Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

İNSANLARA KARŞI CAHİLİ YAKLAŞIMLAR - Kuranogretisi - 20. Sayfa

İNSANLARA KARŞI CAHİLİ YAKLAŞIMLAR.. 2

1. İnsanları Mal Ve Makam İle Büyülemek. 2

2. İnsanları Küçümsemek Ve Onlara Karşı Büyüklenmek. 2

3. Kendi Çıkarları İçin Yaptıklarını, İnsanlara Lütuf Gibi Göstermek. 2

4. Halkı Parçalara Ayırmak Ve Gruplaşmak. 3

5. İnsanları Kûr'ani Mesajdan Engellemek. 3

6. İnsanların Hakka İnanmalarına Müdahale Etmek. 3

7. İnsanları, Mü'minler Aleyhine Kışkırtmak. 4

8. İnsanları Haktan Ve Hak Yoldan Alıkoymak. 4

9. İnsanları, Sahte İlahlara Bağlılığa Çağırmak. 5

10. İnsanlara Kötülüğü Emredip, İyilikten Alıkoymak. 5

11. İnsanların Malına, Canına Ve Irzına Tecavüz Etmek. 6

12. Çevresindeki Kalabalığa Güvenmek. 6

13. Çoğunluğa Uymak Ve İnkar Ederek Çalımlanmak. 7


İNSANLARA KARŞI CAHİLİ YAKLAŞIMLAR

 

1. İnsanları Mal Ve Makam İle Büyülemek

 

28-76.  Gerçek şu ki, Karun, Musa'nın kavmindendi, ancak onlara karşı azgınlaştı. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, onun anahtarlarını (taşımak bile) birlikte davranan güçlü bir topluluğa ağır ge­liyordu. Hani kavmi ona demişti ki: "Şımarma, çünkü Allah şımaranları sevmez."

77. “Allah’ın sana verdikleriyie ahiret yurdunu ara, dünyadan da kendi payını unutma. Allah'ın sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsanda bulun ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarma. Çünkü Allah, bozgunculuk çıkaranları sevmez.

78. Dedi ki: "Bu, bende olan bir bilgi dolayısıyle bana verilmiştir." Bilmez mi ki gerçekten Allah, kendisinden  önceki kuşaklardan kuvvet bakımından ondan daha güçlü ve insan-sayısı bakımından daha  çok olan  nice kimseleri  yıkıma  uğratmıştır. Suçlu-günahkarların kendilerinden günahları sorulmaz.

79. Böylelikle kendi ihtişamlı-süsü içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını istemekte olanlar: "Ah keşke, Karun'a verilenin bir benzeri bizim de ol­saydı. Gerçekten o, büyük bir pay sahibi­dir" dediler.

43-51. Firavun, kendi kavmi içinde bağırdı; dedi ki: "Ey kavmim, Mısır'ın mülkü ve şu altında akmakta olan ırmak­lar benim değil mi? Yine de görmeyecek misiniz?"

52. "Yoksa ben, kendisi aşağı (sınıftan) bir zavallı ve neredeyse (söz ve meramını) anlatamayacak durumda bulunan şu adamdan daha hayırlı değil mi­yim?"

53. "(Eğer doğru söylüyorsa) üzerine altmdan bilezikler atılmalı, ya da kendi­siyle beraber yardımcı melekler gelmeli değil miydi?"

54. Böylelikle kendi kavmini küçümsedi, onlar da ona itaat ettiler. Gerçekten-onlar, fasık olan bir kavimdi.[1]

 

2. İnsanları Küçümsemek Ve Onlara Karşı Büyüklenmek

 

11-27. Kavminden, küfre sapanların önde gelenlerinden olan çevresi: "Biz seni yalnız bizim gibi bir beşerden başkası görmüyoruz; sana, sığ görüşlü olan en aşağılıklarımızdan başkasının uyduğunu görmüyoruz ve sizin bize bir üstünlü­ğünüzü de görmüyoruz. Aksine, biz sizi yalancılar sanıyoruz" dedi.

