Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

İNSANLARA KARŞI ÖZEL RABBANİ YAKLAŞIMLAR - Kuranogretisi - 21. Sayfa

İNSANLARA KARŞI ÖZEL RABBANİ YAKLAŞIMLAR.. 2

1. Yakınlara, Yoksula Ve Yolda Kalmışa Vermek, İyilikte Bulunmak. 2

2. İnsanları Kur'an İle Uyarıp-Korkutmak Ve Sakınacak Olanları Müjdelemek. 2

3. Dalaletteki İnsanların Akibetlerinden Korku Duymak Ve Bunu Belirtmek. 2

4. İnsanlara Karşı Büyüklenmemek Ve Yüksek Olmayan Yumuşak Bir Sesle Konuşmak  3

5. İnsanların İnandıkları Batılı Önce Ortaya Çıkartmak, Sonra Hakkı Ortaya Koymak  3

6. İnsanların yöneldikleri sahte ilahların batıllığını ifşa etmek. 3

7. İnsanları Hikmetle Ve Güzel Öğütle Sadece Allah'a Davet Etmek. 4

8. İnsanlara Karşı Zor Kullanıcı Değil, Sadece Öğüt Verici Olmak. 4

9. İnsanlar Arasında Ayırım Yapmadan, Öğüt Almak İsteyene Öğüt Vermek. 5

10. İnsanları Düşünmeye Ve Akletmeye Sevk Etmek. 5

11. İlahi Davete Karşılık İnsanlardan Bir Ücret, Bir Menfaat Beklememek. 6

12. Hidayetin Allah'tan Olduğunu Bilerek, Yüz Çevirenlere Karşı Israrcı Olmamak  6

13. Öğüt Vermek Yarar Sağlayacaksa, Öğüt Vermek. 6

14. En Güzel Tarzda Mücadele Etmek Ve Şeytani Kışkırtmalardan Allah'a Sığınmak  7

15. Af Yolunu Benimsemek, Uygun Olanı Emretmek Ve Cahillerden Yüz Çevirmek  7

16. İnsanların Eziyetlerinden Allah'a Sığınmak Ve Allah'ın Hükmüne Sabretmek  7

17. Yalanlayanlara Ve Küfredenlere Karşı Kendini Ayırıcı Bir Tavır Koymak. 8


İNSANLARA KARŞI ÖZEL RABBANİ YAKLAŞIMLAR

 

1. Yakınlara, Yoksula Ve Yolda Kalmışa Vermek, İyilikte Bulunmak

 

17-26. Akrabaya, yoksula ve yolda kal­mışa hakkını ver. İsraf ederek saçıp-savurma.

27. Çünkü saçıp-savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlardır; şeytan ise Rabbine karşı nankördür.

28. Eğer Rabbinden ummakta olduğun bir rahmeti beklerken, onlara (istediklerini veremiyor ve) yüzçevirmek zorunda kalıyorsan, bu durumda onlara yumuşak söz söyle.

29. Elini boynunda bağlanmış olarak kılma, büsbütün de açık tutma. Sonra kınanır, hasret (pişmanlık) içinde kalakalırsın.

28-23.  Medyen suyuna vardığı zaman, ondan su almakta olan bir insan toplulu­ğu buldu. Onların gerisinde de (hayvanlarını suya götürmekten) sakınan iki kadın buldu. Dedi ki: "Bu durumunuz ne?" (Onlar) "Çobanlar sürülerini sulamadikça, biz sürülerimizi sulayamayız; babamız da yaşı ilerlemiş bir ihtiyardır." dediler.

24. Hemencecik onların sürülerini suladı, sonra yine gölgeye çekilerek dedi ki: "Rabbim, doğrusu bana indirdiğin her hayra muh­tacım."

30-38. Öyleyse yakınlara, yoksula ve yol­cuya hakkını ver. Allah'ın yüzünü (rıza­sını) istemekte olanlar için bu daha hayırlıdır ve felaha erenler de onlardır.

93-6. Bir yetim iken, seni bulup da barındırmadı mı?

7. Ve seni yol bilmez iken, doğru yola yöneltip iletmedi mi?

8. Bir yoksul iken seni bulup da zengin etmedi mi?

9. Öyleyse, sakın yetimi üzüp-kahretme,

10. İsteyip -dilenene de azarlayıp-  çıkışma.

11. Rabbinin nimetini durmaksızın anlat.[1]

 

2. İnsanları Kur'an İle Uyarıp-Korkutmak Ve Sakınacak Olanları Müjdelemek

 

4-165. Peygamberler; müjdeciler ve uyarıcı-korkutucular olarak (gönderildi). Öyleki peygamberlerden sonra insanların Allah'a karşı (savunacak) delilleri olmasın. Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir,

6-51. Rablerine (götürülüp) toplanacaklarından korkanları onunla (Kur'an'la) uyarıp-korkut; onların O'ndan başka ne veli'leri vardır, ne şefaatçileri. Umulur ki korkup-sakınırlar.

