Etmek, Onları Ateşten Sakındırmak

 

41. Kitab’ta İbrahim'i de zikret. Gerçekten o, doğruyu-söyleyen bir peygamberdi.  

42.  Hani babasına demişti: Babacığım, işitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir faydası olmayan şeylere niye tapıyorsun?"

43. "Babacığım gerçek şu ki bana, sana gelmeyen bir ilim geldi. Artık bana tabi ol, seni düzgün bir yola ulaştırayım."

44. "Babacığım, şeytana kul­luk etme, kuşkusuz şeytan, Rahman (olan Allah)a baş kaldırandır."

45. "Babacığım, gerçekten ben, sana Rahman tarafından bir azabın dokunacağından korkmaktayım, o zaman şeytanın velisi olursun."

20-132. Ehline namazı emret ve onda kaistemiyoruz, Biz sana rızık vermekteyiz. Sonuç da takvanındır.

66-6. Ey iman edenler, kendinizi ve yakınlarınızı ateşten koruyun. Ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır; üzerinde oldukça sert, güçlü melekler vardır. Allah kendilerine neyi emretmişse ona isyan etmezler ve emredildiklerini yerine getirir­ler.[7]

 

8. Evlenmek Ve Eşlere Sevgi, Merhamet Ve Hoşgörüyle Yaklaşmak

 

4-19. Ey iman edenler, kadınlara zorla mirasçı olmaya kalkışmanız size helal değildir. Apaçık olan “çirkin bir hayasızlık” yapmadıkları sürece, onlara verdiklerinizin bir kısmını gidermeniz (kendinize almanız) için onlara baskı yapmanız da (helal değildir.) Onlarla güzellikle geçinin. Şayet onlardan hoşlanmadınızsa, belki bir şey hoşunuza gitmez, ama Allah onda çok hayır kılar.

4-24. (Harb esiri olarak) Sağ ellerinizin malik olduğu (cariyeler) dışında kadınlar­dan evli olanlarla da (evlenmeniz haram­dır.) Bunlar, Allah'ın üzerinize yazdığıdır. Bunların dışında kalanı iffeti koruyup, fuhuşta bulunmamak üzere mallarınızla (mehir vererek) evliliği veya evlenecek kadın aramanız size helal kılındı. Öyleyse onlardan hangisiyle yararlandıysanız, on­lara ücret tespit edildiği miktarıyla ödeyin. Miktarın tespitinden sonra, karşılıklı hoşnut olduğunuz bir şey (art­tırma ya da eksiltme) konusunda üstünüze bir sorumluluk yoktur. Şüphesiz Allah, bi­lendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır.

4-128. Eğer bir kadın, kocasının zulüm ile eziyet etmesinden veya ondan yüz çevirip uzaklaşmasından korkarsa, barış ile aralarını bulup düzeltmekte ikisi için de sakınca yoktur. Barış daha hayırlıdır. Nefisler ise “kıskançlığa ve bencil tutkulara” hazır  (elverişli) kılınmıştır. Eğer iyilik yapar ve sakınırsanız, şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır.

24-32. İçinizde evli olmayanları, kölelerinızden ve cariyelerinizden salih olanları evlendirin, Eğer fakir iseler, Allah onları kendi fazlından zengin eder. Allah genişdir, bilendir.

30-21. Onda “sükun bulup-durulmanız”  Oiçin, size kendi nefislerinizden eşler yarat­ması ve aranızda bir sevgi ve merhamet ayetlerindendir hiç şüphe yok ki bunda, düşünebilmekte olan bir kavim için gerçekten ayetler vardır.

64-14. Ey iman edenler, gerçek şu ki, sizin eşterinizden ve çocuklarınızdan bir ısmı siz'er düşmandırlar. Şu  halde onlardan sakının. Yinede affeder, hoş görür (kusurlarını yüzlerine vurmaz) ve bağışlarsanız, artık elbette Allah, bağış­layandır, esirgeyendir.[8]

 

9. Allah'tan Salih Çocuk İstemek Ve Yoksulluk Endişesiyle Onları Öldürmemek

 

6-140. Çocuklarını hiç bir bilgiye dayanmaksızın akılsızca öldürenler ile Allah'a o, karşı yalan yere iftira düzüp Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiklerini haram kılanlar elbette hüsrana uğramışlardır. Onlar, gerçekten şaşırıp sapmışlardır ve doğru yolu bulamamışlardır.