17-4. Kitab'ta İsrailoğullarına şu hükmüverdik: "Muhakkak siz yer(yüzün)de iki defa bozgunculuk çıkaracaksınız ve olduk­ça “kibirli bir yükselişle” muhakkak “kibirle­nip- yükseleceksiniz.”

28-38. Firavun dedi ki: "Ey önde gelenler, sizin için benden başka bir ilah olduğunu bilmiyorum. Ey Haman, çamurun üstün­de bir ateş yakarak bana yüksekçe bir kule inşa et, belki Musa'nın ilahına çıkarım, çünkü gerçekten ben onu ya­lancılardan (bin) sanıyorum."

39. O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

41-15. Ad (kavmine)de gelince; onlar yeryüzünde haksız yere büyüktendiler ve dediler ki: "Kuvvet bakımından  bizden daha üstünü kimmiş?" Onlar gerçekten kendilerini yaratan Allah'ı görmediler mi? O, kuvvet bakımından kendilerinden daha üstündür! Oysa onlar, bizim ayetlerimizi (bilerek) inkar ediyorlardı.

43-51. Firavun, kendi kavmi içinde bağırdı; dedi ki: "Ey kavmim, Mısır'ın mülkü ve şu altında akmakta olan ırmaklar benim değil mi? Yine de görmeyecek misiniz?"

52. "Yoksa ben, kendisi aşağı (sınıftan) bir zavallı ve neredeyse (söz ve meramını) anlatamayacak durumda bulunan şu adamdan daha hayırlı değil miyim?"

53. "(Eğer doğru söylüyorsa) üzerine altından bilezikler atılmalı, ya da kendisiyle be­raber yardımcı melekler gelmeli değil miy­di?"

54. Böylelikle kendi kavmini küçümsedi, onlar da ona itaat ettiler. Gerçekten onlar, fasık olan bir kavimdi.

79-20. (Musa) Ona büyük mucizeyi gös­terdi.

21. Fakat o yalanladı ve isyan etti.

22. Sonra da (karşıt olarak) çaba har­cayıp sırtını döndü.

23. Sonunda (yardım­cı güçlerini) topladı, seslendi;

24. Dedi ki: "Sizin en yüce Rabbiniz benim."[2]

 

3. Kendi Çıkarları İçin Yaptıklarını, İnsanlara Lütuf Gibi Göstermek

 

7-20. Şeytan, kendilerinden “örtülüp giz­lenen çirkin yerlerini” açığa çıkarmak için onlara vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması, yalnızca, sizin iki melek olmamanız veya ebedi yaşayanlardan kılınmamanız içindir."

21. Ve: "Gerçekten ben size öğüt verenlerde­nim" diye yemin etti.

26-18. (Gittiler ve Firavun:) Dedi ki: "Biz seni içimizde daha çocukken yetiştirip büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yılla­rını aramızda geçirmedin mi?"

19. "Ve sen, yapacağın işi (cinayeti) de işledin; sen nankörlerdensin."

20. (Musa) Dedi ki: Ben onu yaptığım zaman şaşkınlardandım."

21. "Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım; sonra Rabbim bana hüküm (ve hikmet) verdi ve beni peygamberlerden kıldı." 

22.  "Bana karşı lütuf dediğin nimet de, İsrailoğullarını köle kılmandan dolayıdır."

40-29. "Ey kavmim, bugün mülk sizindir, buralarda hüküm sahibi kimselersiniz. Fakat bize Allah'tan dayanılmaz bir zorluk gelecek olursa bize kim yardımcı olabilecek?" Firavun dedi ki: "Ben, size sadece gördüğümü (kendi görüşümü) işaret ediyorum ve ben size ancak doğru yolu gösteriyorum."[3]

 

4. Halkı Parçalara Ayırmak Ve Gruplaşmak

 

6-159. Gerçek şu ki, dinlerini parça parça edip kendileri de gruplaşanlar (var ya), senin onlarla hiçbir alakan yoktur. Onların işi Allah'a aittir. Sonra O, yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.

23-53. Ancak onlar, işlerini kendi arala­rında (farklı) kitablar halinde parçalayıp-bölündüler; herbir grup, kendi ellerindeki olanla yetinip-sevinmektedir.