6-92. İşte bu (Kur'an), önündekileri doğ­rulayıcı ve şehirler anası (Mekke) ile çevresindekilerini uyarıp-korkutman indirdiğimiz kutlu Kitab'tır. Ahirete iman edenler buna inanırlar. Onlar namazlarını (özenle) koruyanlardır.

10-2. İçlerinden olan bir adama: İnsanları uyarıp-korkut ve iman edenlere, muhakkak kendileri için Rableri katında “gerçek bir makam” olduğunu müjde ver diye vahyetmemiz, İnsanlara şaşırtıcı mı geldi? Küfre sapanlar "Gerçek şu ki, bu açıkça bir büyücüdür" dediler.

25-56. Biz seni yalnızca bir müjde verici ve uyarıp-korkutucu olarak gönderdik,

28-46. (Musa'ya)  Seslendiğimiz zaman da, sen Tur'un yanında değildin. Ancak Rabbinden bir rahmet olmak üzere sen den önce kendilerine bir uyarıcı-korkutucu gelmemiş olan bir kavmi uyarıp kor­kutman için (gönderildin). Umulur ki, öğüt alıp-düşünürler.

34-28. Biz seni ancak bütün İnsanlara bir müjde verici ve uyarıcı-korkutucu olarak gönderdik. Ancak insanlardan çoğu bil­miyorlar.

36-5. (Kur'an) Güçlü ve üstün olan, esirgeyen (Allah')ın indirmesidir.

6. Babaları uyarılıp-korkutulmamış, böylece kendileri de gafil kalmış bir kavmi uyarıp-korkutman için (gönderildin).

74-1. Ey örtüsüne bürünen,

2. Kalk (ve) bundan böyle uyarıp-korkut.[2]

 

3. Dalaletteki İnsanların Akibetlerinden Korku Duymak Ve Bunu Belirtmek

 

7-59. Andolsun, biz Nuh'u kendi kavmine (toplumuna) gönderdik. Dedi ki: "Ey kav­mim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Doğrusu ben, sizin için büyük bir günün azabından korkmak­tayım."

11-25. Andolsun, biz Nuh'u kavmine gönderdik. (Onlara:) "Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıp-korkutucuyum."

26. "Al­lah'tan başkasına kulluk etmeyin. Ben size (gelecek olan) acıklı bir günün azabından korkmaktayım" (dedi).                                

19-45. "Babacığım, gerçekten ben, sana Rahman tarafından bir azabın dokunacağından korkmaktayım, o zaman şeytanın velisi olursun."

26-135. "Doğrusu, ben sizin için büyük bir günün azabından korkmaktayım."                        

46-21. Ad'ın kardeşini hatırla; onun önün­den ve ardından nice uyarıcı-korkutucular gelip geçmişti; hani o, Ahkaf'taki kav­mini: "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, gerçekten ben, sizin için büyük bir günün azabından korkmaktayım" diye uyarıp-korkutmuştu.[3]

 

4. İnsanlara Karşı Büyüklenmemek Ve Yüksek Olmayan Yumuşak Bir Sesle Konuşmak

 

17-28. Eğer Rabbinden ummakla olduğun bir rahmeti beklerken, onlara (istediklerini veremiyor ve) yüz çevirmek zorunda kalı­yorsan, bu durumda onlara yumuşak söz söyle.

20-43. "İkiniz Firavun'a gidin, çünkü o, azmış bulunmaktadır."

44. "Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp-düşünür ya da içi titrer-korkar."

25-63. O Rahman'ın kulları, yeryüzünde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendilerine laf attığında "Selam" derler (geçerler).

31-17. "Ey oğlum, dosdoğru namazı kıl, ma'ruf olanı emret, münker olandan sakındır ve sana isabet eden (musibetler)e -karşı sabret. Çünkü bunlar, azmedilmesi gereken işlerdendir.

18. "İnsanlara yana­ğını çevirip (büyüklerime) ve böbürlenmiş olarak yeryüzünde yürüme. Çünkü Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez."

19. “Yürüyüşünde orta bir yol tut, se­sinden de (yüksek perdeleri) eksilt. Çünkü seslerin en çirkin olanı, gerçekten eşek­lerin sesidir."[4]

 

5. İnsanların İnandıkları Batılı Önce Ortaya Çıkartmak, Sonra Hakkı Ortaya Koymak

 

17-81. De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu; Hiç şüphesiz batıl yok olucudur."

20-65. "Ey Musa" dediler. "Ya sen (asanı) at veya önce atanlar bizler olalım."

66. Dedi ki: "Hayır, (önce) sizler atın." Sonra hemen (ne görsün), sihirlerinden dolayı, onların ipleri ve asaları kendisine gerçek­ten hareket ediyorlarmış gibi göründü.

67. Musa, bu yüzden kendi içinde bir tür korku duymaya başladı.

68. "Korkma" de­dik. "Şüphesiz üstün gelecek olan sensin."