6-151. De ki; "Gelin size Rabbinizin neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir ortak koşmayın, anne-babaya iyilik edin, yoksulluk endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizin de, onların da rızıklarım Biz vermekteyiz. Çirkince kötülüklerin açığına da, gizli olanına da yaklaşmayın. Hakka dayalı olma dışında, Allah'ın (öldürülmesini) haram kıldığı kimseyi öldür­meyin. İşte (Allah) bunlarla size tavsiye (emr) etti; umulur ki akıl erdirirsiniz."

17-31. Yoksulluk endişesiyle çocuklannızı öldürmeyin; onlara da, sizlere de Biz rızık veririz. Onları öldürmek, hiç şüphesiz büyük bir hata (suç ve günah) dır.

25-74. Ve onlar: "Rabbimiz, bize eşleri­mizden ve soyumuzdan, gözün aydınlığı olacak (insanlar) armağan et ve bizi takva sahihlerine önder kıl," diyenlerdir.

37-99. (İbrahim) dedi ki: "Şüphesiz ben, Rabbime gidiciyim; O, beni hidayete eriş­tirecektir"

100. "Rabbim, bana salihlerden (olan bir çocuk) armağan et."

101. Biz de onu halim bir çocukla müjdeledik.

81-8. Ve “diri olarak toprağa gömülen kızcağıza” sorulduğu zaman:

9. "Hangi suçtan dolayı öldürüldü?"[9]

 

10. Çocuklar Arasında Kız-Erkek Ayırımı Yapmamak Ve Onlara Öğüt Vermek

 

31-13. Hani Lokman oğluna-öğüt vere­rek- demişti ki; "Ey oğlum, Allah'a şirk koşma. Hiç şüphesiz ki şirk, gerçekten büyük bir zulümdür."

31-16. "Ey oğlum, (yaptığın iş) bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve (bu iş,) ister bir kaya parçasında ya da göklerde veya yer(in derinliklerin)de bulunsa bile, Allah onu getirir (açığa çıkarır). Hiç şüphesiz Allah, latif olandır, (her şeyden) haberdardır."

17. "Ey oğlum, dosdoğru namazı kıl, ma'ruf olanı emret, münker olandan sakındır ve sana isabet eden (musibetler)e karşı sabret. Çünkü bunlar, azmedilmesi gereken işlerdendir.

18. "İnsanlara yana­ğını çevirip (büyüklerime) ve böbürlenmiş olarak yeryüzünde yürüme. Çünkü Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez."

19. “Yürüyüşünde orta bir yol tut, sesin­den de (yüksek perdeleri) eksilt. Çünkü seslerin en çirkin olanı, gerçekten eşekle­rin sesidir.”

37-149. Şimdi sen onlara sor: Kızlar Rabbinin de, erkekler onların mı?

37-153. (Allah) Kızları, erkek çocuklara tercih mi etmiş?

154. Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz?[10]

 

11. Evlerde Haremlik Ve Selamlığa Riayet Etmek

 

24-31. Mü'min kadınlara da söyle: "Gözle­rini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vur­masınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. Başörtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar. Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da kocalarının babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da kardeşle­rinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da erkekliği kalmamış (arzusuz ve iktidar­sız) hizmetçilerden ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurma­sınlar. Hep birlikte Allah'a tevbe edin ey müminler, umulur ki felah bulursunuz."                                                                               