28-4. Gerçek şu ki, Firavun yeryüzünde (Mısır'da) büyüklenmiş ve oranın halkını birtakım fırkalara ayırıp bölmüştü; onlar­dan bir bölümünü (mustaz'afları) güçten düşürüyor, erkek çocuklarını boğazlayıp kadınlarını diri bırakıyordu. Çünkü o, boz­gunculardandı.

30-32. (O müşrikler) Kendi dinlerini fır kalara ayınp, kendileri de parça parça olmuşlardır; ki her grup kendi elindekiyle övünüp-sevinç duymaktadır.[4]

 

5. İnsanları Kûr'ani Mesajdan Engellemek

 

3-187. Hani kendilerine Kitab verilenler­den: "Onu mutlaka insanlara açıklayacak­sınız ve onu gizlemeyeceksiniz" diye kesin söz almıştı. Fakat onlar, bunu arkalarına attılar ve ona karşılık az bir değeri satın aldılar. O aldıkları şey ne kötüdür.

6-155. Bu indirdiğimiz mübarek bir Kitab'tır. Şu halde ona uyun ve korkup-sakınm. Umulur ki esirgenirsiniz. 156. "Bizden önce Kitab yalnız iki topluluğa in­dirildi, biz ise onların ders gördüklerinden habersizlerdik" dememeniz;

157. Ya da: "Kitab bize de indirilseydi, şüphesiz on­lardan daha çok doğru yolda olurduk" de­memeniz (için) işte size Rabbinizden apaçık bir belge, bir hidayet ve bir rahmet gelmiştir. Allah'ın ayetlerini yalanlayandan ve (insanları) ondan alıkoyup-çevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden alıkoyup-çevirenlere, bu “engelleme ve Çevirmelerinden” dolayı pek çetin birazabla karşılık vereceğiz. ...

25-28. "Vah yazıklar bana, ne olurdu da fiianı dost edinmeseydim."

29. "Çünkü o, gerçekten bana gelmiş bulunduktan sonra beni zikirden (Kur'an'dan) saptırmış oldu. Şeytan da insanı “yapayalnız ve yardımsız” bırakandır."

41-26. İnkar edenler dediler ki: "Bu Kur’an'ı dinlemeyin ve onda (okunurken) yay­garalar koparın. Belki üstün gelirsiniz."[5]

 

6. İnsanların Hakka İnanmalarına Müdahale Etmek 

 

7-85. Medyen (toplumuna da) kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik.  Şuayb onlara:) Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Size Rabbinizden apaçık bir belge (mucize) gelmiştir. Artık ölçüyü ve tartıyı tam tutun, insan­ların eşyasını (haklan olan mallarını) değerinden düşürüp-eksiltmeyin ve düzene (İslaha) konulmasından sonra yeryü­zünde bozgunculuk (fesad) çıkarmayın. Eğer inanıyorsanız, bu sizin için daha hayırlıdır"

86. "O'na iman edenleri tehdit ederek, Allah'ın yolundan alıkoyarak ve onda çarpıklık arayarak, (böyle) her yolun başında oturmayın. Hatırlayın ki siz azınlıkta (ve güçsüz) iken, O sizi çoğalttı. Bozgunculuk çıkaranların nasıl bir sona uğradıklarına bir bakın."

87. "İçinizden bir grup, kendisiyle gönderildiğim şeye inan­mışken diğer bir grup inanmadığına göre, Allah aramızda hükmedinceye kadar sab­redin. O hükmedenlerin en hayırhsıdır."

88. Kavminin önde gelenlerinden büyük­lük taşlayanlar (müstekbirler) dediler ki "Ey Şuayb, seni ve seninle birlikte iman edenleri ya ülkemizden sürüp-çıkaracağız veya mutlaka bizim dinimize geri döne­ceksiniz." (Şuayb): "Biz istemesek de mi?" dedi.

7-120. Ve sihirbazlar secdeye kapanır ol­dular.

121. "Alemlerin Rabbine iman et­tik" dediler.

122. "Musa'nın ve Harun'un Rabbine."