69. "Sağ elindekini atıver, onların yaptıklarını yutacaktır; çünkü onların yaptıkları yalnızca bir büyücü hilesidir. Büyücü ise nereye varsa kurtulamaz."

70. Bunun üzerine büyücüler, secdeye kapandılar: "Harun'un ve Musa'nın Rabbine iman et­tik" dediler.

21-18. Hayır, Biz hakkı batılın üstüne fırlatırız da (batılan) beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki o yok olup gitmiştir. (Allah’a) Yakıştırdığınız  (isnad ettiğiniz) sıfatlardan dolayı vay halinize.

34-48. De ki: "Şüphesiz benim Rabbim, hakkı (yerli) yerine koyar. O (Allah) gaybleri hakkıyle bilendir."

49. De ki: "Hak geldi; batıl ise ne (bir şey) ortaya çıkarabilir, ne de geri getirebilir.[5]

 

6. İnsanların yöneldikleri sahte ilahların batıllığını ifşa etmek

 

17-56. De ki: "O'nun dışında (ilah olarak) öne sürdüklerinizi çağırın, onlar sizden ne zararı uzaklaştırabilirler, ne de (onu yara­rınıza) dönüştürebilirler.

19-42. Hani babasına demişti: "Babacığım, işitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir faydası olmayan şeylere niye tapıyorsun?"   

21-51. Andolsun, bundan önce de İbra­him'e rüşdünü vermiştik ve Biz onu (n buna ehil olduğunu) bilenlerdik.

52. Hani babasına ve kavmine demişti ki: "Sizin, karşılarında bel büküp eğilmekte oldu­ğunuz bu temsili heykeller nedir?

53. "Biz atalarımızı bunlara tapıyor olarak bulduk" dediler.

54. Dedi ki: "Andolsun, siz ve at­alarınız apaçık bir sapıklık içindesiniz."

55. 'Sen bize gerçeği mi getirdin, yoksa (bizimle) oyun oynayanlardan mısın?"

56. Hayır" dedi. "Sizin Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir, onları kendisi yaratmıştır ve ben de buna şehadet edenlerdenim."

57. "Allah'a andolsun, sizler arkanızı dönüp gittikten sonra, ben sizin put­larınıza muhakkak bir tuzak kuracağım."

58. Böylece o, yalnızca büyükleri hariç ol­mak üzere onları paramparça kıldı; belki ona başvururlar diye (büyük olanı bıraktı).

59. "Bizim ilahlarımıza bunu kim yaptı? Şüphesiz o, zalimlerden biridir" dediler.

60. "Kendisine İbrahim denilen bir gencin bunların sözünü ettiğini işittik" dediler.

61. Dediler ki: "Öyleyse, onu insanların gözü önüne getirin ki ona (nasıl bir ceza vereceğimize) şahid olsunlar." 62. Dediler ki: "Ey İbrahim, bunu ilahlarımıza sen mi yaptın?"

63. "Hayır" dedi. "Bu yapmıştır, bu onların büyükleridir; eğer konuşabili­yorsa, siz onlara soruverin."

64. Bunun üzerine kendi vicdanlarına başvurdular da: "Gerçek şu ki, siz, zalim olanlar sizlersiniz" dediler.

65. Sonra, yine tepeleri üstüne ters döndüler: "Andolsun, bunların konuşamayacaklannı sen de bilmektesin."

66. Dedi ki: "O halde, Allah'ı bırakıp da sizlere yararı olmayan ve zararı dokunmayan şeylere mi tapmaktasınız?"

67. “Yuh size ve Allah'tan başka taptıkları­nıza. Siz yine de akletmiyecek misiniz?”

22-73. Ey insanlar, (size) bir örnek verildi; şimdi onu dinleyin. Sizin, Allah'ın dışında tapmakta olduklarınız -hepsi bunun için bir araya gelseler dahi- gerçekten bir si­nek bile yaratamazlar. Eğer sinek onlar­dan bir şey kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar. İsteyen de güçsüz, istenen de.

26-70. Hani, babasına ve kavmine: "Siz neye kulluk ediyorsunuz? Demişti. 

71. Demişlerdi ki: "Putlara tapıyoruz, bunun için sürekli onların önünde bel büküp eğiliyoruz."

72. Dedi ki: "Çağırdığınız zaman onlar sizi işitiyorlar mı?"

73. "Ya da size bir yararlan veya zararları dokunuyor mu?"

74. "Hayır" dediler. "Biz atalarımızı böyle yaparlarken bulduk."

75. (İbrahim) Dedi ki: "Şimdi, neye tapmakta oldukla­rınızı gördünüz mü?"

76. "Hem siz, hem de eski atalarınız?"[6]

 

7. İnsanları Hikmetle Ve Güzel Öğütle Sadece Allah'a Davet Etmek

 

3-51. "Gerçekten Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O'na ibadet edin. Dosdoğru olan yol işte bu­dur."