24-58. Ey iman edenler, sağ ellerinizin malik olduğu ile sizden olup da henüz er­genlik çağına ermemiş olan (çocuk)lar, (odalarınıza girmek için şu) üç vakitte izin istesinler: Sabah namazından önce, öğle­yin üstünüzü çıkardığınız vakit ve yatsı na­mazından sonra. (Bu) Üçü sizin için mah­rem (vakitleri)dir. Bunların dışında size de, onlara da bir sakınca yoktur; onlar ya­nınızda dolaşabilirler, birbirinizin yanında olabilirsiniz. İşte Allah, size ayetleri böyle açıklamaktadır. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

59. Sizden olan çocuk­lar, erginlik çağına erdikleri zaman, ken­dilerinden önceki (büyük)lerin izin istediği gibi, bundan böyle (onlar da) izin iste­sinler. İşte Allah, ayetlerini size böyle açıklamaktadır. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

60. Kadınlardan evliliği ummayıp da oturmakta olanlar, süslerini açığa vurmaksızın (dış) elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir sakınca yok­tur. Yine de iffetli davranmaları kendileri için daha hayırlıdır. Allah işitendir, bi­lendir.

61. Kör olana güçlük yoktur. Topal olana güçlük yoktur. Hasta olana da güçlük yoktur; sizin için de, gerek kendi evlerinizden, gerekse babalarınızın evle­rinden, annelerinizin evlerinden, erkek kardeşlerinizin evlerinden, kız kardeşleri­nizin evlerinden, amcalarınızın evlerin­den, halalarınızın evlerinden, dayılarınızın evlerinden, teyzelerinizin evlerinden, anahtarına malik olduklarınız (yerlerden) ya da dostlarınızın (evlerin)den yemenizde bir güçlük yoktur. Hep bir arada veya ayrı ayrı yemenizde de bir günah yoktur. Ev­lere girdiğiniz vakit, Allah tarafından kut­lu, güzel bir yaşama dileği olarak birbi­rinize selam verin. İşte Allah, size ayetleri böyle açıklamaktadır, umulur ki aklınızı kullanırsınız.[11]

 

12. Hanımlara Nasihat Etmek

 

4-32. Allah'ın kendisiyle kiminizi kiminize göre üstün kıldığı şeyi temenni etmeyin. Erkekler için kendi kazandıklanndan bir pay, kadınlar için de kendi kazandıkların­dan bir pay vardır. Allah'tan onun fazlını (ihsanını) isteyin. Gerçekten, Allah her şeyi bilendir.

4-34. Allah'ın, bazısını bazısına üstün kılması ve onların kendi mallarından har­caması nedeniyle erkekler, kadınlar üze­rinde “sorumlu yöneticilerdir”. İyi kadınlar gönülden itaat edenler, -Allah, (onları ve haklarını) nasıl koruduysa- görünmeyeni koruyanlardır. Başkaldırıp diretmelerinden korktuğunuz kadınlara (önce) öğüt verin, (sonra) yataklarda yalnız bırakın, (bu da yetmezse hafifçe) döğün. Size itaat ederlerse, aleyhlerinde bir yol aramayın. Doğrusu Allah yücedir, büyüktür.

24-31. Mü'min kadınlara da söyle: "Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındır­sınlar ve ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. Başörtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar. Süslerini, kendi kocalarından ya da baba­larından ya da kocalarının babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da erkekliği kalmamış (arzusuz ve iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanı­mayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte Allah'a tevbe edin ey mü'minler, umulur ki felah bulursunuz."

33-28. Ey peygamber, eşlerine söyle: "Eğer siz dünya hayatını ve onun süslü-çekiciliğini istiyorsanız, gelin size boşan­ma bedellerinizi vereyim de hepinizi gü­zellikle salıvereyim."

29. "Eğer siz Allah'ı, Resulü'nü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, artık hiç şüphe yok ki Allah, içinizden güzellikte bulunanlar için büyük bir ecir hazırlamıştır."

33-32. Ey peygamberin kadınları, siz kadınlardan herhangi biri (gibi) değilsiniz; eğer sakınıyorsanız, artık sözü çekicilikle söylemeyin. Yoksa kalbinde hastalık bu­lunan kimse tamah eder. Sözü ma'ruf (münasip ve ağırbaşlı) bir tarzda söy­leyin.