123. Firavun: "Ben size izin vermeden önce O'na iman ettiniz, öyle mi? Mutlaka bu, halkı buradan sürüp-çıkarmak amacıyla şehirde planladığınız bir tuzaktır. Öyleyse siz (buna karşılık ne yapacağımı) bileceksiniz."

124. "Muhak­kak ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi idam edeceğim."

10-83. Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden) başka -Fi­ravun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla- iman eden olmadı. Çünkü Firavun, gerçekten yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve ölçü­yü taşıranlardandı.

20-70. Bunun üzerine büyücüler, secdeye kapandılar: "Harun'un ve Musa'nın Rab­bine iman ettik" dediler.

71. (Firavun) Dedi ki: "Ben size izin vermeden önce ona inandınız, öyle mi? Kuşkusuz o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür. O halde ben sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve sizi hurma dallarında sallandıracağım. (O zaman) Siz de, han­gimizin azabı daha şiddetliymiş ve daha sürekliymiş öğrenmiş olacaksınız."

26-47. (Ve) "Alemlerin Rabbine iman ettik" dediler.

48. "Musa'nın ve Harun'unRabbine."

49. (Firavun) Dedi ki: "Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Hiç tar­tışmasız, o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür; öyleyse yakında bileceksiniz. Şüphesiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve sizin hepinizi gerçekten asıp-sallandıracağım."[6]

 

7. İnsanları, Mü'minler Aleyhine Kışkırtmak

 

7-80. Hani Lut da kavmine şöyle demişti: "Sizden önce alemlerden hiçkimsenin yapmadığı hayasız-çirkinliği mi yapıyorsu­nuz?"

81. "Gerçekten siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Doğ­rusu siz, ölçüyü aşan (azgın) bir kavim­siniz.

82. Kavminin cevabı: "Yurdunuzdan sürüp çıkarın bunları, çünkü bunlar çokça temizlenen insanlarmış!" demekten başka olmadı.

21-66. Dedi ki: "O halde, Allah'ı bırakıp da sizlere yararı olmayan ve zararı dokunmayan şeylere mi tapmaktasınız?"

67. "Yuh size ve Allah'tan başka taptıkları­nıza. Siz yine de akletmiyecek misiniz?"

68. Dediler ki: "Eğer (bir şey) yapacak­sanız, onu yakın ve ilahlarınıza yardımda bulunun."

26-52. Musa'ya da: "Kullarımı gece yürü­yüşe geçir, mutlaka izleneceksiniz" diye vahyettik.

53. Bunun üzerine Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi.

54. "Gerçek şu ki bunlar azınlık olan bir top­luluktur;"

55. "Ve şüphesiz bize karşı da büyük bir öfke beslemektedirler,"

56. "Biz ise uyanık bir toplumuz" (dedi).

40-23. Andolsun, Biz Musa'yı ayetlerimiz­le ve apaçık ispatlı bir delille gönderdik;

24. Firavun'a, Haman'a ve Karun'a. Ama onlar: (Bu,) Yalan söylemekte olan bir büyücüdür" dediler.

25. Böylece, o, katımızdan kendilerine bir hak ile geldiği zaman, dediler ki: "Onunla birlikte iman etmekte olanların erkek çocuklannı öldü­rün; kadınlannı ise sağ bırakın." Ancak kafirlerin hileli düzeni elbette boşa çıkar.[7]

 

8. İnsanları Haktan Ve Hak Yoldan Alıkoymak

 

7-44. Cennet halkı, ateş halkına (şöyle) seslenecekler: "Biz Rabbimizin va'dettiğini gerçek olarak bulduk; siz de Rabbinizin va'dettiğini gerçek olarak buldunuz mu?" Onlar da: "Evet" derler. Bundan sonra içlerinden seslenen biri (şöyle) seslene­cektir: "Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun."

45. "Ki onlar Allah'ın yolundan alıkoyanlar, onda çarpıklık arayanlar ve onlar ahireti tanımayanlardır."