12-108. Dedi ki: "Bu, benim yolumdur. Bir basiret üzere Allah'a davet ederim; ben ve bana uyanlar da. Ve Allah'ı tenzih ederim, ben müşriklerden değilim."

16-36. Andolsun, biz her ümmete: "Al­lah'a kulluk edin ve tağuttan kaçının" (diye tebliğ etmesi için) bir peygamber gönder­dik. Böyielikle, onlardan kimine Allah hi­dayet verdi, onlardan kimi de sapıklığı hak etti. Artık, yeryüzünde dolaşın da ya­lanlayanların uğradıkları sonucu görün.

16-125. Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücedele et. Şüphesiz senin Rabbin yolundan sapanı bilendir ve hi­dayete ereni de bilendir.

28-87. Sana indirildikten sonra, sakın seni Allah'ın ayetlerinden alıkoymasınlar. Sen Rabbine çağır ve sakın müşriklerden olma.

29-16. İbrahim de (gönderilmişti); hani kavmine demişti ki: "Allah'a kulluk edin ve O'ndan korkup-sakının, eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır."

17. "Siz yalnızca Allah'tan başka bir takım putlara tapmakta ve birtakım yalanlar uydurmak­tasınız. Gerçek şu ki, sizin Allah'tan başka tapmakta olduklarınız, size rızık vermeye güç yetiremezler; öyleyse rızkı Allah'ın katında arayın, O'na kulluk edin ve O'na şükredin. Siz O'na döndürüleceksiniz."   .

40-41. "Ey Kavmim, nedir bu (karşılaştığım) hal? Ben sizi kurtuluşa çağırmaktay­ken, siz beni ateşe çağırmaktasınız."

42. "Siz beni Allah'a (karşı) küfre sapmaya ve hakkında bilgim olmayan şeyleri O'na şirk koşmaya çağırmaktasınız, ben ise sizi O aziz ve çok bağışlayan (Allah')a çağırı­yorum."

43. "İmkanı yok; gerçekten sizin bent kendisine çağırmakta olduğunuz şeyin, dünyada da, ahirette de çağrıda bulunabilme (hak ve yetki)si yoktur. Şüphesiz, bizim dönüşümüz Allah'adır. Ölçüyü taşıranlar, onlar ateşin halkı olanlardır."

41-6. De ki: "Ben ancak sizin benzeriniz olan bir beşerim. Bana yalnızca, sizin ila hınızin bir tek İlah olduğu vahyolunuyor. Öyle ise O'na yönelin ve O'ndan mağfiret dileyin. O müşriklerin vay haline."

41-33. Allah'a çağıran, salih amelde bu­lunan ve "Gerçekten ben müslümanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kimdir?"[7]

 

8. İnsanlara Karşı Zor Kullanıcı Değil, Sadece Öğüt Verici Olmak

 

10-99. Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin tümü,  topluca iman ederdi. Öyleyse, onlar mümin oluncaya kadar insanları sen mi zorlayacaksın?

100. Allah'ın izni olmaksızın, hiç kimse için iman etme (imkanı) yoktur. O, aklını kullanmayanlara murdarlığı verir.

11-27. Kavminden, küfre sapanların önde gelenlerinden olan çevresi: "Biz seni yaInız bizim sibi bir görmüyoruz; sana, sığ görüşlü olan en aşağılıklarımızdan başkasının uyduğunu görmüyoruz ve sizin bize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine, biz sizi yalancılar sanıyoruz" dedi.

28. Dedi ki: "Ey Kavmim, eğer ben Rabbimden apaçık bir belge üzerinde isem ve Rabbim bana kendi katından bir rahmet vermiş de bu size gizli tutulmuşsa, buna ne dersiniz? Siz onu istemiyorken, biz sizi ona zor­layacak mıyız?

50-45. Biz onların neler söylemekte olduklannı daha iyi biliriz ve sen onların üzerinde bir zorba da değilsin; şu halde Benim kesin uyarımdan korkanlara Kur'an ile öğüt ver.

88-21. Artık sen, öğüt verip-hatırlat. Sen yalnızca bir öğüt verici-bir hatırlatıcısın.                      

22. Onlara “zor ve baskı” kullanacak değilsın.[8]

 

9. İnsanlar Arasında Ayırım Yapmadan, Öğüt Almak İsteyene Öğüt Vermek

 

80-1. Surat astı ve yüz çevirdi;

2. Kendisine o kör geldi diye.

3. Nerden biliyorsun; belki o, temizlenip-arınacak?

4. Ya da öğüt alacak; böylelikle bu öğüt kendisine yarar sağhyacak.

5. Fakat kendini müstağni  (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan) gören ise,

6. İşte sen, ona yöneliyorsun.