33. Evlerinizde vakarla oturun, ilk cahiliyye (kadınlan)nın zinetlerini açığa vurması gibi, siz de zinetlerinizi açığa vur­mayın. Dosdoğru namaz kılın, zekatı ve­rin, Allah'a ve Resulü'ne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt, gerçekten Allah, sizden kiri (günah ve çirkinliği) gidermek ve sizi terte­miz kılmak ister.

34. Evlerinizde okun­makta olan Allah'ın ayetlerini ve hikmeti hatırlayın. Hiç şüphe yok Allah latiftir, haberdar olandır.

35. Hiç şüphesiz, müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mü'min olan erkekler ve mü'min olan kadınlar, gönülden (Allah'a) itaat eden er­kekler ve gönülden (Allah'a) itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygıyla (Allah'tan) korkan er­kekler ve saygıyla (Allah'tan) korkan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan er­kekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Al­lah'ı çokça zikreden erkekler ve (Allah'ı çokça) zikreden kadınlar, (işte) bunlar için Allah bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır.

60-12. Ey peygamber, mü'min kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi şirk koşmamak, hırsız­lık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira düzüp-uydurmamak, ma'ruf (iyi, güzel ve yararlı bir iş) konusunda sana is­yan etmemek üzere, sana biat etmek amacıyla geldikleri zaman, onların biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan mağfi­ret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan­dır, çok esirgeyendir.

66-10. Allah, küfretmekte olanlara Nuh’un eşini ve Lut'un eşini örnek olarak ver­di. İkisi de, salih kullarımızdan olan iki ku­lumuzun nikahları altındaydı; ancak on­lara hainlik ettiler. (Kocaları), Allah'tan gelen hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıra­madı. İkisine de: "Ateşe girenlerle birlikte siz de girin" denildi.

11. Allah, iman et­mekte olanlara da Fıravun'un karısını örnek olarak verdi. Hani demişti ki; "Rabbim bana kendi katında, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun yaptıklarından kurtar ve beni o zalimler top­luluğundan da kurtar."

12. İmran'ın kızı Meryem'i de. Ki o kendi ırzını korumuştu. Böylece Biz de ona kendi ruhumuzdan üfledik. O da Rabbinin kelimelerini ve Kitab'larını tasdik etti. O, (Allah'a) gönülden bağlı olanlardandı.[12]

 

13. Çocuklar İçin Allah'a Dua Etmek

 

12-97. (Çocukları da:) "Ey babamız, bizim için günahlarımızın bağışlanmasını dile. Biz gerçekten hataya düşenler idik" dedi­ler.

98. "Sizin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir" dedi.

14-35. Hani İbrahim şöyle demişti: "Bu şehri güvenli kıl, beni ve çocuklarımı put­lara kulluk etmekten uzak tut." 36. "Rab­bim, gerçekten onlar insanlardan birçoğu­nu şaşırtıp-saptırdı. Bundan böyle kim bana uyarsa, artık o bendendir, kim de bana isyan ederse kuşkusuz Sen, bağış­layansın, esirgeyensin."

37. "Rabbimiz, çocuklarımdan bir kısmını dosdoğru na­mazı kılsınlar diye Beyt-i Haram yanında ekini olmayan bir vadiye yerleştirdim. Artık Sen, insanların bir kısmının kalp­lerini onlara meyledici kıl ve onları bir takım ürünlerden rızıklandır. Umulur ki şükrederler."

14-40. "Rabbim, beni namazı(nda) sürekli olan kıl, soyumdan olanları da. Rabbimiz, duamı kabul buyur."