8-36. Gerçek şu ki, küfre sapanlar, (in­sanları) Allah'ın yolundan engellemek için mallarını harcarlar-, bundan böyle de harcayacaklar. Sonra bu, onlara bir yürek acısı olacak ve sonunda mağlup olacak­lardır. Küfredenler en sonunda cehenne­me sürülüp toplanacaklardır.

8-47. Bir de yurtlarından refahtan şımarıp-azıtarak, insanlara gösteriş yaparak çıkanlar ve (halkı) Allah'ın yolundan alıkoyanlar gibi olmayın.. Allah, onların yapmakta olduklarını çepeçevre kuşatandır.

14-3. Onlar, dünya hayatını ahirete karşı severler,   Allah'ın - yolundan engelleyip, onda çarpıklık ararlar. İşte onlar, uzak bir sapıklık içindedirler.

23-23. Andolsun, Biz Nuh'u kendi kavmine (peygamber-  olarak) gönderdik. Böylece kavmine dedi ki: "Ey Kavmim, Allah'a kulluk edin. O'nun dışında sizin başka ilahınız yoktur, yine de korkup sakınmayacak mısınız?     

24. Bunun üzerine, kavminden küfre sapmış öndegelenler dediler ki: "Bu, sizin benzeriniz olan bir beşerden başkası değildir. Size, karşı üstünlük elde etmek istiyor. Eğer Allah dilemiş olsaydı, muhakkak melekler indirirdi. Hem biz geçmiş atalarımızdan da bunu işitmiş değiliz."

25. "O, kendisin­de delilik bulunan bir adamdan başkası değildir, onu belli bir süre gözetleyin."

23-32. Onlara da kendi içlerinden: "Al­lah'a ibadet edin. O'nun dışında sizin başka İlahınız yoktur yine de sakınma­yacak mısınız?" (desin) diye içlerinden bir peygamber gönderdik.  

33. Kendi kavminden, küfredip de ahirete kavuşmayı yalanlayan ve kendilerine dünya haya­tında refah verdiğimiz önde gelenler dedi ki: "Bu, sizin benzeriniz olan bir beşerden başkası değildir, kendisi de sizin yedikleri­nizden yemekte ve içtiklerinizden içmektedir."

34. "Eğer sizin benzeriniz olan bir beşere boyun eğecek olursanız, andolsun, siz gerçekten hüsrana uğrayanlar olur­sunuz."

35. "O, siz öldüğünüz, toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman, sizin mut­laka (yeniden diriltilip) çıkarılacağınızı mı va'dediyor?"

36. "Heyhat, size va'dedilen şeye heyhat!."

37. "O (gerçek hayat), bi­zim yalnızca (yaşamakta olduğumuz bu) dünya hayatımızdan ibarettir; ölürüz ve yaşarız, biz diriltilecekler değiliz."

38. "O ise, yalnızca bir adam (insan) dır, Allah'a karşı yalan uydurmaktadır, bizler de ona inanacak değiliz."

47-1. Onlar ki küfrettiler ve Allah'ın yolundan alıkoydular, (işte Allah da) onların amellerini giderip-boşa çıkarmıştır.[8]

 

9. İnsanları, Sahte İlahlara Bağlılığa Çağırmak

 

21-52. Hani babasına ve kavmine demişti ki: "Sizin, karşılarında bel büküp eğilmek­te olduğunuz bu temsili heykeller nedir?

53. "Biz atalarımızı bunlara tapıyor olarak bulduk" dediler.

54. Dedi ki: "Andolsun, siz ve atalarınız apaçık bir sapıklık içinde­siniz."

55. “Sen bize gerçeği mi getirdin, yoksa (bilimle) oyun oynayanlardan mısın?”

56. "Hayır" dedi. "Sizin Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir, onları kendisi yaratmıştır ve ben de buna şehadet eden­lerdenim."

57. "Allah'a andolsun, sizler ar­kanızı dönüp gittikten sonra ben sizin putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım."

58. Böylece o, yalnızca büyükleri hariç olmak üzere onları paramparça kıldı; belki ona başvururlar diye (büyük olanı bıraktı).

59. "Bizim İlahlarımıza bunu kim yaptı? Şüphesiz o, zalimlerden bi­ridir" dediler.