7. Oysa onun temizlenip-arınmasından sana ne,

8. Ama koşarak sana gelen ise,

9. Ki o, “içi titriyerek korkar” bir durumdadır;

10. Sen ona aldırış etmeden oyalanıyorsun.

11. Hayır; çünkü o (Kur'an),  bir öğüttür.   

12.   Artık dileyen, onu “düşünüp-öğüt alsın”.[9]

 

10. İnsanları Düşünmeye Ve Akletmeye Sevk Etmek

 

6-46. De ki: "Düşündünüz mü hiç; eğer Allah sizin işitmenizi ve görmenizi alıverirse ve kalplerinizin üzerine de bir damga vurursa, onlar, size Allah'tan başka getirebilecek ilah kimdir?" Bak, Biz ayetleri nasıl çeşitli biçimlerde açıklıyoruz da, sonra onlar (yine) sırt çevirip-engelliyorlar?

10-31. De ki: "Göklerden ve yerden sizlere rızık veren kimdir? Kulaklara ve gözlere malik olan kimdir? Diriyi ölüden çıkaran ve ölüyü diriden çıkaran kimdir? Ve işleri evirip-çeviren kimdir?" Onlar: "Allah" diyeceklerdir. Öyleyse de ki: "Peki, siz yine de korkup-sakınmayacak mısınız?"

11-51. "Ey kavmim, ben bunun karşılığın­da sizden hiçbir ücret istemiyorum. Be­nim ücretim, beni yaratandan başkasına ait değildir. Akıl erdirmeyecek misiniz?"

11-63. Dedi ki: "Ey kavmim, görüşünüz nedir-söyler misiniz? Eğer ben Rabbimden apaçık bir belge üzerindeysem ve bana tarafından bir rahmet vermişse, bu durumda da O'na isyan edecek olursam Allah'a karşı bana kim yardım edecektir? Şu halde kaybımı artırmaktan başka bana (hiçbir şey) sağlamayacaksınız."

13-16. De ki: "Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?" De ki "Allah'tır." De ki: "Öyleyse, O'nu bırakıp kendilerine bile yarar da, zarar da sağlamaya güç yetiremeyen bir­takım veliler mi (tanrılar) edindiniz?" De ki: "Hiç görmeyen (a'ma) ile gören (ba­siret sahibi) eşit olabilir mi? Veya ka­ranlıklarla nur eşit olabilir mi?" Yoksa Allah'a, O'nun yaratması gibi yaratan or­taklar buldular da, bu yaratma, ken­dilerince birbirine mi benzeşti? De ki: "Allah, her şeyin yaratıcısıdır ve O, tektir, kahredici olandır."

19-66. İnsan demektedir ki: "Ben öldük­ten sonra mı, diri olarak çıkarılacağım?"

67. O daha önce hiçbir şey değilken, gerçekten bizim onu yaratmış olduğumu­zu insan (hiç) düşünmüyor mu?

23-84. De ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin:) Yeryüzü ve onun içinde olanlar kimindir?"

85. "Allah'ındır" diyecekler. De ki: "Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?"

86. De ki: "Yedi göğün Rabbi ve büyük arş'ın Katibi kimdir?"

87. "Allah'ındır" diyecekler. De ki: "Yine de korkup-sakınmayacak mısınız?"

88. De ki: "Eğer biliyorsanız. (söyleyin:) Her şeyin melekutu (mülk yönetimi) kimin elindedir? Ki O, koruyup- kolluyorken kendisi korunmuyor.   

89. "Allah'ındır" diyecekler. De ki: "Öyleyse nasıl oluyor da siz böyle büyüleniyorsunuz?"

28-71. De ki: "Gördünüz mü söyleyin; Allah, kıyamet gününe kadar geceyi sizin üzerinizde kesintisizce  sürdürecek olsa Allah'ın dışında size aydınlık verecek ilah kimdir? Yine de dinlemeyecek misiniz?

72. De ki: "Gördünüz mü söyleyin, Allah kıyamet gününe kadar gündüzü sizin üzerinizde kesintisizce  sürdürecek olsa, Allah’ın dışında size içinde dinleneceğini geceyi getirecek ilah  kimdir? Yine görmeyecek misiniz?

33-16. De ki: "Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçış size kesin olarak bir yarar sağlamaz; böyle olsa bile pek az (bir zaman) dışında metalanıp yararlandırılmazsınız.

17. De ki: "Size bir kötülük isteyecek olsa, sizi Allah'tan koruyacak veya size bir rahmet isteyecek olsa olacak) kimdir?" Onlar kendileri için Allah'ın dışında ne bir veli, ne de bir yardımcı bulamazlar.

41-52. De ki: "Gördünüz mü haber verin; eğer o (Kur’an) Allah katından ise, sonrada siz ona (karşı) küfretmişseniz, (bu durumda) uzak bir ayrılık içinde olandan daha sapık kimdir?"[10]

 

11. İlahi Davete Karşılık İnsanlardan Bir Ücret, Bir Menfaat Beklememek

 

11-50. Ad (halkına da) kardeşleri Hud'u  (gönderdik). Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a ibadet edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Siz yalan olarak (tanrılar) düzenlerden başkası değilsiniz."