46-15. Biz insana, “anne ve babasına” iyilikle davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu güçlükle taşıdı ve onu güçlükle doğurdu. Onun (hamilelikte) taşınması ve sütten kesilmesi otuz aydır. Nihayet güçlü çağına erip kırk yıl (yaşın)a ulaşınca, dedi ki: "Rabbim, bana, anne ve babama ver­diğin nimete şükretmemi ve Senin razı olacağın salih bir amelde bulunmamı ba­na ilham et. Benim için soyuma da salahı (salih amel ve iyiliği) ver. Gerçekten ben tevbe edip Sana yöneldim ve gerçekten ben müslümanlardanım."[13]

 

14. Eş Ve Çocukların, İnsanı Doğru Yoldan Ve Amellerden Alıkoymasından Sakınmak

 

3-14. Kadınlara, oğullara, kantar kantar yığılmış altın ve gümüşe, salma güzel atlara, hayvanlara ve ekinlere duyulan arzulu tutku, insanlar için süslü ve çekici kılındı. Bunlar, dünya hayatının metaıdır. Varılacak yerin güzel olanı, Allah katında olandır.

15. De ki: "Size bundan daha hayırlı olanı bildireyim mi? Korkup-sakınanlar için Rablerinin kaünda, içinde temelli kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler, tertemiz eşler ve Allah'tan da bir rıza vardır. Allah, kulları hakkıyla gö­rendir."

9-24. De ki: "Eğer babalarınız, çocukla­rınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kar getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah'tan, O'nun Resulünden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar eyedurun. Allah fasıklar topluluğuna hidayet vermez.

33-13. Onlardan bir grup da hani şöyle demişti: "Ey Yesrib (Medine) halkı, artık sizin için (burada) kalacak yer yok, şu halde dönün." Onlardan bir topluluk da: "Gerçekten evlerimiz açıktır" diye pey­gamberden izin istiyordu; oysa onlar(ın evleri) açık değildi. Onlar yalnızca kaçmak istiyorlardı.

63-9. Ey iman edenler, ne mallarınız, ne çocuklarınız, sizi Allah'ı anmaktan alıkoymasın.  Kim böyle yaparsa, artık onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

70-11. Onlar birbirlerine gösterilirler. Bir suçlu-günahkar, o günün azabına karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak ver­mek ister;

12. Kendi eşini ve kardeşini,

13. Ve onu barındıran aşiretini (soyunun hepsini) de;

14. Yeryüzünde bulunanların tümünü (verse de); sonra kurtulsa.

80-33. Fakat “kulakları patlatırcasına olan o gürleme” geldiği zaman,

34. Kişi o gün, kendi kardeşinden kaçar;

35. Annesinden ve babasından,

36. Eşinden ve çocuklarından.

37. O gün, onlardan herbirisinin kendine yetecek bir işi (meşguliyeti) var­dır.[14]

 

15. Yakınlarımızın Aleyhinde Bile Olsa, Adaletten Ayrılmamak

 

4-135. Ey iman edenler, kendiniz, anne babanız ve yakınlarınız aleyhinde bile olsa, adaleti ayakta tutan (hakim)ler, Al­lah için şahidler olun. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah on­lara (onların hakkını korumaya) daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkular)ınıza uymayın. Eğer (sözü) eğip büker ya da (hakka şahitlikten) yüz çevirir­seniz, (biliniz ki) Allah, yapmakta oldukla­rınızdan haberi olandır.

6-152. "Ergenlik çağına erişinceye kadar yetimin malına -en güzel şeklin dışında-yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı doğru ola­rak yapın. (Biz) Hiçbir nefse, gücünün kaldırabileceği dışında bir şey yüklemeyiz. Söylediğiniz zaman -yakınınız dahi olsa- adaleti gözetin. Allah'ın ahdine de vefa gösterin. İşte (Allah) size bunları tavsiye (emr) etti; umulur ki öğüt alıp-düşünürsünüz."[15]

 

16. Yakınımız Dahi Olsa, Allah'a İsyan Edenlere Sevgi Beslememek

 

9-23. Ey iman edenler, eğer İmana karşı küfrü sevip-tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi veliler edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse, işte zulme sa­panlar bunlardır.

24. De ki: "Eğer babala­rınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kar getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşu­nuza giden evler, sizlere Allah'tan, O'nun Resulünden ve O'nun yolunda cihad et­mekten daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Al­lah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez.