60. "Kendisine İbrahim de­nilen bir gencin bunların sözünü ettiğini işittik" dediler.

61. Dediler ki: "Öyleyse, onu insanların gözü önüne getirin ki ona (nasıl bir ceza vereceğimize) şahid ol­sunlar."

62. Dediler ki: "Ey İbrahim, bunu ilahlarımıza sen mi yaptın?"

63. "Hayır" dedi. "Bu yapmıştır, bu onların büyük­leridir; eğer konuşabiliyorsa, siz onlara soruverin."

64. Bunun üzerine kendi vic­danlarına başvurdular da: "Gerçek şu ki, siz, zalim olanlar sizlersiniz" dediler.

65. Sonra, yine tepeleri üstüne ters döndüler: "Andolsun, bunların konuşamayacaklarını sen de bilmektesin."   

66. Dedi ki: "O halde Allah’ı bırakıp da sizlere yararı olmayan ve zararı dokunmayan şeylere mi tapmaktasınız?   

67. Yuh size ve Allah'tan başka taptıklarınıza. Siz yine de akletmiyecek misiniz?"

68. Dediler ki: "Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın ve İlahlarınıza yardımda bulunun."

25-41. Seni gördükleri zaman, seni yalnızca alay konusu edinmektedirler: Al­lah'ın, peygamber olarak gönderdiği bu mu?"

42. "Eğer biz onlara karşı kararlılık göstermeseydik, neredeyse bizi İlah­larımızdan saptırmış olacaktı." Azabı görecekleri zaman, kim yol bakımından sapıkmış, onlar öğreneceklerdir.

38-4. İçlerinden kendilerine bir uyarıcı-korkutucunun gelmiş olmasına şaştılar. Kafirler dedi ki: "Bu, yalan söyleyen bir büyücüdür."

5. "İlahları bir tek ilah mı yaptı? Doğrusu bu şaşırtıcı bir şey"

6. Onlardan önde gelen bir grup: "Yürüyün, ilahlannıza karşı (bağlılıkta) da kararlı olun; Çünkü asıl istenen budur" diyerek çekip gitti.

71-23. "Ve dediler ki; Kendi ilahlarınızı bırakmayın; ne Vedd'i, ne Suva'ı, ne Yeğus'u, ne Ye'uk'u ve ne de Nesr'i asla bırakmayın."[9]

 

10. İnsanlara Kötülüğü Emredip, İyilikten Alıkoymak

 

2-168. Ey insanlar, yeryüzünde olan şeyleri helal ve temiz olarak yeyin ve şeytanın adımlarını izlemeyin.  Gerçekte o, sizin için apaçık bir düşmandır.

169. O, size yalnızca kötülüğü, çirkin-hayasızlığı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyi söylemenizi emreder.

5-79. Yapmakta oldukları münker (çirkin iş)lerden birbirlerini sakındırmıyorlardı. Yapmakta oldukları şey ne kötü idi!.

9-67. Münafık erkekler ve münafık kadın lar, bazısı bazısındadır; kötülüğü emrederler, iyilikten alıkoyarlar ve ellerini sımsıkı tutarlar. Onlar Allah'ı unuttular, O da onlan unuttu. Şüphesiz, münafıklar fıska sapanlardır.                                                            

57-24. Ki onlar, cimrilik ederler ve insanlara da cimriliği emrederler. Her kim yüz çevirirse, Allah şüphesiz ki (hiçbir şeye muhtaç olmayan) / anıydır, (övülmeye layık olan) Hamid'dir.

107-1. Dini yalanlamakta olanı gördün mü?

2. İşte yetimi itip-kakan,

3. Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur.[10]

 

11. İnsanların Malına, Canına Ve Irzına Tecavüz Etmek

 

3-21. Allah'ın ayetlerine küfredenler, peygamberleri haksız yere öldürenler ve insanlardan adaleti emredenleri öldürenler; işte onlara acıklı bir azabı müjdele.