51. "Ey kavmim ben bunun karşılığında sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim, beni yaratandan başkasına ait değildir. Akıl erdirmeyecek misiniz?"

25-57. De ki: "Ben buna karşılık sizden, O Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen kimseler (olmanız) dışında bir ücret istemiyorum."

26-109.  "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; benim ücretim yalnız­ca alemlerin Rabbine aittir."

34-47. De ki: "Ben sizden bir ücret istemişsem, o sizin olsun. Benim ecrim (ücretim), yalnızca Allah'a aittir. O, her şeyin üzerinde şahid olandır."

36-20. Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi:  Ey kavmim, bu elçilere uyunuz" dedi.

21. "Sizden ücret isteme­yenlere uyun, onlar hidayet bulmuş kim­selerdir."

38-86. (Ey Peygamber) De ki: "Ben, buna karşı sizden bir ücret istemiyorum ve (kendiliğinden) bir yükümlülük getirenler­den de değilim."

52-40. Yoksa sen onlardan bir ücret mi istiyorsun ki, haksız bir borçtan dolayı on­lar, ağır bir yük altındadırlar?

68-46. Yoksa sen, onlardan bir ücret mi istiyorsun ki, onlar haksız bir borçtan do­layı ağır bir yük altında kalmışlar?[11]

 

12. Hidayetin Allah'tan Olduğunu Bilerek, Yüz Çevirenlere Karşı Israrcı Olmamak

 

6-33. Kesin olarak biliyoruz ki, onların söyledikleri seni gerçekten üzüyor. Doğ­rusu onlar seni yalanlamıyorlar, fakat o zalimler, Allah'ın ayetlerini inkar ediyor­lar.

34. Andolsun senden önce de pey­gamberler yalanlandı; onlara yardımımız gelinceye kadar yalanlandıkları ve eziyete uğratıldıkları şeye sabrettiler. Allah'ın sözlerini (va'dlerini) değiştirebilecek yok­tur. Andolsun, gönderilenlerin haberlerin­den bir bölümü sana da geldi.

35. Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, onlara bir ayet getirmek için yerde bir tünel açmaya veya göğe bir merdiven da­yamaya gücün yetiyorsa (öyle yap). Eğer Allah dileseydi, onların tümünü hidayet üzere toplardı. Öyleyse sakın cahillerden olma.

10-42. Onlardan seni dinleyenler de var­dır. Ama hiç duymayan-sağırlara, sen mi duyuracaksın? Üstelik akılları da ermiyorsa,

43. Ve onlardan sana bakacak olanlar da vardır. Ama hiç görmüyorlarsa, kör olanları sen mi doğru yola ileteceksin?

12-103. Sen şiddetle arzu etsen bile, insanların çoğu iman edecek değillerdir.

16-9. Yolu doğrultmak (doğru yola hidayet etmek), Allah'a aittir. Kimi (yol) ise eğri­dir. O dileseydi, hepinizi hidayete (doğru yola) erdirirdi.

27-79. Sen, artık Allah'a tevekkül et; çünkü sen apaçık bir hak üzerindesin.

80. Çünkü gerçekten sen, ölülere (söz) dinletemezsin ve arkasını dönüp kaçmakta olan sağırlara da çağrıyı  işittiremezsin.

81. Ve sen, körleri düştükleri sapıklıklar­dan çekip hidayete erdirici de değilsin. Sen ancak, ayetlerimize iman edenlere (Söz) dinletebilirsin, işte müslüman olan­lar bunlardır.

28-56. Gerçek şu ki, sen sevdiğini hida­yete eriştiremezsin ancak Allah dilediğini hidayete eriştirir; O, (iman ederek) hidaye­te erecek olanları daha iyi bilendir.

30-29. Hayır, zulmetmekte olanlar, hiçbir bilgiye dayanmaksızın kendi heva (istek ve tutku)larına uymuşlardır. Allah'ın (hidayet etmeyerek) saptırdığını, kim hidayete erdirebilir? Onların hiçbir yardımcıları yoktur.

43-40. Öyleyse sağır olanlara sen mi dinleteceksin veya kör olan ve açıkça birsapıklık içinde bulunanı (sen mi) hidayete erdireceksin.[12]

 

13. Öğüt Vermek Yarar Sağlayacaksa, Öğüt Vermek

 

11-32. Dediler ki: "Ey Nuh, bizimle çekişip-durdun, bu çekişmede ileri de gittin. Eğer doğru söylüyorsan bize va'dettiğini getir (görelim.)"

33. Dedi ki: "Eğer dilerse, onu size Allah getirir ve sız (Onu) aciz bırakacak değilsiniz."

34. "Eğer Allah sizi azdırmayı dilemişse, ben size öğüt vermek istesem de, öğüdümün size yararı olmaz. O sizin Rabbinizdir ve O'na döndürüleceksiniz.

51-55. Sen öğüt verip-hatırlat; çünkü gerçekten öğütle-hatırlatma,  mü'minlere yarar sağlar.