58-22. Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir kavim (topluluk) bulamazsın ki, onlar Allah'a ve Rasulüne karşı başkaldıran kimselerle bir sevgi (ve dostluk) bağı kurmuş olsunlar; bunlar, ister babalan, is­ter çocukları, ister kardeşleri, isterse ken­di aşiretleri (soyları) olsun. Onlar, öyle kimselerdir ki, (Allah) onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ır­maklar akan cennetlere sokacaktır; orada ebedi olarak kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlar­dır. İşte onlar Allah'ın fırkası (Hizbullah) dır. Dikkat edin; şüphesiz Allah'ın fırkası olanlar, felah (kurtuluş) bulanların ta ken­dileridir.[16]

 

17. Ateş Ehli Olduğu Bilinenlere Mağfiret Dilememek

 

9-113. Kendilerine onların gerçekten çılgın ateşin arkadaşları oldukları açıklandık­tan sonra -yakınları dahi olsa- müşrikler için bağışlanma dilemeleri peygambere ve iman edenlere yaraşmaz.

114. İbrahim'in babası için bağışlanma dilemesi, ona yalnızca verdiği bir söz dolayısıyla idi. Kendisine, onun gerçekten Allah'a düşman olduğu açıklanınca ondan uzaklaştı. Doğrusu İbrahim, oldukça duyarlıydı, yumuşak huyluydu.[17]

 

18. Vasiyette Bulunmak

 

2-131. Rabbi ona: 'Teslim ol" dediği anda (İbrahim): "Alemlerin Rabbine teslim oldum" demişti.

132. İbrahim bunu oğullarına vasiyet etti. Yakub da: "Oğullarım, şüphesiz Allah sizlere bu dini seçti, siz de      ancak müslüman olarak can verin"

2-180. Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya bilinen (uygun, meşru) bir tarzda vasiyette bu­lunması -Allah'a karşı gelmekten sakı­nanlara bir hak olarak- size yazıldı (farz falındı).

181. Bundan böyle kim onu (va­siyeti) işittikten sonra değiştirirse, günahı elbette onu değiştirenlerin üzerinedir. Şüphesiz Allah işitendir, bilendir.  

182. Bunun yanında, kim vasiyet edenin haksızlığa eğilim göstereceğinden ya da günaha gireceğinden korkup da ikisinin (taraflann) arasını bulup-düzeltirse, artık ona günah yoktur. Gerçekten Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

2-240. İçinizde ölüp de (geride) eşler bırakmakta olanlar, (evlerinden) çıkarılmaksızın, senesine kadar yararlanmaları için eşlerine vasiyet (bıraksınlar). Ama onlar, (kendiliklerinden) çıkarlarsa, artık onların ma'ruf  (meşru) olarak kendileri için yaptıklarından dolayı size sorumlulukyoktur. Allah güçlü ve üstün olandır. Hüküm ve hikmet sahibidir.

5-106. Ey iman edenler, sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, vasiyet hazırla­nışında, aranızdan adaletli iki kişiyi (şahid tutun:) Veya yolculukta olup size ölüm musibeti gelip çatarsa, sizden olmayan başka iki kişiyi (şahid tutun.) Şayet (bunlardan) kuşkulanacak olursanız namazdan sonra alıkoyarsınız onlar da (size): "Akraba dahi olsa onu (yeminimizi) hiçbir değere değiştirmeyeceğiz ve Allah in şahidliğini gizlemeyeceğiz. Aksi takdirde biz elbette günahkarlardan oluruz." diye Allah adına yemin etsinler.[18]

 



[1] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 385-386

[2] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 386-387

[3] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 387-388

[4] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 388-389

[5] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 389-390

[6] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 390-391

[7] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 391-392

[8] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 392-393

[9] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 393-394

[10] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 394-395

[11] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 395-396

[12] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 397-398

[13] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 399-400

[14] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 400-402

[15] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 402

[16] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 402-403

[17] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 403

[18] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 404-405