5-32. Bu nedenle, İsrailoğullarına şunu yazdık: Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık ol­maksızın (haksızca) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu (kurtararak) diriltirse, bütün insanları di­riltmiş gibi olur" Andolsun peygamberleri­miz onlara apaçık belgelerle gelmişlerdir. Sonra bunun ardından onlardan birçoğu yine yeryüzünde ölçüyü taşıranlardır.

9-34. Ey iman edenler, gerçek şu ki, (yahudi) bilginlerinden ve (hıristiyan) rahiblerinden çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve Allah'ın yolundan alıkoyarlar. Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlara, acıklı bir azabı müjdele.

11-84. Medyen (halkına da) kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik). Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a ibadet edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik tut­mayın; gerçekten ben sizi bolluk (ve re­fah) içinde görüyorum. Ve ben, sizi çepeçevre kuşatacak olan bir günün azabından korkuyorum."

85. "Ey kavmim, ölçüyü ve tartıyı -adaleti gözeterek- tam tutun ve insanların eşyasını değerinden düşürüp-eksiltmeyin ve yeryüzünde boz­guncular olarak karışıklık çıkarmayın."

86. "Eğer mü'minseniz, Allah'ın (helalinden) bıraktığı (kazanç, az da olsa) sizin için daha hayırlıdır.  Ben  (sadece tebliğ edi­yorum), sizin üzerinize bir bekçi değilim."

17-31. Yoksulluk endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin; onlara da, sizlere de Biz rızık veririz. Onları öldürmek, hiç şüphesiz büyük bir hata (suç ve günah) dır.

32. Zi­naya yaklaşmayın, şüphe yok, o “çirkin bir hayasızlık” ve kötü bir yoldur.

33. Haklı bir neden olmaksızın Allah'ın haram kıldı­ğı bir kimseyi öldürmeyin. Kim mazlum olarak öldürülürse onun velisine yetki ver­mişizdir; o da öldürmede ölçüyü taşırmasın. Çünkü o, gerçekten yardım gör­müştür.

83-1. Eksik ölçüp-tartanların vay haline,      

2.  Ki onlar, insanlardan ölçerek aldıklarında noksansız alırlar.  

3.  Onlar ise ölçtüklerinde veya tarttıklarında eksiltirler.[11]

 

12. Çevresindeki Kalabalığa Güvenmek

 

9-24. De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kar getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah'tan, O'nun Resulünden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez.

25. Andolsun, Allah birçok yerlerde ve Huneyn gününde size yardım etti. Hani çok sayıda oluşunuz sizi böbürlendirip-gururlandırmıştı, fakat (bu çokluğunuz) size bir şey de sağlayamamıştı. Yer ise, bütün genişliğine rağ men size dar gelmişti,  sonra arkanıza dönüp gerisin geri gitmiştiniz.

18-34. (İkisinden) Birinin başka ürün (veren yer)leri de vardı.  Böylelikle onunla konuşurken arkadaşına dedi ki: "Ben, bakımından senden daha zenginim, insan sayısı bakımından da daha güçlüyüm."

28-76. Gerçek şu ki, Karun, Musa'nın kavmindendi, ancak onlara karşı azgınlaştı. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki,  onun anahtarlarını (taşımak bile) birlikte davranan güçlü bir topluluğa ağır geliyordu. Hani kavmi ona demişti ki: "Şımarma, çünkü Allah şımaranları sevmez."

77. "Allah'ın sana verdikleriyle ahiret yurdunu ara, dünyadan da kendi payını (nasibim) unutma. Allah'ın sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsanda bulun ve yeryüzünde boz­gunculuk çıkarma. Çünkü Allah, boz­gunculuk çıkaranları sevmez.

78. Dedi ki: "Bu, bende olan bir bilgi dolayısıyle bana verilmiştir." Bilmez mi ki gerçekten Allah, kendisinden önceki kuşaklardan kuvvet bakımından ondan daha güçlü ve insan-sayısı bakımından daha çok olan nice kimseleri yıkıma uğratmıştır. Suçlu-günahkarların kendilerinden günahları so­rulmaz.