87-9. Şu halde, eğer “öğüt ve hatırlatma” bir yarar sağlayacaksa, “öğüt verip hatır­lat”.

10. “(Allah'tan) içi titreyerek korkacak olan” öğüt alır-düşünür.

11. “Mutsuz-bedbaht” olan da ondan kaçınır.[13]

 

14. En Güzel Tarzda Mücadele Etmek Ve Şeytani Kışkırtmalardan Allah'a Sığınmak

 

16-125. Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücedele et. Şüphesiz  senin Rabbin yolundan sapanı bilendir ve hi­dayete ereni de bilendir.

23-96. Kötülüğü en güzel olanla uzaklaş­tır; Biz, onların (neleri, nasü) nitelendirdik­lerini en iyi bileniz.

97. Ve de ki: "Rabbim şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım"

98. "Ve onların benim yanımda bulunma­larından da sana sığınırım Rabbim."

41-33. Allah'a çağıran, salih amelde bu­lunan ve "Gerçekten ben müslümanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kimdir?"

34. İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen en güzel olan bir tarzda (kötülüğü) uzaklaştır; o zaman, (görürsün ki)  seninle   onun arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost(un) oluvermiştir.

35. Buna da, sabredenlerden başkası kavuşturul­maz. Ve buna, büyük bir pay sahibi olan­lardan başkası da   kavuşturulmaz.  

36. Şayet sana şeytandan yana bir kışkırtma gelecek olursa, hemen Allah'a sığın Çünkü O, işitendir, bilendir,

73-9. (Allah) Doğunun ve batının Rabbidir. O'ndan başka ilah yoktur. Şu halde (yalnızca) O'nu vekil tut.

10. Onların de­melerine karşı sabret ve onlardan güzel­likle (güzel bir ayrılma tarzıyla) ayrıl.

11. Yalanlamakta olan nimet (refah ve servet) sahihlerini sen Bana bırak ve onlara azbir süre tanı.[14]

 

15. Af Yolunu Benimsemek, Uygun Olanı Emretmek Ve Cahillerden Yüz Çevirmek

 

3-134. Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlar (daki hakların)dan bağışlama ile (vaz)geçenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever.

7-199. Sen af (veya kolaylık) yolunu be­nimse, (İslam'a ve örfe) uygun olanı emret ve cahillerden yüz çevir.

12-89. (Yusuf) Dedi ki: "Sizler, cahiller iken Yusuf’a ve kardeşine neler yaptığınızı bmyor musunuz?"

90. "Sen gerçekten Yusuf’musun, sensin öyle mi?" dediler. "Ben Yusuf’um" dedi. "Ve bu da kardeşimdir. Doğrusu Allah bize lutufta bulundu. Gerçek şu ki kim sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah, iyilikte bulunanların karşı­lığını boşa çıkarmaz."

91. Dediler ki: "Al­lah adına, hayret! Allah seni gerçekten bize karşı tercih edip-seçmiştir ve biz de gerçekten hataya düşenler idik."

92. Dediki: "Bugün size karşı sorgulama-kınama yoktur. Sizi Allah bağışlasın. O, merha­metlilerin (en) merhametlisidir."

24-22. Sizin içinizden faziletli ve varlıklı olanlar yakınlara, yoksullara ve Allah yo­lunda hicret edenlere (bazı kusurlarından dolayı) vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoşgörsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

25-63. O Rahman'ın kulları, yeryüzünde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendilerine laf attığında "Selam" derler (geçerler).

28-55. Boş ve yararsız sözü' işittikleri za­man ondan yüz çevirirler ve: "Bizim yapıp-ettiklerimiz bizim, sizin    yapıp ettikleriniz sizindir; size selam olsun, biz cahiller (ile tartışmak) istemeyiz" derler.

43-89. Şimdi sen, “aldırış etmeksizin on­lardan yüz çevir” ve "Selam" de. Artık on­lar bileceklerdir.[15]

 

16. İnsanların Eziyetlerinden Allah'a Sığınmak Ve Allah'ın Hükmüne Sabretmek

 

6-34. Andolsun senden önce de pey­gamberler yalanlandı; onlara yardımımız gelinceye kadar yalanlandıkları ve eziyete uğratıldıkları şeye sabrettiler. Allah'ın sözlerini (va'dlerini) değiştirebilecek yok­tur. Andolsun, gönderilenlerin haberlerin­den bir bölümü sana da geldi,

10-108. De ki: "Ey insanlar, şüphesiz size Rabbinizden hak gelmiştir. Kim hidayete ulaşırsa, o ancak kendi nefsi için hidayete ulaşmıştır. Kim de saparsa, o da kendi aleyhine sapmıştır. Ben sizin üzerinize bir vekil değilim." 109. Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sab­ret. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.

16-125. Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücedele et. Şüphesiz senin Rabbin yolundan sapanı bilendir ve hi­dayete ereni de bilendir.