79. Böylelikle kendi ihtişamlı-süsü içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını istemekte olanlar: "Ah keşke, Karun'a verilenin bir benzeri bizim de ol­saydı. Gerçekten o, büyük bir pay sahibi­dir" dediler.

80. Kendilerine ilim verilenler ise: "Yazıklar olsun size, Allah'ın sevabı, iman eden ve salih amellerde bulunan kimse için daha hayırlıdır; buna da sab­redenlerden başkası kavuşturulmaz" de­diler.

81. Sonunda onu da, konağını da yerin dibine geçirdik. O vakit Allah'a karşı ona yardım edecek bir topluluğu olmadı. Ve o kendini kurtarabilecek kimselerden de değildi.

37-25. (Onlara seslenilir:) "Ne oluyor size, birbirinizle (dünyada olduğu gibi) yardımlaşmıyorsunuz?"

26. Hayır, bugün onlar teslim olmuşlardır.

41-15. Ad (kavmine)e gelince; onlar yeryüzünde haksız yere büyüktendiler ve dediler ki: "Kuvvet bakımından bizden daha üstünü kimmiş?" Onlar gerçekten kendilerini yaratan Allah'ı görmediler mi? O, kuvvet bakımından kendilerinden daha üstündür. Oysa onlar, bizim ayetlerimizi (bilerek) inkar ediyorlardı.

54-41. Andolsun Firavun ailesi (ve çevresi ile kavmi)ne de uyarılar geldi.

42. Onlar bizim ayetlerimizin tümünü yalanladılar. Biz de onları oldukça üstün ve güçlü, ol­dukça kudretli olanın yakalama tarzıyla yakalayıverdik.

43. Sizin kafirleriniz on­lardan daha mı hayırlı dır? Yoksa sizin için Kitab'larda bir beraatmi var?

44. Yoksa onlar; "Biz, “birbiriyle yardımlaşıp, öcünü alan' bir toplumuz” mu diyorlar?

96-15. Hayır; eğer o, (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursa, andolsun onu alnından tutup sürükleyeceğiz;

16. O ya­lancı, günahkar olan alnından.

17. O za­man da meclisini (yakın çevresini ve yandaşlarını) çağırsın.

18. Biz de zebani­leri çağıracağız.[12]

 

13. Çoğunluğa Uymak Ve İnkar Ederek Çalımlanmak

 

6-116. Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak “zan ve tahminle” yalan söylerler.

10-34. De ki: "Sizin şirk koştuklarınızdan yaratmayı başlatacak, sonra onu iade edecek olan var mı?" De ki: "Allah yaratmayı (ilkin) başlatır, sonra onu iade eder. Öyleyse nasıl olur da çevriliyorsunuz?"        

35.  De ki: "Sizin şirk koştuklarınızdan hakka ulaştırabilecek var mıdır?" De ki: "Hakka ulaştıracak Allah'tır.   Öyleyse, hakka ulaştıran mı uyulmaya daha hak sa­hibidir, yoksa doğru yola ulaştırmadıkça kendisi hidayete ulaşmayan mı? Ne olu yor size? Nasıl hükmediyorsunuz?"

36. Onların çoğunluğu zandan başkasına uy­maz. Zan ise, haktan hiçbir şeyi sağlayamaz. Şüphesiz Allah onların işlemekte olduklarını bilendir.

22-8. İnsanlardan kimi, hiçbir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı bir kitabı ol­maksızın Allah hakkında tartışır-durur.

9. Allah'ın yolundan saptırmak amacıyla “gu­rurla salınıp-kasılarak” (bunu yapar); dünyada onun için aşağılanma vardır, kıyamet günü de yakıcı azabı ona taddıracağız.

75-31. Fakat o, ne doğrulamış, ne de na­maz kılmıştı.

32. Ancak o, yalanlamış veyüz çevirmişti.

33. Sonra da çalım satarak yakınlarına gitmişti.[13]

 



[1] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 417-418

[2] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 418-419

[3] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 419-420

[4] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 420

[5] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 421

[6] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 421-423

[7] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 423-424

[8] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 424-426

[9] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 426-427

[10] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 428

[11] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 428-430

[12] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 430-432

[13] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 432-433