126. Eğer ceza verecekseniz, size verilenin misliyle ceza verin ve eğer sabrederseniz, andolsun bu, sabredenler için daha hayırlıdır.

127. Sab­ret; senin sabrın ancak Allah(ın yardımı) iledir. Onlar için hüzne kapılma ve kur­makta oldukları hileli-düzenlerden dolayı da sıkıntıya düşme.

128. Şüphe yok Al­lah, korkup-sakınanlarla ve iyilik edenlerleberaberdir.

30-60. Öyleyse sen sabret; hiç şüphesiz Allah'ın va'di haktır; kesin bilgiyle inan­mayanlar da sakın seni telaşa kaptırıp-hafifliğe (veya gevşekliğe) sürüklemesinler.

50-39. Öyleyse sen, onların demelerine karşılık sabret ve Rabbini güneşin doğu­şundan önce ve batışından önce hamd ile tesbih et.

52-48. Artık sen, Rabbinin hükmüne sab­ret; çünkü gerçekten sen, bizim gözleri­mizin önündesin. Ve her kalkışında da Rabbini hamd ile tesbih et,

49. Gecenin bir bölümünde ve yıldızların batışının ardından da O'nu tesbih et.

68-48. Şimdi sen, Rabbinin hükmüne sabret ve balık sahibi (Yunus) gibi olma; hani o, içi kahır dolu olarak (Rabbine) çağrıda bulunmuştu.

49. Eğer Rabbinden bir nimet ona ulaşıp-yetişmeseydi, mut­laka kendisi yerilmiş ve çıplak bir du­rumda (karaya) atılmış olacaktı.

50. Fakat Rabbi onu seçti ve onu salih olanlardan kıldı.

74-7. Rabbin için sabret.[16]

 

17. Yalanlayanlara Ve Küfredenlere Karşı Kendini Ayırıcı Bir Tavır Koymak

 

6-19. De ki: "Şahidlik bakımından hangi daha büyüktür? De ki: “Allah benimle sizin aranızda şahiddir. Sizi -ve kime ulaşırsa- kendisiyle uyarıp-korkutmam için bana şu Kur'an vahyedildi. Gerçekten Allah'la beraber başka ilahların da bulunduğuna siz mi şahidlik ediyor­sunuz?" De ki: "Ben şehadet etmem." De ki: "O, ancak bir tek olan ilahtır ve gerçekten ben, sizin şirk koşmakta oldukları­nızdan uzağım."

10-41. Eğer seni yalanlarlarsa, onlara de ki: Benim yaptıklarım benim, sizin de yaptıklarınız sizindir. Siz benim yaptıklarımdan uzaksınız ve ben de sizin yaptıklarınızdan uzağım."

10-104. De ki: "Ey insanlar, eğer benim dinimden yana bir kuşku içindeyseniz, ben, sizin Allah'tan başka ibadet ettikle­rinize ibadet etmiyorum. Ben ancak, sizin hayatınıza son verecek olan Allah'a ibadet ederim. Ben, mü'minlerden olmakla emrolundum."

105. Ve: "Bir muvahhid (hanif) olarak yüzünü dine doğru yönelt ve sakın müşriklerden olma,"

106. Sana ya­rarı da, zararı da olmayan Allah'tan baş­kalarına tapma. Eğer sen (bu emirlerin tersini) yapacak olursan, bu durumda mu­hakkak sen zulme sapanlardan olursun" (diye de emrolundum).

34-24. De ki: "Sizi göklerden ve yerden rızıklandıran kim?" De ki: "Allah'tır. Gerçekten ya biz, ya da siz her halde bir hidayet üzereyiz veya apaçık bir sapıklıkta."    

25. De ki: "Siz, bizim işlemiş bulunduğumuz suçtan sorulacak değilsiniz ve biz de sizin yapmakta olduklarınızdan sorulacak değiliz."

26. De ki: "Rabbimiz (kıyamet bizi bir arada toplayacak, sonra da hak ile aramızı ayıracaktır. O, (hak ile batılın arasını) açandır, (her şeyi hakkıyla) bilendir."

43-26. Hani İbrahim babasına ve kendi kavmine demişti ki:  Hiç tartışmasız, sizin tapmakta olduklarınızdan ben uzağım."      

27. "(Ancak) Beni yaratan başka. İşte O, beni hidayete yöneltip-iletecektir."

59-16. Şeytanın da durumu gibi; çünkü insana "Küfret" dedi, o da küfre sapınca: "Gerçek şu ki, ben senden uzağım. Doğrusu ben, alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım" dedi.[17]

 



[1] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 433-434

[2] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 434-435

[3] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 435-436

[4] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 436-437

[5] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 437-438

[6] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 438-439

[7] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 439-441

[8] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 441-442

[9] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 442

[10] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 442-444

[11] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 445-446

[12] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 446-447

[13] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 447-448

[14] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 448-449

[15] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 449-450

[16] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 450-451

[17] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 451-453